BAĞDAT VELÎLERİ

Somuncu Baba

Bağdat; tarih boyunca İslâm dünyasının ilim¸ kültür¸ sanat¸ edebiyat ve ticaret merkezi olmuş önemli kentlerden biridir. Asırlarca İslâm kültürüne ve medeniyetine yön vermiş bu gizemli şehir. Aslında¸ Batı dünyasına ilim ve medeniyet buradan akmıştır dense de yanlış olmaz.

Dünyayı aydınlatan nice büyük âlimler ve edipler ya bu güzel beldede yaşamıştır veya bu beldede ilim tahsil etmiş ve kalmıştır veya ilim tahsilini gerçekleştirdikten sonra farklı coğrafyalara göç ederek ilminden diğer insanların da faydalanmasını sağlamıştır.

Bağdat'ta bugün birçok âlim ve


Bağdat; tarih boyunca İslâm dünyasının ilim¸ kültür¸ sanat¸ edebiyat ve ticaret merkezi olmuş önemli kentlerden biridir. Asırlarca İslâm kültürüne ve medeniyetine yön vermiş bu gizemli şehir. Aslında¸ Batı dünyasına ilim ve medeniyet buradan akmıştır dense de yanlış olmaz.


Dünyayı aydınlatan nice büyük âlimler ve edipler ya bu güzel beldede yaşamıştır veya bu beldede ilim tahsil etmiş ve kalmıştır veya ilim tahsilini gerçekleştirdikten sonra farklı coğrafyalara göç ederek ilminden diğer insanların da faydalanmasını sağlamıştır.


Bağdat'ta bugün birçok âlim ve edibin mezarı mevcuttur. Tabiatıyla bunların hepsini burada zikretmek mümkün değildir. Zaten bu büyük zatlardan bir kısmının hayatı ve kişilikleri çeşitli vesilelerle dergimizin değişik sayılarında sizlerin istifadesine sunulmuştur. Bu sayımızda da bu büyük zatlardan iki tanesini sizlere anlatmaya çalışacağız.


Saîd bin Cübeyr


Tabiîn devrinde yetişen müctehid imamların büyüklerinden olan Saîd bin Cübeyr¸ yüksek bir âlim ve büyük velidir. Aslen azadlı bir köle olup Habeşistanlı bir siyahidir.


Saîd bin Cübeyr Hazretleri Abdullah ibni Abbas¸ Abdullah bin Zübeyr¸ Abdullah bin Ömer¸ Ebû Saîd-i Hudrî¸ Ebû Hüreyre¸ Ebû Mûsa el-Eş'arî Hazretleri gibi sahabe-i kiramların ders halkalarına katılarak onlardan istifade etmiş kâmil bir zâttır. Özellikle Abdullah ibni Abbas ve Abdullah bin Ömer'den daha çok ilim tahsil etmiş¸ hadis¸ fıkıh¸ tefsir ve kıraat ilimlerinde¸ daha çok onlardan rivayette bulunmuştur.


Saîd bin Cübeyr Hazretleri¸ hadis ilminde rivayetleri çok meşhur olup kendisi sika¸ güvenilir¸ sağlam bir ravidir. Kütüb-i Sitte'de rivayet ettiği hadis-i şerifler vardır. Hadis kitabetiyle ünlü olan Saîd b. Cübeyr Hazretleri bilhassa Abdullah b. Abbas'tan hadis yazarken kâğıdı dolar¸ diğer hadisleri elbisesine ve avuçlarına yazar¸ eve döndükten sonra onları kâğıda geçirirdi.


Kendisi hakkında Kitâbüs-Sikât kitabında: “O¸ fakih¸ çok ibadet eden¸ âbid¸ fazileti çok¸ verâ ve takvâ sahibi birisiydi.” diye bahsedilmektedir. Gerçekten de Saîd bin Cübeyr çok Kur'an-ı Kerim okur çok ibadet ederdi. İki rekât namazda bütün Kur'an-ı Kerim'i hatmettiği olurdu. Bazen de bir ayet-i kerimeyi tekrar tekrar okuyarak sabahlardı. Bir gece namazında Yasin Suresi'nin 59'uncu; “Ey günahkârlar! Bugün mü'minlerden ayrılın!” mealindeki ayetiyle sabahlamıştır.


Ömrünü insanlara vaaz ve nasihat ile geçiren Saîd bin Cübeyr¸ hadis ve fıkıh ilimlerindeki ihatası kadar cesaret ve celadeti ile de İslâm tarihine imza atmış bir büyük şahsiyettir.


Saîd bin Cübeyr¸ Emevi halifesi Abdulmelik b. Mervan'ın valisi Haccac'ın zulüm rejimine karşı izzetli bir tavır gösterdi ve valiye karşı hareket eden âlimlerin içinde yer aldı. Daha sonra Haccac tarafından yakalanışı ve idam ediliş şekli başlı başına bir kitap oluşturacak kadar manidardır.


