DARENDE’DE BİR YAZMA ESER HÂZÂ KİTÂB-I SEYYİD BATTÂL GÂZÎ

+++sivas.244 Dergi (004)-27

Darende ilim ve irfân ehli birçok şahsı bağrında saklayan saklı bir inci izlenimi veren nadide yerleşim merkezlerinden biridir.[1] Darende, özellikle Somuncu Baba’nın bu güzide mekâna dokunuşu ile madden ve mânen Anadolu tarihinde daha seçkin bir konuma sahip olmuştur.[2] Burada harlanan ilim ve maneviyât ateşi, nihayet Osman Hulûsî Efendi ile yirminci yüzyılın gereksinimlerine uygun olarak ilmî ve irfanî birikimi gün yüzüne çıkma imkânı bulmuştur. Hulûsî Efendi, Somuncu Baba Cami’ndeki imam-hatiplik hizmetiyle olan etkileri, İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak’ın (ö.1969) manevî tesiri ile gönüllere dokunan irfanî hizmetleri, beldeye kazandırılan yol, hastane ve kütüphane gibi maddî sahadaki tesirleri ile günümüzde de etkisini devam ettiren bir şahsiyettir.[3] Onun ilim ve irfân damarlarını canlı tutma adına Darende’de vesile olduğu en önemli hizmet başlıklarından biri kütüphane hizmetleridir. Onun gayretleriyle şekillenen “Hulûsî Ateş, Şeyhzadeoğlu Özel Kütüphanesi”, “Sadrazam Mehmet Paşa İlçe Halk Kütüphanesi” ve “Şeyh Hamid-i Veli Kütüphanesi” ilçenin olduğu kadar bölgenin de ilmî faaliyetlerine yön veren araştırma merkezleri olmuştur. Hulûsî Efendi, bu kütüphanelerin inşa ve ihyâsı ile ilmî ve manevî gayretleri bir arada yürütmenin önemine işaret ettiği gibi zorluklara rağmen ilim dünyasından kopmadan manevî sahayı terk etmeden bu güzelliklerin nasıl bir araya getirilebileceğinin de en güzel örneklerini sergilemiştir.[4] Bu sayıdan itibaren Hulûsî Efendi’nin büyük gayretleriyle şekillendirilen ve ilim ehlinin istifadesine sunulan “Şeyh Hamîd-i Velî Kütüphanesi”ve“Hulûsî Ateş, Şeyhzadeoğlu Özel Kütüphanesi”nde bulunan birbirinden kıymetli eserlerin tanıtımlarına yer vermeye çalışacağız. Bu adımla amacımız Anadolu’nun küçük bir ilçesinde yer alan ilim hazinelerine dikkat çekmek, kurulduğu amaca uygun olarak, kütüphanenin ilçe ve bölge açısından önemini gözler önüne sermek ve manevî şahsiyeti ile ön plana çıkan Hulûsî Efendi’nin manevî dünyası kadar değer verdiği ilmî gayretlerine de işaret etmektir. Bu ilk yazımızda “Hâzâ Kitâb-ı Battal Gâzî” adlı kitabın tanıtımına yer vereceğiz.

Hâzâ Kitâb-ı Battal Gâzî

Battal Gazi, Anadolu’nun İslamlaşması sürecinde mücadelesi ile gönülleri fethetmiş ve hayatı, müslüman Türk milletinin vatan toprağı mücadelesinde menkabevî bir hüviyetle de olsa en ideal yaşam mücadelesi olarak kabul görmüştür. Bu menkabe kitaplarında adı geçen kimse, “Kahraman” anlamına gelen “Battal” sıfatıyla anılan Emevîlerin Bizans’a karşı mücadeleleri sürecinde dikkatleri üzerine çeken bir Arap emiridir. Onunla ilgili anlatılan hikâyeler,Danişmendnâme’den anlaşıldığı kadarıyla 1245’li yıllardan önce, sözlü geleneğin yazıya geçirilmesi şeklinde yüzyılı aşkın bir zaman dilimi içerisinde yazıya geçirilmiştir. Battal Gazi menkabeleri, Hamzanâme’den sonra Danişmendnâme ve Saltuknâme’den önce olmak üzere Türk destan edebiyatının ikinci halkasını oluşturmaktadır.[5]

