EĞİTİMDE SEVGİ, BAŞARININ ÖZÜDÜR

+233 Dergi-45

Eğitimci bir yazar olarak tv, radyo söyleşilerimde, seminer ve sohbet ve imza günlerimde yaptığım konuşmalarımda sevginin insan hayatındaki önemini ve sevgi hikâyelerinden bahsederim. Çünkü sevgi çok önemli bir cevherdir. Aşılmaz dağları aştırır, açılmaz kapıları açtırır. Eğitimde sevgi, başarının özüdür. Öğrencilerini seven eğitimciler ve mesleğini sevgiyle yapanlar her zaman başarılı olmuş, engelleri aşmışlardır.

“Kenar Mahalle” öyküsü bunun bir örneğidir. Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore Şehri’nin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrencilerin hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığım dile getirmiştir.

Tam 25 yıl sonra bir başka sosyoloji öğretmeni profesörü, her nasılsa, bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi, öğrenciler o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’sının olağanüstü bir başarı gösterip avukat, doktor, işadamı olduklarını ortaya çıkardılar. Profesör bu durumdan çok etkilenmiş ve bu konuyu incelemeye karar verir. Birer yetişkin olan bu çocukların hepsi o bölgede yaşadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu. “O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?” sorusuna verdikleri cevaplar hep aynıydı: “Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde.”

Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hâlâ hayatta olduğunu öğrendiği, yaşlı öğretmeni bulup bu işin sırrını öğrenmek ve ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği karışıklıklara rağmen hâlâ dinç duran yaşlı bir kadın buldu. Yaşlı kadına, bu çocukları kenar mahallerden kurtarıp, başarılı birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu. Yaşlı öğretmenin gözleri parlak ve dudaklarının kenarından bir gülümseme belirdi. “Çok basit. Ben öğrencilerimi çok sevdim.” dedi.

Sevmek, duyguları ve hisleri olan insanların ortak özellikleridir. Duygulara ortak olmak, sevinçleri paylaşmak, gözyaşlarını bölüşmek eğitimde önemli izler bırakır. Sevinci yüzünde, hüznü kalbinde olan temiz yürekli eğitimcilerin temiz düşünceleri ile temiz bir neslin oluşması zor değildir.

Sevgi eğitimin vazgeçilmezdir. Çocuklarımıza arzu ettiğimiz bilgiyi, beceriyi, donanımı kazandırmak istiyorsak, bütün bunları sevgi ikliminin içinde vermek gerekir. Nasıl ılıman bir iklimde doğa, çok daha verimli, çok daha bereketli ise bir sevgi iklimi içinde geçen eğitim süreci de bizim için o kadar verimli olur. Her şey sevgi ile başlar, sevgi ile gelişir, sevgi ile güzelleşir ve her zorluğu sevgi ile aşabiliriz.

“Sevgi” kadar insana güven veren başka duygu yoktur. Çocuklarımızı, anne ve babamızı karşılıksız severiz. Neden? İçten gelen çok temiz bir duygudur bu. Çünkü insan olmanın getirdiği bir yere sığınma, güven hissinin tatminliği ancak sevgi ile mümkündür. Çevremizde kimden sevgi alırız ya da almayız bunu çok kolay anlar insan. İşte çocuk da çevresinde olup biten her şeyin gayet iyi farkında olan bir bireydir. “Çocuğunuzu seviyor musunuz? Bunu göstermek için neler yapıyorsunuz?” sorularına, “Tabii ki seviyorum, ona son model araba aldım, hiçbir şeyi eksik değil.” diye cevaplar vermek yeterli değildir. Çünkü çocuğun anne babadan beklediği en temel sevgi işaretleri sarılmak, dokunulmak, okşanmak ve birlikte yapılan paylaşımlardır.

Bilimsel araştırmalar sonucunda görülüyor ki, bu işler anne karnında başlıyor. Anne karnındaki bir bebeğe çeşitli sesler dinletiliyor. Çok huzursuz olan ve sürekli hareket eden bebek, bu sesler içinde kendi annesinin sesini duyunca sakinleşiyor. Birçok aile halen “Çocuk o daha bilmez, anlamaz” düşüncesi ile çocukların dünyasından kendilerine uzaklaştırıyor. Böylece, çocuğun zaman zaman gösterdiği garip davranışları anlamak daha da güçleşiyor. Oysa çocuklar kendilerine gösterilen sevginin, ilginin her zaman farkındadırlar.

