AMEL-NİYET

Somuncu Baba

“Yüce Allah’ın¸ iyiliğe fazla sevap yazdığı halde¸ kötülüğü işleyeni sadece misliyle günah yazması¸ ayrıca kötülüğü terk edene de sevap yazması¸ O’nun rahmetinin genişliği¸ gazabına üstün gelmesi¸ kullarına merhametle davranması sebebiyledir.”

Kötülüğe Bir¸ İyiliğe On Misli Verilir!

Yüce Allah şöyle buyurur: “Kulum¸ içinden iyi bir iş yapmayı geçirip de yapmadıysa ona bir sevap yazarım. Ama onu yaparsa on misli sevap yazarım. Eğer içinden kötü bir iş yapmayı geçirip de yapmadıysa onu bağışlarım. Fakat onu yaparsa ona bir misli günah yazarım.”1

 

Rasûl-i Ekrem¸ Allah adına yapmış olduğu bu açıklamayı¸ vâsıtalı veya vâsıtasız bir şekilde Rabb’inden almış olabileceği gibi¸ bazı Kur’an âyetlerinden2 hareketle bir çıkarımda bulunarak da yapmış olabilir. Hadis¸ bir kulun niyeti ile bu niyetin eyleme dönüşüp dönüşmemesi durumlarında bunun Allah tarafından nasıl değerlendirileceğini beyân etmektedir.

Hadisin bazı rivâyetlerinde “hemme” ifadesinin geçmesi sebebiyle¸ normalde “konuşma” anlamına gelen “tehaddese” fiili¸ “içinden geçirme” şeklinde anlaşılmıştır. Yüce Allah kişinin içinden geçirdiği bir konuşmaya ecir-sevap verdiğine göre¸ buradan onun niyetinin samîmî olduğu anlaşılmaktadır. İçinden geçirdiği bu iyiliği yapamasa dahi¸ can u gönülden arzu ettiği için Yüce Allah ona sırf bu niyeti ve dilemesi sebebiyle sevap yazmaktadır. Şâyet bu iyi niyetini gerçekleştirecek olursa¸ Allah o kimseye on misli sevap yazacaktır. Fakat kul¸ kötü bir şeyler yapmayı içinden geçirdiği halde¸ onu yapmaktan geçerse¸ onu bağışlayacak¸ yaparsa da sadece bir günah yazacaktır. Bu rivâyette yapmaya niyet ettiği kötülüğü terk sebebi zikredilmemekte¸ her ne sebeple terk ederse terk etsin¸ yine de bağışlanacağı anlaşılmaktadır. Oysa hadisin başka bir versiyonunda terk sebebi açıkça ifade edilmiştir ve sırf “Allah için” şeklinde gerekçelendirilmekte ve o zaman bir sevap verileceği belirtilmektedir. Kötülüğü terkin sevabı gerektirmesinin sebebi “Allah için” olmasıdır. Zira kötülük yapmak istediği hâlde¸ imkân bulamayarak o kötülüğü terk eden birisinin de sevap alacağı söylenemez. Fakat niyetlendiği kötülüğü gerçekleştirecek olursa bu defa ona yaptığının bir misli günah yazılacaktır.

Yüce Allah’ın burada¸ iyiliğe fazla sevap yazdığı halde¸ kötülüğü işleyeni sadece misliyle günah yazması¸ ayrıca kötülüğü terk edene de sevap yazması¸ O’nun rahmetinin genişliği¸ gazabına üstün gelmesi¸ kullarına merhametle davranması sebebiyledir. Nitekim âyet-i kerimede “Kim bir iyilik ile gelirse¸ ona on katı verilir. Kim de bir kötülük ile gelirse¸ yalnızca onun karşılığı ile cezâlandırılır ve hiçbirine haksızlık edilmez.”3

 

Eylemlerin Kuvveden Fiile Geçmesi

 

Hadiste ifade edilen herhangi bir iyiliği ya da kötülüğü “içinden geçirip de yapmayana sevap yazılması” âlimler tarafından tartışılmıştır. Aslında insanın eylemlerinin kuvveden fiile geçmesi çeşitli aşamalar halinde gerçekleşir. Bunları hemm (içinden geçirme)¸ niyet¸ azim¸ kasd ve eylem şeklinde sıralayabiliriz. “Hemm” aşaması¸ bazı şeylerin bir an için insanın aklına gelmesi¸ içinden geçmesi¸ yapıp yapmamakta tereddüt etmesi¸ kararsızlık hâlidir. Şeytanın¸ nefsin her insana verdiği vesvese kabilinden olan bu gel-gitlerden dolayı kimse mes’ul değildir. Çünkü insan istese de¸ istemese de bu tür düşüncelere kapılmadan edemez. “Niyet” aşaması¸ tereddüdün yok olup¸ karar aşamasına geçişi ifade eder. Niyet netleştiğinde “azim”¸ yani kararlılık devreye girer. Azmettikten sonra artık o eylemi yapmak üzere hazırlık yapılması¸ harekete geçilmesi “kasd” aşamasıdır. Kasdın ardından ise “eylem” gelmektedir. İşte niyetin kuvveden fiile geçmesinde en önemli aşamalar olan azim ve kasd âdetâ amel gibi addedilmektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz¸ “İki Müslüman birbirine kılıç (silah) çekerse öldüren de ölen de cehennemdedir.” buyurmuş¸ bunun üzerine ölen kimsenin neden cehennemlik olduğu sorulunca: “O da¸ arkadaşını öldürmek istiyordu da ondan!” cevabını vermiştir.4 Bu hadisten de anlaşılmaktadır ki¸ eğer niyette samimiyet¸ kararlılık kasıtlılık¸ dahası teşebbüs varsa¸ kişiler bu ısrarlı tutumları sebebiyle¸ kalplerden geçenlere muttali olan Yüce Allah nezdinde mes’ul olacaklardır.5 Peygamberimiz’in “Yüce Allah¸ yapmadıkları yahut konuşmadıkları müddetçe vesveselerinden veya içlerinden geçen şeylerden dolayı ümmetimi affetmiştir.”6 hadisi ise¸ azim ve kast öncesi aşamaları ifade etmektedir.

 

Dipnot

 

1. Hemmâm¸ Sahîfe¸ no: 54; Abdurrazzâk¸ (Ma’mer¸ Cami’)¸ XI. 287; Buhârî¸ Tevhîd¸ 35¸ Rikâk¸ 31; Müslim¸ Îmân¸ 204-207; Ahmed b. Hanbel¸ Musned¸ II. 315.

2. 6/En’âm¸ 160.

3. 6/En’âm¸ 160.

4. Buhârî¸ Fiten¸ 10; Muslim¸ Fiten¸ 14-15.

5. 2/Bakara¸ 225.

6. Buhârî¸ Eymân¸ 15.

 

Sayfayı Paylaş