EBÛ’L-VEFÂ HAZRETLERİ

196-somuncubaba-ebulvefa

Mustafa bin Ahmed ismi, lâkapları Muslihuddin
Şeyh Ebû’l Vefâ Konevî, büyük mürşidi devrinin

Maddî, mânevî ilimler, asrının âlimlerinden
İrşad ile meşgul oldu, çağı bereketlendiren

Hac dönüşü Akdeniz’de, esir düştü korsanlara
Rodos’ta kaldı bir süre, ışık oldu zindanlara

Ödendikten sonra fidye, kavuştu hürriyetine
Orada Rumca öğrendi, bak Allah’ın hikmetine

Tekkesini İstanbul’da, halkı genelde Rum olan
Fakir, yoksul semtte kurdu, oldular kavî Müslüman

Fâtih devri evliyâsı, Vefâ’da kurdu dergâhı
Dünyâperesti sevmezdi, zikirle meşguldü Allah’ı

Bizans’ı İslâmbol yapan, mânevîyat ordusundan
En tanınmış talebesi, Tazarrûât yazan Sinan

Soruldu: “Neden Ene’l hak demişti Hâllac-ı Mansur?”
“Ene’l bâtıl mı deseydi?” şeklindeki sözü meşhur

Üç lisanda şiirleri, mücevher gibi her biri
Vefâ mahlasıyla yazan, büyük tasavvuf şâiri

Fî 896, Mîlâdi 1490: “İlâ rahmete Rabbih”
Sözleriyle düşürüldü, göçüne ebcedle târih

“Muktedâ-yı ehl-i mânâ, Muslihuddin Ebû’l Vefâ”
Kabir toprağı uşşâka, göz sürmesidir: “tûtiyâ”

Koskoca imparatorlar, unutulup gidiyorlar
Allah dostlarını herkes, hayırla yâd ediyorlar…

Sayfayı Paylaş