İBN-İ SÎNÂ VE DÜNYAYA ETKİLERİ

Somuncu Baba

Ağustos ayı Türk tarihi içerisinde müstesna yeri olan aylardan biridir. Bu ayda önemli zaferler kazanılmış önemli olaylar gerçekleşmiştir.

Ağustos ayı Türk tarihi içerisinde müstesna yeri olan aylardan biridir. Bu ayda önemli zaferler kazanılmış önemli olaylar gerçekleşmiştir. Bu ay içerisinde Alparslan Malazgirt Zaferini kazanmış (1107)¸ Otlukbeli Meydan Savaşı kazanılmış (1473)¸ Yavuz Selim Çaldıran ve Mercidabık Zaferlerini kazanmış (1514-1516)¸ Kanuni Mohaç Savaşını kazanmış (1534)¸ Estergon Kalesi fethedilmiş (1543)¸ Turgut Reis Trablusgarb'ı fethetmiş (1551)¸ Çanakkale'de I. Anafartalar Zaferi kazanılmış¸ M. Kemal Atatürk Başkomutanlık Meydan Savaşı ve Büyük Taarruzda düşmanı yenmiş¸ Kurtuluş Savaşının kazanılmasını sağlamıştır (1922)¸ 2. Kıbrıs harekatı yapılmıştır. (1974) Bunların yanı sıra önemli haftaları içerisine alan bir aydır Ağustos. Dünyaca meşhur Türk bilgini olan İbni Sînâ için 17-23 Ağustos tarihleri İbni Sînâ haftası olarak kabul edilmiştir. İşte biz bu yazımızda bu meşhur bilginimizi tanıtmaya çalışacağız.

İbn-i Sînâ 980 yılında Buhara'ya bağlı olan Harmasyan şehrine yakın Afşana köyünde doğmuştur. Olağanüstü bir zekâya sahiptir. 10 yaşındayken Kur'an-ı Kerim'i ezberlemiştir. 18 yaşına geldiğinde devrinin bütün bilimlerinde en yüksek seviyeye ulaşmıştır. İbn-i Sînâ sarf¸ nahiv¸ geometri¸ mantık¸ matematik¸ kimya¸ musiki¸ siyaset bilimi¸ tıp¸ fıkıh¸ fizik¸ felsefe¸ biyoloji¸ metafizik bilimlerini öğrendi. Fakat hangi konu ile ilgili çalışırsa çalışsın önce abdest alır¸ namaz kılar sonra da o meselenin halli için Allah'a dua ederdi. Her şeyin ondan geldiğinin farkında olduğu için dünyadaki tüm bilimlerin Allah'ın ilminin yanında hiçbir anlam ifade etmediğinin bilincindeydi.

Buhara Sarayının zengin kütüphanesinde çalıştı¸ buradaki tüm kitapları ezberlercesine okudu. Yirmi yaşında Harezm’e gitti. Orada Birun ile tanıştı. Oradan Horasan'a ve Cürcan'a geçti. Cürcan'da Ebu Muhammed Şirazi kendisine yardımcı oldu. İlmi çalışmaları için bir yer tahsis etti. Ünlü eseri Kanun fi't-Tıbb'ı burada yazdı. Bütün düşünürlerin hayatını araştırdı. En tanınmış eserleri Kanun fi't-Tıbb¸ Eş-Şifa¸ En-necat'tır. Kendisi altı asır boyunca doğu ve batıdaki en büyük tabib kabul edilmiştir. Eserleri Asya ve Avrupa üniversitelerinde tek kaynak¸ yegâne kitap olarak okutulmuştur. Eserleri Latince¸ İbranice ve diğer dillere çevrilmiş¸ yüzlerce defa mükerrer baskıları yapılmıştır. Yaptığı tanım tesbit ve ilaçları günümüzde halen geçerlidir.

