AKIL VE ERDEM “TÜRKİYE’NİN TOPLUMSAL MUHAYYİLESİ”

Doç. Dr. İbrahim Kalın, kamuoyunun çok yakından bildiği, genç ve donanımlı bir akademisyenimizdir. Aktif ve aktüel konuların içinde koşan bir bürokrat aydınımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımızın sözcüsü ve genel sekterliğini yapmaktadır. Cumhurbaşkanımızla çalışmayı, şerefli ve bir o kadar sorumluluk isteyen bir görev olarak tanımlıyor. Eserlerini daha çok, uçakta ve dinlenme esnasında otellerde yazdığını söyleyerek ne kadar velut biri olduğunu göstermiştir. Ayrıca, bağlama çalmak ve güfte yazmak gibi farklı uğraşılarının olduğunu da biliyoruz. 15 Temmuz şehitleri için, Yavuz Bingöl ile söylediği “Gör Nice Olur ” Şah Hatayî ezgisi, yürekleri sızlatan eşsiz güzellikte bir çalışmadır.
Her çalışma kutsal ve emek ürünüdür. Ancak, İbrahim Kalın Bey’in, bahsedeceğimiz “Akıl ve Erdem” kitabı, içerik ve üslubu ile yüzyıla ışık tutacak evsafta ve hacimde bir eserdir. Türkiye, yaşadığımız yüzyıl içinde, dünyada eşine az rastlanan bir değişim ve taklitçiliğin badiresinden geçti. Yazıldığı ve yayınladığı dönem itibarıyla, hatırı sayılır derecede iltifat gören yazar ve eserlerimiz vardır. Said Halim Paşa’nın “Buhranlarımız” adlı eseri, okumayı halk arasında yaygınlaştırmak için Ahmet Mithat Efendi’nin kaleme aldığı eserleri inkâr edilemez edebi kıymet ve lezzette eserlerdir. Münhasıran ve müstakil eserler olarak, Nurettin Topçu Hoca’mızın “Yarınki Türkiye’si”, Üstadın Necip Fazıl’ın, “Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu”, Cemil Meriç Hoca’mızın “Işık Doğudan Gelir’i”, Sezai Karakoç Ağabey’in, “Diriliş Amentüsü” ve günlük yazılarını topladığı “Sütun” adlı eseri, İslâm ahlak ve düşünce geleneğimizin yapı taşlarını oluşturmuştu. Bu kitaplar bugün yaşı çoktan ellisine dayanmış, genç kalmayı başarmış bizler için birer kılavuz kaptan mesabesinde idiler.
Türkiye Yazarlar Birliği Kurucu Başkanı Mehmet Doğan Hoca’mızın “Batılılaşma İhaneti” altını çizerek okuduğumuz, taklitçiliğin sığ ve satıhta kalmış sözde aydınlarımızın bizi, fikir ve düşünce dünyasının hangi badirelerinin içine hapsettiklerini ibretle okurduk. Zorakilik ve sahtecilik tek çıkar yolmuş gibi dayatılmaya çalışılıyordu. Çölde bir serap gibi peşine düşülen, bizden olan, bizim gibi düşünen aydınların izinde günlerce dolaşıp durmuştuk. Hak ve hakikat adına bir kırıntı bulabilir miyiz diye, okuduk düşündük, tahlil ettik. Bekâr odaları, fikir, siyaset şöleni için bulunmaz ayrıcalıklı lüks mekânlardı. Bu mekânlarda, ülkemizin geleceği adına fikir soluduk, sanat kaygısı ile demli çaylar yudumladık. Adından bahsetmeyi vefa borcu gördüğüm, Sadık Albayrak Abi’nin “Devrimin Çakıl Taşları” eseri. Bu eserde, bize dev diye sunulan cüce fikirlerin, örnek diye sunulan saman alevi bir ateşin kutsandığı, başucu kitaplarımızdı. Yanlışı iyi tahlil etmek, doğruya ve özümüze dönmenin de yolunu açtı. Bu alanda eser veren akademisyenlerimiz, millî ve yerli olan fikirlerini, kendi değer ve dünya görüşleri doğrultusunda tahlil ettiler. Tarafgirlikten çok, tefekküre, övgüden ve pragmatizmden çok, ölçülü bir değerlendirme yaparak bizlere, bugünün fikir dünyasının kapılarını araladılar.
