SULTAN II. ABDÜLHAMİD'İN HAYIR HİZMETLERİNE KISA BİR BAKIŞ

Somuncu Baba

Sultan II. Abdülhamid tarihimizde kendisinden en fazla bahsettiren ve hakkında yoğun eserler kaleme alınan hükümdarlar arasında yer alır. Ne yazık ki yaşıyorken değeri layığı ile bilinmediği gibi vefatından sonra yazılan kitapların bir kısmı mahut rüzgârların etkisiyle ve ulu orta meydana getirilmiştir. Tarihi yazanlar tarihi yapanlara sadık kalmadığı takdirde gerçek eserler ortaya çıkmadığı gibi maalesef güzide nesiller de tarih sevgisi ile dolu olarak yetişmiyor.

Sultan II. Abdülhamid tarihimizde kendisinden en fazla bahsettiren ve hakkında yoğun eserler kaleme alınan hükümdarlar arasında yer alır. Ne yazık ki yaşıyorken değeri layığı ile bilinmediği gibi vefatından sonra yazılan kitapların bir kısmı mahut rüzgârların etkisiyle ve ulu orta meydana getirilmiştir. Tarihi yazanlar tarihi yapanlara sadık kalmadığı takdirde gerçek eserler ortaya çıkmadığı gibi maalesef güzide nesiller de tarih sevgisi ile dolu olarak yetişmiyor.

1981 yılında ziraat mühendisi olarak Hakkâri ilinden Bursa Ziraat Meslek Lisesine tayinim çıktığı zaman okulun biblo gibi bahçesi ile birlikte arşivleri de dikkatimi çekmişti. Yorucu idarecilik mesaisine rağmen Cennetmekân Sultan II. Abdülhamid tarafından özel olarak kurulduğu kaydına rastlayınca araştırmalarımı uzun süre devam ettirdim. Bilecik'in Ertuğrul Gazi ilçesi okulunda olduğu gibi burada da okul binasının görkemli üst kısmında yuvarlak içindeki Sultanın tuğrasının kazındığını acı acı müşahede ettim. Acaba bizim gibi tarihinden korkan ve gerçekleri tersyüz eden başka millet var mıdır? Okulun 1893 yılında bir gemi dolusu ve yüksek verimli bitki ve kültür hayvan türleri ile teknik malzeme gönderilerek “Hamidiye Ziraat Mektebi” adı ile kurulduğu ve yapılan örnek çalışmaları bir gazetede değerlendirerek ardından bir gece tertip ettiğim zaman soluğu Çankırı'da aldırmışlardı. Karagöz ve Hacivat'la uğraş senin nene II. Abdülhamid diyorlardı. Avrupa'da Ogüst Kont'un inkârcı felsefesi ile yetişen İttihatçıların İngilizlerle işbirliği yaparak alaşağı ettikleri Sultan karşısında sonunda nasıl pişman olduğunu tarih kaydediyor. Hatta Birinci Cihan Savaşı içinde ittihatçılar Beylerbeyi Sarayına ondan akıl danışmaya gittiler. Rıza Tevfik¸ Namık Kemal¸ Süleyman Nazif gibi birçoğu da onun ruhaniyetinden af dileyen şiirler kaleme aldı.

Sultan Abdülhamid merhum her sahada milletini düşünen ve kuruşuna kadar varlığını hayır ve hayrat yolunda harcayan bir insandır.1 Devrinin çok sıkıntılarına rağmen eğitim dendiği zaman hâlâ o akla gelir. Her seviyedeki okulların tertip ve düzeni için ilk defa çaplı kanun ve Nizamname çıkardığı gibi Sıbyan Islahhane Darül Hayr-i Ali Sağır¸ Kör ve Dilsiz Mektepleri¸ Şemsül Maarif¸ Medreseler Askeri ve Mülki Rüşdiye ve İdadiler¸ Sultaniler¸ Kız ve Erkek Öğretmen Meslek ve Sanat Okulları¸ Polis¸ Gümrük ve Lisan Okulları. Çeşitli kademe ve ihtisas dallarında Ziraat Okulları¸ maliye¸ ticaret ve üniversite seviyesinde çeşitli mühendislik fakülteleri batılıların ırkçılık yönünden tahriklerine engel olmak için Kürt çocuklarına mahsus Aşiret Mekteb-i Humayunu¸ Tıp¸ Eczacı¸ dişçi ve diğer sayısız okulları yurdun dört bucağında açtırmıştır. Van'da lise 1949 yılında açıldığı halde ilk rüşdiye onun zamanında ve 1879 yılında kurulmuştur. Cumhuriyet dönemi Van milletvekillerinden olan Hasan Sıddık Haydarani hatıralarında insanlığı ve nezaketi onun kurdurduğu Aşiret Mekteb-i Hümayunu'nda öğrendiğini takdirle yâd etmektedir. Sultan Abdülhamid fakir ve düşkünlerin sadece karınlarını doyurmayı değil sağlıklarının takibini de dert edinmiştir. Bu cümleden olarak halen faaliyet gösteren ve asıl adı Hamidiye Etfal olan Şişli Etfal Hastanesi ile Üsküdar'da bir akıl hastanesi¸ Yıldız'da Asker hastanesi¸ Gülhane Askeri Hastanesini meydana getirdiği gibi ayrıca Haseki Hastanesine Nisa (Kadınlar Bölümü) ilave ettirdi. Gureba ve Zeynep Kamil hastaneleri de onun zamanında modern hâle getirildi. Bunların dışında özellikle fakirlerin tedavisi için bir kısmı şimdi hudutlarımız dışında kalan 50'ye yakın hastane tesis etmiştir. 19. yüzyıl başlarında çocuklara bizzat kendi tahsisatından maaş bağlamıştır. 115 senedir ayakta olan Darülacezeyi Nisan 1890 da kurdurduğu gibi dilenciliği yasaklayarak gerçek fakirlere kucak açmıştır. Ayrıca Bursa ve diğer yerlerde de Darülaceze kurdurduğu gibi yine Bursa ve Şam'da Islahhane açmıştır. Vakıfları keyfilikten kurtararak sıkı kayıt altına aldırdığı gibi kendi sayısız hayır çalışmalarından bir kısmını da halen vakıflarda 181 numaralı kasada bulunan 300 sayfalık vakıf senedinde toplamıştır. Vakıf çalışmaları geniş bir araştırmayı gerektirecek çaptadır. Bütün Osmanlı hudutları dahilinde çeşme¸ cami¸ türbe¸ tekke inşa ve tamirlerinden fakir çocukların sünnetlerine¸ yakacak¸ kömür ve çeşitli giyecek ve yiyecek maddelerinin dağıtılmasına¸ bütün okullardaki fakir ve başarılı talebelere özel yardım; deprem ve diğer tabii afetlere maruz kalanlara¸ yaralılara savaş sonraları yurda getirilen muhacirlere¸ sorulup aranmayan mahpuslara çeşitli yardımlar¸ her yılın mübarek üç aylarında maneviyat seferberliğine çıkan ilim talebelerinin masraflarının karşılanması sosyal hizmetlerden sadece birkaç kalem olarak zikredilmektedir. Halen kullanılmakta olan Hamidiye Suları da onun eseridir.