Battal Gazi, Hz. Ali’nin soyundan gelen Hüseyin Gazi’nin oğlu olarak bilinen son derece güçlü ve zeki biri olarak tanınmıştır. O, Abdülvehhâb-ı Gazi tarafından kendisine ulaştırılan Hz. Peygamber’in tükürüğü sayesinde bütün dilleri bilen, Hz. Hızır ile yoldaş olan ve tabiat güçlerine de hâkim olan bir şahsiyet şeklinde anılmıştır. Battal Gazi, manevî gücüyle fizik ötesi varlıklarla mücadele eden, Ermeni, Bizans ve Rumlarla cenkleriyle Türk milletinin büyük komutanı olarak kabul edilmiştir. Eski Türk inançları ve İran peri masallarından motifler taşıyan Battal Gazi menkabelerinin asıl hüviyeti İslam ve Hristiyanlık mücadelesini işlendiği metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yarı evliya olarak kabul edilen Battal Gazi, menkabelerde Türklerin gazi tipini mükemmel olarak yansıtan bir karakter olarak yeralmıştır.[6]Battal Gazi karakteri yakın tarihimizde birçok romana ilham kaynaklığı da yapmıştır.[7]

Tanıtımını yapacağımız “Hâzâ Kitâb-ı Battâl Gazi” adlı yazma eser Hamîd-i Velî Kütüphanesi’nde 114 numarada (Tasnif No: 813) kayıt altına alınmış bir eserdir. Eserin dili Türkçedir ve 252 yapraktır. 1182-3/1769-1770 yılının Şevval/Mart ayının sonlarında tamamlanan eserin kime ait olduğu bilinmemektedir. Tek cilt olan Battal Gazi kitabının her sayfasında 15 satır, kâğıdın boyutu 210×147, yazı alanı ise 175×100 ebadındadır. Sırtı bez, üzeri meşin kaplı mukavva ciltle kaplanmış eser siyah mürekkep ile kaleme alınmıştır. Harekeli nesih hatla kaleme alınan eser, 18.06.1966’da Hacı Ömer Aksu’nun oğlu Mehmet Aksu tarafından Şeyh Hamîd-i Velî Kütüphanesi’ne hediye edilmiştir.

Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali” yazısının ardından “Hâzâ Kitab-ı Battal Gazi” başlığı ile başlayan eserde ilk önce hamdele ve salveleye yer verilmiş, ardından Hz. Peygamber’in sahabe-i kiram ile birlikteliğine ve mücadelesine değinilmiştir. Cafer, Abdülvehhâb, Hüseyin, Hasan, Abdüsselaâm, Emîr Ömer, Seyyid Battal ve Emîru’l-mü’minîn gibi isim ve sıfatların kırmızı renkle yazıldığı metinde Abdülvehhâb-ı Gazi’nin Hz. Peygamber’den aldığı müjdelere ve dönemindeki mücadelelerine geniş bir şekilde yer verilmiştir. Metin içerisinde “Hikâyet-i Cafer” gibi başlıklar dikkat çekmektedir ve bu başlıklar da kırmızı renkle yazılmıştır. Cafer’in iki hikâyesine detaylı bir şekilde yer verildikten sonra “Hüseyin Gazi Şehîd” başlığından itibaren Cafer ile tanışmaları ve sonrasında yaşadıkları birçok olay dile getirilmiştir. Metin içerisinde birkaç yerde “Hikâyet-i Şem‘ûn” başlığı altında nakledilen bazı olaylar da yer almaktadır.

