Somuncu Baba’nın Kırk Hadis Şerhi

somuncubaba-219-kirk-hadis

İslâm kültür tarihinde kırk hadis çalışmaları önemli bir yer tutar. Bu eserlerin hazırlanmasının kökeninde, kırk hadis ezberlemeyi teşvik eden rivâyetler yer almaktadır. Bu çalışmalarda, hazırlayanın hedeflediği amaca uygun 40 hadis bir araya getirilir. Daha sonra derlenen hadislerin verdiği mesaj açıklanır. Derlenecek hadislerin seçiminde ve bunların yorumunda hazırlayanın yetiştiği gelenek son derece etkili olur. Nitekim sûfîlerin çalışmaları, gerek seçilen hadisler ve gerekse bunların işârî yöntemle açıklanması açısından diğer geleneklerde hazırlanan çalışmalardan farklılıklar arz eder. Biz bu yazı dizimizde, sûfî gelenek içerisinde önemli bir yeri olan Hamîd-i Velî’nin 40 hadis çalışmasını sizlere sunup şerhini yapacağız.
İslâmî Gelenekte Kırk Hadis Çalışmaları
Kırk hadis geleneği İslâm kültür mîrâsında son derece önemli bir yere sahiptir. İkinci asırdan itibaren başlayan çalışmalarda Hz. Peygamber (s.a.v.)’den gelen rivâyetler içinden kırk hadisin derlenmesi ve bunların ezberlenmesi için verilen müjdelere nâil olmak hedeflenmiştir. Bu çabanın altında ise, Hz. Peygamber (s.a.v.)’e isnâd edilen iki rivâyet yer almıştır. Böylece Rasûlullah’ın müjdesine nâil olmak hedeflenmiştir. Rivâyetler arası ifade farklıkları bir tarafa bırakılacak olursa, bu çalışmaların katalizör görevini iki rivâyet oluşturmuştur:
“Ümmetimden dinle ilgili kırk hadis ezberleyen kimse, kıyâmet gününde Allah’a fakih ve âlim olarak kavuşur.”1
“Ölümden sonraya kırk hadis bırakan kimse cennette benim arkadaşımdır.”2
Hadislerin sıhhat durumlarını araştırmış olan İsmail Hakkı Ünal’ın tesbitine göre, konu çerçevesindeki hadislerin zayıflığında ittifak edilmiş, hatta uydurma oldukları bile söylenmiştir.3 Ancak durum ne olursa olsun, fazîletli bir işe teşvik etmesi ve ahkâm koyucu bir özelliği bulunmaması nedeniyle ilgili rivâyetlerin oldukça rağbet gördüğünü söylememiz mümkündür. Kırk hadis çalışmalarının çokluğu da bunu desteklemektedir. Günümüzde de kırk hadis tercümeleri ve kartelaları hazırlanmak suretiyle bu gelenek devam ettirilmekte ve insanlar bir şekilde Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadisleriyle buluşturulmaktadır.
Hamîd-i Velî/Somuncu Baba
Türkistan’dan Anadolu’ya gelen, nesep silsilesi Hz. Peygamber (s.a.v.)’e ulaşan bir ailenin çocuğu olan Hamîduddîn b. Şemseddîn Mûsâ 730/1331 yılı civarında Kayseri’de doğmuştur. Babası Şemseddin Mûsâ’dan başladığı tahsiline Kayseri’de bulunan diğer âlimlerle devam etmiştir. Daha sonra ilmini geliştirmek amacıyla Şam’a gitmiş ve uzun bir müddet orada kalmıştır. Burada tasavvufun önde gelen zevâtının sohbetlerine katılmış ve ardından Tebriz yakınlarındaki Hoy kasabasına geçmiştir. Hoy’da Alaaddîn Erdebilî’nin hizmetinde bulunmuş ve onun işaretiyle Bursa’ya dönmüştür. Burada ekmek satmak suretiyle geçimini sağlamış ve Somuncu Baba lakabıyla anılmaya başlanmıştır.
Ulu Camii’deki ilk hutbeyi Yıldırım Bayezid, Emir Sultan ve Molla Fenarî’nin de bulunduğu cemâat huzurunda vermiştir. Yaşlılık yıllarında Bursa’dan ayrılıp ömrünün kalan kısmını Aksaray ve Darende’de geçirmiştir. Hacı Bayram-ı Velî onun meşhur öğrencilerindendir.
