ES-SEYYİD OSMAN HULÛSİ EFENDİ'NİN (K.S.) HUTBELER'İNDE HZ. PEYGAMBER'E (S.A.V.) SESLENİŞ CÜMLELERİ

Somuncu Baba

Kur'ân'ı¸ Allahu Teâlâ'dan vahiy yoluyla alıp insanlara ulaştıran/tebliğ eden Hz. Peygamber (s.a.v.) her mü'min için çok değerlidir. Onun (s.a.v.) değeri hem Kur'ân'ı bizlere ulaştırması hem de onun ilk mübeyyini/açıklayıcısı olmasından kaynaklanmaktadır. Bunlarla birlikte Rabbimizin Efendimiz (s.a.v.)'e verdiği değer ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in örnek hayatı dolayısıyla bir mü'min için O'nu (s.a.v.) sevmek aksi düşünülemeyen bir gerçeklik/ihtiyaçtır.


Kur'ân'ı¸ Allahu Teâlâ'dan vahiy yoluyla alıp insanlara ulaştıran/tebliğ eden Hz. Peygamber (s.a.v.) her mü'min için çok değerlidir. Onun (s.a.v.) değeri hem Kur'ân'ı bizlere ulaştırması hem de onun ilk mübeyyini/açıklayıcısı olmasından kaynaklanmaktadır. Bunlarla birlikte Rabbimizin Efendimiz (s.a.v.)'e verdiği değer ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in örnek hayatı dolayısıyla bir mü'min için O'nu (s.a.v.) sevmek aksi düşünülemeyen bir gerçeklik/ihtiyaçtır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'i Rabbimizin katındaki değerinden dolayı sevmek ve onun gibi bir kimliğe/kişiliğe sahip olmakla ilgili şiir¸ nesir ve denemelerle zengin bir birikime/kültüre sahip olduğumuzu ifade edebiliriz.1 Nâbî'nin¸ ayaklarını Medine-i Münevvere istikâmetine uzatan kimseye; ‘Sakın terk-i edepten kûy-i mahbûb-i Hüdâ'dır bu/Nazargâh-ı ilahîdir makâm-ı Mustafâ'dır bu' dizeleri bu sevgi ve hürmetin bir nişanesi olarak sarf edilmiştir. Yine¸ Hassan b. Sabit'in; ‘Ben sözlerimle Hz. Muhammed (s.a.v.)'i övemedim; Hz. Muhammed (s.a.v.)'i övmekle sözlerime değer ve kıymet kazandırmış oldum.' nakli ve ‘Muhammedün beşerün lâ-ke'l-beşer/ Bel hüve yâkûtün beyne'l-hacer.' ‘Muhammed bir beşerdir ancak herhangi bir beşer gibi değildir. O¸ taşlar arasında yakut gibidir.' ifadeleri Hz. Peygamber (s.a.v.)'e ümmetin duyduğu derin sevgi ve hürmetin şiire ve nesre yansıtılmış halleridir.2 Hz. Peygamber (s.a.v.)'e duyduğu derin sevgiyi her fırsatta dile getiren isimlerden birisi de son dönemin etkili isimlerinden olan Darendeli Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s.)'dir. O¸ ‘Divan'ında¸ ‘Mektubat'ında ve diğer çalışmalarında birçok vesileyle¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'e duyduğu sevgi ve hürmeti ifade etmiştir. Bu çalışmamızda Hulûsi Efendi'nin ‘Hutbeleri'nde duyduğu derin sevginin bir yansıması olarak Hz. Peygamber (s.a.v.) için kullandığı hitap cümleleri üzerinde durmaya çalışacağız. Cuma¸ bayram ve daha başka vesilelerle Hulûsi Efendi'nin mü'minlere hitap imkânı bulduğu ‘Hutbeler'i içerisinde Hz. Peygamber (s.a.v.)'den bahsederken veya O'nun (s.a.v.) hadis-i şeriflerini paylaşırken Hz. Peygamber (s.a.v.) ile ilgili kullandığı hitap cümleleri bir sûfînin O'na (s.a.v.) duyduğu derunî sevgi ve saygının numunesi niteliğindeki ifadelerdir. Bununla birlikte Hulûsi Efendi'nin Hz. Peygamber (s.a.v.)'den söz ederken kullandığı bu ifadeler Kur'ân'dan birçok ayete delalet etmesi açısından da önemlidir. Denilebilir ki Hulûsi Efendi¸ bu hitap cümleleriyle Kur'ân ve Sünnet'in ruhunu insanların bilinçaltında bir şuur oluşturacak şekilde kullanmıştır. Hulûsi Efendi'nin bu tavrı mü'minlerin neredeyse her şeylerini (iman¸ ibadet ve ahlak açısından) kendisine borçlu oldukları Hz. Peygamber (s.a.v.)'e karşı ‘Mü'minin takınması gereken nazik¸ içten ve vefalı tavrın nasıl olması gerektiği?' sorusuna bir cevap niteliğindedir.


