TELEVİZYONUN OLUMSUZ ETKİLERİ

Somuncu Baba

"Son yıllarda oldukça artan sayıda yayınlanan magazin programları da genellikle toplumun değerlerinden uzak sanatçıların yaşantılarını cazip göstermek suretiyle olumsuz modeller sunmaktadırlar."


Günümüz çekirdek aile yapısında¸ çocuğun yanı başında olmayan¸ neşeli gecelerin¸ masalların mimarı nineler ailede değillerdir. TV'ler ve özellikle reklamlar¸ bu boşluğu dolduracak bir işlev görmektedirler. Kapferer (1991)'e göre¸ reklamların başında ve sonunda yer alan kısa görüntü ve müzik¸ masalların başlangıç ve sonuç cümlelerinin görevini üstlenmiştir.1


Çocuğun sosyalleşmesi ve zihinsel gelişiminde önemli yeri olan masal dinleme ve sorular sorma gibi bir eğitim ve gelişim sürecinin yerini alan TV¸ çocuk kuşağı programları ve özellikle günün her saati yinelenen reklamlarla¸ çocukları gerçek dünyadan koparıp¸ zihinsel durağanlık ve yetersiz sosyalleşme problemi doğurmaktadır.


Filmlerdeki Dindar İnsan Karakterleri !


Bunların dışında son yıllarda oldukça artan sayıda yayınlanan magazin programları da genellikle toplumun değerlerinden uzak sanatçıların yaşantılarını cazip göstermek suretiyle olumsuz modeller sunmaktadırlar. Bu modelleri taklit etmek¸ maddî imkânların iyi olmasını da gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla toplumda sabır¸ kanaat¸ şükür vb. kavramlar gündelik yaşantımızdaki anlamını kaybederek¸ yerine “Ne şekilde olursa olsun¸ neleri feda etmek gerekirse gereksin¸ yeter ki ben de zengin olayım.” anlayışının özlemi körüklenmektedir. Bütün bu program çeşitlerinin her biri içerisinde rastlayabileceğimiz bazı dinî motifler ve özgün dinî programları da değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü bireysel ve toplumsal dönüşümün en etkili araçlarından biri olan TV yayınlarının¸ hâlen toplumun genelinin birçok tutum ve davranışında ve az ya da çok gündelik yaşamında yeri olan dine de bir enstantane olarak yer verdiği görülmektedir. Bunu yaparken çoğu zaman gerek haber içerikli programlarda¸ gerekse filmlerde toplumun din görevlileri ve dindarların olumsuz birtakım davranışlarına yönelik tepkilerini istismar ederek¸ din görevlilerine dönük genel bir olumsuz kanaat oluşumuna yol açmakta2 ve onların şahsında dinî değerleri alaya alabilmektedir. Üstelik filmlerdeki dindar insan karakterleri¸ genelde ya ahlâktan yoksun¸ dürüst olmayan ve insanları aldatan veya en iyi ihtimalle sosyal statü olarak alt sınıftan birisi olarak (aşçı¸ temizlikçi vb.) canlandırılmaktadır. Bununla¸ topluma verilen mesajın¸ dindar insanların ancak böyle sosyal statüsü düşük konumlarda olabileceği şeklinde olduğu aşikâr bir durumdur.


Değer Kaymaları


Halkın birtakım değer kaymalarına maruz kalmasına karşın¸ kaybetmemekte direndiği Ramazan ayı algısına¸ bir şekilde belki zorunlulukla ortak olan TV'lerin¸ Ramazan programları da ayrı bir ilginçliğe sahiptir. İftar nedeniyle oruç açmak için bekleyen ve o anda dinî duyguların zirvesinde yaşayan insanlara¸ doğru¸ gerçekçi¸ hurafelerden arındırıcı ve zengin dinî motifli programlar yapmak yerine¸ zaman zaman magazin programı görünümünde iftar programları yapılmakta ve bu değer bile yozlaştırılmaya çalışılmaktadır. Genellikle bu programlarda diğer pek çok programda olduğu gibi¸ çeşitli ses ve film sanatçıları çağrılarak¸ yeni çalışmaları vb. üzerinde sıradan konuşmalar yapılmaktadır. Hatta geçtiğimiz yıllarda iftar açmak için okunan ezan dahi ses sanatçılarına okutulmuştur. Bunu yaparken de en azından uzman olmadıkları bir alanda sanat icra eden bu sanatçıların¸ anlamını bozarak ezanın özgünlüğünü ve kutsallığını yok ettikleri okuma biçimlerini¸ işi bilen birine dinletme ve yanlışlarını düzeltme yoluna bile gitmemeleri¸ seyirciye verilen değer ve saygı açısından doğru gözükmemektedir. Dolayısıyla televizyonlardaki dinî yayınlar¸ niyet ne olursa olsun bazen dinî değerlerin önemsenmediği ve aşağılandığı izlenimi vermektedir.


 


Dipnot


1. Jean Noel Kapferer¸ Çocuk ve Reklam¸ Çev. Şermin Önder¸ Afa Yayınları¸ İstanbul 1991¸ s.75.


2. Hüseyin Peker¸ Din ve Ahlak Eğitimi (Psikolojik ve Metodik Esaslar)¸ Aksi Seda Matbaası¸ Samsun 1998¸ s. 100.

Sayfayı Paylaş