ORUÇ RUHÎ DİSİPLİNDİR

Somuncu Baba

"Oruç¸ fazileti ve aslî gayesi daimî bir ibadet şuuru içinde nefis engeliyle mücadele etmek ve nefsi baskı altında tutarak etkisini en aza indirebilmektir. Oruç¸ hayat mücadelesinde olmazsa olmaz olan ‘sabır¸ irade¸ nefsî arzulardan uzaklaşma' gibi hâllerin eğitimi ile ahlâkî durumumuzu olgunluğa eriştirir."


Oruç¸ içimizdeki nefis canavarını kontrol altına alan ve böylelikle insanın içindeki merhamet ve şefkat duygularının açığa çıkmasını sağlayan ruhî bir disiplindir. Oruç¸ takvâya ermek ve nefsin şerrinden korunmak için emredilmiştir. Bu bakımdan Ramazan-ı Şerif¸ bize şüphelilerden ve haramlardan uzaklaşmayı öğreten manevî bir eğitim ayıdır.


Oruç¸ ilâhî bir eğitimdir. Oruç¸ hayat mücadelesinde gerekli olan “sabır¸ hâle rıza¸ irade¸ azim¸ sözünde durma ve nefsanî arzulardan uzaklaşma” gibi durumların eğitimi ile ahlâkî durumumuzu olgunluğa ulaştırır. Oruç¸ nimetlerin değerini bildiren¸ teşekkür duyguları uyandıran¸ yoksulların ve çaresizlerin hâlinden anlama şuuru kazandıran¸ nefsanî arzuları yok eden¸ maddenin esaretinden kurtarıp “sabır” denilen en yüksek ahlâkî özelliğe eriştiren bir ibadettir.


Üstad Necip Fazıl¸ ömrünü gafletle geçirenleri ikaz ederek şöyle der: “…Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum/Gökyüzünden habersiz¸ uçurtma uçurmuşum…” Dolayısıyla hayata ve daha ötesine gönül gözüyle bakmak¸ basiret ve feraset ehli olmak gerekir. İnsan ancak o zaman gaflet perdesini yırtar ve gerçek bilgiye ulaşır. Cenâb-ı Hakk'ın övdüğü “bilenler”den olur.


Oruç¸ fazileti ve aslî gayesi daimî bir ibadet şuuru içinde nefis engeliyle mücadele etmek ve nefsi baskı altında tutarak etkisini en aza indirebilmektir. Oruç¸ hayat mücadelesinde olmazsa olmaz olan “sabır¸ irade¸ nefsî arzulardan uzaklaşma” gibi hâllerin eğitimi ile ahlâkî durumumuzu olgunluğa eriştirir. Yine bu ibadet¸ nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandır.


Oruç¸ sahibini¸ kanaat¸ hâle rıza¸ metanet¸ sabır gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazileti ile beraber mahrumiyet ve açlıkla nimetlerin kıymetini hatırlatır ve bu vesile ile yoksulların hallerini düşündürüp onlara merhamet ve şefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslaştırır. Şükran duygularını canlandırır. Bu vasfıyla oruç¸ sosyal hayattaki kin¸ haset¸ kıskançlık gibi kitleyi huzursuzluğa boğan olumsuzlukları ortadan kaldırmakta en etkili ilâhî emirdir.


Oruç İtidal Eğitiminin İmtihanıdır


Oruç aslında bir itidal eğitimidir. İtidal eğitiminin imtihanıdır. Bu imtihan sadece bedeni değil; aklı¸ ruhu¸ iradeyi¸ karakteri¸ şuuru ilgilendiren yönlere de sahiptir. Nefis hiçbir şeye doymaz. Ne yemeye doyar; ne süslenmeye¸ ne takdir ve iltifata¸ ne eğlenceye¸ ne gezmeye tozmaya¸ ne mülke ne eşyaya… Hep daha fazlasını ister. Ramazan-ı Şerif¸ bir mübarek vesiledir¸ fırsattır. İtidal eğitimini ortaya çıkaran bir ibadet ihsanıdır. Ramazan'da birtakım dünya zevklerine perde¸ fren getirilmesi¸ aslında Ramazan'ı anlayabilmemiz içindir.


