KEŞKELERİN ARASINDA YİTEN HAYATLAR

229-erol.afşin-19

“Sürekli gelişen ve değişen düşüncelerimizle birlikte hedefimiz ve o hedefe vardıktan sonraki ruhî durumumuz da değişkenlik gösterir. Bu açıdan sürekli geçmişe dönerek keşkelere boğulmanın mantıklı bir izahı bulunmuyor.”

 

Üç günlük dünyada yaşıyoruz derler, doğru da derler ama bir eksikle… Dün geçmiştir, bugün yaşadığımız gündür ve bir sonrası ise an’dır. Yarın gelir mi bilinmez. Dolayısıyla sadece bir anlık zaman dilimine ve tam olarak hükmedemediğimiz zaman diliminde yaşıyoruz. Tam olarak hükmedemediğimiz zaman için de zaman zaman çok fazla beklentiler içinde oluyoruz ve sonunda hüsrana kapılabiliyoruz.

Hayatımız boyunca bir mücadele içindeyiz özellikle yaşam mücadelesi. Bu yaşam mücadelesi içinde bir yerde var olma kavgası veriyoruz bir bakıma. Peki, nerede var olma kavgasını veriyoruz? Milyonlarca insan içinde kaybolma kaygısı belki de… Ya da milyonlarca insan arasından hayallere kavuşma isteği ve bunun çabası. Elbette insan hayallerinin peşinden gitmeli ve onun için gayret etmelidir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de Necm Suresi’nin 39. ayetinde “İnsan için ancak çalıştığı vardır.” buyuruyor. Demek ki, oturduğumuz yerden hayallerimize ulaşmak mümkün değil. Böyle bir hayat yok, ancak ulaşmak için emek sarf etmemiz gerekiyor.

Hayatımız boyunca daha iyi bir iş sahibi olmak daha iyi bir evde oturmak daha iyi bir araba alma hayallerimiz olabiliyor. Belki çok daha fazla kazanma hırsı da var. Ama bir de paylaşma duygusunu, yardımlaşma duygusunu unutmamak lazım. Dinî vecibeleri yerine getirmek bizi manevî huzura eriştirir ve insan olmanın mutluluğunu hissettirir bir bakıma. Çünkü insanın fıtratında bencillik yok. Bazen hedeflere ulaşmak isterken çeşitli sebeplerle ona ulaşamaz ve hayatımızın diğer kısmında keşke ifadeleri ile bu pişmanlığı sürekli dile getiririz. Hedeflerimize çalışacağız, erişmek için uğraşacağız ama bizim sağlığımızı da etkileyecek şekilde kendimizi heder etmeyeceğiz. Çünkü sağlık da çok kıymetli bir hazine bizim için. Sağlık kaybedildi mi kolay kolay telafisi olmuyor ve hayatımızın geri kalanı daha zorlu bir şekilde devam edebiliyor. Keşkelerin arasında boğulmadan yeni hedefler belirleyerek hayatımıza devam etmemiz gerekiyor. Özellikle genç kardeşlerimizin bu konuda bir anlık hataya düştüğü görülüyor, herhangi bir hedefi olmayınca hemen karalar bağlanıyor ve ruhi bunalıma düşüyorlar.

Keşke dediğimiz kelimenin artık zamanı geçmiştir, nasıl bir oku fırlattıktan sonra geri döndüremezsek, olan biten bir olayın ardından keşke ifadeleriyle başlayıp giden cümlelerle hiçbir şeyi geri getiremeyiz. O yüzden geçmişe sürekli hayıflanmak yerine kendimize güzel hedefler belirleyerek onlar üzerinde çalışmalarımıza devam etmemiz lazım. Kâinatı var eden Yüce Allah da bize muştu vermiyor mu? İnsan için ancak çalıştığı vardır buyuyor, demek ki bıkmadan, pes etmeden hedefe ulaşmak için gayret edeceğiz.

Hedef dediğimiz şey sadece okuldan ibaret değil, insanî duygularımızla birlikte güzel işler yapma isteği de bir hedeftir. Bir öğrencinin iyi bir okulda iyi bir bölümü okuma isteği hedeftir, o bölümü bitirerek sevdiği alanında mesleğini yapması sonuçtur. Yine kazandığı bölümü bitirmesi hedefidir, eğer mesleğini sevemiyor ve mutlu değilse bu olumsuz bir sonuç olmuştur kendisi için… Yine yeni hedeflere yelken açabilir. Bazen hedeflerimize ulaşınca mutlu olup olmayacağımızı bilemeyiz. Mesela, tıp fakültesini kazanmak isteyen binlerce öğrenci, derslere başladıktan sonra tıp eğitimini kaldıramayıp bölümlerini bırakabilmektedir. Tıp fakültesi misalini çok gözde bir meslek olması açısından verdim. Aynı durumlar mühendislik, öğretmenlik ve diğer bölümler için de geçerli. Sürekli gelişen ve değişen düşüncelerimizle birlikte hedefimiz ve o hedefe vardıktan sonraki ruhi durumumuz da değişkenlik gösterir. Bu açıdan sürekli geçmişe dönerek keşkelere boğulmanın mantıklı bir izahı bulunmuyor.

Elimizde tutamadığımız ve tam anlamıyla hükümran olamadığımız zaman kavramı var, geçmişe hayıflanarak geçirdiğimiz zaman da ömür hanemizden eksilen rakamlardan ibaret…

 

Sayfayı Paylaş