TARİHE YÖN VEREN HÜKÜMDAR: SULTAN BAYBARS

Somuncu Baba

Devrin halifesi¸ kendisine biat edilmesinden sonra Baybars'a kılıç kuşatarak saltanat menşuru vermiştir ve bütün İslâm beldelerinin ve fethedilecek yerlerin idaresini ona verdiğini açıklamıştır. Baybars¸ hutbelerde halifenin adının söylenmesini ve basılan paralara halifenin adının yazılmasını emretmiştir. Bu olay¸ Müslümanların gözünde saygınlıklarını arttırıp¸ İslâm âlemindeki konumlarını güçlendirmiştir. Baybars¸ saltanatını meşrulaştırmakla İslâm'ın savunuculuğunu üzerine almış¸ İslâm âleminin önderi olma görevini üstlenmiştir. Bu bağlamda¸


Baybars (Rukneddin Baybars el-Bendekdarî)¸ aslen Kıpçak Türklerinden olup Ulubarlı zümresinin Borçoğlu kabilesine mensuptur. 1223 yılında Kıpçak'ta doğmuştur. Baybars¸ uzun boylu¸ mavi gözlü¸ güzel görünüşlü olmasının yanında zekâ ve yeteneğiyle de dikkatleri üzerine çeken biri olarak bilinmektedir. Baybars¸ esir olarak önce Sivas'a daha sonra Halep'e ve oradan Şam'a götürülmüş ve burada köle olarak satılmış ve Şam'da Eyyubî Sultanı Melikü's-Salih bağlılarınca satın alınmıştır. Mısır'da hüküm süren Eyyübîler¸ Abbasilerden sonra¸ Türklerden oluşan bir ordu kurmuşlardır. Özellikle Eyyübî Devleti sultanlarından Melikü's-Salih¸ Türklere büyük önem vermiş ve ordusunu Türk gulamlara dayandırmıştır. Baybars¸ bu askerî birlikte birçok savaşa katılmış; özellikle bu topraklara saldırılar düzenleyen Haçlılara karşı verilen mücadelede Melikü's-Salih'in ordusunda yer almıştır.


Memlûkler¸ 1250 ile 1517 yılları arasında Mısır'da ve Suriye'de hüküm sürdüler. Kurdukları devletin en önemli özelliği¸ adının “Devlet-i Türkiye” yani Türkiye Devleti olmasıydı. İslâm ordularında¸ 9. yüzyılın başlarından itibaren yer alan ve çoğu Türk asıllı olan kölelerle askerler¸ 1250 yılında Eyyübî Hanedanı'nda ortaya çıkan yönetim boşluğundan istifade ederek Mısır'ı ele geçirmişlerdir. “Kölemenler” olarak da anılan bu devletin dünya ve İslâm tarihi açısından en önemli özelliği¸ bu hanedana dayanmak yerine hürriyetine kavuşmuş köleler olan askerlerin en güçlüsünün tahta çıkmasıydı ve tarihte bunun başka bir örneğine rastlanmamıştı. Suriye'de bulunan Baybars da burada Moğollarla mücadelelere girmiştir. Baybars¸ Kutuz'a haber göndererek¸ Moğollarla mücadele için onun hizmetine girmek istediğini bildirmiştir. Kutuz ile Baybars'ın arası bozuk olsa da Moğol saldırısı söz konusu olunca bu durum göz ardı edilmiştir. Kutuz¸ Moğollar karşısında düşmanlığı unutup birlik olmaları gerektiğine karar vererek Baybars'ın teklifini kabul etmiştir.