Allah Ramazan'da özel bir tarife uygulayarak¸ bizleri mânâya daha çok yaklaştırıyor. Dünyaya daha uzak tutuyor ve oruçla getirdiği yasaklar¸ frenler tamamen dünyaya ait ilgimizi azaltıyor.


Orucu hayatına geçirebilmesi için¸ insanın nefsinden gelen her türlü çalkantıyı¸ her türlü cereyanı gönül motorundan çıkarması lâzım. Çünkü o gönle ters yönde cereyan vermektedir. Bu ters yöndeki cereyandan kurtulmanın en kolay usulü¸ onunla bağlarını koparmaktır.


Bu vesile ile Ramazan geldiğinde gönlümüzün dünya ihtiraslarından ayrıldığı gibi¸ kin¸ kıskançlık büyüklenme gibi çok kötü sapmalardan arınması lâzım gelir. Ramazan'da gönül açılması daha kolaylaşır. Gönlün kapalı kalması¸ gönlün bozulması¸ gönlün yıpranması¸ en sonunda da gönlün taşlaşmasının en etkili sebebi nefistir. Ramazan'da nefise büyük bir frendir.


Allahu Teâlâ'nın yarattığında hiçbir eksiklik ve çirkinlik yoktur. Çirkinlikler ve eksiklikler bizim nefsimizin bizi aldatmasıdır. Şeytanın bizi aldatmasıdır. Hatta birtakım mahlûkatı seyrederken bazılarını güzel bazılarını çirkin görmek gibi tuhaf bir alışkanlığımız var¸ işte bu¸ gözün oruç tutamamasındandır. Eğer göz¸ oruç tutabilirse¸ bütün mahlûkatı birbirinden güzel birbirinden sevimli görür.


Gönül orucu tuttuktan sonra¸ gönül orucunun getireceği en büyük nimet nefis huylarının körelmesidir. Bir mü'min ömrü boyunca tuttuğu Ramazanlarda elinden geldiğince gönül orucuna rağbet etmesi başlı başına bir nefis eğitimidir. Derece derece her geçen Ramazan'da birincisinde nefs-i emmaredeyken¸ ikincisinde nefs-i levvâmede¸ üçüncüsünde nefs-i mutmâinnede¸ dördüncüsünde nefs-i mülhimede… Böylece giderek nefsi sâfiye'ye kadar götürür. Gönlün Ramazan'da alacağı zevk Ramazan'da kazanacağı ikramlar sonsuzdur.


Ruh ve bedenden yaratılan insan¸ madde ile mananın birleşiminden meydana gelen bir güzelliktir. Oruç¸ madde ile mana arasında bir denge ve maddenin lehine bozulan dengeyi aslına iadedir. Böylece¸ Allah'ı tanımak ve O'na kulluk etmek için yaratılan insan¸ himmetini yaradılış gayesine yoğunlaştırarak Allah'ın rızasına ulaşır.


Arzuların köleliğinden azat olmak… “Yeryüzünde halife olarak yaratılan insan¸ Allahu Teâlâ'ya kulluk etmediği takdirde¸ Allah onu günahlarının kölesi yaparak cezalandırır. Böylece insanoğlu¸ kendisine hizmet için yaratılan şeyleri gaye haline getirip onları Allah gibi sevmeye başlar.”1 Bu da gönül ve fikir dünyasının madde tarafından tutsak edilmesi demektir.


Allahu Teâl⸠böyle nefsanî zevk ve sefa peşinde koşarak maddenin tutsağı hâline gelenlerin hâllerini muhtelif ayetlerde söyle beyan etmektedir: “Hevâsını kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü?”2 “Davarların yediği gibi yer ve içerler. Onların yeri ateştir.”3¸Onlar hayvanlar gibi¸ hatta hayvanlardan da aşağıdırlar.”4 Bu ayetler her ne kadar iman etmeyenleri tasvir ediyorsa da madde¸ makam¸ şöhret gibi şeylerin tutsağı hâline gelen mü'minler de anılan ayetlerin muhatabı olmaktan kurtulamazlar. İşte mü'minleri bu esaretten kurtaracak en tesirli ibadet oruçtur.