Sühreverdiyye Tarîkatı’nın Ebheriyye koluna mensup Hamîd-i Velî 815/1412 yılında vefat etmiştir. Üç eseri bilinmektedir: Şerhu’l-Erbaîn Hadîsen, Zikir Risâlesi ile Silâhu’l-Mürîdîn adlı duâ mecmuası.4
Somuncu Baba (k.s.)’nın             Eseri Hazırlama Sebebi
Şerhu’l-Erbaîn Hadîsen adlı eserin baş tarafında Somuncu Baba (k.s.) Hz. Peygamber (s.a.v.)’in, Allah’ın birliğine ve kendisine uyulması gerektiğine dikkat çeken âyetler ile zâlimin zulmünü kaldıran sahih hadislerin tebliğ edilmesini emrettiğini belirten müellif, sözünü teyit etmek için iki hadis zikreder:
“Bir âyet de olsa benden teblîğ edin.”5
“Allah, benim sözümü işiten ve onu belleyip ezberleyerek işittiği gibi aktaranın yüzünü ağartsın.” 6
Sünneti ihyâ etmeye, imanı güçlendirmeye yönelik hadisler sebebiyle, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hadisleri kendisine ulaşan insanların bunları başkalarına ulaştırmalarının vâcip olduğunu dile getiren müellif, daha sonra eserini hazırlama gerekçesini açıklar. Buna göre, talebini yerine getirmenin elzem olduğu fazîletli bir insanın, hem kendisinin hem de buna bakacak olanların yararlanması amacıyla ilettiği istek üzerine kırk hadis mecmuasını oluşturduğunu söyler. Ancak, istekte bulunanın adını vermez.
Hadislerin Seçimi
Hamîd-i Velî (k.s.)’nin derlediği çalışmaya baktığımızda, hadisleri bir araya getirirken neyi göz önünde bulundurduğunu anlamak kolaylaşmaktadır. Hadislerin tamamında insanın bütün hayatında ilâhî iradeyi göz önünde bulundurması, dünyevî gâyelerden uzaklaşması ve iyi bir ahlakla edeplenmesi ön plana çıkmaktadır. Diğer kırk hadis çalışmalarında olduğu gibi, ezberlenmesi kolay, kısa ancak bahsettiğimiz çerçeve içinde vurgusu güçlü olan rivâyetlerden seçilen hadisler, tasavvufî terbiye göz önünde bulundurularak derlenmiş gözükmektedir.
“Ameller niyete göredir.” hadisiyle başlayan çalışma “Hz. Peygamber (s.a.v.)’den sonra gelecek olan ve onu çok sevecek insanlar”la bitmektedir.
Hadislerin Yorumu
İlk dönemlerdeki mutasavvıfların hadislerle olan ilişkileri hadis rivâyeti ve bu rivâyetlerin nasîhat çerçevesinde değerlendirmesi iken, daha sonraları işârî yorum oldukça ön plana çıkmıştır. Bu çerçevede, yani tasavvufî tecrübeye dayalı hadis şerhi yazma geleneği Hakîm Tirmizî (320/922) ile başlamıştır. Diğer mutasavvıf hadis yorumcuları gibi, Hamîd-i Velî (k.s.) de hadislerden çıkarılacak hikmeti yakalamaya çalışırken, zâhirî anlam yanında işârî yoruma da son derece önem vermiştir. Bu sebeple kırk hadis çalışması, işârî hadis yorumları çalışmalarında önemli bir yere sahiptir.
Hamîd-i Velî (k.s.) bu çalışmasında zikrettiği hadislerden alınacak dersi “hisse” başlığı altında vermiştir. Bu yorumlarında bazı hususlar öne çıkmaktadır:
Hamîd-i Velî (k.s.), her durumda, iyi Müslümanlığın Allah emir ve yasaklarına riâyetten geçtiğini dile getirir. İbadetleri yerine getirmeye ve haramlardan kaçınmaya sürekli vurgu yapar. Bu bağlamda iki cihan mutluluğuna ermenin niyetin ve amelin salih olması ile takvâya bağlı olduğunu, Allah’ın hakkını her şeye takdim etmek gerektiğini, iman davasının kalbin içinin gereksiz şeylerden boşaltılıp, ibadetlerle süslenmesiyle isbat edileceğini, ibadetlere istikrarlı bir şekilde devam etmenin önemli olduğunu, orucu tüm dünyevî ve uhrevî isteklerden uzaklaşarak tutmanın zarûretini, helal rızık kazanmanın her şeyin başı olduğunu, iyi insanlarla arkadaşlık etmek gerektiğini belirtir. Bu bağlamda, hacminin küçüklüğüne rağmen, çalışmasında şirke birkaç kez vurguda bulunur. Meselâ kâmil imanın bütün şirk çeşitlerinden uzaklaşmakla gerçekleşeceğini, hâli kâlini yalanlayanın gizli şirk içinde olduğunu, kalbi gizli şirkten korumak gerektiğini ifade etmesi gibi.
