“Kadem-i Saadet”in Gölgesinde Bir Padişah Kabri: Sultan IV. Mustafa

235 Dergi-baş

Sultan IV. Mustafa, 8 Eylül 1779 tarihinde, İstanbul’da doğmuştur. Babası Sultan Birinci Abdülhamid Han, annesi ise Nüketseza Kadın Sultan’dır. Validesi Nüketseza Kadın Sultan, evladının iyi bir tahsil yapması için çok çaba sarf etmiştir. Fakat hırslı ve asabî bir tabiat taşıyan Sultan IV. Mustafa, eğitim ve öğrenimden çok rahat içinde bir gençlik dönemi geçirmiştir.

Kabakçı Mustafa İsyanı neticesinde, amcazâdesi Sultan III. Selim’in tahttan indirilmesi üzerine, 29 Mayıs 1807 günü, 28 yaşında iken tahta çıkmıştır. Sultan Dördüncü Mustafa’nın şehzadeliği boyunca, kendisine bir evlât gibi davranan Sultan III.  Selim aleyhinde isyancılarla iş birliğine girmesi ve onun öldürülmesi için emir vermesi bir bahtsızlıktır.

Tahta çıktığı vakit,  devletin merkezî otorite ve hâkimiyeti gittikçe zayıf durumdadır. ,Sultan III. Selim ve Nizam-ı Cedid yandaşlarını yakalandıkları yerde öldürme emri vermiştir. Kendisinin tahta çıkmasını sağlayan Kabakçı Mustafa ve yandaşları ise devlet yönetiminde etkin rol almış, önemli mevkilere getirilmiştir. Osmanlı Devleti, bu isyandan sonra yeniçerilere çok büyük tavizler verir.

Sultan III. Selim taraftarları, bu karışık ortam içinde Rusçuk Âyânı Alemdar Mustafa Paşa’ya sığınmışlardır. Alemdar Mustafa Paşa Osmanlı-Rus savaşları sırasında büyük başarılar göstermiş ve ordu mensuplarının sempatisini kazanmış bir devlet adamıdır. Alemdar Mustafa Paşa, Sultan IV. Mustafa’nın tahttan indirilip, II. Mahmut’un yerine geçmesini sağlar.  Osmanlı hanedanından Sultan Beşinci Murad’dan sonra en az padişahlık yapanlardan birisi de bu karmaşa döneminde tahta olan Sultan IV. Mustafa’dır. Alemdar Mustafa Paşa’nın sadrazamlığı ve II. Mahmut’un padişahlığı sırasında sarayda yaşayan IV. Mustafa yeniçerilerin onu tekrar padişah yapmaya çalıştıkları bir ayaklanma sırasında 17 Kasım 1808’de Sultan IV. Mustafa öldürülür. Babasının Eminönü’ndeki türbesine defnedildi.

Eminönü’nde Yeni Cami ile Hatice Turhan Sultan Türbesi arasından yürününce solda Vakıf han ve onunu karşısındaki bir sıra dükkândan sonra Türbe-i şerif çıkar. Baba oğul iki padişah, Sultan I. Abdülhamid ve oğlu IV. Mustafa burada yatmaktadır. Türbenin yuvarlak kemerli kapısı üzerinde celî sülüsle yazılmış “Her nefis ölümü tadacaktır” ibaresi ziyaretçiyi daha içeri girmeden bir başka âleme girmeye hazırlar. İ Aydın Yüksel “Padişah Türbeleri” adlı eserde şu bilgileri vermektedir:

“Türbenin iç tezyinatı siyahın hâkim olduğu süslemeler, sarkan perde resimleri barok ve rokoko kıvrımları ile doludur. Çevredeki bütün bu yabancılıklara rağmen duvarda müzeyyen bir mermer levha içinde bulunan Hz. Peygamber (s.a.v.)’in ayak izi, yani “Kadem-i Saadet” burada yatanları ve ziyaretçiyi bir nevi şefaat bulutu gibi sarar. Babasının türbesine bu hediyeyi daha sonra Sultan IV. Mustafa koydurmuştur. Yeşil nurlu bir ışık yayılan levha üzerinde tuğrası ve onun altında da üç satır olarak celî talikle yazılmış üç beyit sanki yazı değil, üç damla aşk yanığıdır:

Sür yüzün acz ü niyâz ile edip istifşâ/Olayım dersen eğer mazhar-ı affı gufran

Bu aşk yanağı kokan mısraların sahibi bilinmiyor. İnsan muhayyilesi bu mısralar Sultan IV. Mustafa’nın olsa idi ne iyi olurdu diyor. Sultan I. Abdulhamid ve IV. Mustafa burada kadem-i saadetin mağfiret yayan nurlu ışığı altında sedef kakmalı parmaklıklar, simle müzeyyen pûşideler ve iri kavuklar altında padişâhâne yatarlar. Diğer 18 sanduka hanedanın diğer hanım sultanları ve şehzâdelerine aittir.”

Sayfayı Paylaş