Moğolların Yenilgisi


Memlûklerin en büyük başarısı¸ İslâm dünyasını ciddi biçimde tehdit eden Moğollar ile Haçlıları yenerek bölgeden atmalarıydı. Moğollar¸ 13.yüzyılda Çin Seddi'nden Macaristan'a kadar her yeri kasıp kavurmuşlardır. Geçtikleri topraklarda canlı bırakmadıkları gibi¸ her şeyi yakıp yıktıkları için¸ insanlığa “Moğol İstilası” tabirini armağan etmişlerdir ve karşılarında hiçbir millet duramamıştır. Moğollar¸ sadece¸ Mısır ve Suriye'de devlet kurmuş olan Memlûk Türkleri tarafından durdurulmuşlardır. Moğol Hükümdarı Hülagu Han¸ Halep'i ele geçirdikten sonra Mısır yolu kendisine açılınca Kutuz'a elçi göndererek onu teslim olmaya çağırmıştır. Baybars'ın katılmasıyla daha çok güçlendiğini düşünen Kutuz Moğollara karşı direnmek konusunda kararlı davranmıştır. Baybars da teslim olunmasını istememiştir. Kutuz¸ Baybars'ı hazırlanan ordunun öncü birliğinin komutanlığına getirmiş ve ona savaşın kazanılması koşuluyla Halep naipliği vaat etmiştir. Kutuz¸ Moğollarla savaşmaya karar verince hazırladığı orduyla yola çıkmıştır. Ordusunu sahil boyunca kuzeye yönelterek bir süre sonra Akka şehrine varmıştır. Kutuz¸ Akka'da iken Moğol ordusunun yaklaşmakta olduğu haberini alınca ordusunu buradan güneydoğuya doğru sevk ederek Ayn Câlud'a ulaşmıştır. Bir süre sonra Moğol ordusu da görünmüştür. Ayn Câlud denilen mevkide iki ordu karşı karşıya gelmiş ve böylece savaş başlamıştır. Ayn Câlud Savaşı'nın kazanılması Memlûkler Devleti için bir dönüm noktası olmuştur. Moğolları yenen Memlûkler bu galibiyet sayesinde yeni kurulan devletlerini tehdit eden en büyük tehlikeyi durdurmuşlardır. Ayn Câlud Savaşı ile Moğolların yenilmez olmadıkları anlaşılmıştır. Moğol istilaları sonucunda birçok yerde acımasızca insanların katledilmesi ile dehşete kapılan Müslümanlar¸ bu galibiyetle biraz olsun rahatlamışlardır. Moğolların hiç beklemedikleri bir anda aldıkları mağlubiyet¸ onların güçlerinin kırılmasına ve bir süredir devam eden ilerlemelerinin yavaşlamasına sebep olmuştur.


Ayn Câlud Savaşı'nın kazanılmasında büyük yararlılıklar gösteren Baybars¸ savaşta gösterdiği cesaretli davranışları ve kahramanlığıyla nüfuzunu arttırmıştır. Baybars¸ bir süre sonra¸ savaşta kazandığı başarısından da güç alarak¸ Kutuz'dan¸ savaştan önce kendisine vaat ettiği Halep naipliğini istemiştir. Kutuz¸ Baybars'ın isteğini kabul etmeyerek¸ bu görevi kendine yakın bulduğu başka birine vermiştir. Bunun üzerine Baybars ve arkadaşları Kutuz'u öldürmüşlerdir. Haberin duyulması üzerine¸ sultan naibi onu kimin öldürdüğünü sormuş ve Türk ananesine göre sultanı öldüren kişinin tahta geçmesi gerektiğini söyleyerek ilk olarak kendisi Baybars'a biat etmiştir. Onun ardından¸ orada bulunan herkes Baybars'a biat etmiştir. Baybars¸ sultan olduğunu duyurmak için yanında arkadaşları ile birlikte Kahire'ye gelmiştir. 26 Ekim 1260 tarihinde sultanlığını ilan etmiştir. Baybars¸ sultanlığının ilk yıllarında kararlı çalışmalarına devam ederek Suriye'deki isyanları bastırdıktan sonra¸ dağılmış olan Memlûkleri kendi etrafında toplamıştır.


Devrin halifesi¸ kendisine biat edilmesinden sonra Baybars'a kılıç kuşatarak saltanat menşuru vermiştir ve bütün İslâm beldelerinin ve fethedilecek yerlerin idaresini ona verdiğini açıklamıştır. Baybars¸ hutbelerde halifenin adının söylenmesini ve basılan paralara halifenin adının yazılmasını emretmiştir. Bu olay¸ Müslümanların gözünde saygınlıklarını arttırıp¸ İslâm âlemindeki konumlarını güçlendirmiştir. Baybars¸ saltanatını meşrulaştırmakla İslâm'ın savunuculuğunu üzerine almış¸ İslâm âleminin önderi olma görevini üstlenmiştir. Bu bağlamda¸ Müslüman-Türk devletleriyle ve özellikle de Anadolu Selçuklu Devleti ile iyi ilişkiler kurmuş ve Anadolu'daki Müslümanlara yardım etmiştir.