Hadisleri yorumlarken zâhirî anlamlarının ötesine geçerek tasavvufî yorumlar getiren Hamîd-i Velî (k.s.) bu yorumlarında, hem yılların kazandırdığı tasavvufî birikimi yansıtır, hem de işârî yorum geleneğini devam ettirmiş olur. İnsan iyi bir kul olursa Allahu Teâlâ’nın nurunun kula tecellî edeceğini söylemesi; cihadla ilgili olan Âl-i İmrân Suresi’ndeki âyeti ibadete düşkünlük ve nefse katlanmakla yorumlaması; Allah’ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıfı açıklarken hafâ ve ahfâ makamlarında Müslüman’ın olması gereken durumu dile getirmesi; Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Kutbu’l-Aktâb olduğunu belirtmesi; zikreden kimseyi canlıya, zikretmeyeni de ölüye benzeten hadisi izah ederken Allah’ın zikrinde yok olan kişinin ilâhî tecellilerle ihyâ edileceğini söylemesi; Allah sevgisinde yok olanın Allah’ın zâtının tecellîlerine mazhar olacağını ifade etmesi; halvetin önemini dile getirmesi ve kul ile Allah arasındaki perdelerin kalkabileceğini söylemesi; ârifler için ölüme hazırlığın fenâ fillah olduğunu zikretmesi; meşru idarecinin emrinden çıkan kimsenin durumunu anlatan hadisi açıklarken zâhirî anlamı yanında tarîkat sultanına itâattan çıkan kimseye de değinmesi; tefrika çölünde Allah’a niyaz edildiğinde kulun vahdet makamına ulaştırılacağı yorumunu yapması onun hadisleri tasavvufî bakış açısıyla yorumlamasına bazı örneklerdir.
Bu yorumlarda bazen vahdet-i vücûd izlerini bulmak mümkün olmaktadır. Meselâ gecenin son kısmında ibadet yapmanın önemini açıklarken yaptığı yorum buna açıktır: “Zaman ve mekâna ait uzaklık perdeleri dürülür, ezel ebed ile birleşir, kul için de varlık kalmazsa, bu durumda kul ile Allah arasında yakınlık ve uzaklık söz konusu olmaz.” Aynı durum sâlih kullara ihsan edilecek nimetlere dair hadisi açıklarken de söz konusudur: “O’nu müşâhede edecek, Vahid ve Kahhâr olan Allah dışında ne gören ne de görülen bir şey müşâhede etmeyeceksin.”
Yazı Dizisine Dair
Hamîd-i Velî (k.s.)’nin kırk hadis şerhinin tercümesini ve yorumunu ele alacak olan bu yazı dizimizin her bölümünde bir hadis ele alınacaktır. Önce Hamîd-i Velî (k.s.)’nin zikrettiği hadis ve yorumu tercüme edilecek ardından bundan ne anlamamız gerektiği dile getirilmeye çalışılacaktır. Yapmaya gayret edeceğimiz işin dinimize hizmet, âhiretimize sermaye olmasını Rabb’imden niyâz ediyorum.

Dipnot
* Prof. Dr. Enbiya YILDIRIM
1.    İbn Abdilber, Câmiu Beyâni’l-İlm ve Fadlih, I/192; Şevkânî, el-Fevâidu’l-Mecmûa, s. 260.
2..    İbnu’l-Cevzî, el-İlelu’l-Mutenâhiye, I/125.
3.    Bkz. İsmail Hakkı Ünal, İslâm Kültüründe Kırk Hadis Geleneği ve Şeyh Hâmid-i Velî’nin Hadis-i Erbein Şerhi, Somuncu Baba ve es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Sempozyumu Tebliğleri, Ankara-1997, s. 215-7.
4.    Geniş bilgi için bkz. Ahmet Akgündüz, Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba, İst.-1992; Akgündüz, Ahmet ve diğerleri, Darende Tarihi, İst.-2002, s. 748-761; Hasan Kamil Yılmaz, Tasavvufi Hadis Şerhleri ve Konevî’nin Kırk Hadis Şerhi; İst.-1990, s. 64; Selahattin Yıldırım, age., s. 45-7; Ali Rıza Karabulut, Kayseri’de Meşhur Mutasavvıflar, Kayseri-1984, s. 109-164.
5.    Buhârî, Enbiyâ, 50 (Rakam: 3461).
6.    Bkz. Ebû Dâvûd, İlm, 10 (Rakam: 3660).

Sayfayı Paylaş