ŞEYH HAMİD-İ VELİ HAZRETLERİ’NİN ANADOLU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ VELİLER VE MEKÂNLAR

somuncubaba-200-14anadoluya_etkileri

Somuncu Baba Hazretleri’nin Osmanlı üzerinde çok büyük etkileri vardır. Osmanlı kültürünü etkileyen bu önemli zatın hizmetlerini ve kültürümüze katkılarını anlamak için yetiştirmiş oldukları bazı isimleri zikretmemiz gerekir. Bu önemli isimler ve medfun oldukları yerler şunlardır:

Hacı Bayram-ı Velî – Ankara

Halil Taybi– Darende

Baba Yusuf Hakiki – Aksaray

Akşemseddin– Göynük

Ömer Dede – Göynük

Hızır Dede – Bursa

Akbıyık Sultan – Bursa

İnce Bedreddin – Darende

Yazıcıoğlu – Gelibolu

Şeyh Lütfullah – Balıkesir

Şeyhî– Kütahya

Şeyh Üftade– Bursa

Aziz MahmudHüdayi– İstanbul

Muslihiddin Halife – İskilip

Uzun Selahaddin – Bolu1

Somuncu Baba Hazretleri’nden günümüze kadar gelen uzantılar ve yansımaları o kadar mükemmel ki Anadolu’nun her köşesinde bir parçasını bulmak ve yüreklerde hissetmek mümkündür. Tüm bunların üzerinde emeği ve etkisi bulunan Somuncu Baba Hazretleri için, kültürümüzün temel taşlarından biridir, diyebiliriz. Coğrafyalar üzerinde etkili olan talebelerinden mufassal olarak bahsedeceğiz. Öyle ki uzantılarının günümüze kadar devam etmesi neseb-i âlisinin halen etkin olması günümüz insanları için Allah’ın bir lütfudur.

Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri

Somuncu Baba Hazretleri’nin halifesi olan ve daha sonra Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri’nin etkisiyle manevî âlemde “Sultanu’l-arifin, kulubu’l-aşıkin”2olan Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri, Ankara yakınlarında Çubuk Suyu üzerinde Solfasol/Zü’l-Fadl, Zü’l-Fazıl adlı köyde doğmuştur. Asıl adı Numan’dır. Babasının ismi Koyunluca Ahmet’tir.3 Bu zatın üç oğlu dünyaya gelmiştir. En büyüğü Numan (Hacı Bayram), ortancası Safiyyüddin ve en küçüğü de Abdal Murat’tır. Numan isimli büyük oğlu ilim tahsilini tamamlayarak Ankara’daki Kara Medrese Müderrisliği’ne kadar yükselmiştir. Bursa’daki Çelebi Sultan Medresesi’nde de müderrislik yapmıştır.4 Burada ikamet ettikleri oda günümüzde ziyaretgâh olarak kullanılmaktadır.

Somuncu Baba Hazretleri ile Hacı Bayram-ı Velî arasındaki ilişki Kayseri’de başlar Darende’ye kadar devam eder. Bu yakınlaşma oldukça önemlidir. Bir gün Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri, Şeyh Şücaüddin Karamanî’ye şöyle talimat vermiştir. “Engüri’de Hacı Bayram adlu bir müderris vardır. Onu davet eyle, gelsin.” Ankara’ya giderek Somuncu Baba adına davet eden Şucauddin Karamanî’nin davetine icabet edince beraber Kayseri’ye geldiler. Şeyh Hamid ile olan bu ilk görüşmesi bir bayram gününe rastladığı için, mürşidi ona “Bayram” diye hitap eder ve böylece Müderris Numan, bütün Anadolu’ya maneviyatı ile ayakta tutan Hacı Bayram-ı Velî şeklinde tezahür eder. Şeyh Hamid-i Velî Hazretleri, yaptıkları mülakatta kendisine zahir ve batın ilimlerinin mertebelerini göstermiştir. Müderris Numan manevî mertebelerinin yüksekliğini manen müşahede edince manevî yolu tercih etmiş ve Somuncu Baba Hazretleri’nin bağlılarından olmuştur. Gelecekte tüm Anadolu’yu etkileyecek ve Hacı Bayram-ı Velî unvanını alacaktır.5Hacı Bayram-ı Velî tam on yıl Somuncu Baba Hazretleri’ne hizmet etmiş manevî sohbetlerinden istifade etmiştir. Aynî’nin ifadesiyle Hacı Bayram-ı Velî Somuncu Baba Hazretleri’nin nezdinde hizmet, sohbet, murakabe ve taatle geçen ve yıllar sonra elde edilen önemli bir makama kavuşmuştur.

