Hacı Ahmed Niksârî (k.s.)

Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE – Prof. Dr. H. İbrahim ŞİMŞEK

Hacı Ahmed Efendi (Zarakol) 1279/1861’de Ordu’ya bağlı Mesudiye ilçesinin Beyseki köyünde doğdu. Babasının adı Yûsuf annesinin ise Marziye’dir. Aslen Mesudiyeli olmasına rağmen medrese hocalığına başladığı dönemden vefatına kadar Niksar’da ikâmet ettiği için Niksarî nisbesiyle anılmaktadır. Ahmed Efendinin altı kardeşi olduğu kaydedilmektedir. Yûsuf Efendi çocuklarının hepsini okutmaya gayret etmekle birlikte bunlardan ancak Ahmed ve Ömer Lütfi Efendiler babalarının hedef gösterdiği aşamaya kadar ulaşabildiler.
Ahmed Efendi memleketinde babasının gözetiminde başladığı ilim tahsilini yörenin ilim adamlarından devam ettirdi. Daha sonra ilim tahsilini ileri düzeyde geliştirmek üzere İstanbul’a gönderildi. Burada bazı âlimlerden tahsil ettiği dersleri başarıyla tamamlayarak icazet aldı. İcazetli bir hoca olarak memleketi Mesudiye’ye döndü ve talebe okutmakla meşgul olmaya başladı. Bulunduğu yerdeki çevresinden adını sıkça duyduğu Şiranlı Mustafa Efendiyi ziyaret etmek üzere Çorum’a gitti. Ahmed Efendiye iltifat ederek ağırlayan Mustafa Efndinin mânevî hâlleri onu oldukça etkiledi ve ona intisap etti. O, bir süre devam eden seyr ü sülûkünü tamamlayarak Mustafa Efendiden tarikatta irşad ve hilafet icazeti alıp şeyhinin emriyle vazifesini yürütmek üzere Niksar’a yerleşti. Ahmed Efendi mânevî sahadaki yetkinliğinin yanı sıra zâhirî ilimlerden icazetli bir hoca olarak Niksar’daki Çilehane Medresesi diye de bilinen Keşfî Osman Efendi Medresesi’nde ders vermeye başladı. Burada Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesiyle yazılmış birçok eserin yer aldığı kütüphane kurdu. Ancak bu kütüphane vefatından sonra dağıtılmıştır. Hatta onun kitaplarından bir kısmının Süleymaniye Kütüphanesi’ne verildiği belirtilmektedir.  Niksar’da sevilen bir insan olan Ahmed Efendinin Cumhuriyet’in ilanından sonra kurulan İstiklâl Mahkemeleri tarafından, bazı medrese hocalarına yapıldığı gibi, takip ettirilerek sorgulandığı kaydedilmektedir. Fakat herhangi bir mahkûmiyet aldığına dair bilgiye sahip değiliz.
Ahmed Efendi, Şiranlı Mustafa Efendinin yerine halife bıraktığı Tokatlı Mustafa Hâki Efendiyle pîrdaştır. O, ziyaretine gelen insanların ruhlarına hitap ederek mânevî irşadı ve medresede kendisinden ilim öğrenmek isteyen talebeleri yetiştirmeyi 1935’te Niksar’da vefat edene kadar sürdürdü. Aynı zamanda Ulu Cami’de vaizlik yapıp halkı irşad ettti. Sohbetlerinin ve vaazlarının pek çok insan tarafından ilgiyle dinlendiği, mülayim huylu ve tatlı bir üslûba sahip olduğu kaydedilmektedir. 1935 yılında Niksar’da vefat eden Ahmed Efendinin kabri Melikgazi Mezarlığı’ndadır. Kabrin bugünkü düzenlenmesi Hamideddin Ateş tarafından yaptırılmış olup kitabesinde Musa Tektaş’ın yazdığı şu şiir kayıtlıdır:
Tarik-i Nakşîde erdi kemâle
Âşık idi dâim nûr-i Cemâle

Pîr-i Çorûmî’den terbiye aldı
Hakikat marifet bahrına daldı

Tokadî Hâki’den aldı hilâfet
Ahlâkında müzeyyendi letâfet

Sivasî Takî’yle irşad yolunda
Gayretler gösterdi Tokat ilinde

Garîbullâh’ı Sivas’a edince teslim
Senedi meşhurla oldu tesellüm

İhramcı-zâde de nişân-ı hürmet
Bu yüce velîye vererek kıymet

Altın silsileye yazıldı ismi
Burada medfundur o aziz cismi

Şeyh Hacı Ahmed-i Niksârî Şahın
Rahmet ummanına daldı Allah’ın
Ruhu için el-Fatiha (1279-1935)
Ahmed Efendi’nin 9 defa hacca gittiği kaydedilmektedir. Niksar, Tokat, Gümüşhane, Bayburt, Çorum, İskilip, Trabzon ve Erzincan bölgelerinde pek çok müridi olduğu belirtilmektedir. Turhallı Mustafa Efendi, İskilipli Zeynelabidin ve Hacı Faik, Alacalı Bekir Efendi, Tosyalı Mehmet (Cevlikli) Efendi gibi vekiller yetiştirdi. Vefatına yakın bir dönemde müridlerinin eğitimini bir icazetnâme ile İhramcı-zâde’ye devrettiği kaydedilmektedir.

Dipnot

Bu makale, Prof. Dr. Kadir Özköse ve Prof. Dr. H. İbrahim Şimşek’in, Nasihat Yayınları’ndan neşredilen Altın Silsileden Altın Halkalar kitabının 427-429. sayfalarından özetlenmiştir.

Sayfayı Paylaş