Hulûsi Efendi (k.s.)'nin Hutbelerinde Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ‘Nebi ve Rasûl' Yönüne Vurgu Yaptığı Hitap Cümleleri


Hulûsi Efendi¸ ‘Peygamber'¸ ‘Nebî' ve ‘Rasûl' sıfatlarını çokça Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında kullanarak O'nun (s.a.v.) risalet görevine gönderme yapmış ve mü'minlerin Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bu konumuna dikkatlerini çekmeyi hedeflemiştir. Özellikle konuları açıklarken kullandığı hadis-i şeriflerden önce bu ifadelere yer vererek zımnen Hz. Peygamber (s.a.v.)'in hüküm koymadaki konumuna işaret etmiştir. Bu noktada Hulûsi Efendi¸ en çok ‘Peygamberimiz Efendimiz'¸ ‘Sevgili Peygamberimiz'¸ ‘Rasûl-i Ekrem Efendimiz'¸ ‘Nebî-i zî-şân Efendimiz'¸ ‘Nebiyy-i Efham Efendimiz'¸ ‘Nebiyy-i Erham u Eşfak Efendimiz' ‘Rasûlullah Efendimiz'¸ ‘Allah'ın Rasûlü'¸ ‘Rasûl-i zî-şânımız'¸ ‘Hz. Nebiyy-i Ekrem'¸ ‘Nebiyy-i Muhteremimiz Efendimiz Hazretleri' ve ‘Cenâb-ı Rasûlullah' gibi ifadelere yer vermiştir.


Hulûsi Efendi'nin bu ifadelerinde Hz. Peygamber (s.a.v.)'e ‘Şanı Yüce'¸ ‘En Değerli Nebi'¸ ‘Yüce Rasûl'¸ ‘En merhametli ve en şefkatli' ve ‘En Övülmüş Nebi' gibi kalıplarla seslendiğine şahit olmaktayız. Aslında onun bu ifadeleri Kur'ân ayetlerinden ilham alınarak oluşturulmuş hitap cümleleridir. Kur'ân-ı Kerim'de “Muhakkak sen yüce bir ahlak üzeresin.3 ayetiyle Hz. Peygamber (s.a.v.) övülmüştür. Bizatihi Kur'ân-ı Kerim'in kendisine indirilmiş olması dahi O'nu (s.a.v.) Allahu Teâlâ'nın ne kadar üstün bir konumla insanlara takdim ettiğinin bir göstergesi niteliğindedir. Nebiler içerisinde “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım.”4 hitabına mazhar olan başka bir nebi/rasûl bulunmamaktadır. Bu da O'nu (s.a.v.) en değerli nebi/rasûl konumuna yükseltmektedir. Yine Hz. Peygamber (s.a.v.)'in gönderilişiyle birlikte diğer dinlerin hükümlerinin kaldırılması ve kendisinin bu yönüyle en önemli/değerli nebi/rasûl olduğu hakikatini hatırlatır niteliktedir.5 Hulûsi Efendi'nin Hz. Peygamber (s.a.v.) için kullandığı bu cümleler kendisinin zengin tasavvuf kültüründen en üst seviyedeki istifadesine bir alâmet olarak kabul edilebilir. Yine bu ifadeler¸ Kur'ân ve Sünnet'te Hz. Peygamber (s.a.v.) ile ilgili dile getirilen hakikatleri Hulûsi Efendi'nin ustaca kullanması hususuna da bir dayanak niteliğindedir. Bu ifadelerin yanı sıra Hulûsi Efendi'nin ‘Sallallahu aleyhi ve sellem' ve ‘Efendimiz' sıfatlarını mutlaka kullandığını görmekteyiz. Bu cümlelerle Hulûsi Efendi¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'den bahsederken onun değerine ve şanına yakışır bir hitap anlayışla hareket etmeye çalıştığını gözler önüne sermiştir. Bir başka ifadeyle Hulûsi Efendi¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'den bahsederken sıradan/herhangi bir kimse gibi bahsetmemiş¸ O'nun (s.a.v.) Allah katındaki değerine ve mü'minlerin O'na (s.a.v.) karşı göstermeleri gereken tavra uygun bir şekilde hareket etmiştir. Günümüzde Hz. Peygamber (s.a.v.)'den bahsederken Hulûsi Efendi'nin kullandığı bu ifadeleri (özellikle ‘s.a.v.' ve ‘Efendimiz' ifadelerini) kullanmaktan imtina eden hatta bu ifadeleri kullanmayı gereksiz veya bu ifadeleri kullananları peygamberlere iman ilkesine ters hareket etmekle itham eden mü'minlerin (?) olduğunu görmek gerçekten çok acıdır. Onların gözünde Hulûsi Efendi'ye ve onun gibi gönül dostlarına bakıldığında ‘bu kimselerin gereksiz (?) detaylarla çok fazla meşgul oldukları' iddiasıyla karşı karşıya kalınmaktadır. Ancak gönül gözüyle olayları değerlendiren Hulûsi Efendi ve onun yolunu takip ettiği insanların gözünden tartışmaya bakıldığında Hz. Peygamber (s.a.v.) ile ilgili nakledilen bu ifadeleri kullanma gerekçelerini anlayamayacak kadar pozitivist¸ maddeci¸ Kur'ân-Sünnet derinliğinden ve bu alandaki kültürel birikimden uzak bir anlayışın varlığına üzüntüyle şahit olunmaktadır.