Eğitimin vitamini sevgidir. Sevgiye dayalı eğitim veren okulda öğrenci su içindeki balık gibidir. Bulunduğu ortamı terk etmek istemez. Sevgiden yoksun öğrenci ise kafesteki kuş gibidir. Kulağı çıkış zilindedir. Sevgi, eğitim verimliğinde önemli bir faktördür. Sevgisiz, eğitim düşünülemez. Çocuk, gelişme çağında ailede, okulda ve çevrede yeterli sevgiyi görmelidir. Sevgisizlik, çocuğu aileden ve okuldan soğutur. Sokağa itebilir. Bunun için evler ve okullar birer sevgi ve şefkat yuvası olmalıdır.

Çocukların başarısından cezalar değil sevgi ve takdir daha etkili olmaktadır. Sevginin bulunduğu yerde neşe, mutluluk, huzur, başarı ve verimlilik vardır. Çocukların eğitiminde en önemli faktör sevgidir. Çocukta diğer duygular gibi sevgi duygusu da doğuştan vardır. Ancak bu duygunun geliştirilmesi sonradan ve dışarıdandır. Bunun için çocuklardaki bu duygu büyükleri tarafından iyi yönlendirilerek geliştirilmesi gerekir. Bu geliştirme büyüklerin sevgi ortamında olmalıdır. Zamanla iki taraflı sevgi iletişimi oluşturulmalıdır. Oluşturulan sevgi ortamında çocuk, istenilen ölçüde eğitilebilir. Çünkü sevgi, eğitimin itici gücüdür.

Sevgi, eğitimde yararlanılması gereken önemli bir husustur. Sevgisiz eğitim düşünülemez. Temelinde sevgi olmayan eğitim başarıya ulaşamaz. Sevgi faktörü öğrenmeyi kolaylaştıran en önemli unsurdur. Eğitimciler öğrencilerini sevgi dünyasında gezdirerek eğitmelidirler. Gönül kapılarını onlara açık bırakmalıdırlar. Onlar bu kapıdan girerler ve öğretmenlerinin sevgi bahçelerinden istedikleri bilgi çiçeklerini dererek kolayca öğrenirler. Sevgi yoluyla girilebilen gönül kapısını öğrencilerine kapatan öğretmenin onlara öğretmeye çalıştığı bilgiler taşın üzerine ekilmiş tohumlara benzerler. Böylesi tohumlar asla çimlenemezler.

Kin, nefret, öfke ve şiddetin olduğu yerde sevgisizlik ve korku vardır. İnsan sevmediği ve korktuğu yerden öğrenmek bir yana hızla kaçar. Öğretmeninden korkudan dizleri titreyen bir öğrenci ona bilmediklerini nasıl sorabilir? Öğretmeninin sevgisini görmeyen öğrenci onunla hangi yoldan diyalog kurabilir? İçinde sevgi olmayan okula öğrenci isteksiz ve zoraki gider. Bunun için bazı aileler çocuklarını okullara göndermekte güçlük çekerler. O halde okulları da sevecen yönetici ve öğretmenlerle bir sevgi yuvası haline dönüştürmelidir. Oraya öğrenciler severek ve koşarak gitmelidirler. Sevgiyle de öğrenmelidirler. En kötü sınıf ortamı sokaklardan daha güvenlidir. Bu sorumlulukla çocuklarımızı sevgi ile okul ve sınıf ortamlarında büyütmek zorundayız.

Gerçek öğretmen; yürekleri ısıtan, gönülleri aydınlatan güneşe benzer. Sevgi dolu yüreği, güler yüzü ve güzel sözüyle minik gönülleri fetheder. Tatlı dili ve maharetli elleriyle kalplere sevgi tohumları eker. Sevgisi, bilgisi ve ilgisiyle onları geleceğe hazırlar. Çiçeklerini en güzel şekilde yetiştirir…

 

 

Sayfayı Paylaş