BEN DERVİŞİM DİYENE

235 Dergi-44

Sufi yazar Mehmet Fatih Çıtlak’ın kitabı Ben Dervişim Diyene Sufi Kitap tarafından neşredildi. Toplamda 288 sayfa olan eser iki ana bölümden oluşmakta. Her bölümde de bir pirin risalesi ele alınmakta…

Birinci bölümde Hazreti Şeyh Mehmed Sâdık Erzincanî Efendi’nin hayatı ve tekkesi hakkında malumat verildikten sonra Hazreti pirin Risale-i Terbiyenâme ve Şerhi bölümüne geçilerek risalede zikredilen konular incelenmiş. İncelenen konular sohbet meclisinin adabı, sohbet ve huzura mani olan hatalar, misafirlik ve davet edebi, halk içinde Hak’la, müntesip dervişlerin halleri, yoldaki dervişi bekleyen tehlikeler, bazı dervişlerin halleri ve yoldan ayrılmış dervişin alametleri gibi başlıklar içermektedir.

İkinci bölümde ise Hazreti Pir Muhammed Nurettin-i Cerrahi Hazretleri hakkında verilen malumatlardan sonra risalesi Mürşid-i Dervişanı incelenmiş. On iki bölüm halinde incelenen risalede yine dervişlerin genel durumları ile halifelerin durumları, zikrullah meclislerinin durumları, derviş ve şeyh arasındaki muamele ve münasebetler, sülukla ilgili bilgiler ve son olarak da adabın tamam olması gibi başlıklar içermekte.

Yazar eserin kaleme alınması ile ilgili olarak mukaddime kısmında şu ifadelerde bulunmuş: “Tasavvuf ve tarikatların bu tevhide etkisi herkesçe malûm bir gerçektir. Dinî, tarihî, mimarî, edebî, içtimaî açılardan ve hatta sanat zaviyesinden bile bakıldığında hep bu gerçekle yüzleşir, tasavvuf ve tarikatın irfanî üslubu ile buluşuruz. Fakat gene de tasavvuf ve tarikatı insanları nasıl şekillendirdiği, nasıl bir terbiye ve eğitimle bu kemali ve mükemmelliği başarabildiği tam manasıyla ortaya çıkmış değildir. Ancak bu manevî edep ve usulün en bariz özellikleri ve detayları kâmil mürşitlerin vasiyetlerinde veya kaleme aldıkları eserlerde kendisini bir nebzecik olsun göstermiş, bu irfan metoduna şahitlik etmemiz sağlanmıştır. Sizlerle beraber mütalaa etmeye çalıştığımız bu iki eser bu açıdan fevkalade ehemmiyet arz etmektedir.

Belli metinlerde tasavvufun adap ve erkânı zikredilse de bu ilmin ve mesleğin kendi içyapısını oluşturan tarikatlarda hâl ve mana diliyle anlatım daha ağır basmıştır. Bunun yanında insanların meşrep, idrak yani anlayışlarının farklılık arz etmesi bu sahada yazılan eserleri daha dikkatli değerlendirmemizi de gerektirmektedir. Hikmet sahibi mürşitler bu manevî terbiyenin hudutlarını çok güzel bir şekilde çizmişlerdir. Evet, metinlerde bulunan bu bilgiler muhakkak birebir özel alanlarda yaşanması gereken ve ancak öyle anlaşılabilen hikmetlerdir. Ama insanların hem kendi nefislerini bilmelerini hem de bu manadan bîhaber yaşamamalarını sağlaması bu eserlerin ehemmiyetini daha da artırmaktadır.

Siz muhterem okurlarımız için Hazreti Pir Muhammed Nurettin-i Cerrahi Efendimiz’in Mürşid-i Dervişanı’nı ve Hz Şeyh Sadık Efendi’nin Terbiyenamese’ni bu niyet ve düşüncelerle müteala ve mülahazalarınıza açmak istedik. Bu eserlerin muhteviyat ve güzellik açısından hem mahrem hem nadir hem de manevi terbiyeden haberdar olmak isteyenler için okunması ve bilinmesi elzemdir.”

Çıtlak, bu kitabın muhatabının kim olduğunu da kitabın adıyla belirlemiş zaten, kitap: “Ben dervişim diyene” yazılmış. Yani çalışma bu müesseseye ihtiyaç duymayanların ilgisine sunulmuyor. Yazar var olan risaleleri kendilerine göre yorumlayıp yayanlara dur demek istemiş. Mesela risalelerde dervişlerin farz ibadetlerinden bahsedilmemesini bazı insanların, “Tasavvufta namaza gerek yoktur, tespihatı ya da şunu bunu yapmak yeterlidir.” gibi yorumlamasına şiddetle karşı çıkmış Fatih Çıtlak. Burada seslenilen kişinin “derviş” olduğundan yani namazlarıyla oruçlarıyla vs. alakalı vazifelerini zaten yerine getirmiş kişilerden bahsedildiğinin altını çizmiş. Risalelerde dervişlere verilen eğitimin, farzın vacibin sünnetin üzerine koyulan bir eğitim olduğunun altı sık sık çarpıcı örneklerle anlatılmış.

Ben Dervişim Diyene

Mürşid-i Dervîşân ve Terbiyenâmeden

  1. Fatih Çıtlak

Sufi Kitap

Sayfayı Paylaş