Civa buharıyla tedaviyi ilk defa kendisi bulmuştur. Kızıl hastalığını ilk kez kendisi tarif etmiş¸ mide ülserini ilk kez kendisi yazmış¸ bu hastalığın yemeklerle ilgili olduğunu açıklamıştır. Karaciğer hastalıklarını da en güzel açıklayan İbn-i Sînâ'dır. Kalp mide ve böbreklerin karaciğer hastalığından dolayı bozulacağını eserinde yazmıştır. Aynı zamanda göz hakkında geniş bilgiler vermiştir. Göz ile burun arasındaki kanalın varlığını ilk keşfeden bilgindir. Doğum hakkında geniş bilgiler vermiştir. Kalp ve kalp hastalıkları hakkında bilgi vermiş kalbin çalışma şeklini açıklamıştır. İbn-i Sînâ ilk kez damar içi şırıngasını yapmıştır. Tıpta ilk kez sondaları bulmuştur. Bu aletle mesaneye ilaç koyma ve bevli çıkartmayı başarmıştır. Avrupa ise buna ancak 800 yıl sonra 19. yüzyılda erişebilmiştir. Hareket¸ kuvvet boşluk¸ ışık¸ ısı¸ özgül ağırlık üzerine orijinal çalışmalarda bulunmuştur. Ameliyatlarda uyuşturucu narkozu bulan ve kullanan ilk kişidir. İlk kez şeker hastalığını keşfetmiş¸ idrarda şekerin olduğunu açıklamıştır.

Eseriyle Avrupa düşünürlerini derinden etkilemiştir. Avrupa'da “Avicenna” diye tanınan İbn-i Sînâ en büyük bilgin olarak kabul görmüştür. Tüm bilimsel eserlerinin yanı sıra tasavvuf ile ilgili eserler yazmıştır. Kitabu'n-nefi adlı eseriyle psikolojinin kurucusu olarak kabul edilmiştir. İbn-i Sînâ'ya göre Allah bütün ispatların temelidir: “Vacibü'l-Vucut”tur. Bürhan yoluyla bilinemez. O'nun ne tarifi ne illeti vardır. Bilakis kendisi bütün mevcudata delildir. Böylece metafizikten tasavvufa geçer. Mevcudat Cenab-ı Hakk'ın “Vacibü'l-Vucut” olması sebebiyle zaruri surette vücut bulmuştur. Bu sebeple eşya üzerinde Allah'ın ezeli inayeti vardır. İbn-i Sînâ bu ilahi ahlakı uzun uzun tahlil eder ve buradan asıl beşeri ve ameli ahlaka geçer. Ruhi kuvvetler ve ahlaki faziletler arasındaki ilişkileri inceler. Yani ilk nokta son noktadır fikrini doğrular. Tüm bilimlerde temel amacın ve erişilecek son noktanın Allah olduğunu ispatlar. Ezelden ebede çok güzel köprüler kurar¸ ibret levhaları gösterir. İbn-i Sînâ'nın Şifa adlı eseri bir felsefe ansiklopedisidir. Diğer eserlerine gelince Kanun fi't-tıb meşhur tıp kitabıdır. Necat ve işaret adlı kitapları ve Aristo'nun felsefesini anlatan yirmi ciltli Kitabü'l-İnsaf'ı başta gelen eserleridir. İbni Sîn⸠Kimya alanında da çalışmış ve önemli keşiflerde bulunmuştur. Bu hususta Berthalet¸ kimya ilminin bugünkü hale gelmesinde İbn-i Sînâ'nın büyük yardımı olduğunu söyler. Bu çalışmaları ve etkileriyle İbn-i Sînâ doğu ve batı kültürünü geliştiren büyük bilginlerden biri olduğunu gösterir. Bütün bunlardan başka çok güzel şiirler yazmıştır. Hatta Türkçe olarak yazmış olduğu şiirleri bulunmaktadır. Yani aynı zamanda şair edebiyatçı kimliği de bulunmaktadır. İbn-i Sînâ'nın Kanun fi't-Tıb adlı eseri 12. yüzyılda Latinceye çevrildi. Bu eser batı tıp aleminde patlama tesiri yaptı. Çağın Fransa'nın en meşhur tıp fakülteleri olan Montpellier ve Lauvain Üniversitelerinin temel kitabı Kanun fi't-Tıb olmuştur. Durum 17. yüzyılın ortalarına kadar devam etti. İbn-i Sînâ 700 yıl Avrupa'nın tıp hocası oldu. 600 yıl önce Paris Tıp Fakültesi'nin Kütüphanesinde bulunan dokuz ana kitabının en başında İbn-i Sînâ'nın Kanun fi't-Tıb adlı eseri yer almaktadır.

Bugün hâlâ Paris Üniversitesinin Tıp Fakültesi öğrencileri St. Germain Bulvarı yanındaki büyük konferans salonlarında toplandıklarında Müslüman doktorun duvara asılı büyük boy portresiyle karşılaşırlar. Bu iki portre İbn-i Sînâ ve Er-Razi'ye aittir.

İbn-i Sînâ 1037 tarihinde Hemedan'da mide hastalığından vefat etmiştir. Kendisine tüm insanlığa yaptığı katkılarından dolayı şükranlarımızı arz ederiz.

Sayfayı Paylaş