Hakkında birkaç kelam etmeyi bir vefa ve kültür dünyasının bir kadirşinaslığı olarak gördüğümüz Doç. Dr. İbrahim Kalın Bey’in, ilk tanıtmak istediğimiz eseri: Akıl ve Erdem(Türkiye’nin Toplumsal Muhayyilesi) adlı eseri hacimli ve oldukça zengin, derin analiz ve fikirlerin kök saldığı kitap olarak fikir ve düşünce raflarımızda narin yerini aldı.
Yakın tarihimizin sancılı değişimini bilmeyen, ortaya konan her türlü eserinde kıymetini bilemez. Bir benzetme yaparsak, kağnı ya da bir traktörle yıllarca aynı tozlu ve dar yollarda gelip gitmeye mahkûm edilmiş biri için bugün çift şeritli yol ne ise, bu eserler de ehlince aynı kıymet ve kalitededir.
Kitabın ana başlıkları şöyle sıralanmıştır.
Türkiye’nin Yeni Toplumsal Muhayyilesi: Muhasebe ile başlayan kitap, alt başlıklarında, hayal, muhayyeli ve âlem-i misal ile zenginleştirilmiş, toplumsal muhayyele ve aydınlanma üzerine başka bir başlık ile fikri takip etmiş.
Türkiye’nin Yeni Toplumsal Muhayyilesi: İnşa… Karanlığa mum yakma diye adlandıracağımız bir başlık altında derinlikli bir çalışma yapılmış, kozmik düzen, erdemli toplum ve siyaset, varlık tasavvuru gibi kavramlar kendimizi gerçekleştirmede köprübaşı kabul edilmiş.
İslâm, Şiddet ve Barış: Temel kaynaklara bir bakış, başka bir ana başlık olmuş, adeta ayağımızdaki fikir prangaların bir bir atılmasının yolları ve izdüşümleri okuyucuya sunulmuştur.
Kültürel daralma, irfan ve açık ufuk, başlığı ise kitabın sonuna doğru meselelerin doğru ve pratik anlaşılması için adeta kılavuz kaptan rotasında yol almaya çalışan filika olmuştur.
Kitabin son bölümünde, yazar bütün tahlil ve analizlerinin mücessemleşeceği, tarihi referans kabul edilmesi için bir beklenti ve temenni içinde olmadan, işimizi kolaylaştıracak yapıda mükemmel bir final yapmıştır.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beş Müellif, Beş Eser: Bunlar sırasıyla:
1- Kâtip Çelebi’nin Mizanü’l-Hak adlı eseri: Bu eserle adeta orta yolu bulma sanatının ipuçları verilmiş. Akıl mı nakil mi çatışmasından, uzlaşmayı, kurtuluş yolu olarak orta yere koymuştur.
2- Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi’si: En uzun yüzyılın karışık ve bir kadar da kararsız kişiliklerinin kaleme alındığı bir eser. (İki insan, iki dünya) olarak da özetlenebilir.
3- Namık Kemal’in Renan Müdafaanamesi: Gelenek, modernite, Osmanlı, bilim, akıl, hikmet, milliyet ve milliyetçilik ne anlama gelir, vuzuha kavuşturulmuş bir eser.
4- Peyami Safa ile Türk İnkılabına Bakışlar: Üç tarzı siyasetin sonu (Türkçülük, İslâmcılık ve Batıcılık) Batı medeniyetinin üç ana kaynağı: Düşünceyi temsil eden kadim Yunan; toplumsal düzeni temsil eden Roma; din ve ahlakı içine alan Hristiyanlık.
5- Şehbenderzede Filibeli Ahmet Hilmi’nin Amak-ı Hayali: Olaylara sığ ve taklit düzeyinde bakmaktan çok, anlayan, araştıran, bütün bakmaya çalışan bir aydın tipi ortaya koyar yazar, bu eserinde.
Ruhumuzu, aklımızı, gönlümüzü doyuran tahliller ve akıcı bir üslupla klasik eserler arsında şimdiden yerini alan mükemmel bir kitap olmuş. İbrahim Bey’in, kalemine ve yüreğine sağlık diyoruz.

Sayfayı Paylaş