İSLAM BİLGİNLERİNİN BİLİM DÜNYASINA KAZANDIRDIKLARINDAN KESİTLER II

Somuncu Baba

İslâm dünyasındaki tıp¸ Hz. Muhammed'in (sav) çeşitli hastalara maddî ve manevî olarak yapılmasını önerdiği sözleriyle başlar.

Tıp

İslâm dünyasındaki tıp¸ Hz. Muhammed'in (sav) çeşitli hastalara maddî ve manevî olarak yapılmasını önerdiği sözleriyle başlar. Daha sonraki dönemlerde bu kutlu ifadeler¸ Tıbbu'n-Nebevî isimli eserlerde şekillenerek toplanmış veya hadis kitaplarında bir bölüm olarak yerini almıştır. Buharî'nin hadisleri topladığı meşhur eseri Sahih-i Buharî'deki Tıbbu'n-Nebevî kitabı çok bilinen ve rağbet edilen bir eserdir.1

İslâm tıp dünyasındaki Müslüman hekimler¸ daha çok nabız¸ ten rengi gibi dış belirtilere göre hastalıkları teşhis etmişlerdir.2

Müslüman bilginlerin tıp alanında çok sayıdaki katkılarından bir kaçına değinecek olursak; tıp tarihinde kızıl ve kızamık hastalıklarını ilk keşfeden ve tedavi yöntemleri arayan tabip Sabit b. Kurra'dır.3

Diğer taraftan büyük Türk hekim ve filozofu İbn Sînâ'nın (870-1037) Kânûn fi't-Tıb adlı eseri Avrupa'da defalarca baskısı yapılmış 18. yüzyıla kadar üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmuştur.4 Kânûn'da orijinal fikir¸ gözlem ve deneyler vardır. Mesela¸ göğüs zarı iltihabıyla zatülcenbin birbirinden ayırt edilmesi¸ bulaşıcı hastalıklarda suyun ve toprağın etkisi¸ cilt hastalıklarının tanı ve teşhisleri gibi konular bulunmaktadır.5 İbn Sîn⸠mide ülserinin üzüntü ve sıkıntı gibi psikolojik ve mide üzerinde doğrudan etkisi olan organik olmak üzere iki sebepten kaynaklandığını tespit etti. Ayrıca kanseri teşhis eden Büyük Hekim¸ buna erken cerrahî müdahaleyle¸ dokunun alınması şekliyle bir tedavi yöntemi geliştirdi.6

Büyük Türk tabibi ve mutasavvıfı¸ aynı zamanda Fatih'in hocası da olan Akşemseddin (1390-1459)¸ bazı hastalıkların sebebi olarak “tohum” adını verdiği mikrop konusunda araştırmalar yapmıştır.7

Ayrıca¸ salgın hastalıkların temas ve hava yoluyla bulaşarak yayıldığını¸ ilk olarak Müslüman bilginler ortaya koymuşlardır. Cerrahî de el-mürkîd (uyutan) dedikleri sıvıya batırılan bir süngeri¸ hastanın ağız ve burnuna tutarak yapılan anestezi uygulamaları¸ İslâm hekimleri tarafından başlatılmıştır. Bunun yanı sıra cerrahîde de yaraları dağlayan¸ buz ve soğuk su kullanarak kanamaları durduran ilk tıpçılar¸ Müslümanlar içerisinden çıkmıştır.8

Diğer taraftan tıp bilgisini yedi dala ayıran büyük İslâm filozof ve hekimi İbn Rüşd (1126-1198) de¸ fizikî egzersizlerin sağlığın korunmasındaki rolünü ilk keşfeden kişi olmuştur.9

İbn Sînâ ile çağdaş ve aynı zamanda Müslümanların en önde gelen cerrahı olan Zehravî (ö.936)¸ cerrahlık ve cerrahî aletleri ile ilgili birçok eser kaleme almıştır. Yaşadığı cerrahî ameliyatlar¸ 300 yıl boyunca cerrahî tekniğinin en önemli tıp başarıları olarak kabul edilmiştir.10

