ÇOCUKLARDA ALLAH İNANCI

Somuncu Baba

Çocuk¸ ailenin değer yargıları ve ahlakî kuralları ile dinî ve manevî değerlerine bağlıdır. Başarılı çocukların manevi inançları vardır ve ebeveynlerin çocuklarına bu değerleri de öğretmeleri şarttır.

Çocuk¸ ailenin değer yargıları ve ahlakî kuralları ile dinî ve manevî değerlerine bağlıdır. Başarılı çocukların manevi inançları vardır ve ebeveynlerin çocuklarına bu değerleri de öğretmeleri şarttır.

Her çocukta dini inançla ilgilenme yaşı değişebilirse de genellikle 3-4 yaşından itibaren dini fikirlerle temas ederler. Bu yüzden bu yaşlarda her şeyi yaratan¸ düzene koyup idare eden Allah tasavvuru fırsat geldikçe anlatılabilir. Çocuklar büyüklerinin telkin ettiği fikirlere hemen inanırlar¸ çünkü yaradılışlarına bu uygundur.

Yine çocuklar bu yaşlarda bir ihtiyacın ve bir arayışın ifadesi olarak birçok sorular sorarlar. Bu sebeple çocuğa verilecek cevaplar anlaşılır ve sade olmalı; Allah'ın büyüklüğü¸ her şeyin yaratıcısı olduğu¸ bütün iyilik ve güzelliklerin sahibi olduğu bildirilmelidir. Soruları cevapsız bırakmak doğru değildir ve geçiştirilmeden¸ çocuğun seviyesine inilerek¸ anlayacakları tarzda karşılık verilmelidir.

Çocuk anlatılanlara kolayca inanacağından verilen bilgilerin doğru ve sağlam olmasına özen gösterilmelidir.

Her şeyin sahibinin Allah olduğu¸ bütün nimetleri O'nun verdiği¸ her şeyin üzerinde büyük bir güç olduğu anlatılmalı; çocuğun fıtratındaki sığınma¸ dayanma ihtiyacı bu şekilde doldurulmalıdır. Zaten insanoğlunun yaradılışında kendisinden güçlü ve ulu bir varlığa inanmaya ihtiyacı vardır. Kendi önemsiz endişelerimizi ve hayatın kısalığını; kâinatın uçsuz bucaksız sonsuzluğuyla kıyasladığımızda¸ gidişatımızı¸ hayatın anlamını ve dünyada olma sebebini düşünmeye başlarız. Çocuklar ise bu konulan sorgulamaya çok erken yaşlarda başlarlar ve buna sandığımızdan çok daha fazla zaman ayırırlar.

Yanlış tanıtılmamak

Birçok ana-baba Allah'ı çocuğa kötüleri cezalandıran bir varlık olarak tanıtırlar. “Yapma¸ Allah çarpar; Allah belanı versin¸ seni cehenneminde yaksın” gibi sözler sık sık duyulur. Bunun sonucunda çocuk Yaratanı güçlü bir öcü gibi görür. Oysa Allah'ın esirgeyici olduğu asıl anlatılması gereken şeydir. Bu konuda da çocuğun sorularına basit¸ onun dilinde açıklamalar verilmelidir. Her şeyi yaratan¸ koruyan varlık olduğu vurgulanmalı; çocuğa Allah korkusundan çok sevgisi aşılanmalıdır.

Elbette dini telkinlerden daha çok çocuğun ana-babası yaşadıkları hayatla ona uygun örnek olmalıdırlar. Ana-babasının saygılı¸ şefkatli ve dinine bağlı davranışlarını gören çocuk onlar gibi davranır. İkiyüzlülükten ise nefret eder.

Yine çocuğa dualar öğretmek; yemeye¸ uyumaya besmele ile başlamasını telkin etmek¸ yemekten sonra nimetleri veren Rabbimize şükrü aşılamak oldukça faydalıdır.

Eğer çocuk Allah'ın kendisini¸ anasını¸ babasını yani her şeyi yaratan¸ yaşatan¸ bütün yiyecekleri¸ içecekler veren¸ bitkileri yeşertip büyüten¸ bütün isteklerini ve ihtiyaçlarını karşılayan¸ tehlike ve kötülüklere karşı daima koruyan¸ istediğinde her türlü yardımı yapan vb.lerinin hep Allah olduğuna inanmış ise¸ o zaman Allah onun için vazgeçilmez bir sığınak ve emniyet kaynağı olacaktır. Başka bir deyişle¸ çocuk bilhassa kendini dayanaksız¸ emniyetsiz¸ desteksiz¸ güçsüz¸ çaresiz hissedince; hemen Allah'ı dayanak¸ sığınak ve güvence olarak görür ve onun himayesine girer. Çocuk burada yaradılışına uygun olanı yapmaktadır. Allah'a bağlanma ve dayanma ihtiyacı kendiliğinden gelen ve vazgeçilmez derecede olan bir duygudur. Bütün çocuklarda bu duygu ve istek ziyadesiyle vardır.

Ayrıca bayram ve kandil günlerinde çocuğa hediye almak ve bu günleri ailece kutlamak¸ camiye götürmek İslâm'a ısındırmak açısından önemlidir.

Cerrahi şefi Doç. Dr. Mustafa Şahin bir defasında şunu söylemişti: “Çocukluğumun en güzel hatıraları arasında ailemle iftar yapmak¸ sahura kalkmak ve babamın beni camiye götürmesi vardır.

Bu yüzden çocuklarımın mukaddes mekânları ve kavramları sevmeleri için onlarla camiye giderim¸ iftarlarda yanlarında olurum ve birlikte sahura kalkarız.”

Çocuklar manevi değerleri her gün görmeye ve onlar hakkında konuşmaya ihtiyaç duyarlar. Gökyüzü¸ bulutlar¸ tabiattaki güzellikler seyredilmeli; çocuğumuzla tüm bunların nereden geldiği ve onları kimin bize nimet olarak verdiği konuşulmalıdır.

Ahmet adındaki genci Hıristiyanlığa geçtiği için “acaba hasta mı?” diye muayeneye getirmişlerdi. Kendisine “nerden çıktı bu din değiştirme?” diye sorduğumda şu cevabı vermişti:

“Doktor bey¸ benim babam aşırı dindar bir insandır. Ancak çok sinirlidir¸ her şeye bağırır çağırırdı. Ters bir hareket yapsak cehennemlik olduğumuzu söyleyerek döverdi Çok şiddetli dayaklar yedim hakaret ve aşağılamalar işittim. Sonra ne zamanki artık büyüdüm¸ ona inat olsun diye din değiştirdim. Onun bu duruma üzüntüsü adeta bana zevk veriyor.”

Gerçekten¸ sıcak ve mutlu ortamda yaşayan ailelerin çocukları da bu sıcaklığa uyar¸ anne-babanın moral ve geleneksel değerlerini paylaşırlar. Maneviyat¸ çocukların kendilerine ve kendi dışındaki ilişkilere güven duymalarını gerektirir; güven de hevesli¸ uyumlu ve karşılık veren ebeveynlerden öğrenilir. Çocukların “Allah” anlayışları ebeveynleri ile aralarında kurmuş oldukları ilişkiye paraleldir.

Sayfayı Paylaş