Bu konuda Hulûsi Efendi'nin ‘Peygamberimiz' ve ‘Efendimiz' gibi cümleleri bütün mü'minleri işin içerisine katarak ifade etmesi de önemlidir. Bu tavrıyla Hulûsi Efendi'nin kendisini dinleyen muhatap kitleye Hz. Peygamber (s.a.v.)'in söz¸ fiil ve takrirlerinin inanan herkesi ilgilendirdiği mesajını vermeye çalıştığını söyleyebiliriz.


Hulûsi Efendi (k.s.)'nin Farklı Gerekçelerle / Hedeflerle Hz. Peygamber (s.a.v.) ile İlgili Kullandığı Hitap Cümleleri


Hulûsi Efendi'nin yukarda zikredilen hitap cümlelerinin dışında Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ismini zikrederek¸ bazı sıfatlarını vurgulayarak¸ Allahu Teâlâ'ya Hz. Peygamber (s.a.v.)'i izafe ederek ve diğer nebiler arasındaki konumuna işaret ederek dile getirdiği hitap cümlelerinden de bahsedebiliriz. ‘Hz. Muhammed'¸ ‘Peygamber-i zî-şânımız Seyyidünâ Muhammedeni'l-Mustafa Efendimiz Hazretleri'¸ ve ‘Peygamberimiz Hz. Muhammed Efendimiz' gibi ifadelerle Hulûsi Efendi¸ ismini zikrederek Efendimiz (s.a.v.)'e seslenmiştir. Hulûsi Efendi'nin diğer hitap cümlelerine oranla ‘Muhammed' ismini kullanarak zikrettiği hitap cümlelerinin az olması Hz. Peygamber (s.a.v.)'e duyduğu derin sevgi ve hürmetin bir göstergesidir. Hulûsi Efendi¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'i ismini zikrederek O'nu (s.a.v.) anmaktan imtina etmiş bundan dolayı¸ ‘Muhammed' isminden ziyade Hz. Peygamber (s.a.v.)'in birçok isim ve sıfatıyla onu gündeme getirmeyi uygun görmüştür. Bununla birlikte Hulûsi Efendi¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ‘Muhammed' ismini vurgulanmasını zaruri gördüğü birkaç yerde yine edep ve nezaket kokan bazı desteklerle bu ismini kullanma yoluna da gitmiştir.


Hulûsi Efendi¸ ‘Fahr-i Kâinat Efendimiz'¸ ‘Rahmeten li'l-âlemin'¸ ‘Seyyidü'l-Kevneyn Efendimiz'¸ ‘Habîb-i Edib ve Resûl-i Necib'¸ ‘Çok Şefkatli Peygamberimiz'¸ ‘İki Cihan Güneşi Peygamber Efendimiz'¸ ‘Zât-ı Akdesi Risâlet Penâhî'¸ ‘Zât-ı Risâlet Penâh Efendimiz'¸ ‘Fahr-i Âlem'¸ ‘Seyyidü'l-kevneyn Efendimiz Hazretleri'¸ ‘Hazreti Fahrü'l-Kevneyn' ve ‘Cenâb-ı Risâlet-meâb Efendimiz' gibi bazı sıfatlarıyla Hz. Peygamber (s.a.v.)'e seslendiği de olmuştur. Bu ifadelerde de Hulûsi Efendi'nin engin Kur'ân ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'le ilgili mü'minlerin birikimlerine/kültürlerine olan hâkimiyetine şahit olmaktayız. Bu hitap cümlelerinde Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ‘âlemlere rahmet'6 ve ‘şefkatli'7 olduğunu belirten ayetleri referans olarak kullandığı görülmektedir. Hulûsi Efendi'nin diğer ifadeleri ise Süleyman Çelebi'nin ‘Mevlîd-i Şerif'i başta olmak üzere birçok kaynakta Hz. Peygamber (s.a.v.)'le ilgili kullanılan hitap cümlelerini anımsatmaktadır.8 Bu durum¸ Hulûsi Efendi'nin bu alandaki kültürel birikimi özümseyen kişiliğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.


