Beslenmede Helal-Haram Ölçüsü

Beslenme; insanın temel ihtiyaçlarındandır. Beslenmenin temel unsuru gıda maddeleridir. Kâinattaki her şey insan için yaratılmıştır. Bazı maddelerin yenilmesi ve içilmesi yasaklanmıştır. Haram kılınan şeyler genel olarak insan sağlığına zararlıdır; helal olanlar ise faydalıdır. İnsan kulluk vazifesi için yaratılmıştır. Yeme içme başlı başına bir gaye değildir. İnsan helal olan şeyleri yeme içmede ölçülü davranılmalıdır. Zira insan sağlığını korumakla mükelleftir. Fazla yeme-içmenin neticelerinden birisi obezitedir. Doyduktan sonra yeme-içme hoş görülmemiştir. Obezite insanın iradesine de bağlıdır. Bir yazı dizisi olarak bir kaç sayıda şu başlıklar altında devam ettireceğiz. ‘Beslenme ve Helal-Haram Ölçüsü’, ‘Beslenme ve İbadet’, ‘Beslenme ve Sağlık’, ‘Yeme ve İçmede Ölçü’, ‘Beslenme ve Fıkhî Açıdan Genel Değerlendirme’.

Beslenme; insanın sağlığını koruması, geliştirmesi ve hayat kalitesini yükseltmesi için vücudun ihtiyacı olan besin maddelerini yeterli miktarda, uygun zamanda ve bilinçli bir şekilde almasıdır.[1] Büyüme ve gelişmeyi sağlamak, hastalıklardan korunmak, bağışıklık sistemini düzenlenmek, yaşlanmayı yavaşlatmak, fizikî ve zihnî faaliyetleri yapmak için beslenme gereklidir.[2] Beslenme insanın yapısını, şahsiyetini, dinî hayatını ve ibadetlerini etkiler.[3] Beslenme, kaynak ve sonuçları itibariyle insanı, üçüncü şahısları ve sosyal düzeni ilgilendirir.[4] Besinler, vücudun ihtiyacından az alındığında yetersiz beslenme, ihtiyaçtan çok alındığında ise obezite (şişmanlık) meydana gelir.[5] Obezite doktorlar tarafından hareketsizlik ve fazla yeme-içmenin sebep olduğu bir sağlık problemi olarak görülmektedir.[6] Diğer sebepler arasında düzensiz yeme içme alışkanlığı, yanlış eğitim, reklamlar ve ikram kültürü sayılabilir. Obezite, vücuttaki yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının artmasıyla, vücut ağırlığının fazlalaşması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.[7] Bizatihi obezite sonucu hipertansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, kanser, varis, fıtık, akciğer, deri enfeksiyonları ve psikolojik bozukluklar ortaya çıkabilir.[8]

Obezite, toplum tarafından dışlanmanın ortaya çıkardığı psikolojik sorunları da beraberinde getirir.[9] Çünkü şişman insanlar; tembel, iradeleri zayıf, beceriksiz ve özensiz olduklarına dair önyargı sebebiyle iş görüşmeleri, sağlık hizmetleri ve eğitim kurumlarında adaletsizliklere maruz kalmaktadırlar.[10]

Obez insanlar ağır vücuda sahip, şişkin karınlı, ciltleri yaralı, yorgun ve isteksiz bir görünüme sahiptirler. Buna karşılık sağlıklı kişilerin sağlam, hareketli, muntazam ciltli, canlı saçlı, kuvvetli kaslı, bacakları gelişmiş ve sürekli çalışmaya müsait vücut yapıları vardır.[11]

Obezite küresel bir sağlık problemidir. Dünyada obez sayısı hızla artmaktadır. Avrupa’da yaşayan yetişkin insanların yarısı ve çocukların beşte biri fazla kiloludur. Bu hastalığın tedavisi için yapılan harcamalar Avrupa’daki sağlık harcamalarının %6’sını teşkil etmektedir. Bu oranın iki katından fazla dolaylı maliyeti vardır.[12] Bu haliyle obez insanların tedavisi için ayrılan tıbbî bütçe sağlıklı insanlardan fazladır.[13] Avrupa’da 200 milyon insan obezite sınırındadır.[14] Türkiye’de ise 8,5 milyon civarındadır.[15]