İdam edileceği sırada şu duayı yaptı: “Allah'ım! Benden sonra Haccac'ı kimseye musallat etme!” Daha sonra Haccac¸ akile¸ yani yiyici illetine tutuldu. Uyuyamıyor¸ uyuyacağı sırada sıçrayıp kalkıyordu. Hâline bakıp şaşanlara: “Saîd bin Cübeyr ile hâlim ne olacak? Uyuyacağım anda¸ ayağımı çekip sarsıyor ve beni uyandırıyor.” dedi. Bu hâliyle fazla yaşamadı. Saîd bin Cübeyr şehit edildikten on beş gün sonra Haccac da öldü.


Ebû Hamza Bağdadî


Ebû Hamza Bağdadî Hazretleri¸ kelâm¸ fıkıh¸ tefsir¸ hadis âlimlerinden ve evliyanın büyüklerindendir. Bağdat'ta doğup Bağdat'ta yaşadığı için Bağdadî nispetiyle anılmıştır.


Bağdat'taki âlimlerden ilim tahsil ederek kelâm¸ fıkıh¸ tefsir¸ hadis ve kıraat ilimlerinde yüksek âlim oldu. Ayrıca¸ başta Sırrî-yi Sekatî Hazretleri olmak üzere büyük zatların sohbetlerine katılıp kendilerinden ilim ve marifet aldı. Daha sonra büyük veli Hâris-i Muhasibî'nin sohbetlerinde bulunup talebesi oldu. Uzun müddet onun hizmetinde bulundu ve tasavvuf yolunda ilerledi.


Zahirî ve manevî ilimlerde yükselen Ebû Hamza Bağdadî Hazretleri¸ ilim meclislerinde ve sohbetlerinde pek çok âlim ve veli yetiştirdi. Sohbetlerine ve ilim meclislerine koşan insanlar ondan çok istifade ettiler. Hanbelî Mezhebinin kurucusu büyük âlim Ahmed bin Hanbel Hazretleri de onun sohbetlerinde bulunup ona saygı ve hürmet gösterirdi. Hatta tasavvufla ilgili bir meseleyle karşılaşınca: “Ey Ebû Hamza! Bu hususta ne buyurursunuz?” diyerek ondan istifade etmeye çalışırdı. Ayrıca Ebû Bekr Kettânî ve Hayrunnessâc gibi büyük hadis âlimleri ondan hadis-i şerif dinleyip¸ rivayet ettiler.


Ebû Hamza Bağdadî Hazretleri çok sevdiği talebelerinden birine nasihat ederek buyurdu ki:


“Allahu Teâlâ sana hayır yollarından birini açarsa¸ sen o yolda gayretle devam et. Ama o nimeti sana ihsan edeni ve o nimete kavuşmana vesile olanları da unutma. O nimete kavuştuğun için büyüklenme. Senin yapacağın şey¸ buna kavuşturana şükretmendir. Eğer şükretmezsen¸ o nimet¸ elinden alınır. İhsan edeni üzmüş olursun. Eğer şükredersen¸ sana daha hayırlı yollar¸ daha güzel nimetler ihsan edilir. Nitekim Allahu Teâl⸠İbrahim Suresi'nde: ‘Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi arttırırım ve eğer nankörlük ederseniz¸ haberiniz olsun¸ gerçekten azabım çok şiddetlidir.' buyuruyor.”


Bir defasında şöyle buyurdu: “Nefsinin kötü olan arzularını yapmayıp¸ onun ahirette kurtulmasını temin edebilirsen¸ nefsinin hakkını ifa etmiş olursun. İnsanlar senin kötülüğünden emin olurlarsa¸ onların hakkını ifa etmiş olursun.” Yine şöyle buyurdu: “Allahu Teâlâ Araf Suresi'nde: ‘Cahillerden yüz çevir.' buyuruyor. Nefs¸ cahillerin en cahilidir. O halde ondan daha fazla yüz çevirmelidir.”


Uzun bir ömür süren Ebû Hamza Hazretleri önceleri Bağdat'ta Ressâfe isimli mescidde vaaz u nasihat ederek insanların dünya ve ahirette saadete¸ kurtuluşa ermeleri için gayret etti. Son zamanlarına doğru ise Medine isimli mescidde insanlara vaaz etmeye başladı. Bir Cuma günü vaaz ederken kendisine gaipten bir ses geldi ve:


“Ya Ebâ Hamza! Bugüne kadar konuştun. Çok güzel ve tesirli konuşuyorsun. Ama bundan sonra konuşmaman daha hayırlıdır. Bakalım güzel konuşmayı başardığın gibi güzel sükûtu da başarabilecek misin?” denildi. Bu sesi işitince¸ birden rengi değişti. Halsiz ve bitkin olarak kürsüden yere düştü. Ondan sonra hiç konuşmadı. Allahu Teâlâ'ya ibadet ve zikirle meşgul oldu ve ertesi Cuma gününe varmadan vefat etti.

Sayfayı Paylaş