SİNİR KÜPÜ OLMUŞ ANNE VE BABALAR

Somuncu Baba

"Anne ve babalar günün yoğunluğunu ve işleri bitirememenin stresini akşamları evinde yaşamaktadırlar. Akşamları eve gelen bu insanlar; ‘Öf¸ bittim¸ ölüyorum!..' gibi sözlerle duygu yoğunluklarını ifade etmektedirler. Zihinsel olarak yorgun olan bu insanlar¸ ister istemez fazla duygu yoğunluğu da yaşayacaklarından¸ en küçük olumsuzluklarda sinir patlaması yaşayacaklardır."


Teknolojinin zirve yaptığı çağımızda günümüz insanları¸ birçok iş ve işlemlerini teknolojiden faydalanarak yapmaktadırlar. Buna rağmen işlerini yetiştiremeyen bu insanlar¸ günün yoğunluğunu ve işleri bitirememenin stresini akşamları evinde yaşamaktadırlar. Akşamları eve gelen bu insanlar; “Öf¸ bittim¸ ölüyorum!..” gibi sözlerle duygu yoğunluklarını ifade etmektedirler. Zihinsel olarak yorgun olan bu insanlar¸ ister istemez fazla duygu yoğunluğu da yaşayacaklarından¸ en küçük olumsuzluklarda sinir patlaması yaşayacaklardır.


Günümüz insanlarının eskisi gibi bağ bahçede kazma kürekle çalışmadıkları için¸ bedenen yorgun olmasalar da zihnen yorgun oldukları bir gerçek. İnsanların zihinsel yorgunluklarında duygu yoğunluklarını fazla yaşadıkları da bir gerçek. Ancak bu evlerde aile bireylerinin deşarj olma ya da tepki verme adına birbirlerine bağırabilecekleri haklılığını da ortaya koymamaktadır.


Evlerde¸ aile bireylerinin birbirlerine karşı en küçük şeylerde bile tahammülleri yok. Özellikle anne babalarda¸ çocukların en küçük yaramazlıklarına karşı tahammülün te'si kalmıyor. Evler sanki sükûnet yeri değil de insanların birbirlerine bağırma yeri olmuş¸ herkes yorgunluktan birbirine bağırmaktadır.


Akşamları işten eve gelen babalar; çocukların en küçük seslerine ya da annenin azıcık çocuklarla ilgilen¸ sözüne kıyameti koparmaktadırlar. Anneler de sinirli bir şekilde babalara¸ “Çocuklarla iki dakika ilgilen dedik kıyameti koparıyorsun; akşama kadar ben nasıl tahammül ediyorum.” diyebilmektedirler. Doğru¸ anneler çocuklarına tahammül ediyorlar; ancak onlar da çocukların en küçük yaramazlıklarına karşı sinirlenmektedirler.


Anne babalar¸ sanki sinir küpü olmuş¸ patlamaya hazır birer bomba gibidirler. Aile bireyleri birbirlerine karşı en küçük bir anlayış ve sabır göster(e)memektedirler. Evde herkes birbirine bağırmakta ve en küçük bir olumsuzlukta herkes birbirine patlamaktadır.


“Üzüm üzüme baka baka kararır.” atasözünde olduğu gibi¸ anne babalar sinir küpü olunca çocuklarda ister istemez sinir küpü olacaktır.


Babasına bir şey anlatmaya çalışan kardeşine ablası: “Kulağımın dibinde bağırıp durma ya!” diye tepki veriyor. Kardeşine tepkisinin nedenini soran babaya abla: “Okulda zaten kafam şişiyor. Sınıflar olmuş kırkar kişi; sınıf susmuyor¸ hoca susturmak için bağırıyor…” der.


Anne Babalar Gerçekten de Sinirliler mi?


