TEZHİP’TEN TEHZÎBE GÜZELLİKLER

SB_Kapak_245_ORJ-1

Sözlüklerde bir sanat dalı olarak tezhip; “altınlamak” olarak geçmektedir. Bu sanatla iştigal edenlere müzehhib/müzehhibe adı verilmektedir. Bu tezyinî sanatımız icra edilirken, desenler ve motiflerle bezemeler yapılır. Tezhipte kullanılan motiflerin diğer süsleme sanatlarında görülen motiflerden daha küçük ve sade olması tercih edilmektedir. Müzehhip/müzehhibe motifini tasarlarken, sanatkârın kendi tasavvur derinliği içinde her motif yeni bir yorumla biçimlenir. Bu anlayışla yapılan çizimlere “üslûplaştırma, üslûba çekme, stilize etme” adı verilir. Motifler seçilirken daha çok doğadaki görünümleriyle bitki kaynaklı olmasına dikkat edilir. Tezhip sanatında kullanılan motifler kaynak özelliğini korumakla birlikte sade ve küçük boyutta üslûplaştırılır. Yaprak motifi, çiçeklerden lâle, gül, menekşe, karanfil veya goncagül motifleri farklı açılardan ayrı formlarda tasvir edilmektedir.

Hz. Ali (r.a.) Efendimiz’in “Kişinin çok altınının olmasından edebinin çok olması daha hayırlıdır.” kelâmını Vakfımızın Kurucusu Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.) şiir diliyle şöyle ifade etmektedir:

Kişinin olsa da çok çok zehebi       

Zehebinden hayırlıdır edebi

Arapçada “zeheb” altın demektir. Tezhip sanatının da altınlama sanatı olduğunu yukarıda arz etmiştik.  Bütün gelenekli sanatlarımıza gereken önemi vermekle beraber bu kelam-ı kibardan anladığımız kadarıyla edebin/ahlâkın her şeyden değerli olduğunu bir kez daha öğreniyoruz.

Tezhip kelimesine söyleyiş bakımından çok yakın olan ama harflerin yer değiştirmesiyle manevî bir anlam yüklenen tehzîb kelimesi sözlükte “temizlemek, arıtmak/arınmak, düzeltmek” anlamında kullanılmaktadır. Özellikle tasavvuf anlayışında “tehzîb-i ahlâk” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlayışa göre sâlikin amacı kötü ahlâkı terk edip güzel ahlâkla müzeyyen hâle gelmektir.

Tasavvuf ilminin gayesi Şeyh Hamid-i Veli/Somuncu Baba Hazretleri’nin ifadesiyle; “Övülen sıfatlarla süslenmek, kötü yani zemmedilmiş sıfatları terk etmektir.”  Kötü sıfatlardan arınmak suretiyle iyi huylarla bezenmektir. Bu ise bir tezkiye, terbiye, tehzîb ve eğitim işidir. Bazı mutasavvıflar, güzel ahlâka verdiği öneme bakarak tasavvufu “güzel ahlâk” şeklinde tanımlamışlardır. Ahlâk, örnek şahsiyetin müşahede ve etki alanı içinde belli bir tezkiye ve tehzîb ile yerleşir.

Tasavvuf büyükleri tehzîbi şöyle tarif ederler: “Tehzîb, ilim ve amelin ona layık olmayan şaibeli şeylerden arındırılması demektir.” Çeşitli imtihanlarla çetin bir yolculuk olan tasavvuf yürüyüşünde mürid, beşeriyete ait pisliklerden maddî ve manevî arınmaya kavuşmak için gayret gösterir. Tasavvuf yoluna yeni girenler tehzîb sayesinde kötü huylarını ve tabiatlarını düzeltir, iyi huy sahibi olurlar.  Gösterişten ve riyakârlıktan kurtulurlar. Nefsini tam olarak terbiye edemeyenlerin basitlik ve huysuzluklarla ibadetlerinden tam olarak manevi zevk alamayacakları için tehzîbin önemi büyüktür.

İbadetlerin âdet üzere yapılmasından çok, hâlis niyetle ve şuurlu bir şekilde yapılması için tehzîb-i ahlâk çok mühimdir.  Böylece ibadet eden, nefse muhalefet etmiş olur. Tehzîb; edep, ahlâk ve ibadetleri istenilen kıvama getirerek salih kimselere doğru bir şekilde istikamet verir. Güzel ahlâk ile sırat-ı müstakim üzere olmak dileğiyle…

 

Sayfayı Paylaş