GÜZEL YAZI SANATIMIZ

243 Dergi-788

Kalem’e yemin eden Yüce Rabbimiz; yazı sanatını bütün sanatlardan üstün kılmış, Kur’an-ı Kerim’in muhafazasını da dünya tarihinde pek mühim bir suretle yazı sanatının baş tacı etmiştir. Fânî ömrün geçici, yazının ise kalıcı olduğuna inanan sanat erbabı; bir eser, bu kubbede hoş bir sadâ bırakabilmek için gayret etmişlerdir.

Fatih Sultan Mehmet Han: “Devlet kılıçla kurulur ama yükselmesi ilim ve sanat erbabınca sağlanır.” buyurmuştur. Aziz milletimiz İslam’ın bayraktarlığını yapıp, “İlây-ı kelîmetullah” için çalışırken bir yandan da dinimizin öğretilmesinde en mühim bir payeye sahip olan okuma, yazma ve kitap kültürüne de hizmet etmişlerdir. Ecdadımız, hüsn-i hat yani güzel yazı sanatı diye adlandırılan İslam yazısının gelişiminde fevkalade etkin olmuşlardır. “Kur’an Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” kelamını teyid edercesine Mushaf-ı Şerif yazımında Türk hat ekolünü kurarak günümüze kadar bu çizgide büyük merhaleler kaydetmişlerdir. Matbaa çıkmadan evvel, Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerif, tefsir fıkıh, tasavvuf alanında olduğu gibi edebiyat ve hikmet alanında da eserleri çoğaltan hattatlar, bu sanatın yanında tezhip, ebru, cilt sanatları gibi geleneksel sanatların gelişimine büyük katkı sağlamışlardır. Kitap sanatlarında zirve sayılacak esereler ortaya koymuşlardır. Türk milleti, İslam yazı sanatına hizmet ettikçe, ruhta temayüz eden zevk ve inceliklerini de eserlerine katmak suretiyle İslam kültür ve medeniyetine en yüce değeri kazandırmışlardır. Camilerimiz, kütüphanelerimiz ve müzelerimiz hüsn-i hat sanatının şaheserleriyle doludur.

Müslüman Türk toplumu, güzel yazı sanatına çok ilgi göstermiştir.  Evlerin duvarlarını kapı üzerlerini, ya bir ayet veya hadis, veyahut da bir güzel söz, bir hikmetli öğütle tezyin etmişlerdir. Bu nasihat ifadelerini şiirimsi bir edâ ile hüsn-i hat levhası olarak süslemiş, tarihe şahit tutmuşlardır.  O güzel yazıyla, güzel bir biçimde istiflenen ifadelere her gün baktıkça; hayatı güzel görmüş, güzelce düşünmüş ve güzellikler iç dünyalarında yaşamayı kendilerine düstur edinmişlerdir. Tasavvufî muhitlerde, tekkelerde ahlâkın ve edebin güzelliklerini hatırlatan levhalar göz önünde bir yere asılmak suretiyle gönül dünyamıza yansımaları sağlanmış, hayat pratiğine aksettirilmiştir.

İnşallah, 2021 yılında İslam sanatlarının farklı dallarını kapak ve dosya konusu seçerek sizlere kadim kültürümüzün zenginliklerini, geleneksel sanatlarımızın özelliklerini aktarmaya gayret edeceğiz. Bu sayıda hüsn-i hat konusunu ve Hattat Fuat Başar’ı dosya konusu olarak seçtik. Bu tercihte, vakfımızın logosunu da oluşturan Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri’nin tuğrasını 1986 yılında Fuat Başar’ın tasarlamış, hat tabiriyle; tuğrasını çekmiş olması etkili oldu. İlgili hatıraların satırlardan sadırlara aksedeceğine kaniyiz. Bu vesileyle; ilim, kültür ve edebiyat alanında 27 yıldır yayın hayatını devam ettiren dergimizi okuyan-okutan, destekleyen siz değerli gönül dostlarımıza muhabbetlerimizi sunarız. Selam ile…

Sayfayı Paylaş