SÜKÛT PSİKOLOJİSİ

Somuncu Baba

"Boş konuşmak ve boş işler yapmak yerine¸ hayırlı ve güzel işlerle meşgul olmak¸ gerekmedikçe konuşmak yerine susmayı tercih etmek¸ iyi bir mü'min olmanın ana özelliklerindendir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.)'in konuyla ilgili söz ve davranışları da¸ sükûtu ancak hayır söylenilecekse terk etmeyi bize öğütlemektedir."


Kur'an-ı Kerim bizlere¸ iyi ve kurtuluşa eren bir Müslümanın özelliklerini anlatırken¸ boş işlerden kaçınmaktan bahseder. Bu boş işler arasında boş konuşmak da vardır. Demek ki boş konuşmak ve boş işler yapmak yerine¸ hayırlı ve güzel işlerle meşgul olmak¸ gerekmedikçe konuşmak yerine susmayı tercih etmek¸ iyi bir mü'min olmanın ana özelliklerindendir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.)'in konuyla ilgili söz ve davranışları da¸ sükûtu ancak hayır söylenilecekse terk etmeyi bize öğütlemektedir. Gerekmedikçe sükût etmeyi insanın huzur bulmasına¸ çok konuşmasının ise sıkıntılara yol açabileceğini bizlere anlatmaktadır. Allah Rasûlü hayatı boyunca gerekmedikçe konuşmamayı tercih etmiş¸ kişiliğini bu özelliği ile daha da güzelleştirmiştir.


Tasavvufun önemli isimlerinden El-Mekkî'ye göre de¸ sükût etmek aklı geliştirir¸ sahibine verâyı öğretir. Ver⸠tasavvufta haramlar bir tarafa şüpheli ve boş şeylerden dahi uzak kalabilmeyi öğreten bir eğitim ilkesidir. Böylece kişi takvayı elde eder. Doğru fikirlere daha kolay ulaşıp¸ ilim sahibi olabilme imkânı elde eder. Ne zaman bir sıkıntıya düşse¸ Allah'ın yardımıyla daha hızlı çözüm yolları bulabilir¸ gönlünü ferahlatabilecek bir güç elde edebilir. Gerektiğinde sükût etmeyi ve gerekmedikçe konuşmamayı ilke edinebilen kimseler¸ doğru söz söyleme ve güzel işler yapabilme noktasında daha başarılı olabileceklerdir.


Ancak sükût her ne kadar kıymetli bir insan davranışı ise¸ konuşulması gereken yerde konuşmayıp sükût etmek de o derece yanlış ve kötü bir davranış olacaktır. Çünkü Allah Rasûlü Hz. Muhammed (s.a.v.)¸ haksızlık karşısında susmanın dilsiz şeytanlık olduğunu ifade etmişlerdir. Bir zulüm karşısında¸ birine yapılan bir kötülüğe şahit olduğumuzda susmak¸ en erdemsiz ve hatta ahlakî açıdan sorgulanması gereken bir davranıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ifadesiyle¸ bir kötülük görüldüğünde ona önce elimizle¸ gücümüz¸ yetmediğinde dil ile müdahale etmek Müslüman olmanın en önemli şiarlarındandır. Buna da gücümüz yetmezse ki çoğu kez konuşabilecekken¸ itiraz edebilecekken maalesef insanlar¸ çıkarları¸ korkuları vb. nedenlerle sükût etmeyi tercih etmektedirler. Bazen zulüm görenin kendi inancından¸ mezhep¸ siyasî görüş veya meşrebinden olmaması hasebiyle sükût etmeye meyledebilmektedirler. Ancak bu bir Müslüman'a asla yakışmayan¸ ilkesiz bir davranış olur. İşte de bu noktalarda sükût etmek¸ kişiliğe olumsuz katkılar getirir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sükût etme davranışını ne derece dengeli gerçekleştirdiğini bilince¸ sükûtun psikolojik olumlu etkilerini o derece iyi kavrayabiliriz. Yani haksızlık¸ kötülük¸ zulüm karşısındaki sükût etme¸ zalimi¸ haksızı¸ kötülük yapanı destekleme anlamına geleceğinden¸ insana bir iç huzuru¸ bir dinginlik katmaz. Aksine kişiliği olumsuz etkileyerek doğru yerde doğru davranamama suretiyle kendisiyle çatışan bireyler oluşmasına hizmet eder.


Doğru yerde¸ doğru zamanda sükût etmeyi becerebilirsek¸ kendimizi daha çok güvende hissederiz. Çünkü olayları¸ çevremizde olup bitenleri doğru ve sağduyulu okuyabilir¸ kontrolü elimizde tutabiliriz. Nitekim Feridüddin Attar “Pendname” adlı öğüt kitabındaki bir şiirinde bu durumu şöyle anlatır:


Dört şey meydana gelir dört şeyden


İyi öğren bunları.


Susmayı alışkanlık hâline getiren


Kaygı duymaz hiç.


İstiyorsan selamet¸ sus.


Susmak¸ iletişimsiz olmak demek değildir. Çünkü iletişimde olmak¸ insanlarla belli oranda yakınlık duygusu geliştirmek¸ sadece konuşmakla olmaz. Öyle olsaydı¸ en çok konuşanların en çok ünsiyet kurabilme özelliğine sahip kimseler olmaları gerekirdi. Oysa gerçekte çoğu kez insanlar¸ çok konuşan kimselerden uzaklaşmayı tercih ederler. Hiç şüphesiz kendine güven duymadığı için¸ kendini ifade edememe kaygısıyla konuşmaktan çekinen ve susmayı tercih eden kimseler de¸ çok konuşan kimseler gibi başkalarıyla ünsiyet oluşturmada zorluk yaşarlar. Yani kastımız¸ psikolojik¸ kişilikle ilgili sorunlar nedeniyle geliştirilmiş sorunlu susmayı tercih etme davranışı değildir. Kastımız¸ konuşabildiği hâlde gerekmediği için¸ kendi iradesiyle susmayı tercih eden güven veren kişiliklerdir. İnsanlar¸ bu tip insanlarla yakın olmayı daha çok tercih ederler.


Çok konuşmak¸ çoğu kez¸ bireyin kendi kendisiyle çok fazla meşgul olması¸ kendi kendisiyle doğru ve sağlıklı ilişki kuramaması ve açıkça yüzleşememesi nedeniyle tercih edilen bir kaçış yoludur. Gerektiğinde susmayı ve gerekmedikçe konuşmamayı becerebilenler¸ hem özgüveni hem de dış dünyaya güven duymayı¸ başkalarıyla güven tesis edebilmeyi daha güçlü bir şekilde başarabilirler. Çok konuşmaktan kaynaklanan muhtemel söz hatalarının esiri olmayacakları gibi¸ sükût etmenin insana kattığı olgunluğa da ulaşamayabilirler.


O hâlde susmak¸ zulme rıza anlamında değilse¸ genel anlamda altın değerinde bir işlev görebilen çok kayda değer bir özelliktir. Konuşmak gerekmedikçe sükût ikliminin o güzel ikliminde yaşamak¸ olgun ve ruhen sağlıklı bir insan olabilmenin önemli belirleyicilerinden biridir.

Sayfayı Paylaş