CUMA GÜNÜNDEKİ DUÂLARIN KABUL ÂNI

Somuncu Baba

“Cuma gününde öyle bir ân vardır ki¸ bir Müslüman namaz kılarken Rabbi’nden bir şey isterken o âna tesadüf ederse Allah onu ona mutlaka verir.”

Cuma günü¸ duâların kabul göreceği bu vaktin tayini konusunda birçok rivâyet ve görüş nakledilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Bazı sahâbîler ve başkaları¸ onun ikindiden sonra başlayıp¸ güneşin batışına kadar devam ettiğini söylerler. Ahmed b. Hanbel¸ birçok hadisin onun ikindiden sonra olduğunu¸ ancak güneşin zevâlinden (öğleden sonra) itibaren ümit edilebileceğini söyler.

Câbir b. Abdullah’ın naklettiği bir rivâyete göre Hz. Peygamber: “Onu ikindiden sonraki en son vakitte arayın!” buyurur.2

 

Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin Hz. Peygamber (s.a.v.)’e atfettiği bir rivâyete göre o ân¸ imamın (minbere) oturmasından itibaren namazı bitirmesine kadardır.3

 

İbn Abbas’tan onun ezan ile imamın namazdan ayrılması arasında olduğu¸ Ebû Burde’den ise¸ imamın minberden indiği anda olduğu nakledilmiştir.

Bu konuda İmam Mâlik de Ebû Hureyre’den şu hadisi nakletmektedir: Ebû Hureyre (r.a.) anlatıyor:

– Tûr-i Sînâ’ya gitmiştim¸ orada Kâ’bu’l-Ahbâr’a rastladım. Beraber oturduk Kâ’b bana Tevrat’tan anlattı. Ben de ona Rasûlullah’ın hadislerini anlattım. Ona söylediğim hadislerden biri de şuydu: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

 

“Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı Cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı. Cennetten o gün çıkarıldı. Tevbesi o gün kabul edildi. O gün öldü¸ kıyâmet de o gün kopacak. Cuma günü bütün hayvanlar şafaktan güneş doğuncaya katkı acaba kıyâmet kopacak mı diye korkularından kulak verip dinlerler. Yalnız cinlerle insanlar bundan gâfildirler. Cuma günü bir vakit vardır¸ Müslüman bir kimse o vakitte namazda olur¸ Allah’tan bir dilekte bulunursa Allah mutlaka dileğini verir.” Kâ’b:

“O fazîletli vakit¸ senede bir gündür.” deyince ben:

“Hayır¸ her cuma öyle bir vakit vardır.” dedim. Bunun üzerine Kâ’b¸ Tevrat’ı okuyarak:

“Rasûlullah (s.a.v.) doğru söylemiş.” dedi. Ebû Hureyre devam ederek der ki:

“Oradan ayrıldıktan sonra Basra b. Ebî Basra el-Gifârî’ye rastladım. Bana:

“Nereden geliyorsun?” dedi. Ben de:

“Tûr’dan.” dedim. Bunu duyunca:

“Oraya gitmeden önce sana rastlasaydım gitmezdin. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki;

 

“Üç mescidden başka yere (ziyaret maksadıyla) sefer yapılmaz: Mescid-i Haram’a¸ bu mescidime ve İyliya (Kudüs) Mescidi’ne¸ yahut Beyti’l-Makdise.” Ebû Hureyre der ki:

“Daha sonra Abdullah b. Selâm’a (r.a.) rastladım¸ ona Kâ’bu’l-Ahbar’la buluştuğumu¸ kendisine Cuma günündeki fazîletli vakti söyleyince; “O vakit senenin bir gününde olur.” dediğini anlattım. Abdullah b. Selâm (r.a.):

“Kâ’b yalan söylemiş.” dedi. Ben de¸ Kâ’b’ın¸ Tevrat’ı okuduktan sonra¸ “Evet o hayırlı vakit her cuma günü vardır.” dediğini söyledim. Abdullah b. Selâm:

“Kâ’b doğru söylemiş.” dedikten sonra:

“O vaktin hangisi olduğunu biliyorum.” dedi. Ona:

“Onun hangi vakit olduğunu bana söyle¸ benden gizleme.” deyince Abdullah b. Selâm (r.a.):

“O¸ Cuma gününün son vaktidir.” dedi. Ben de:

“Nasıl Cuma gününün son vakti olur¸ Rasûlullah (s.a.v.)¸ “Müslüman bir kimse namaz kılarak o vakitte bulunursa…” buyurdu. Dediğin vakitte ise namaz kılınmaz.” dedim. Bunun üzerine Abdullah b. Selâm (r.a.):

“Rasûlullah (s.a.v.)¸ “Oturup namazı bekleyen kimse namazı kılıncaya kadar namazda sayılır.” demedi mi?” dedi. Ben de:

“Evet.” dedim. O da:

“O işte böyledir.” dedi.4

Gerçekten de rivâyetin sonunda tartışıldığı üzere¸ bir taraftan hadiste kişinin bu vakitte namaz kılıyor olması¸ diğer taraftan da ikindiden sonra namaz kılma yasağı çelişki arz etmiş ve bir başka hadisin yardımıyla te’vîl cihetine gidilmiştir.

Oysa hadis¸ açıkça kişinin o esnâda namaz kıldığını ifade etmektedir. Hatta bazı rivâyetlerde “kâimun yusallî” ibaresinin geçmesi¸ bunun namaz kılma esnâsında olduğunun altı çizmekte¸ parmaklarla da söz konusu sürenin kısalığına işaret edilmektedir.5

 

Yine diğer rivâyetlerden hareketle buna Cuma namazına önceden gelinmesini ve namazın beklenmesini dâhil edersek¸ Cuma namazı tamamlanıncaya kadarki sürede olması ihtimali daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Bundan dolayı¸ hem namaz öncesinde ve sonrasında yapılacak duâlarla¸ hem de namazda imamın okuyacağı duâ âyetleri ve tahiyyatta okunacak duâ âyetleriyle söz konusu ânı yakalama gayreti içinde olunmalıdır. Ancak gerek¸ “(Cuma) namazı kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızık) isteyin. Allah’ı çok zikredin¸ umulur ki kurtuluşa erersiniz.6 âyeti gerekse ikindiden sonra olduğunu ifade eden rivâyetler dikkate alındığında¸ dil ve gönül -iş yaparken de olsa- Allah’ı zikretmeye¸ duâ ve niyazda bulunmaya akşama kadar devam etmelidir.

 

Dipnot

 

1. Hemmâm¸ Sahîfe¸ no: 7; Muvatta¸ Cuma¸ 16; Abdurrazzâk¸ III. 260; Buhârî¸ Cuma¸ ı Müslim¸ Cum’a¸ 15; Nesâî¸ Cuma¸ 45; Ahmed b. Hanbel¸ Musned¸ II. II

2. Ebû Dâvûd¸ Salât¸ 201-202.

3. Ebû Dâvûd¸ Sâhil¸ 201-202; Müslim¸ Cuma¸ 16. Dârekutnî¸ bu rivâyetin mevkûf (söz veya fiil sahâbîye ait) olduğunu söyler.

4. Muvatta’¸ Cuma¸ 16; Nesâî¸ Cuma¸ 45.

5. Nesâî¸ Cuma¸ 45; İbn Mace¸ İkâmetu’s-salevât¸ 99.

6. 62/Cuma¸ 10.

 

Sayfayı Paylaş