BATTALNAME’NİN DEVAMI DANİŞMENDNAME

197-somuncubaba-danismendname

Yrd. Doç. Dr. Cemil GÜLSEREN

Anadolu’da Malatya’dan başlayıp İstanbul’a kadar uzayan çizginin kuzeyinde kalan kısmın (Sivas, Tokat, Kayseri, Ankara, Çorum, Kastamonu) Danişmend Gazi ve gaza arkadaşları tarafından fethini anlatan Danişmendname, İslâmî-Türk destanlarının ilk örneğidir. Battal Gazi’nin soyundan olduğu yönünde görüşler de olan Melik Danişmend Ahmed Gazi’nin (?-1104) etrafında Anadolu’daki Türk-Bizans savaşlarını destanî bir şekilde dile getirmek üzere Cenabi’ye göre Tokatlı Hasan b. Ali’nin, Âli’ye göre de Selçuk Sultanı Melik İzzeddin Keykâvus b. Gıyaseddin’in emriyle münşisi İbni Âlâ tarafından H. 643 (M. 1245/46) yılında yazılmıştır. Edebiyat tarihlerinde, nüshalarda ve değişik kaynaklarda; Kıssa-i Melik Danişmend Gazi, Hikâyet-i Melik Gazi, Kitab-ı Melik Danişmend Gazi, Melik danişmend Gazi Tarihi, Tevârih-i Melik Danişmend Gazi, Danişmend Gazi Destanı, Melik Gazi Destanı olarak adlarla yirmiye yakın yazma nüshası bulunmaktadır.

Vasfi Mahir Kocatürk de eser hakkında şu bilgileri vermektedir: “Selçuk hükümdarı Melikşah’ın komutanlarından Emir Danişmend(?-1104)’in Anadolu fütuhatına ait menkıbelerini anlatan Danişmendname, şekil, ruh ve konu bakımlarından Battalname’nin devamıdır.”[i] Ancak Danişmendnâme, Battalnâme’ye nispetle daha küçük, daha az vakalı, daha basit fakat daha yerli (mahallîdir.)

Danişmendname, Battal Gazi Destanı’nın tamamlandığını, Battal Gazi ve gaza arkadaşlarının ebediyete intikal ettiğini bildiren cümlelerle başlar: “…Abdülvehhâb ve diğer gaziler ahirete intikal ederler. Bu durumdan Malatya halkı haberdar olup mâtem tutar. Bir araya toplanıp kendilerine yönetici olarak Yunus oğlu Eyyüb’ü seçerler. Ayrıca Emir Ömer’in oğlu Sultan Turasan’ı ve kızının oğlu Melik Danişmend’i eğitim gördükleri Çehar Bağ’dan çağırmaya karar verirler. Bu iş için Numan oğlu Süleyman’ı görevlendirdiler. Aynı günlerde Melik Danişmend’i Hz. Muhammed (s.a.v.), Sultan Turasan’ı da dedesi Battal Gazi rüyada gaza ile görevlendirmiştir. Bu durum metinde nesir olarak aynen şöyle geçmektedir:

“…Andan sonra Malatıyye uluları bir yire cem oldılar. Eytdiler kim: ‘ bu şehirde bir sözi geçer ulu kişi kalmadı,’ diyicek pes içlerinde birisi eytdi: ‘bunda bir ulu kişi vardur adına Eyyüb bin Yunus dirler. Muhammed’i ve evladını sever, müsliman kişidür dedi. Andan eydiler: ‘battal gazi’nin kızı oglınıokınuz, gelsün.’ Didiler ve dahı Emir ‘Ömer’in bir oglıvarıdı adına Sultan Turasanidirlerdi ve bir kızı daha varıdı adına Nazirül cemaldirlerdi. Anı Ali bin Mızrab’a virmişleridi. Anun bir oglı dünyaya geldi. Adını Melik Ahmed kodılar. Katı ‘akıl ve kâmil kopdı. Lakabın Melik Danışmend kodılar. Gicevü gündüz Melik Ahmed, Sultan Turasan ile Çehar Bağ dirler, ma’rufyirdür, anda varup silahşorlukta ’limiderlerdi… çün kim gice oldı. Sultan Turasan bağda kalur Melik Ahmed şehre gelürdi. Ta sabaha dek ‘ilm tahsil iderdi. Her bir ‘ilim ‘ilm içinde örtülüyidi. Ana yüz virmezdi, ya’ni anlayumazdı. Resul hazreti salla’allahu ‘aleyhi vesellem düşinde gelüp ta’lim iderdi…”[ii]