Obezite istismara açık bir pazar durumundadır. Tedavi yollarından birisi fazla kiloları vermek olduğu için zayıflama yöntemi olarak, küpe, band, bitki çayı ve egzersiz aleti gibi ürünler gazete, internet ve diğer iletişim vasıtalarıyla “mucize” tedavi olarak topluma sunulmaktadır.[16] Bu alanda çalışan firmaların çoğu ya Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat almamış, ya da uygun şartları sağlamadıkları için ruhsatları iptal edilmiştir. Bu konuda uzman olduğunu iddia eden kişilerin çoğunun ihtisas alanı sağlık değildir.[17]

Bu çalışmayla günümüzün önemli sağlık problemlerinden olup toplumu tehdit eden obezite konusu fıkhî bir perspektiften değerlendirme amaçlanmıştır Bu bağlamda önce beslenme, yeme-içmede ölçü konuları ele alınacak, fazla yeme içmenin zararlarına temas edilecek, arkasından hukukî bir neticeye ulaşmaya çalışılacaktır.

Beslenme ve Helal-Haram Ölçüsü

Sağlıklı yeme-içme konusunda ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde genel prensip anlamında çeşitli ifadeler bulmak mümkündür. Bu ayetlerden birisi şöyledir: “(Onlar) nezdlerindeki Tevrat ve İncil’de (ismini ve sıfatını) yazılı bulacakları ümmî nebiy olan o resule tâbi’ olanlardır. O, kendlerine iyiliği emrediyor, onları kötülükdennehyediyor, onlara (nefislerine haram kıldıkları) temiz şeyleri tayyibâthalâl, (halâl kıldıkları) murdar şeyleri de habais üzerlerine haram kılıyor. Onların ağır yüklerini, sırtlarında olan zincirleri indiriyor o. İşte ona îman edenler, onu ta’zîm edenler, ona yardım edenler ve onunla (onun nübüvvetiyle) birlikde indirilen nura tâbi’ olanlar! Onlar selâmete erenlerin ta kendileridir.”[18] Ayette geçen tayyibat ve habais kelimeleri sağlıklı beslenmede helal ve haram ölçüsü bakımından önemlidir.

Tayyib kelimesinin çoğulu olan tayyibat kelimesi sözlükte, hoşa gitmek, hayrı çok, razı olmak, temiz, tamam olmak, kolaylık, lezzetli ve helal anlamlarına gelir.[19] Tayyib yemek, caiz olan ve yeterli miktarda alınan yiyecek demektir.[20] Beslenmede tayyib (helal) dairesi asıl, haram dairesi istisnadır.[21] Tayyib, Allah ve Rasûlü’nün helal kıldıkları şeylerdir.[22] Tayyib, hakkında şer’i bir yasak olmayan, insan sağlığına faydalı, temiz ve insana cazibeli ve helal gıda demektir.[23] Helaldir, çünkü hakkında şer’i bir yasak yoktur. Temizdir, çünkü şer’an pis sayılan şeyler içermemektedir. Canın çekmesi kişiden kişiye göre değişebilir.[24]

Habis (ç. habais); sözlükte, tayibin zıddı, küfür, pislik, kir, şer, zemmedilmiş fiil ve haram anlamlarına gelmektedir.[25] Habis, zararlı, değersiz, bozulmuş ve sağlığa zararlı şeylerdir.[26] Kumar, riba, rüşvet, Allah’tan başkası adına kesilen, başkasının hakkı, ölü eti, kan, domuz eti, içki ve murdar et habisdir.[27]

Habis; “bir sözün, fiilin, malın, yiyeceğin, içeceğin, şahsın ve durumun mezmum (kınanmış), mekruh (hoş görülmemiş), kabih (çirkin) olmasıdır.[28] Habis şeyi Allah yasakladığı için, insan onu yemesi-içmesi halinde zarara uğrar ve günaha girer.”[29] Çünkü habis gıda, insan aklına ve bedenine zarar veren maddeler ihtiva eder, görüntüsü iğrenç ve tiksinti vericidir.[30]

Tayyib ve habis kelimelerinin muhtevaları, bakış açısı, tabiat ve çevre ile farklılık kazanabilir.[31] Yeme-içme kültürü toplumlara göre değişmektedir.[32] Bu sebeple yeme-içmede helal veya haram hükmünün belirlenmesinde tab-ı selim belirleyici değildir.[33] Bazı şeylerde tayyibtab-ı selim tarafından bazen milletlerin örfü olarak tecessüm etmiştir.[34] Zevk, alışkanlık, yetişme ve psikolojiye göre değişir.