Oruç¸ nazarları maddenin ve midenin ötesine çekerek¸ insana yaratılış gayesini hatırlatır. Bu yüzden bütün ilâhî dinlerde oruç vardır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: “Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi¸ size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”5


Oruç bir korunma eğitimidir. Orucu layıkıyla tutan bir insan haram olan fiillerden¸ zulüm ve fenalıktan uzak durur. Rabb'imizin emirlerine riayet etmekle kalmaz¸ yaptığı amelleri de ihlâsla¸ sırf O'nun rızası için yapmaya gayret eder. Evinde her türlü nefis yiyecekler olan bir kimseyi düşünelim. Bu kimse oruçluyken karnı aç olduğu halde o yiyeceklere elini sürmez. Hâlbuki orucunu bozsa kimse görmeyecek. Fakat Allahu Teâlâ görecek. Yine oruçluyken yanındaki helâline elini sürmez. Çünkü O görüyor.


Oruç¸ Sabır İmtihanıdır


Oruç mü'mine maddî ve manevî olgunluk sağlar. Oruç¸ müthiş bir sabır imtihanıdır. Sabır ahlâkının bir nimet ve önemli bir enerji kaynağı olduğunu düşünürsek¸ orucun önemini bir kat daha anlarız. Oruçla sabretmeyi¸ direnmeyi¸ istekler karşısında hür olmayı öğreniriz. Kişinin en özgür olduğu an isteklerine¸ şehvetine ve kızgınlığına yenilmediği andır. Ya da her ne kadar hoşa gitse de dünyalıklar karşısında teslim olmamadır. Dünyalıkların içerisinde olmasına rağmen onların karşısında kul köle olmadığını ortaya koyabilmesidir.


İşte oruç bu özgür iradeye kapı açar. Oruçlu gündüzün ilerleyen saatlerinde açtır. Yemeye ve içmeye ihtiyacı vardır. Vücudunun¸ midesinin¸ aklının ve duygularının yeme ve içmeden yana müthiş bir iştahı vardır. Yeme şehveti gitgide artar. Ama o Allahu Teâlâ'ya söz vermiştir. Oruç¸ mü'minin duygu ve düşüncelerini inceltir¸ yardım duygularını artırır¸ şefkat ve merhamet ahlâkını geliştirir. Açlık çekmenin zorluğunu gösterir¸ fakirleri¸ zorluk ve darlık çekenleri düşünmeyi sağlar.


Mü'min oruçla beraber nimetlere sahip olmanın kıymetini daha iyi anlar¸ nimet verene şükrünü artırır. Elindeki nimetlerin değerini daha iyi anlar. Allah'ın verdiği nimetleri diğer kullarla paylaşmayı öğrenir. Ramazan¸ yıllık ruh bakımıdır. Oruç¸ insanda¸ yüreğe doğru bir yolculuk gerçekleştirmenin aracıdır. Yüreğe¸ yani insanın kendi özüne yolculuk yapması¸ bir çeşit hicretidir. Eğer¸ yolculuğunu sürdürmeyi göze alırsa¸ orada karşılaşacağı¸ yine kendisidir. Orada en doğal¸ en maskesiz¸ en yalın hâliyle öz benliğini bulacaktır.


İnsan¸ bu yolculuğun sonunda¸ kendisiyle buluşacak¸ tanışacak ve barışacaktır; yani barışa¸ teslimiyete ve selamete ulaşacaktır. Kendisiyle barışık olan¸ hakikatle barışık olur. Kendisiyle kavgalı olan başta Allahu Teâlâ olmak üzere¸ hakikatle¸ doğayla¸ insanlıkla kavgalı olur. İşin aslına bakacak olursak orucu tutan biz değiliz. Asıl¸ oruç bizi ayakta ve diri¸ başımızı da dik tutmaktadır.


Ne mutlu¸ orucun başını dik tutan ve başını oruçla dik tutan hakiki mü'minlere…


Ne mutlu¸ Ramazan'ı hakkıyla yaşayan gönül erlerine…


Ne mutlu¸ temizlenme ayında nefsini eğiterek Rabb'inin yolunda giden güzel yüreklilere…


Ramazan-ı Şerifi'niz mübarek¸ Allahu Teâlâ yâr ve yardımcınız olsun. Rabb'im¸ sağlık ve mutluluk içinde nice Ramazanlara ulaştırsın. Âmin…


 


Dipnot


1. 2/Bakara¸ 165.


2. 25/Furkan 43.


3. 47/Muhammed 12.


4. 7/A'raf 179.


5. 2/Bakara 183.

Sayfayı Paylaş