Memlûklerin Anadolu'ya Gelmesi ve Elbistan Savaşı


Selçuklu Veziri Muinüddin Süleyman Pervane¸ İlhanlı Hanı Abaka'nın yanına gittiği sırada ayaklanan Selçuklu devlet adamlarından Hatiroğlu Şerafeddin¸ Memlûkleri Anadolu'ya çağırdı. (1275) Elbistan'a gelen  Memlûk Emiri Bedreddin Begtut¸ Selçuklu beylerine gönderdiği mektuplarla¸ Anadolu'da İlhanlılara karşı birlik kurmaya çalışıyordu. Onun için komutanların kendisine yeminle bağlanmasını istedi ancak küçük çapta destek alabildi. Sultan Baybars¸ Selçukluları İlhanlı zulmünden kurtarmak için Anadolu'ya sefere çıktı. Bu sırada Selçuklu veziri Süleyman Pervane'nin¸ Moğollarla sıkı bir iş birliği halinde olması¸ Anadolu'da pek çok itibarlı ve hatta Moğol düşmanı şahısların Mısır'a göçmelerine sebep oldu. Bunlar orada Sultan Baybars'ı Moğollar üzerine cihada teşvik ettiler. Tabiî ki bu gelişmeleri iyi değerlendiren Süleyman Pervane¸ gizlice İlhanlılara karşı Memlûkler ile ittifak kurarak Baybars'ı yardıma çağırdı. Moğol ve Haçlılara karşı İslâm dünyasının savunucusu olarak yıldızı parlayan Baybars¸ ısrarlı davetler üzerine Anadolu'ya hareket etti. Moğollar Memlûk ordusunu Akçaderbend Geçidi'nin Elbistan ağzında bekliyordu. Öncü birliklerin yaptığı vuruşmayı Memlûkler kazandılar.


Moğol ordusunda 10.000 Moğol¸ Gürcü ve çok sayıda da Selçuklu askeri vardı. Moğol komutanlar Selçuklulara ve Gürcülere güvenmedikleri için o askerleri kendilerinden ayırmışlardı. İki ordu Elbistan Ovası'nın Kalfa Çayırı'nda karşı karşıya geldi. Yapılan savaş Memlûklerin zaferi ile sonuçlandı.(15 Nisan 1277) Moğolların korktukları¸ savaş esnasında meydana gelmişti. Selçuklu askerleri savaşa katılmayarak seyrettiler. Bu durum¸ Moğol yenilgisini kolaylaştırdı. Üstün Memlûk ordusu karşısında Moğol ve yardımcı Gürcü birlikleri yenildi. Tümen kumandanları ve Noyanlar başta olmak üzere bütün Moğol ordusunun imhası ile sonuçlanan bu savaş neticesinde¸ bölgeye geçici bir süre için Memlûkler hâkim oldular.