Konuyla ilgili 2/Bakara, 173. ayette haram kılındığı belirtilen maddeler olan leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilenler şeyler “sadece” anlamına gelen hasr edatıyla beyan edilmiştir.[35] Fakihler bu kullanımdan hareketle, haram kılınanların bu sayılanlarla sınırlı olup olmadığı konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazılarına göre, yenilip içilmesi haram kılınanlar bunlardan ibarettir. Bazılarına göre, yenilmesi yasaklanan yiyecekler ayette sayılanlarla sınırlı değildir. Çünkü sünnette, Kur’an’da haram kılınmadığı halde ehl-i eşeğin yenilmesi gibi ilave haramlar da vardır.[36] Bazılarına göre ayet, haramları beyan etmemekte, sebep bildirmektedir. Burada sayılanların dışında zikredilen şeyler ise tahrim değil; mekruh bildirir.[37] Nitekim fakihler naslarda açık bir şekilde hükmü bildirilmeyen bir konuda ictihad sonucu ulaştıkları neticeye haram-helal tabirlerini kullanmaktan kaçınmışlardır: İbrahim en-Nehai, “Bu helaldir.”, “Şu haramdır!” yerine şöyle demiştir: “Bunu mekruh görürlerdi!”, “Şunu müstehab görürlerdi.” İmam Malik şöyle demiştir: “İnsanların, ‘Bu helaldir.’, ‘Şu da haramdır.’, diye fetva vermemeleri gerekir. Bunun yerine; ‘Şu, şu işten sakının.’ demeleri gerekir. Mesela, ‘Ben böyle yapmam.’ diyebilirler. Bunun anlamı şudur: Helal kılma yetkisi sadece Allah’ındır. Hiçbir kimsenin muayyen bir şey hakkında Yüce Allah’ın bu husustaki hükmü haber vermiş olması hali müstesna, bunu açıkça ifade etme yetkisi yoktur. İctihad yolu ile haram olduğu kanaatine ulaşan kişi: ‘Ben bunu çirkin görüyorum.’ demelidir.”[38] Bazı fakihlere göre de hadislerde getirilen yasaklarla ayetteki ifadeler arasında bir tezat yoktur. Hadislerde getirilen yasaklar Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Kur’an’ı açıklayıcı fonksiyonuna dayanır.[39] Kur’an ve sünnette yasaklanan yiyecek ve içeceklerin Asr-ı Saadet’teki bazı ihtiyaçlara uygun olduğu anlaşılmaktadır. İhtiyaçların zamanla değiştiği dikkate alındığında sayılanların örnek kabilinden olduğunu söylemek mümkündür. Hakkında şerʻî bir delil bulunmayan şeylerde mubahlık esastır. Kanun koyucunun (şâriin) bilerek serbest bıraktığı (mubah ve cevaz) bazı sahalardaki fiiller de dâhil olmak üzere her alanda hükmü bulunmaktadır.[40]

Konuyla ilgili bir hadis de meal olarak şöyledir: “Helal de haram da apaçık bellidir. Bunların arasında, helal mi, haram mı olduğu şüpheli şeyler vardır. Dinini ve namusunu korumak için bunları yapmayan kimse haram işlemeye yaklaşmış olur; Korunun etrafında (hayvanlarını) otlatan kimse de koruya dalma tehlikesi ile burun buruna gelmiş olur. Dikkat ederseniz, her hükümdarın bir korusu vardır; Allah’ın korusu da haram kıldığı şeylerdir.”[41] Hadiste helal ve haram kavramlarına ilave olarak şüphe kavramı da geçmektedir.