Mekke'de Bilal-i Habeşi Caddesi üzerinde ve Zeki Yamani tarafından işgal edilen beş katlı Misafirhane-i Hümayun binası onun eseridir. Her yıl yüksek seviyedeki asker ve sivil 100 idareciyi bütün masraflar kendisinden olmak üzere etkili hoca efendiler nezaretinde mukaddes topraklara göndererek manevi duyguların tahrip olmamasını hedeflemiştir. Medine'deki İstasyon ve Camisi¸ Ravza'nın ön duvar yazı ve tezyinatı Medine Kütüphanesi onun eseridir. Birçok dünya ülkelerinin tanınmış kütüphanelerinde yurdumuzu ve İslam'ı tanıtıcı ve sevdirici eserlerden oluşan bir bölüm kurduğu gibi İslam'ı yaşayan ve yaşatan güzel insanları da heyet halinde uzak dış ülkelere göndermiştir.2 Devletini ve milletini en sıkıntılı anlarına kadar çok seven ve koruyan Cennetmekân tüm servetini tereddüt etmeden devletine devretti. 14 çanta dolusu Deutsche Bank nezdindeki parası 6493 adet Anadolu Şimendifer tahvili¸ 3000 Selanik Limanı Hisse Senedi¸ 98000 Bonne de Jussance¸ şahsına ait taç¸ mineli murassa dürbün ve göz kamaştırıcı inci¸ gerdanlık3 ve broşlar¸ el aynası¸ emsalsiz saatler ve hatta Beylerbeyi Sarayında sürgünde iken tasarruf etmiş olduğu şahsi parası dâhil tamamını orduya bağışladı. Hatta Alman Bankasından bir heyet özel görüşmesinde üzerinde herhangi bir baskı varsa bu parayı asla vermeyeceklerini belirtmesine rağmen “Bunlar benim evlatlarım ve kendi arzumla veriyorum” ifadesi kayda alınarak tevdi edilmiştir. Tüm bu servet tutumlu olan Sultanın parasını kendisinin şahsen kurdurduğu ve sayıları 50'ye yakın çiftliklerinden hasıl olan gelirden meydana gelmiştir. Kendi ailesini ise Yıldız Sarayı altında bulunan mobilya atölyesinde elleriyle meydana getirdiği rahle¸ masa ve benzeri nadide eserleri satarak beslediğini pek az kimse bilir. Sultan yerli ve yabancı bütün insaflı tarihçiler tarafından fakir ve yoksul babası olarak zikredildiği için Cenab-ı Hakk da onun zamanında bolluk ve bereketini ihsan etmiştir. Devlet idare kademelerinde daima liyakatliye yer vermiştir. Merhum Osman Hulûsi Efendi ve kendi arkalarında çeşitli hayır eserler ve vakıf bırakmış olan bütün geçmişlerimizi rahmet ve mağfiretle anarken yetkililerin mevzuat ve değerlendirme olarak bunlara sahip çıkmalarını beklediğimizi ifade edelim.

Dipnotlar:
1- A. Talay¸ Eserleri ve Hizmetleriyle Sultan Abdülhamid Han¸ Risale Yay.
2- Hâlen Sultanın gönderdiği 2000 albüm¸ levha ve eser dünyanın en büyük kütüphanesi olan Washington Great Library'dedir.
3- Bunlardan sadece gerdanlığın bedeli 920000 Frank yani 4600 altın tutmuştur.

Sayfayı Paylaş