ÖĞRENCİLERLE DOĞRU VE ETKİLİ İLETİŞİM

ÖĞRENCİLERLE DOĞRU VE ETKİLİ İLETİŞİM

Günümüz dünyasında iletişimin ne kadar önemli olduğunu bilmeyenimiz yoktur. İnsanî ilişkilerde iletişim, olmazsa olmazlar arasındadır. Dolayısıyla öğretmen öğrenci arasında olan doğru bir iletişim, başarıya götüren en önemli araçlardan biridir, diyebiliriz.

Öğrencisiyle iyi bir iletişim kuran bir öğretmen, öğrencilerini etkiler ve faydalı olur. Bu yakın ilişki gönüllere etki eder. İletişimde güler yüz önemlidir. Ses tonunu ve vücut dilini iyi kullanmak gerekir. Dinlemek de iyi bir iletişim aracıdır. Öğrenciye ismiyle hitap etmek, hal ve hatır sormak, acı ve sevinçlerini paylaşmanın da iletişimde önemli bir yeri vardır. İletişimde kullanılan bir araç da başarısından dolayı öğrenciyi takdir edip ödüllendirmektir.

İletişim sadece konuşma değildir. İletişim; neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi bilme sanatıdır. İletişimde; olayları abartmadan basit görmeli, akıcı bir dil kullanmalı, göz teması kurmalı ve vermek istediğimiz mesajın iyice anlaşılıp anlaşılamadığı kontrol edilmelidir. Acaba hiç düşündük mü? Öğrencimiz bizim nasıl bir öğretmen olmamızı istiyor?

Öğrencilerimizin bizden istediklerine bir göz atalım. Öğretmenlerimiz bizi anlasınlar ve dinlesinler, hoşgörülü olsunlar, herkese eşit davransınlar. Alanında en iyisi olsunlar, dersi bizimle işlesinler, seviyemize uygun ders anlatsınlar, ulaşılmaz olmasınlar, şiddet kullanmasınlar ve bizi evlâdı gibi görüp şefkatli davransınlar.

Eğer bu ve benzeri sorulara uygun bir öğretmensek, kelebeklerin ışığa koştuğu gibi öğrencileriniz de bize koşup, sıkıntılarını bizinle paylaşacaklardır. Gönüllere girilmeden akıllara girilmez. Öğretmen olarak dilimizi ustalıkla kullanmalı, anlatımdaki inceliğe dikkat etmeliyiz. Atalarımız ne derler: “Söz vardır insanı vezir eder, söz vardır insanı rezil eder.” Anlatımdaki inceliğe dikkat çeken bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum:

Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken onlara şu olayı okur. “Hasta ne konuşuyor, ne de söyleneni anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler söylüyor. Zaman, yer ve kişi kavramı yok. Yalnız nasıl oluyorsa kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım. Ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor.

Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri olmadığı için yiyeceklerin ezilmiş olarak verilmesi gerekiyor. Yakası sürekli ağzından akanlardan dolayı leke oluyor. Yürüyemiyor, uykusu düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Aslında çoğu zaman mutlu ve sevecen. Fakat bazen ortada hiçbir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat ediyor, bağırıp çağırıyor.”

Bu olayı okuduktan sonra Dr. Ruskin öğrencilerine böyle birinin bakımını isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylerler. Ruskin kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar. Daha sonra Ruskin, hasta olarak tanıttığı kişinin fotoğrafını sınıfta dolaştırmaya başlar. Fotoğraftaki kişi, doktorun altı aylık kızından başkası değildir.

Yanlış anlamanın insana nasıl farklı bir bakış açısı kazandırdığının güzel bir örneğidir. Yaşadığımız dünyada bakış açılarımız ve önyargılarımız iletişimde birtakım zorluklarla bizi baş başa bırakabilmektedir. Ön yargılardan uzak, insanları anlamaya ve dinlemeye çalışmak bir erdem olsa gerek.

Öğrencisiyle etkili ve doğru bir iletişim yoluyla, başarıya ulaşan gönül fatihlerine selam olsun…

Sayfayı Paylaş