Bazı ayetlerde geçen “halale’n-tayyiben” sıfat tamlaması “her türlü şüpheden uzak temiz”[42] olması şeklinde izah edilmiştir.

Şüphe, benzerlik sebebiyle iki şeyin birbirinden temeyyüz edilememesi, haram ile helal olduğu teyakkun edilemeyen şeydir.[43] Âlim bir şeyin hükmü hakkında nass veya icmada bir delil bulamaz da tereddütte kalırsa; ictihad ederek, onu şer’i bir delille helal veya haramdan birisine katar. Bu takdirde vera ve takva o şeyi yapmamayı gerektirir.[44] Burada terk veya tercih bir helali delille bırakma değildir. Doğrusu ihtiyatlı olmaktır. İhtiyat, hükmün delili, değerlendirme, vakıayı belirleme ya da farklı çözümlere ulaşılan bazı durumlarda, sorumluluk açısından güvenli görünen çözümü tercihtir.[45] İhtiyat, hata ve günaha düşmemek için benimsenir.[46] Fakat işi vehim ve vesveseye vardırmamak gerekir. Bir hadis-i şerifte mealen; “Dikkat edin! Aşırı gidenler helak oldu!”[47] buyurulmuştur. İhtiyatlı olmak adına helali terk anlayışı aşırı gitmektir. Şüpheli şeylerden kaçınma, anlayışıyla Allah’ın koyduğu yasakları (haşa) yeterli görmeyerek koruma alanının hududunu genişletmek, helal alanında kalması gereken birçok hususu haram haline dönüştürecektir. Bu şekilde, Allah ve Rasûlü’nün koyduğu mükellefiyetleri az görerek bunları artırmak, dinî kimliği canlı tutma adına, bunları meşrulaştırma yoluna girmek aşırılıktır.[48] Takva, Allah’ın muradına uygun davranmaktır.[49] Helal dairesini daraltmak dini zorlaştırır. Harama duyarlılığı da kırar.[50]

Buna karşılık, Müslüman toplumu, bilinçlendirme, belli bir noktaya götürme, kimlik kaybına engel olma gibi unsurlar, o nesneye helal dememe hakkı verebilir.[51] Günümüzde, insan hayatını sınırlandıran her kuralın kaldırılmasına yönelik bir eğilim, günümüz hâkim zihniyet ve pratikleri sabit, genel geçer tespitleri ve olguları kabul vardır.[52] Üstelik insanların ihtiyaçları dikkate alınmak suretiyle ruhsat hükümleri teşri kılınmıştır. Naslarda değişim, esneklik ve kolaylık vb. uygulamada rahatlık sağlayacak şeyler de ictihat ehliyetine sahip âlimlerin göz ardı edemeyecekleri hususlardandır. Allah’ın yarattığı şeyler içerisinde haram olanlar da bulunmaktadır. Haram ligayrihi, tanımında da olduğu gibi harici sebeplerle de bir fiil haram hale gelebilir.

Şüpheden kaçınılmasını emreden hadisler objektif fıkhi ölçüler değildir. Fertleri hassas olmaya teşvik etmektedir. Bu şahsî bir çözüm yoludur.[53] Kalb iyilikten huzur ve itmi’nan, günahtan ise rahatsızlık duyar.[54] Yeme-içmede insanın sağlığına açıkça zarar veren şeyleri tespit ve bunlardan kaçınmak şüpheli bir durumu terk sayılmaz.