Akşemseddin Hazretleri

  1. yüzyılın ve Fatih devrinin önde gelen ilim ve irfan sahiplerinden, mutasavvıf ve evliyalarından Akşemseddin/Akşeyh 1390 yılında Şam’da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Mehmed veya Mehmed Şemseddin’dir. Babası Hz. Ebu Bekir soyundan Abbasiler devrinde yaşamış büyük mutasavvıf Şeyh Şıhabüddin-i Suhreverdi’nin ahfadındandır. Babası Kutrboğan lakabıyla tanınan meşhur Şerafüddin Hamza’dır. Akşemseddin henüz 7 yaşında iken ailesi Anadolu’ya göç etmiş Amasya’nın Kavak nahiyesine yerleşmiştir. Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli’ye intisab etmiş, Bayramiye Tarikatı’nın Şemsiye kolunu kurmuştur. Fatih devrinde önemli hizmetleri olan Akşeyh’in mübarek kabirleri Göynük’te bulunmaktadır.6Fatih, Şeyh Hazretleri’nin Eyüp’de oturmasını rica etmişse de o memleketi olan Göynük’e dönme izni istemiş ve memleketine dönmüştür.7 Mübarek kabirleri ise şimdi Göynük’tedir.

Üftade Hazretleri

Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında yaşayan evliyanın büyüklerindendir. Bursa’da doğdu. İsmi Muhammed olup, Üftade lakabıyla meşhur oldu. Bursa’nın çeşitli câmilerinde müezzin ve imam olarak vazife yaptı.

Bir gün rüyada Seyyid Emir Buharî Hazretleri’ni gördü. “Bizim camide vaaz ve nasihat eyle.” emri üzerine, sabahleyin Emir Buharî Camii’nde vaaz ve nasihate başladı. Vakitlerini hep ibadetle geçiren tasavvuf büyüklerinin yolunda bulunmayı ve bir velinin yanında yetişmeyi çok isteyen Muhammed Üftade, bir gün Karacabeyli Hızır Dede isminde bir velinin Bursa’ya geldiğini ve Ulu Camii’nin yanında ikamet ettiğini öğrendi. Huzuruna vararak, talebesi olmak istediğini bildirdi. Hızır Dede onu talebeliğe kabul ederek, yetiştirmeye başladı. Hızır Dede’yi yetiştiren ise meşhur Veli Somuncu Baba Hazretleri’dir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’nin meşhur Bursa Ulu Camii’ndeki hutbesi sırasında bu camide müezzinlik görevini yapıyordu. Muhammed Üftade hocası Hızır Dede’nin terbiyesinde sekiz yıl canla başla çalıştı. Her nefes alıp vermesinde Allahu Teâlâ’ya hamd eder, Cenab-ı Hakk’ı, bir an olsun hatırından çıkarmazdı. Lüzumsuz hiç konuşmaz, konuştuğu zaman da hikmetler saçar, dinleyenlerin her biri, kabiliyeti kadar istifade ederdi.

Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri

Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri 1541 yılında Şereflikoçhisar’da doğdu. Fadlullah bin Mahmud’un oğludur. Çocukluk dönemi Sivrihisar›da geçmiştir. Hüdâyi nisbesini kendisine Şeyhi Üftade Hazretleri vermiştir. “Allah’a mensup olan” anlamına gelen bu ismi kendisi şiirlerinde mahlas olarak kullanmıştır. İlk tahsilini Sivrihisar’da görmüş, buradan ilim için İstanbul’a gitmiştir. Kendisi çok zeki olup bir defada okuduğunu öğrenir, bir kez okuduğunu bir daha unutmazdı.