Sultan Baybars¸ bu zaferden sonra¸ önce Zillihan'da dinlenmiş; daha sonra Hurman Kalesi'ne uğramış ve Ashabü'l-Kehf Mağarası'nın bulunduğu Efsus yakınlarından geçerek Kayseri'ye doğru ilerlemiş¸ Yalak (Yeşilkent)¸ Sarız¸ Yedioluk¸ Zamantı ve Karatay Kervansarayı üzerinden geçerek Kayseri'ye gelmiştir. Selçuklu yöneticileri önceden şehri terk etmişlerdir. Bir süre burada kalan Sultan Baybars¸ Moğollara karşı savaşmak için davet mektupları gönderen Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'nin kendisine katılmaması ve Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev ile beraber Tokat'a gitmesi üzerine Kayseri'yi terk ederek geldiği yoldan Suriye'ye geri dönme kararı almıştır. Baybars'ın kısa sürede Kayseri'yi terk etmesinin sebebi; Selçuklu Veziri Pervane'nin ikiyüzlü siyaset uygulaması¸ erzak sıkıntısına düşmesi ve Moğol Hükümdarı Abaka Han'ın büyük bir ordu ile üstüne doğru gelmesidir. Baybars¸ dönüş yolculuğunu geldiği yolun biraz kuzeyinden yaptı. Alâeddin Kervansarayı¸ Yabanlu Ovası ve Zamantı Kalesi takip edilerek 30 Nisan'da Elbistan'a gelindi.  Memlûk Sultanı Baybars¸ kendisini karşılayan Elbistan'ın ileri gelenlerine savaş alanında ölen Moğol askerinin sayısını sormuş¸ onlarda 6770 kişi saydıklarını belirtmişlerdi. Ancak bu sayı savaş meydanında öldürülenler olup¸ bu sayıya kaçarken telef edilenler dâhil değildi. Elbistan üzerinden geçerek Akçaderbend'e ulaşan Baybars¸ ordusunun ağırlıklarını ve Moğollardan aldığı ganimetleri hazinedarı Bedreddin idaresinde önce yollamış ve iki gün bekledikten sonra¸ geri kalan kuvvetlerle ilerleyerek Akçaderbend'in yanındaki kervansaraya gelmişti. Onun¸ buradan yolunu değiştirerek¸ sarp dağlar üzerinden ilerlediği görülmektedir. Baybars'ın bu şekilde hareket etmesinin sebebi¸ muhtemel bir Moğol saldırısı ve pusudan sakınmasıdır. Baybars¸ yine taktik icabı yolunu değiştirerek ülkesine¸ geldiği Antep üzerinden değil de Maraş tarafından gitti.


Abaka Han¸ 1277'nin Temmuz'unda Elbistan Ovası'na gelip savaş meydanındaki Moğol ölülerini görünce üzüntüsünden ağladı. Ölüler arasında hiçbir Selçuklu askerinin ve beyinin cesedine rastlamayınca gazaba geldi ve öfkesi bir kat daha arttı¸ tuzağa düştüklerine dair söylentilere inanmıştı. Bundan dolayı da kendisine Vezir Pervane'nin ihanet ettiğini gördü. Ancak ihaneti karşılıksız bırakamazdı. Öncelikle Anadolu Selçuklularını cezalandırmaya karar verdi. Çünkü Anadolu halkından ve Selçuklulardan Baybars ile anlaşıp onu çağırttıkları ve Moğolların yenilmelerine yol açtıkları için intikam alacaktı. Vezir Pervane'yi¸ 1277'nin Ağustos'unda¸ Van'ın kuzeyinde bulunan Aladağ'da idam ederek öldürttü. Başta Elbistan olmak üzere¸ Anadolu baştanbaşa yakılıp yıkıldı¸ binlerce insan öldürüldü. Anadolu'da 200 bin insan kılıçtan geçirildi. Moğollar¸ Baybars'tan alamadığı intikamın acısını Anadolu halkından çıkarmıştır. Moğollar¸ Elbistan Savaş'ından sonra Selçuklu sultanlarının¸ yöneticilerinin yetkilerini sınırlayarak ülkeyi genel valilerce idare etmeye başlamışlardır.


 


Kaynaklar


Andre Clot¸ Kölelerin İmparatorluğu ve Memlûklerin Mısır'ı¸ Çev. Ilgaz Turhan¸ İstanbul 2005.


Bilge Umar¸ Türkiye'deki Tarihsel Adlar¸ İstanbul 1993.


Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi¸ Haz. Hakkı Dursun Yıldız¸ İstanbul¸ 1986.


Gülay Çalık¸ Sultan Baybars ve Haçlılarla Mücadelesi¸ Ankara 2008.


İlyas Gökhan¸ Başlangıçtan Kurtuluş Harbine Kadar Maraş¸ Ankara 2011.


Osman Turan¸ Selçuklular Zamanın da Türkiye¸ İstanbul 1993.


Osman Turan¸ Selçuklular Tarihi ve Türk İslâm Medeniyeti¸ İstanbul 1993.


Oğuz Mete Öztürk¸ Geçmişten Günümüze Türk Devletleri Tarihi¸ İstanbul¸ 2007.

Sayfayı Paylaş