Halil Hamdi Dağıstânî (k.s.)

somuncubaba-222-04halilhamdi

Prof. Dr. Kadir ÖZKÖSE – Prof. Dr. H. İbrahim ŞİMŞEK

Kaynaklarda geçtiği şekliyle adı Halil Hamdi Dağıstânî’dir. Babası Yahya Efendi (k.s.)’yle birlikte Mekke’ye giderek oraya yerleşti. Önce babasından mânevî terbiyeye başlayan Halil Hamdi Efendi (k.s.) daha sonra babasının şeyhi Abdullah-ı Mekkî (k.s.)’ye intisab edip yedi yıl kadar onun gözetiminde tasavvufî eğitim gördükten sonra seyr u sülûkünü tamamlayarak hilafet ve irşâd icâzeti aldı. Abdullah-ı Mekkî (k.s.)’nin halifesi olan babası Yahya Efendi vefatına yakın bir dönemde Halil Hamdi Efendi (k.s.)’yi Mekke’deki tekkesine halife olarak tayin etti. Bir eserinin giriş kısmında döneminde görevde bulunan Osmanlı padişahlarının (Abulmecid, Abdulaziz ve II. Abdulhamid) İslâm’a hizmetlerini hayırla yâd ederek onlara dua etmektedir. Mustafa Şiranî’yle pîrdaş olan Halil Hamdi Efendi (k.s.) Mustafa Hakî Efendi (k.s.)’yle de görüşmüşlerdir. Mustafa Hâki Efendi (k.s.) hakkında övücü sözleri ve muhabbeti olduğu kaydedilmektedir.
Halil Hamdi Efendi (k.s.)’nin halifelerinden Üsküdarlı Balabanî Hasan Hüsnü Efendi (ö.1347/1928) ve Bursa Hamidiye Dergâhı şeyhi Ahmed Hüsameddin Efendi (ö.1343/1925) tarafından Anadolu’daki silsilesi devam ettirilmiştir. Ayrıca Halil Hamdi Efendi (k.s.) Nakşbendiyye’nin Uzak Doğu ülkelerine yayılmasında da etkili olmuştur. Mekke’de vefat edip aynı yerde defnedilmiştir.
Halil Hamdi Efendi’nin üç eserine ulaşabildik. Bunlardan biri İrşâdu’r-râğıbîn’dir. Kırk sayfa olan eserin ilk 25 sayfası Halil Hamdi Efendi’nin Nakşbendiyye’nin usulüne dair görüşlerini içermektedir. Eserin 23-25 sayfaları arasında Halil Hamdi Efendi (k.s.)’nin Nakşî silsilesi, son kısmında İmam-ı Rabbanî (k.s.)’’nin Mektubât’ından birkaç mektup ve bazı zevâtın takrizleri yer almaktadır. Diğer eserleri ise Risâletü’l-Münazzame fî fedâili’l-Mekketi’l-Mükerreme, Selâse reşehât min marifeti’n-nefs’tir.
Halil Hamdi Efendi (k.s.)’ye göre tarikatın usulü dört rükünden ibarettir. Birincisi ism-i zât ve nefy u isbât zikridir. İkincisi şeyh-i kâmilin sohbeti, ona muhabbet etmek ve râbıta yapmaktır. Üçüncüsü sünnete ittiba etmek, övülen ahlâka sahip olmak ve kötü bidatlardan kaçınmaktır. Dördüncüsü ise murakabedir.
Şeyhin huzurundayken yapılan râbıta şöyledir: Kalp şeyhin kalbine muhabbet ve teslim yoluyla bağlanarak Allah (c.c.)’a yönelip zikir yapılmalıdır. Şeyhin olmadığı ortamlarda yapılan râbıta ise, müridin şeyhini karşısında farzedip kalbini onun kalbine muhabbet ve teslim yoluyla bağlayarak namazda muktedinin imama iktidası gibi ona uyarak Allah (c.c.)’a yönelip zikretmektir. Mürit, şeyhinin suretini Allah (c.c.)’ın yoluna açılmış bir kapı olarak kabul etmelidir.

Dipnot

1.    Bu makale, Prof. Dr. Kadir Özköse ve Prof. Dr. H. İbrahim Şimşek’in, Nasihat Yayınları’ndan neşredilen Altın Silsileden Altın Halkalar kitabının 409-410. sayfalarından özetlenmiştir.

Sayfayı Paylaş