Yine Ürdün'de 1233 yılında doğan el-Kuf adlı hekim¸ kılcal damarlar için verdiği tanımlar ve kalp kapakçıklarının çalışmasıyla ilgili söyledikleriyle tanınmaktadır. O¸ bunu¸ mikroskop döneminden çok önce¸ Avrupa'da Malphigi'nin kılcal damarlar tanımlamasından 400 yıl önce gerçekleştirmiştir.11

13. asrın önemli cerrah hekimlerinden birisi olarak bilinen İbn Nefis (1208-1288)¸ küçük kan dolaşımını¸ yani kalp ve akciğer arasındaki dolaşımı keşfetmiştir. Bununla da yetinmeyerek¸ kanın kalbin bir tarafından diğer tarafına geçtiğini ileri süren ünlü Yunanlı tıp otoritesi Galenos'un (131-201) hatalı olduğunu çekinmeden ilan etmiştir.12

Bununla birlikte¸ İslâm dünyasında tarih boyunca hastalıkların müzikle tedavi etme yöntemleri kullanılmıştır. Bu çerçevede birtakım psikolojik hastalıkların müzik kullanılarak iyileştirilmesine müzikle tedavi (müzikoterapi) ismi verilmektedir. Yakın zamanlara kadar Avrupa'da akıl ve sinir hastaları¸ çoğunlukla cin çarpması olarak görülüyor¸ acımasız işkencelere tabi tutuluyor veya öldürülüyorlardı. Aynı dönemlerde hatta daha önceki zamanlarda bile¸ İslâm dünyasında bu tür hastalara belirli tedavi yöntemleri uygulanır ve özel hastaneler inşa ediliyordu.13

Tıbbın yanında¸ İslam bilim çevreleri kimyanın hem teori hem de deney sahasına da yönelmişlerdir.

Kimya

Kimya alanında Müslüman araştırmacılar¸ teorik ve pratik birçok icat ve teorinin sahibidirler. Hatta İslâm coğrafyasının bilginleri bu alanda nesnel deneyler yapan ilk kimyacılardır. Nitekim laboratuvarlarda gerçekleştirilebilen orijinal deneylerle kimya müstakil bir bilim olmuştur.

Bu çalışmalarda nitrik ve sülfürik asit¸ potasyum¸ nitrat ve alkoller gibi çok sayıda kimyevî maddeyi tespit ederek keşfetmişlerdir. Bununla birlikte çağımız Batı dillerinde geçen ve halen kullanılan imbik¸ alkali¸ alkol gibi kimya sahasındaki teknik kelimelerin çoğu Arapça'dan olduğu gibi alınmıştır.14

Müslüman kimyacılar¸ nitrik asit¸ sülfürik asit¸ nitro-hidroklorik asit¸ civa klorür¸ demir sülfat gibi birçok kimyasal bileşik üretiyorlardı. Potasyumu keşfedip¸ gümüşün ve potasyum nitratı elde edebiliyorlardı.15

Ayrıca İzzeddin Celdekî (ö.1360) isimli Müslüman bilginin¸ kimyasal tepkimelerle ortaya çıkan tehlikeli gazlardan korunmak için maske kullanılması gibi keşiflerde katkısı olmuştur.16

Kimyanın yanında coğrafya alanında önemli icat ve keşifler yapılmış ve bunlar insanlığın hizmetine sunulmuştur.

