GÜL KOKUSU'NDA BİR ROMAN

Somuncu Baba

Raziye Sağlam'ın¸ Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezi Yayınları'nca yayımlanan 'Gül Kokusu' anlatısı¸ çağımızın kâmil velilerinden es-Seyyid Osman Hulusi Efendi'nin (ks) hayatını konu alan ve bir menkıbe tadında okuduğum bir roman.

Raziye Sağlam'ın¸ Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezi Yayınları'nca yayımlanan 'Gül Kokusu' anlatısı¸ çağımızın kâmil velilerinden es-Seyyid Osman Hulusi Efendi'nin (ks) hayatını konu alan ve bir menkıbe tadında okuduğum bir roman. Roman derken aslında bir çekince de koymak isterim¸ zira roman klasik veya modern (hatta postmodern) türleriyle¸ bu türlerin içerdiği estetik özellikler¸ içinden doğduğu toplumsal şartlar bakımından farklı bir anlatı damarını ifade ediyor. Raziye Sağlam'ın bu anlatısı¸ ne geleneksel ne de modern romanın gereklerine uymuyor. İyiki de uymuyor zira bir velinin manevi hayatını konu alınca¸ yazarın kuşkusuz bizim geleneksel anlatı dünyamıza uzanması ve bir menkıbe atmosferinde¸ dilinde bunu aktarması gerekiyor. Anlatılan sıradan bir insan değil çünkü. Anne ve baba tarafından Hz. Hüseyin (ra) efendimize uzayan seyyitler silsilesinin altın halkalarından biri…

Üstelik hayatını insanların maddi ve manevi çaresizliğine yönelik hayırlı hizmetlere adamış bir kâmil veli. Bendeniz Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi hazretlerini geç tanıdım. Bir Darende ziyaretimde elime tutuşturulan iki ciltlik Divan'ını okumaya başladığımda Niyazi-yi Mısri ile karşılaştığımı sandım. Çağımızın başlarında yırtılan ve yarılan bir manevi geleneğin günümüzdeki temsilcilerinden biriydi. Divan'ında İlahi aşk şarabıyla sermest bir halde nefesler¸ gazeller¸ ilahiler söylüyordu. İmgeleri¸ mecazları¸ arketipleri¸ mitleri¸ teşbihleri¸ tevriyeleri¸ kinayeleri¸ atıfları¸ telmihleriyle bize başta Kutsal Kitab'ımız olmak üzre¸ O'nun Sevgili Muallim'ini¸ Efendimiz'i¸ O'nun kâmil varisleri olan velileri¸ onlarda dile gelen İlahi Hakikat'i haber veriyordu. Sonra Osman Hulusi Efendi Vakfı'nın diğer yayınlarını okuma imkânım oldu. Gördüm ki¸ Darende gibi bir beldede manevi geleneğin kalbi vuruyor¸ nabzı atıyor. Orada Allah'ın güzel isimlerinden binbir koku esiyor.