Büyük ölçüde kahramanlık, cesaret ve zekâ ile kurgulanarak nakledilen olaylar, Anadolu topraklarını yurt edinmek için gayret gösteren bir milletin kişisel ve toplumsal dünyasında önemli bir yer edinmiş, çocukların hayal dünyalarına, gençlerin olgunlaşma süreçlerine ve yetişkinlerin ideal yaşam biçimlerine katkı sağlayan bir yapı içerisinde okuyucuya takdim edilmiştir.[8]Battal Gazi kitabını, kahramanlarına değer veren, onları yetişen yeni nesillere tanıtmayı amaçlayan, şehitlik ve gazilik kavramlarını gönüllerde canlı tutarak dünyevî ve uhrevî kazanımlarla hayatı anlamlı kılmak için gayret gösteren bir milletin edebî metinlerine yansıyan kahramanlık destanı olarak takdim edebiliriz.[9]Anadolu’da uzun kış gecelerinde çocuk, genç ve yetişkinlerin dinî ve millî duygularını canlı tutma adına başvurulan en önemli kaynaklardan biri olan Battalname’lerin bu yönüyle büyük bir öneme haiz olduğunu belirtmek isteriz.[10]Daha çok “Battalname” şeklinde Anadolu’nun birçok yerinde karşımıza çıkan sayısız eserden biri olan Kitab-ı Battal Gazi’nin müellifi tespit edilemese de kitabın Darende’de olması ve asıl adı Hasan olan Darendeli Bekâyî (ö.?) tarafından “Hâzâ Kitâb-ı Seyyid Battal Gazi rahmetullāhi ‘aleyhrahmeten vāsi’aten” şeklinde manzûm olarak kaleme alınan esere isim ve içerik olarak benzerliği ile dikkat çekici bir eser olduğunu söyleyebiliriz.[11] Malatya ve civarı ile ilgili (Sivas, Erzincan, Çorum, Amasya, Tokat, Darende vb.)[12] tarihi bilgilerin de yer aldığı eserin[13] Bekâyî’nin[14] manzûm tercümesine kaynaklık etme ihtimali son derece önemlidir. Çünkü günümüze kadar, Battalname türünün manzûm olarak ulaşan tek nüshası Darendeli Bekâyî’nin bahsi geçen çalışmasıdır.[15] Bekâyî’nin manzûm olarak kaleme aldığı bu çalışmada takip ettiği usul, tanıtımını yaptığımız mensûr eserle büyük benzerlik arz etmektedir. Sözgelimi konu başlıklarının kırmızı renkle yazılması, nakledilen bilgilerin sıralamalarının her iki eserde de birbirine uygun olması ve özellikle olayların Malatya şehri etrafında kurgulanarak anlatılması her iki eserin usul ve içerik olarak birbirlerine olan yakınlığını göstermesi bakımından önemli verilerdir. Kahramanı olmayan bir milletin geleceğinin de olmayacağını ve Battalname kitaplarına bu gözle bakılmasını tavsiye ederek çalışmayı noktalamak istiyoruz.

 

 

[1]Ahmet Akgündüz, Said Öztürk, Yaşar Baş, Darende Tarihi, Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı Yayınları, İstanbul 2002, s.701-947.

[2]Lami Çelebi, Nefahatü’I-Üns Min Hadarati’I -Kuds, Marifet Yayınları, İstanbul 1993, s.683; Gelibolulu Mustafa Ali, Künhü’I·Ahbar, Türkiye Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2009, c.I, s 112; İsmail Hakkı Bursevî, Silsile-i Tarik-i Celvetî, İstanbul 1291/1874, s.72.

[3]İsmail Palakoğlu, Gönüller Sultanı Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi, Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezi Yayınları, Ankara 2005, s.17-112.

[4]Resul Kesenceli, Musa Tektaş, “Darende Şeyh Hamid-i Veli/ Somuncu Baba Külliyesi ve Külliyedeki Kitabelerin Kültürel Değerleri”, Uluslararası Cami Sempozyumu (Sosyo-Kültürel Açıdan) Bildiriler Kitabı, Editör: Fikret Kahraman, İnönü Üniversitesi Yayınevi Yayınları, Malatya 2018, c.I, s.762.