Helal ve haram hükmünde asıl olan taabbudiliktir.[55] Helal ve haram kılma Şârii’n-teabbüdî yönü ağırlıklı olan bir tasarrufudur. Bir başka ifadeyle hakkında nas olmayan şeylerin helal ya da haram kılınmasında yarar veya zarar vasfı belirleyici[56] olması, helal veya haram hükmünü almasında kılmada ölçünün taabbudilik olmasıyla çelişkilidir.[57] Hz. Peygamber (s.a.v.) “tayyib olanları helal kılan” ve “habîs olanları haram kılan” kimse şeklinde nitelendirilmiştir.[58] Genel olarak yeme-içmesi helal olan gıdalar faydalı ve temiz; buna karşılık haram olan gıdaların iğrenç ve kirli olduğunu söyleyebiliriz.[59] Kötü ve faydasız olan şeyler derecesine göre, mekruh ve haram hükmü alır.[60] Beslenilen şeylerin mahiyeti gereği helal olması gibi, tüketiminde de helal ölçülere dikkat edilmesi gerekir. Yani, helal olan bir gıda, başkasından gaspla elde edilmesi, fazla yeme veya zarar verecek şekilde tüketmek suretiyle de harama dönüşebilir. Genel olarak yenilmesi haram olan şeyler naslarda belirtilmiştir. “Eşyada asıl olan ibahadır.”[61] prensibine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde bilinmeyen, fakat başka yörelerde mevcut yiyecek, içecek ve yeni çıkan maddeleri mubah kılmak, haram sınırını dar tutacak, böylece hükümlere evrensel bir boyut arz edecektir.[62] Aslında bu ifadeye mubah alanını geniş tutmanın ve haram sınırını dar tutmanın hükümlere nasıl olup da evrensellik kattığı şeklinde itiraz edilebilir.

Dipnotlar

*Doç. Dr. Halis DEMİR

[1] Türkan Kutluay Merdal, Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi, Ankara: Sağlık Bakanlığı Yay., 2004, s. 9.

[2] Muazzez Garipağaoğlu, “Sağlıklı Beslenme İlkeleri”, Uluslararası 2. Helal ve Sağlıklı Gıda Kongresi (7-10 Kasım 2013) Konya, s. 293.

[3] Abdullah Kahraman, “Gıda Ürünlerinde Helal ve Haram Belirleme Yöntemi”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, c. XVI, sy. 1, Sivas 2012, ss. 453-478.

[4] Ali Bardakoğlu, “Haramlar ve Helaller”, İlmihal, haz., İstanbul: Heyet, Türkiye Diyanet Vakfı, 1999, II, 29-193; II, 32-33; Kahraman, “Gıda Ürünlerinde Helal ve Haram Belirleme Yöntemi”, s. 454.

[5] Merdal, s. 2.

[6] Mutlu v. dğr., “Obeziteye Karşı Tavrın Arkasındaki Gerçeklik ve Etik”, Obezite ve Etik, editör Nesrin Çobanoğlu, Ankara, 2012; Özge Baş, “Obezitenin Sömürüsü”, Obezite ve Etik, Editör, Nesrin Çobanoğlu, 2012, Ankara, s. 33 vd.; Eren, Duyar- Oktay, Dokuz, “Obezite Tedavisinde Hatalar Tedaviye Bilimsel ve Etik Yaklaşımlar”, Obezite ve Etik, editör, Nesrin Çobanoğlu, 2012, Ankara, s. 134; Baysal, s. 20; Ayrıca bk., Bahar Tezcan, Obez Bireylerde Benlik Saygısı, Beden Algısı ve Travmatik Geçmiş Yaşantıları, İstanbul 2009.

[7] Mutlu Zuhal vğr., s. 4;Emine Demir, “Beslenme Yetersizliği İle Karşı Karşıya Olan Dünyada Obezitenin Etik Açıdan Değerlendirilmesi, Obezite ve Etik, editör Nesrin Çobanoğlu, Ankara 2012, s. 219-232.

[8] Ekin Baysal, “Obezite Ve Etik”, Obezite ve Etik, Editör, Nesrin Çobanoğlu, Ankara 2012, ss. 13-32.

[9] Mutlu v. dğr., s. 3; Baysal, s. 20. Ayrıca bk., Obezite. Nedenleri ve Tedavi Seçenekleri”, Van TIP Dergisi, 13(49, 2006, ss. 138-142; Hatemi H. Turan v. dğr., “Türkiye Obezite ve Hipertansiyon Çalışmaları (TOHTA)”, Endokrinolojide Yönelişler Dergisi, 2002, sy. 11, ss. 1-16; Türkiye Obezite ile Mücadele Programı ve Ulusal Eylem Plan Taslağı, 3. Taslak, T.C. Sağlık Bakanlığı, 2008-2012; Aliye Çayır- Nazlı Atak- Serdal Köse, “Beslenme ve Diyet kliniğine Başvuranlarda Obezite Durumu ve Etkili Faktörlerin Belirlenmesi”, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, Ankara 2011, 64(1), s. 13-19.