Üftade Hazretleri, Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri’ne icazet vererek Sivrihisar’a görevlendirdi. Burada altı ay kaldı, hocasının ayrılığına dayanamayarak Bursa’ya tekrar geldi. O günlerde 90 yaşında olan hocasının hizmetinde bulundu. Bu hizmette çok memnun olan Üftade Hazretleri “Oğlum padişahlar ardınca yürüsün.” diye dua etti. Aynı yıl Muhammed Üftade Hazreteri vefat etti. Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri ise manevî bir işaretle Trakya’ya gitti.8Aziz Mahmut Hüdâyi Hazretleri III. Murat, III. Mehmet, I. Ahmet, II. Osman, IV. Murat’a nasihatlerde bulunmuş, hatta IV. Murat Han’a saltanat kılıcını kuşatmıştır. Aziz Mahmut Hüdâyi Hazretleri, 1595 yılındaki Tebriz Seferi’ne Ferhat Paşa ile katılmıştır. 1628 yılında hakiki âleme göçtü. Vefatından önce talebeleriyle ve tanıdıklarıyla helalleşti. Son nefesinde kelime-i şahadet getirerek ruhunu teslim etti. Türbesi İstanbul’da Üsküdar’daki dergâhındadır ve tüm insanlığın ziyaretine açıktır.9

Akbıyık Sultan

İkinci Murad Han ve Fatih Sultan Mehmed devrinde yaşayan büyük velilerdendir. Asıl adı Ahmed Şemseddin’dir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’nin sohbetinde yetişmiştir. Sonra Hacı Bayram-ı Veli’ye intisap etmiş, onun feyz ve bereketi ile kemâle erişmiştir. Akbıyık Sultan bir taraftan büyük velilerin sohbeti ile bereketlenirken diğer taraftan İkinci Murad Han’ın Haçlılar ve diğer din düşmanlarına karşı giriştiği cihat hareketine de katıldı. Giriştiği seferlerde, Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’nin diğer talebeleri ile birlikte büyük kahramanlıklar gösterdi. Böylece Osmanlıların Rumeli’deki yayılmasında önemli hizmetler de bulundu. Fatih Sultan Mehmed Han, fetihten sonra İstanbul’da yaptırdığı camilere bu gazi şeyhlerin isimlerini verdi. Akbıyık Sultan adına da Cankurtaran civarında bir cami yaptırdı. Akbıyık Sultan ömrünün son yıllarını Bursa’da talebe yetiştirmek, zikir, tâat ve ibadetle meşgul olmak ve yine fakir fukaraya yardımda bulunmak suretiyle geçirdi. 1455‘te ahirete göçtü. Arkasında pek çok hayır müesseseleri bıraktı. İstanbul’da bir, Bursa`da iki mahalle ve dergâh ve camisi Akbıyık Sultan’ın adı ile anılmaktadır. Kabri, Bursa`da Akbıyık Mahallesi, Akbıyık Çıkmazı’nda yaptırmış olduğu dergâhının yanındaki türbededir.10

Hızır Dede Hazretleri

Somuncu Baba Hazretleri’nin talebesi, Hacı Bayram-ı Veli’nin halifesi, Üftade Hazretleri’nin mürşididir. Milhaliç Karacabey kasabasında çobanlık yaparken soğuktan ayak ve bacakları tutulmuş, hastalığa yakalanmıştır. Hastalığı nedeni ile sakat kalıp çobanlığı bırakmıştır. Daha sonra Bursa’ya Emir Buharî Hazretleri’yle görüşmeye gelmiş, Hacı Bayram Veli Hazretleri’nin sohbetlerinde bulunmuştur. Ve ona intisab etmiştir. Akbıyık Sultan ve Emir Sultan Hazretleri’nin sohbetlerinde bulunmuştur. Kendi halinde sükûnet ile bir hayat yaşayan veli bir zat idi. Hızır Dede Ulu Camii’ndeki eski minare yanında münzevi bir hayat geçirmeye başladığı zamanlarda Üftade Hazretleri ile tanışıp, onu müridliğe kabul etti. Ve Üftade Hazretleri sekiz sene gibi bir zaman onun yanında kalıp ona müridlik yapıp, onun hizmetinde bulundu.