Anne babalar¸ duygu yoğunluklarında çocuklarına karşı göstermedikleri anlayış ve sabrı¸ eş dost ve arkadaş çevresine fazlasıyla gösterebilmektedirler. Anne babalar¸ çocukların en küçük olumsuzluklarına karşı bayramlık ağızlarını açarlarken; dost ve arkadaşlarına karşı daha anlayışlı ve daha sabırlıdırlar.


Arkadaş çevresine; “Estağfirullah¸ önemli değil¸ ne demek¸ hay hay!” diye karşılık verilirken; çocuklardan gelen sıkıntılara karşı; “Ben sana kaç defa söyledim¸ ne anlamaz çocuksun!” gibi ifadelerle karşılık verilmektedir.


İş yerinde alçak gönüllü ve mütevazı olan bir baba¸ akşam eve gelince aynı anlayışı ve mütevazılığı eş ve çocuklarına karşı göster(e)mez. Telefonda arkadaşlarına kurduğu o güzel cümleleri eş ve çocuklarına karşı kur(a)maz. Başka bir ifadeyle babalar¸ eş ve çocuklarına gösterdiği sinirlilik ve umursamazlığı arkadaş çevresine göster(e)mez. Çünkü eş ve çocuklarına davrandığı gibi davrandığı takdirde sonucun ne olacağını çok iyi bilmektedir.


Anneler de iş güç¸ ev işi¸ mutfak derken yoğun bir koşturmanın ardından yorgun düşmektedirler. Yorgunluğa okuldan dönen çocukların dertleriyle ilgilenmek ve onların arkalarını toplamak da eklenince¸ anneler iyiden iyiye çileden çıkmaktadırlar. Çocukların ilgi ve isteklerine karşı kimseyi çekemeyecek kadar yorgun olan bu anneler de¸ aynı geribildirimleri konu komşu ve arkadaş çevresine ver(e)memektedirler.


Anneler yorgun da olsalar¸ konu komşu ya da arkadaş çevresiyle “Bacım¸ abla¸ ablam…” diye konuşurlarken¸ çocuklarına karşı en küçük sevgi ifade eden yumuşak cümle kur(a)mazlar.


Akşama kadar en güzel cümleleri yumuşak bir şekilde arkadaşlarına kurmakta cömert davranan anne babalar; akşam evde çocuklarına bir o kadar cimrilik yaparlar. Akşama kadar yumuşak söz söylemekten yorulan birçok anne baba¸ çocukların ilgi ve alaka isteğine karşı verdikleri olumsuz geribildirimlerle çocukları isteyip isteyeceklerine pişman ederler.


Yorgunluktan elini kaldıracak hâli olmayan bu anneler¸ kapısını çalan arkadaşını en güzel şekilde karşılamakta ve “Ay ne iyi ettin de geldin¸ gel biraz laflayalım!” diyebilmektedirler. Ya da arkadaşının bir yere gitme davetini geri çevirmek şöyle dursun¸ seve seve gidebileceğini en güzel şekilde ifade etmektedirler. Aynı durumda¸ bir bardak su isteyen çocuklara aynı güzel cevaplar verilir mi¸ onun yorumunu da size bırakıyorum.


Hz. Musa (a.s.)'dan yumuşak söz söylemesini (Ey Musa! Firavun'a karşı yumuşak söz söyle¸ ona yumuşaklık göster!1) isteyen Rabb'imiz¸ anne babanın elinde birer emanet olan çocuklarla konuşurken ve onları eğitirken de yumuşak söz söylenmesini istemez mi?


Sonuç olarak Müslüman'a; güler yüz göstermek2¸ tebessüm etmek3 ve yumuşak ve güzel söz söylemek4 sadakadır. Güler yüz¸ tebessüm ve yumuşak sözü eş dost ve arkadaş kadar¸ çocuklarında hak ettiğini düşünüyorum. Bu sadakadan çocukları da mahrum bırakmamak gerekir.


 


Dipnot


1. 20/Tâh⸠44.


2. Müslim¸ Birr¸ 144.


3. Tirmizi¸ Birr¸ 36.


4. Buharî¸ Edeb¸ 34.

Sayfayı Paylaş