[10] Mutlu v. dğr., s. 3, 8.

[11] Merdal, s. 10.

[12] Dünya Sağlık Örgütü Bakanlar Toplantısı, İstanbul, Türkiye, s. 15-17.

[13] Esengül Ekici, “Toplumun Değer Yargılarının ve Obezitenin Sosyal Boyutlarının, Hekimin Obezite Hastasına Yaklaşımına Etkileri; Hekim ve Hasta Bakış Yönünden Niteliksel Bir Çalışma”, Obezite ve Etik, editör, Nesrin Çobanoğlu, Ankara 2012, ss. 81-87.

[14] Ebru, Pelvan, Cesarettin Alşalvar, “Günümüzün ve Geleceğimizin Gıdaları Fonksiyonel Gıdalar”, Bilim Ve Teknik Dergisi, Ağustos, 2009, yıl, 42, sy,. 501, ss. 27-30; Yahya Şenol, Helal Gıda, İstanbul: Süleymaniye Vakfı Yay., 2014, s. 13-14.

[15] Baysal, s. 17.

[16] Mutlu v. dğr., s. 11; Obezitenin beraberinde getirdiği sorunlar için bkz., Bahar İpek, “Toplumda Obezite”, Obezite ve Etik, editör Nesrin Çobanoğlu, Ankara 2012, ss. 253-262; Duyar ve Dokuz, s.134.

[17] E. Nalân Kibarkoyun ve Semiha Dursun, “Obez Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı”, Obezite ve Etik, editör Nesrin Çobanoğlu, Ankara 2012, s. 60-64.

[18] 7/A’raf, 157. Çantay’ın bu mealine uygun olarak Erdoğan ayetteki bazı kelimeleri şu şekilde izah etmektedir: Helal olup, müşriklerce habis kabul edilmektedir. Rasûlullah beyan ediyor anlamındadır. Helal (tayyib) olan fakat onların haram olarak bildikleri şeyleri helal kılmaktadır. Erdoğan, Mehmet, Tebliğ Müzakeresi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu (26-28 Kasım 2011 Afyonkarahisar), DİB, Ankara 2013, s. 91.

[19] Cemâlüddîn İbn Manzûr (ö. 711/1312), Lisânü’l-arab, Beyrut 1997, “tyb” md.

[20] Rağıb İsfehani, (502/1108), el-Müfredat fi garibi’l-Kur’an, 4. baskı, Daru’l- marife, Beyrut Yay., 2005, “tyb” md.

[21] Kamil Musa, Ahkamu’l-et’ıme fi’l-İslâm, 1. baskı, Beyrut: Risale Yay., 1986, s. 23.

[22] Muhammed b. Ahmed İbn Cuzey (ö. 741/1340), Et-Teshil liulumi’t-tenzil, Daru’l-erkam, ts. Beyrut, c. I, s. 301.

[23]Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.” 2/Bakara, 168. Benzer ayetler için bkz. 2/Bakara, 57; 7/Araf, 157; 7/Araf, 160; 5/Maide, 88; 8/Enfal, 69, 4/Nisa, 3.

[24] Faruk Beşer, Tebliğ Değerlendirmesi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu (26-28 Kasım 2011 Afyonkarahisar), Ankara: DİB, 2013, ss. 75-82.

[25] Isfehânî, “hbs” md.; İbn Manzûr, “hbs” md., c. II, s. 141.

[26] Kamil Musa, 31; Muhammed Esed, Kur’an Mesajı, İstanbul: İşaret Yay., 1996, I, 32; I, 305; Ali Bardakoğlu, “Haramlar ve Helaller”, İlmihal, haz., Heyet, İstanbul 1999, II, 29.

[27] Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul: Eser Neşriyat, ts.

[28] Mehmet Zeki Duman, “Habis”, DİA, İstanbul 1996, XIV, 379.

[29] Remzi Kaya, Kur’an-ı Kerim ve Kitab-ı Mukaddes’te Helal ve Haram Gıdalar, İstanbul: Kaya Matbaası, 2000, s. 98.