Coğrafya

İslâm bilim dünyasında kendisinden en çok yararlanılan ilimlerinden birisi Coğrafya’dır. Çünkü Kur'ân¸ Müslümanlara tabiattaki yapıları ve geçmiş milletleri inceleyip araştırmaları için seyahat etmeyi tavsiye etmiştir. Bunun yanı sıra namaz için Kıble'nin tayini ve hac yolculuğu için coğrafî bilgilere sahip olmak gereklidir.17

Bu açıdan 12. yüzyılın büyük coğrafya bilgini İdrisî (1100-1165)¸ bizim için çok önemlidir. Gençlik yıllarında bilginimiz¸ İspanya¸ Portekiz¸ Güney Fransa¸ İngiltere¸ Kuzey Afrika'daki Fas gibi ülkeleri görme imkanı bulmuştur. Henüz 16 yaşında iken İstanbul dahil Anadolu şehirlerine seyahatlerde bulunmuştur. Norman Kralı II. Roger (1097-1155) tarafından Sicilya'ya davet edilmiş18 ve Palermo şehrinde Kral'ın ölümüne kadar sarayda yaşamıştır. Henüz kral hayattayken¸ dünya coğrafyasına ait büyük bir gümüş küre ve Roger'in Kitâbı (Kitâb-ı Rucârî) isimli eseri hazırlamıştır. Kitapta bulunan 70 paftalık dünya haritası o güne kadar bilinen dünya coğrafyasını tasvir eden en geniş çalışmadır. İdrisî'nin coğrafya alanındaki diğer önemli katkısı¸ Müslüman coğrafya bilginlerinin keşfedip geliştirdikleri bilgileri Batıdaki bilim çevrelerine taşımıştır.19

Bununla birlikte Osmanlı amiral ve bilim adamı Pîrî Reis (1465-1553) ile dünyada haritacılık¸ dönemin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Hem coğrafyacı hem de matematikçi olan Pîrî Reiş gezip gördüğü ülke ve kıtaların haritalarını¸ o günün sınırlı imkanları ve yetersiz aletleriyle çok önceden büyük bir doğrulukla çizebilme yeteneğini göstermiş tek bilgindir denilebilir. Dahası¸ büyük coğrafyacı¸ hiç gidip görmediği Güney ve Kuzey Amerika kıtalarını da bugünün haritalarına çok yakın olabilecek şekilde çizmiştir. Hâl⸠Pîrî Reis'in bu akılları durduracak şekilde düzgün ve doğru bilimsel haritaları nasıl çizebildiğinin cevabı verilememiştir.20 Bununla yetinmeyerek buzullarla kaplı Antarktika kıtasını çizebilmesi¸ bilim adamlarını hayretler içerisinde bırakmaktadır. Zira coğrafya bilginimiz bu haritaları 1513 yılında hazırlamıştır.21

Amerika ve Rus deniz araştırmacıları Antartika kıtasının varlığını¸ üç asır sonra¸ ancak 1820'lerde öğrendiler. Pîrî Reis'in Kitâbu'l-Bahriyye22 adlı çağına göre çok nadir ve mükemmel eserinde çok sayıda bilimsel niteliği şüphe götürmeyen haritalar bulunmaktadır.

Haritacılığın yanı sıra ilk uçuş denemelerini gerçekleştirmek ve ilkel uçma aletlerini ve makinelerini tasarlamak Müslüman mekanikçilere nasip olmuştur. Bu alandaki çalışmaları¸ 9. yüzyılda ilk defa Endülüslü bilgin İbn Fâris (919-1004) tarafından gerçekleştirilmiştir.23

Bu buluşlara ilave olarak söyleyebileceğimiz¸ diğer önemli bir icat¸ Batılıların “Camera Obscura” dedikleri “Karanlık Oda” veya “Karanlık Kamera” ilk olarak ünlü fizikçi ve optikçi İbn Heysem'le (965-1040) başarılmıştır. O¸ güneş ve gök cisimleri gündüzleri gözlemleyebilmek ve optik olaylarını açıklamak ve anlamak için karanlık bir oda icat etmiştir. Bu icat¸ sonraki yüzyıllarda bazı optik alet ve makinaların yapılmasına dayanak teşkil etmiştir. Büyük Optikçi İbn Heysem¸ bu Karanlık Oda'yı “Beytü'l-Munzal” ismiyle tanımıştır.24

Şurası da bilinmelidir ki¸ Müslüman bilim adamlarının icat ve keşifleri bu söylediklerimizle sınırlı değildir. Onların dünya bilim ve teknolojisine katkıları tek bir yazının konusu olacak kadar azımsanacak değildir. Dolayısıyla bilim adamlarımızın gerçekleştirdikleri tüm icat ve keşiflerden söz etmeye kalksak¸ buna ne zamanımız ve ne de yerimiz elverir. Ancak unutmamız gereken husuş bahsettiğimiz bilim adamı mucitlerimizin yaşadığı dönemlerin günümüze yakınlığı en az beş altı yüzyıl öncesine dayanmakta olmasıdır.