[5]Ahmet Yaşar Ocak, “Battalname”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992, c.V, s.206-208.

[6] Hayrettin İvgin, “Battal Gazi’nin Alpliği ve Şahsiyeti,” II. Battal Gazi ve Malatya Çevresi Halk Kültürü Sempozyumu Tebliğler, 19-21 Ekim 1987, İnönü Üniversitesi Yayınları, Malatya Tarihsiz, s.157; Merve Nur Alboğa, Battal Gazi Hayatı ve Tarihi Şahsiyeti, Yayınlanmamış yüksek Lisans Tezi, Ankara 2020, s.21.

[7]Burhan Paçacıoğlu, Battal-Nâme (İnceleme-Metin-İndeks), Yayınlanmamış Doktora Tezi, Kayseri 1993, s.2-4; Gamze Kaya, Battal Gazi Destanı’nın (343-675) Çeviri Yazısı ve Metin Sözlüğü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kahramanmaraş 2011, s.5; Yasemin Ulutürk, “Türk Romanında Destanî Bir Kahraman: Battal Gazi”, Anasay, Yıl: II, Sayı: IV, (Mayıs 2018), s.37-46.

[8] Mustafa Özçelik, Seyyid Battal Gazi, Eskişehir Valiliği Yayınları, Ankara 2009, s.46-58.

[9] Battalname ve diğer destanlarda adalet, doğruluk, alçak gönüllülük, bağışlama, barış, bilimsellik, cesaret, cömertlik, çalışkanlık, dostluk, doğal çevreye duyarlılık, emaneti korumak, estetik, fedakârlık, hayâ, ibadet, iffet, niyet, kanaat, misafirperverlik, merhamet, ölçülülük, sabır, samimiyet, sevgi, saygı, sorumluluk, sözünde durmak, şükür, temizlik, vefa ve yardımseverlik gibi değerler eğitimi verilemeye çalışılmıştır. Betül Hotamışlı Dağ, İslâmi Dönem Anadolu Türk Destanlarından “Müseyyeb-Nâme, Battal-Nâme, Danişmend-Nâme veSaltık-Nâme’nin Değerler Eğitimi Açısından İncelenmesi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Nevşehir 2018, s.22-34.

[10] Zehra Öztürk, “Osmanlı Dönemi Kıraat Meclislerinden Okunan Halk Kitapları”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, c.V, Sayı: IX, (2007), s.432-433.

[11] Nadir İlhan, “Darendeli Bekâyî’nin Battal-Nâmesi’nin Yeni Bir Nüshası”, Aydın Türklük Bilgisi Dergisi (AY-TBD), Yıl: VI; Sayı: XI, (Bahar 2020), s.240, 244, 247-249.

[12] Yağmur Say, Türk İslam Tarihinde ve Geleneğinde Seyyit Battal Gazi ve Battalnâme, Eskişehir Valiliği Yayınları, Ankara 2009, s.21.

[13] Eserde Antakya ve Maraş civarı ile ilgili verilen bilgiler de son derece değerlidir. Abdülkadir Çolak, Türâbî’nin Manzum Battalnâme’si İnceleme/Metin, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Malatya 2006, s.VIII.

[14] Bekâyî’nin hayatı ve eserleri hakkında geniş bilgi için bkz., Serkan Türkoğlu, “Türk Edebiyatında Maktel-i Hüseyinler ve Bekâî’nin Kitâb-ı Kerbelâ Mesnevisi”, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi [TAED], Sayı: LVIII, (Erzurum 2017), s.107-128.

[15] Hasan Köksal, Battalnâmelerde Tip ve Motif Yapısı, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Erzurum 1983, s.11.Bekâyî’nin bu manzûm çalışmasından sonra hayatı hakkında bilgiye ulaşılamayan Türâbî adlı bir şahsın Battalname’yi manzûm olarak kaleme aldığı bilgisine ulaşılmıştır. Çolak, Türâbî’nin Manzum Battalnâme’si,s.I-XXXV.

Sayfayı Paylaş