[30] Değerlendirme ve tartışmalar için bkz., Çayıroğlu, s. 79-80 vd.

[31] Ahmet Yaman, Tebliğ Müzakeresi, İslâm Fıkıh Açısından Helal Gıda Sempozyumu (26-28 Kasım 2011 Afyonkarahisar), Ankara: DİB, 2013, s. 31.

[32] H. İbrahim Karslı, Tebliğ Müzakeresi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu (26-28 Kasım 2011 Afyonkarahisar), Ankara: DİB, 2013, ss. 85.

[33] Yunus Apaydın, “İhtiyat”, DİA, İstanbul, 2000, XXII, 577 vd.

[34] Bk., Yüksel Macit, “Yiyecek-içeceklerde Haram-Helalliğin Kriteri ve Bu Konuda Arap Kültürünün Etkisi”, Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2002/2, c. 1, sy. : 2, ss. 265-270.

[35]Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (2/Bakara, 173.)

[36]Sizden biriniz koltuğuna yaslanarak, şöyle der: ‘Aramızda Allah’ın kitabı var. Onda haram ne varsa, haram kabul ederiz. Orada helal varsa helal sayarız. Dikkat ediniz: Peygamberin haram kıldığı da haram gibidir.” Ahmed b. Muhammed Tahavi (ö. 321/933), Şerhu meani’l-asar, Beyrut: Daru’l-kütübü’l-ilmiyye, 1987, c. IV, s. 209; Hadisi şerife göre: “Helal Allah’ın ki-tabında helal kıldığı, haram da Allah’ın kitabında haram kıldığıdır. Hakkında bir şey söylemedikleri ise sizin için affedip serbest bıraktıklarıdır.” Muhammed b. İsmail Buhari (ö. 256/ 870), el-Camiu’s-sahih, İstanbul: Çağrı Yay., 1992, “Tefsir”, 99; Müslim b. Haccac (ö. 261/875), el-Camıu’s-sahih, İstanbul: Çağrı Yay., 1992, “Zekât”, 24; Muhammed b. İsa Tirmizî (ö. 270/884), Sünen, İstanbul: Çağrı Yay., 1992, “Libas”, 6; Muhammed b. Yezid İbn Mâce (ö. 275/889), Sünen, İstanbul: Çağrı Yay., 1992, “Et’ime”, 60.

[37] İbn Cuzey, I, 278.

[38] Muhammed b. Ahmed Kurtubi (ö. 671/1273), el-Câmi fi’ahkâmi’l-Kur’ân, 2. baskı, Daru’l-kutubü’l- mısriyye, 1964, X, 196.

[39] Ahmed b. Muhammed Tahavi (ö. 312/933), Şerh-u meani’l-asar, Beyrut: Daru’l-kütübü’l-ilmiyye, 1990, XIII, 179-184; Hamdi Döndüren, “İslâm Hukuku Açısından Helal ve Haram Olan Gıdalar”, Usul İslâm Araştırmaları Dergisi, Ocak-Haziran 2009, sy. 11, s. 15; Tartışmalar için bkz. Yüksel Çayıroğlu, İslâm Hukukuna Göre Helal Gıda, Işık yayınları, İzmir, 2014, s. 60 vd; bkz., 5/Maide, 90-91, 6/En’am, 121.

[40] Ferhat Koca, “Helâl”, DİA, İstanbul, 1998, XVII, 175-178.

[41] Buhari, “Buyu”, 2; Müslim, “Müsakat”, 107; Tirmizî, “Buyu”, 1. “Günah, gönlü rahatsız edip tırmalayan şeydir.” Müslim, “Birr”, 14; Tirmizî, “Zühd”, 52. “Seni kuşkuya düşüren şeyleri terk ederek, şüphelendirmeyen şeylere geç.” Buhari, “Buyu”, 3; Tirmizî,, “Kıyamet”, 60. “Kul, günah tarafı olan şeylerden kaçına kaçına, günah tarafı olmayan şeylerden bile kaçınır hale gelmedikçe, muttakiler seviyesine ulaşamaz.” Tirmizî,, “Kıyamet”, 19; İbn Mace, “Zühd”, 24.