Sonuç olarak bilim ve teknoloji tarihimizden bazı bölümleri aktardığımız bu makalemizle¸ sürekli geçmişe referans verip¸ sloganlar içerisinde boğulup sadece bununla yetinip avunmayı amaçlamıyoruz. Umudumuz ve beklentimiz¸ daha önce gerçekleştirip başardıklarımızı¸ belki daha da ötesini¸ tekrar yapabilecek potansiyel¸ yetenek ve gücümüzün olduğu bilincini kendimize hatırlatmaktan ibarettir.

*Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Felsefesi Öğretim Üyesi.

Dipnotlar:


1- M. Rıza Hakîmi¸ İslâm Bilim Tarihi¸ çev: Hüseyin Arslan¸ İstanbul 1999¸ 111 (Naklen: Cevâd Hadîdî¸ Islâm ez Nazar-i Voltaire (Voltaire’e Göre İslâm)¸ III. baskı¸ Tus Yay.¸ Tahran trz¸ 87¸ 193¸ 244-245).
2- Bkz. Seyyid Hüseyin Nasr¸ İslâm ve İlim¸ çev: İlhan Kutluer¸ İstanbul 1989¸ 176-177.
3- A. Adnan Adıvar¸ Tarih Boyunca İlim ve Din (Bilim ve Din)¸ V. baskı¸ İstanbul 1994¸ 79¸ 97; ayrıca bkz. Colin A. Ronan¸ Bilim Tarihi¸ çev: E. İhsanoğlu¸ F. Günergun¸ II. baskı¸ Ankara 2003¸ 262.
4- Mehmet Bayrakdar¸ İslâm’da Bilim ve Teknoloji Tarihi¸ II. baskı¸ Ankara 1992¸ 6.
5- İ.R. Fârûkî-L.L. Fârûkî¸ İslâm Kültür Atlası¸ çev: M. Kibaroğlu¸ Z. Kibaroğlu¸ III. baskı¸ İstanbul 1999¸ 303; ayrıca bkz. Hakîmi¸ İslâm Bilim Tarihi¸ 151.
6- Nasr¸ İslâm ve İlim¸ 75-77; Bayrakdar¸ İslâm’da Bilim ve Teknoloji Tarihi¸ 6.
7- Fârûkî-Fârûkî¸ İslâm Kültür Atlası¸ 361.
8- Fârûkî-Fârûkî¸ age¸ 361.
9- Hilmi Ziya Ülken¸ Uyanış Devrinde Tercümenin Rolü¸ III. baskı¸ İstanbul 1997¸ 171; Hakîmi¸ İslâm Bilim Tarihi¸ 121.
10- Ronan¸ Bilim Tarihi¸ 248-252.
11- Nasr¸ İslâm ve İlim¸ 78-86; Bayrakdar¸ İslâm’da Bilim ve Teknoloji Tarihi¸ 33.
12- Nasr¸ İslâm ve İlim¸ 88.
13- İsmail Yakıt-Nejdet Durak¸ İslâm’da Bilim Tarihi¸ Isparta 2002¸ 78; Nasr¸ İslâm ve İlim¸ 112-116; Fârûkî-Fârûkî¸ İslâm Kültür Atlası¸ 362; M.G. S. Hodgson¸ İslâm’ın Serüveni¸ çev: Komisyon¸ İstanbul 1993¸ I¸ 383.
14- Ronan¸ Bilim Tarihi¸ 230.
15- Ronan¸ age¸ 236.

Sayfayı Paylaş