Öndersiz kalan Malatya ileri gelenlerinin bu konuya bir çare aramaları sonucunda tespit ettikleri isimlerin yine Battal Gazi’nin soyundan gelmesi bu destanın, Battalname’nin bir devamı olduğunu ortaya çıkartmaktadır. M. Fuat Köprülü’nün tespiti de bu yöndedir: “…Ahmet Gazi de dedesi gibi tamamen dinî mefkûre ile dolu, aldığı mal ve ganimetlerden aslâ hisse almayan, akıl üstü kahramanlıklar gösteren bir şahsiyettir. Rüyasında sık sık dedesini (Battal Gazi) veya Peygamberi görür…”[iii]V. Mahir Kocatürk de bu fikirdedir: “Melik Danişmend, evsaf itibariyle aynen Battal Gazi’dir. Tam dindar, bilgili aynı zamanda harp hilelerini yapar…”[iv]Eserin kahramanları ile ilgili bilgiyi de İslâm Ansiklopedisi’nden aktaralım:“…Danişmendnâme’de‘Hızır’ motifinden başka Battalname ve Ebu Müslim-nâme’de görülen tabiatüstü motiflere hiç rastlanmaz. Cinler, periler, cadılar yoktur. Danişmend Gazi, gösterdiği birkaç keramet dışında sıradan özellikleri olan bir kahramandır. Kendisi de kahramanları da beş vakit namazlarını kılar ve asla içki içmezler. Yalnız Danişmend Gazi’nin düğününde 150 atın kesilmesi olayı, Şamanist dönemi yansıtan tek motif olarak değerlendirilebilir…”[v] Danişmendnâme’de geçen yer isimlerinin doğu sınırı Dede Korkut Hikâyeleri’nin coğrafyasının hemen hemen batı sınırıdır. Yani Trabzon ve Bayburt civarıdır. Danişmendnâme, tarihî olaylar ve mekânlarla ilgili bazı ayrıntılarla beraber Türklerin o devre ait gelenek, görenek ve hayat tarzları ile ilgili bilgileri de günümüze ulaştırmaktadır.

Danişmendnâme’nin konusu özet olarak şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hicretinden 360 yıl sonra (M. 970), Battal Gazi’nin torunlarından Melik Ahmed Dânişmend ile Sultan Durasan, halifenin izniyle(Halife ferman yazdırıp Melik Danişmend ile Sultan Turasan’ı İslâm askerine komutan tayin eder. Hilatler ile birlikte Battal Gazi’nin sancağını ve Ebu’l-Müslüm’ün bayrağını bunlara gönderir.) Malatya’dan kalkıp Rumlar üzerine cenge, Anadolu illerini fethe gidiyorlar. Sivas’a gelince askeri ikiye ayırıyorlar. Durasan, İstanbul üzerine gidiyor. Melik Danişmend, Sivas’tan Karadeniz’e kadar olan bölgeyi fethetmeğe karar veriyor. Birçok maceralar ve çarpışmalardan sonra Tokat’ı alarak halkını Müslüman ediyor, burayı hareket merkezi yapıyor. Bundan sonra çeşitli maceralar sonunda Zile, Amasya, Çorum, Niksar bölgesini, fethediyor. Nihayet Danişmend Gazi rüyasında öleceğini görerek Niksar Kalesi karşısında kondukları yere gömülmesini vasiyet eder. Oğlu Gazi Bey Niksar’da babası için türbe ve tekke yaptırır. Melik Danişment’in ölümüyle biten ve oğlu Gazi Bey’e ait hususları söyleyen destan bundan sonra Gazi Bey’in oğlu Yağı Basan’ın hâkim olduğu ve daha sonra Kutbeddin, Rükneddin, İzzeddin, Gıyaseddin ve Sultan Alaâddin’in tahta geçtiklerini söyleyerek Danişmend Gazi fütuhatını Anadolu Selçuklularının hâkimiyetine bağlamaktadır. Bütün bu vakalar birbirinin devamı olmak üzere 17 mecliste anlatılmaktadır. Son meclis ise: “18. Meclis adını taşıyan ve manzum olan son kısım bir sonsözden ibarettir. Burada dünyanın faniliğinden bahis ile ananevi, dini, tasavvufi ve ahlâkî öğütler yer alır. Eser meclislerde okuma geleneğine uygun olarak yazılmıştır. Nazım ve nesir karışıktır. Olaylar nesirle, duygular nazımla ifade edilmiştir.”[vi]                Toplam 6376 satırı nesirdir. Bu da eserin %80’i demektir. Manzum nasihat olan son kısımdan birkaç beyit sunarak; “okuyanı, yazanı rahmetinle yarlıga ya Gani” diyelim. Buyurun:

…Dünye bir köpri ya bir kervan-saray

Muttasıl konargöçer yohsul u bay

Bilürsin kim işi nedür cihanun

Vefâsını bulam dimegil anun

Tut ki Karun malını cem’ idesin

Assı ne çün anı koyup gidesin

Muttasıldır saglıgı sayrulıga

Ulaşukdur vuslatı ayrulıga

Gülmegi aglamagadur muttasıl

Gelmegi gitmeğe olmaz munfasıl

Bu Melik kıssasın eyledük tamam

Hakk’dan anun ruhına her daim selam…

[i]Türk Edebiyatı Tarihi, Edebiyat Yayınevi, Ankara, 1964,s.295.

[ii]Danişmend-nâme, Doç. Dr. Necati Demir, Akçağ Yay., Ankara, 2004. s. 60-61.

[iii]M. Fuat Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken, İstanbul, 1980. s.259.

[iv]Kocatürk, a.g.e. s.295.

[v]TDV-İslâm Ansiklopedisi, C.8, s. 479.

[vi]Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C.2, s.193.

Sayfayı Paylaş