[42] Ebu’l-berakat Nesefî (ö. 710/1310), Medarikü’l-Tenzil ve Hakaiku’t-Te’vil (nşr., İbrahim M. Ramazan), Beyrut, 1989, c. I, s. 124.

[43] Muhammed Hamdi Yazır, Alfabetik İslâm Hukuku ve Fıkıh Istılahları Kamusu, haz. Sıtkı Gülle, İstanbul: Eser neşriyat, 1997, c. V, s. 116; Sa’di Ebu Ceyb, el-Kamusu’l-fıkhlugaten ve ıstılahen, Dımeşk: Daru’l-fikr, 1988, s. 189; Mehmet Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, Rağbet, İstanbul, 1998, s. 423.

[44] Ahmed Davudoğlu, Sahîh-i Müslim Terceme ve Şerhi, İstanbul: Sönmez Neşriyat, 1980, VIII, 83.

[45] İ. Kâfi Dönmez, “İhtiyat”, İslâm’da İnanç İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, İstanbul 1997, II, 370.

[46] Yunus Apaydın, “İhtiyat”, DİA, XXII, 577; Yazır, Alfabetik İslâm Hukuku, II, 462; Erdoğan, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, s. 188.

[47] Müslim, “İlim”, 7; Süleyman b. Eşʻas es-Sicistânî Ebu Davud ( 275/889), Sünen, İstanbul: Çağrı Yay., 1992, “Sünnet”, 7.

[48] Bkz. 5/Maide, 77.

[49] Saim Yeprem, Tebliğ Müzakeresi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu (26-28 Kasım 2011 Afyonkarahisar), Ankara: DİB, 2013, s. 260.

[50] Beşer, Tebliğ Müzakeresi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu, s. 76.

[51] Yaman, Tebliğ Değerlendirmesi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu, s. 97.

[52] Karslı, Tebliğ Değerlendirmesi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu, s. 83.

[53] Çayıroğlu, s. 95-98.

[54] Bkz. Müslim, “Birr”, 14; Tirmizî, “Zühd”, 52.

[55] Muhammed b. Abdillâh İbn Arabî (543/1148), Ahkamu’l-Kur’an, Beyrut, 2003, c. III, s. 166; Kahraman Abdullah, İslâm Hukukunda Değişim ve İbadetler, İstanbul: Ensar Yay., 2012, s. 289; Okur, s. 9.

[56] Beşer, Tebliğ Değerlendirmesi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu, s. 79.

[57] Karslı, Tebliğ Değerlendirmesi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu, s. 84.

[58] 7/A’raf, 157.

[59] Değerlendirmeler için bkz. Okur, s. 9 vd.; Cezalandırmak maksadıyla bazı toplumlara tayyib niteliği taşıyan bazı yiyecekler haram kılınmıştır. Bkz. Nisa, 4/160-161.

[60] Karaman, Hayreddin, Günlük Hayatımızda Helaller ve Haramlar, 18. baskı, İstanbul: İz Yay., 2004, s. 14.

[61] Zeynuddin b. İbrahim İbn Nuceym(970/1568), el-Eşbah ve’n-nezair,Dımeşk: Daru’l-fikr, 2005, s. 73 vd. Kaidenin bir değerlendirmesi için bkz. Mehmet Erdoğan, “İbahayıAsliy-ye ve Hurmet-i Ademiyye”, İslâmî İlimler Dergisi, Bahar 2008, y.: 3, sy.: 1, , ss. 9-23. Apaydın’a göre, Hanefiler bu ilke yerine, kıyas ve istihsan yöntemini kullanmayı tercih ederler. Bu ilkenin Hanefileri kapsayacak şekilde ifade edilmesi isabetli olmaz. Çünkü hükümler bir kısmı haram kılınanlar, bir kısmı helal kılınanlar ve kalanı ise mubahtır. Apaydın, Tebliğ Değerlendirmesi, Günümüzde Helal Gıda Sempozyumu, s. 89.

[62] Mehmet Erdoğan, İslâm Hukukunda Ahkâmın Değişmesi, İstanbul: İfav, 1990, s. 141.

Sayfayı Paylaş