Hulûsi Efendi¸ ‘Hâtemü'l-Enbiyâ'¸ ‘Server-i Enbiyâ Muhammed Mustafa Efendimiz'¸ ‘Hazreti Seyyidü'l-Enbiyâ' ve ‘Seyyidü'l-beşer şefî-i arsa-i mahşer' gibi ifadelerle diğer nebiler/rasûller ile Hz. Peygamber (s.a.v.)'in konumuna dair bazı hitap cümlelerine de yer vermiştir. Bu ifadelerde de Hulûsi Efendi'nin Hz. Peygamber (s.a.v.)'in özel konuma dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Malum olduğu üzere O'nun (s.a.v.) bu konuma Kur'ân-ı Kerim ve bazı hadis-i şerifler işaret etmektedir. ‘Son Nebî'9¸ ‘Nebilerin En Üstünü'10 ve ‘Büyük Şefaatçi' nitelendirmeleri Hulûsi Efendi'nin İslâm kültürüne hâkimiyetini gösteren ifadelerdir. Hulûsi Efendi'nin¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'in risalet görevinin önemine binaen O'nu (s.a.v.) Allahu Teâlâ'ya izafe ederek bazı hitap cümleleriyle andığı da olmuştur. ‘Habîb-i Hüdâ'¸ ‘Cenâb-ı Habîb-i Kibriyâ Efendimiz' ve ‘Cenâb-ı Vâhibü'l-âtâyâ' gibi ifadeleri bu kabilden seslenişlerdir.


Sonuç Yerine


Netice olarak ifade etmemiz gerekirse bu çalışmada Hulûsi Efendi örneğinde sûfîlerin bütün görüşlerini Kur'ân ve Sünnet'i referans alarak temellendirdiklerini gözlemleme fırsatımız olmuştur. Ayrıca Hulûsi Efendi'nin bu ifadeleri bir kere daha sûfîlerin¸ her konuda olduğu gibi¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'e hitap konusunda da nezaket¸ zarafet ve derunî hislerini işin içerisine katarak hareket ettiklerini gözler önüne sermiş oldu. Bir başka hakikat de bu hitap cümlelerinin sûfîlerin yetiştikleri ortamların kültürel birikimlerini özümseyen kişiliklerine şahitlik etmesidir.


 


Dipnot


1. Geniş bilgi için bkz.¸ Hüseyin Algül¸ Osmanlı Kültüründe Hz. Peygamber Sevgisi¸ Risale Yay.¸ İstanbul 2008.


2. Bu konuda geniş bir kültür birikiminden bahsetmemiz mümkündür. Detaylı bilgi için İslam Ansiklopedisi'nin Mersiye maddesine bakılabilir. Bu konuda Hassan b. Sâbit'in Hz. Peygamber'e (s.a.v.) mersiyeleri başlı başına yeterli örnek niteliğindedir. Bkz.¸ Faruk Çiftçi¸ ‘Hassân b. Sabit'in Hz. Peygamber İçin Söylediği Mersiyeler'¸ KSÜ. İlahiyat Fakültesi Dergisi 4 (2004) s.79-95.


3. 68/Kalem¸ 4.


4. Acluni¸ Keşfu'I-Hafa¸ Beyrut 1985¸ c.II¸ s.214¸ no:2123.


5. ‘Allah'ın Rasûlü' ifadesi de Kur'ânî bir ifadedir. Bkz.¸ ‘Muhammed¸ Allah'ın Rasûlü'dür.' Fetih 48/29.


6. 21/Enbiya¸ 107.


7. 9/Tevbe¸ 128.


8. M. Fatih Köksal¸ Mevlid-nâme¸ TDV Yay.¸ Ankara 2011¸ 786 s.


9. 33/Ahzab¸ 40.


10. 4/Nisa¸ 41.

Sayfayı Paylaş