Behâeddîn Bin Lütfullah

İslâm âlimlerinden ve evliyanın büyüklerindendir. İsmi Mevlânâ Behâeddîn bin Şeyh Lütfullah’tır. Doğum tarihi bilinmemektedir. Edirne’de vefat etmiştir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri’nin talebesi Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri’nin önde gelen halifelerindendir. Bu sebeple Behâeddîn bin Lütfullah, daha küçük yaşta iken o yüce velinin elini öpmek ve duasına kavuşmak şerefine nail oldu. Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri tacını bu halifesine hediye etti. O bu tacı ömrünün sonuna kadar başından çıkarmadı ve eriştiği dereceleri hep mürşidinin tasarrufu bereketi onun himmet ve nazarlarıyla yükseldi. Vefatı üzerine şu tarih düşürüldü:“Asrın âlimi Behâeddîn’i kaybettik / Rabbim ona rahmet et diye târih dedik.”

İnce Bedreddin Hazretleri

İnce Bedreddin Somuncu Baba Hazretleri’nin talebesi bulunduğu, Hacı Bayram-ı Veli’nin halifelerinden birisi olduğu ve Akşemseddin Hazretleri’nin rüfekası arasında bulunduğu bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmed’in çevresinde bulunan Allah dostlarından biri de İnce Bedreddin idi. Hatta Rumelihisarı’nın yapılmasından önceki günlerde Padişah’a Bizans İmparatoru’ndan bir öküz derisi kadar yer istemesini tavsiye etmiştir. Gönderilen elçiler kanalıyla bu istek kabul edilince bu deriyi ince ince kesip ip haline getirtmiştir. Sonra ipin çevrelediği arazi üzerinde Rumeli hisarının yapıldığı şeklinde bir efsane anlatılmaktadır. Rumeli Hisarı ki İstanbul’un fethinde önemli bir yere sahiptir.

Kaynakça

1. Mustafa Kara, “Somuncu Baba’nın müridi Hacı Bayram-ı Veli ve Bayramî Meşalesi” Somuncu Baba ve Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Sempozyumu Tebliğleri, s. 175-182, Ankara, 1997.
2. Seyyid Abdulbaki Efendi, H. 1156 tarihli Tabakat kitabı, Şeyhzadeoğlu Özel Kitaplığı, Kitap no: 650, Tasnif No: 297.s. 15.
3. Süleyman Uludağ, “Hacı Bayram-ı Veli” Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C. III, s. 445.
4. Ahmet Akgündüz, Arşiv Belgeleri Işığında Somuncu Baba ve Nesebi Aliyesi, s. 53,54, İstanbul, 1995.
5. Mecdî Mehmed Efendi, “Hadaiku’ş-şakaik”, (Haz. Abdülkadir Özcan), Şakaik-ı Nu‘maniye ve Zeyilleri, c. 2, 1989 İstanbul s. 77; Akgündüz, a.g.e., s. 51,52.
6. Kemal Eraslan, “Akşemseddin’in Dini-Tasavvufi Şiirleri” Türk Dili Araştırmaları Yıllığı, Belleten Ankara 1987, s.11,12
7. Osman Turan, Turan Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi, s.375.
8. Mustafa Necati Bursalı, İstanbul ve Anadolu Evliyaları, İstanbul 2011.,C. 1.; İslam Ansiklopedisi, C. 4İstanbul 1988.; Evliyalar Ansiklopedisi, c. 1, İstanbul 1990.
9. Mustafa Necati Bursalı, İstanbul ve Anadolu Evliyaları, İstanbul 2011,C. 1.; Aziz Mahmut Hüdayi, Külliyat-ı Hazret-i Hüdayi, İstanbul 1338.; ;Sefinetü’l-Evliya,C.2.
10. Bkz. Geniş bilgi için,:Şakâyık-ı Nu`mâniyye Tercümesi,s.126.; İslâm Âlimleri Ansiklopedisi, C.11,s.251.;Tâcü`t-Tevârih,C.5, s.97.

Sayfayı Paylaş