Resul rüzgârı ora üzerinden kalbimize birbirinden güzel kokular estiriyor. Sanki İlahi Kelam ilk kez iniyormuş gibi okuyor kayyum müezzinler. Namaz Allah'ın huzur-ı manevisinde İlahi Zat'ın hakikatiyle müstağrak bir halde kılınıyor. Geçenlerde her yıl mutad yapılan etkinliklere de katıldım. İlahiyat fakültesinden çok değerli hocalarımla ve diğer konuk dostlarla birlikte Darende'nin manevi atmosferinde birbuçuk gün geçirdik. Gül Kokusu'nu da orada basılmış halde gördüm. Önceden Osman Hulusi Efendi hazretlerinin hayatını anlatan bu anlatıdan kimi sayfalar okuma imkânım olmuştu. Darende'den esen gül kokusu Raziye Sağlam'ın bu anlatısında da efil efil esiyor ve kitabın ilk sayfalarından itibaren Efendi hazretlerinin çileli ve feyizli¸ bereketli yaşamı adım adım kendisini bize açıyor. İhramcızade hazretlerinden başlayarak¸ Efendi hazretlerinin ebeveyni¸ nasıl bir ev ve aile ortamına gözünü açtığı¸ çocukluk ve ilk gençlik yılları¸ ardından evliliği¸ hilafeti ve maddi anlamda yoksul ama manevi bakımdan son derece zengin yaşamının diğer evreleri… Raziye Sağlam'ın anlatımı son derece sade¸ yalın ve mahalli dil hususiyetleri taşıyor. Kitapta çok sayıda yerel sözcüğe rastlıyorsunuz. Bendeniz Malatyalı olduğum halde kimi sözcükleri tanımakta zorlandım. Tabi Gül Kokusu'nun tek özelliği bu değil. Osman Hulusi Efendi hazretleri gibi kâmil velilerin yaşamı¸ olağanüstülüklerle doludur. Allah Resulü'nün kâmil varisi olan veliler¸ bizim zaman zaman girebildiğimiz o olağanüstü¸ o elli derece ateşlerde yanılan âlemlerde¸ gizemli ve nadide bir yaşam sürüyorlar. Bu bakımdan Gül Kokusu romanı¸ güç bir işe soyunmuş. Kabe'ye doğru yola çıkan karınca¸ kendisine gülenlere¸ 'varmasam da yolunda ölürüm ya' demiş. Bir bakıma Sağlam'ın tutumu da böyle¸ denilebilir. Öylesi bir zatı anlatmak gerçekten güç. Onun yaşadığı manevi halleri¸ deruni¸ batını süreçleri¸ o olağanüstü halleri¸ müşahadelerini¸ vizyonlarını¸ tattığı manevi güzellikleri¸ o doyumsuz halleri insan ancak dışardan bir bakışla¸ bir gözle aktarabilir. Bu ise çeşmenin fotoğrafına¸ resmine bakmak gibidir. Oradan içemezsiniz. İçmek için bizatihi çeşmeye gitmek zorundasınız. Bu bakımdan Gül Kokusu¸ belki o cennet rayihasından sadece birkaç tattır¸ kokudur. O muhteşem dekordan birkaç çizgidir¸ izdir. O zümrüt yeşilinin sayısız tonlarından birkaç renktir. O halde kitabı okurken onu yaygın ve egemen edebi sistemin nosyonlarını çok fazla gözetmemek gerekir. Kimi gramer hatalarını ve dil zaaflarını da… Onlar bu anlatılan görkemli dünyanın içerisinde zaten eriyip gitmektedir. Gül Kokusu¸ oylumlu bir kitap. Ama bir çırpıda okunabiliyor. Beni en çok Efendi Hazretlerinin inanılmaz bir yoksulluk ve çaresizlik içinde geçirdiği günler¸ o yoksulluğa rağmen gönlündeki zenginlik¸ hanesindeki bereket¸ İhramcızade hazretlerinin onu erken dönemde keşfi¸ O'nunla manevi ilişkileri¸ ardından kısa sürede tamamladığı seyr-i süluk öyküsü ve nihayet kendisini insanların maddi ve manevi yaşamına adayışı etkiledi.

Bu hikaye aslında tanıdık. Bediüzzaman hazretlerinin yaşamı böyledir. Gazzali'nin hayatına bakınca bunu görürüz. Yunus Emre hazretleri¸ Niyazi-i Mısri hazretleri böyledir. Efendi hazretlerinin tabi bir başka önemli özelliği şair olması ve ilahi hikmet ve deyişlerle öğretisini aktarmasıdır. Onun Divan'ına dalan her dalgıç¸ mutlaka elinde pek çok inci ve yakutla çıkacaktır. Zaten Raziye hanımın kitabında da sık sık şiirlerinden alıntılara rastlıyoruz.

Bu ilginç kitabı okumanızı dilerim. Okuyun ve bir kamil velinin yaşamının bizim için nasıl bir ibret ve hikmet dersine dönüştüğünü görün.

Sayfayı Paylaş