GÖZYAŞI

Somuncu Baba

Göz ve gözyaşı Yüce Yaratıcı'nın tüm canlılara en büyük bahşişidir. Bu ufacık et parçası¸ bakmasını ve görmesini bilenlerin elinde vezir¸ kalpleri mühürlü¸ ruhları zincire vurulmuşların elinde rezil olur.

Gözün sermayesi yaşıdır. Onu kurumaktan kurtarmakla kalmaz¸ ona kuvvet ve kudret verir; gerçek sahibine daha da yaklaştırır. Gözyaşının kuruması bir bedbahtlık alâmetidir. Gözleri kuruyan insanın içi de¸ ruhu da kurumuştur.


Göz ve gözyaşı Yüce Yaratıcı'nın tüm canlılara en büyük bahşişidir. Bu ufacık et parçası¸ bakmasını ve görmesini bilenlerin elinde vezir¸ kalpleri mühürlü¸ ruhları zincire vurulmuşların elinde rezil olur.


Gözün sermayesi yaşıdır. Onu kurumaktan kurtarmakla kalmaz¸ ona kuvvet ve kudret verir; gerçek sahibine daha da yaklaştırır. Gözyaşının kuruması bir bedbahtlık alâmetidir. Gözleri kuruyan insanın içi de¸ ruhu da kurumuştur.


Gözyaşı¸ duâların en üstünüdür. İnsanoğlunun helâl lokmasına¸ içtiği suyuna¸ her nefesine¸ sağlığına ve varlığına katıktır.


Gözyaşından büyük temizleyici yoktur. Siyim siyim inen gözyaşının her damlası ruh inceliğinin şahididir. Şerha şerha yaraların¸ göğe açılan kolların¸ kurumuş dil ve dudakların merhemi¸ kevseridir.


Gözyaşının özü sudur. Ateşte kaynarsa cevher¸ gönüle düşerse hem yakar¸ hem yıkar.


Gözyaşı; fazilettir¸ diyettir. Eritir¸ temizler¸ gizler. Bu yüzden denilir ki¸ gözyaşı “Yiğitler kârıdır ve civanmertler vakarıdır.”


Gözyaşı bir kültürdür. Gözyaşının vatanı Doğu'dur derler. Doğu'dan kasıt İslâm'dır. İslâm Medeniyeti'nin temelidir. Onun için bizim medeniyetimiz “Merhamet ve Gözyaşı Medeniyeti”dir.


“Gözyaşı İslâm'ın buluşu¸ Müslümanlığın duyuşu¸ şefkat ve merhamet pınarı¸ Peygamberlik motifidir.” Nitekim İki Cihan Güneşi¸ “Allah'ım¸ yaşları ile kalbe şifa veren sel gibi akıcı iki göz ver bana.” buyuruyor.


Gözyaşı insanın Miracı¸ cehennem ateşinin sigortasıdır¸ zırhıdır. Cehennem kıvılcımları mahşerde insanları kovaladığı zaman Cebrail mü'minlerin gözyaşı olan bir bardak su ile cehennemin ateşini söndürmeye çalışır.


Ağlayan sadece insanlar değildir. Her canlı ağlar. Bitkilerin¸ ağaçların¸ hayvanların ağlaması bir başkadır. İrfan ve izan sahibi olanlara (olana) çok şeyler anlatırlar.


En çok ayakları cennet damgalı¸ cefakâr ve fedakâr analar ağlar. Şehit düşen Mehmet'ine¸ Aslı'sını verip aldığı Kerem'ine; garipliğine¸ ihmal edildiklerine¸ kem talihine…


Dünyaya adımını atan her yavru da büyük dünyadan küçüğüne gelmenin çile¸ ıstırap çekeceğinin¸ ihmal edileceğinin¸ başına geleceklerin sancısı ile ağlar.


Bulutlar da ağlar. Rüzgârın önünden savrulan sıcak ve soğuklar içinde kavrulan bulutlar; yaz demez¸ kış demez¸ bahar demez¸ güz demez daima ağlar.


Gözyaşını seccadeler de iyi tanır. Sabahın şafağında kalkıp yüzlerini ve gönüllerini yıkayacak olanlar için dikilirler. Ve açılmayı beklerler.


Dudaklarından duâyı¸ yüzünden tebessümü eksik etmeyen¸ ince¸ merhametli¸ duygulu insan yüzünü ve gözünü gözyaşları ile yıkayan insandır. Acımasız¸ duygusuz¸ içi sızlamayan ve kirpiği ıslanmayan “kem talih” hoyratlarıdır.


Sayfayı Paylaş