SİNAN'IN GÜNLÜĞÜ

Somuncu Baba


Okumaya ve yazmaya meraklı öğrencilerdik. Gazi İlkokulu'ndaki Tevfik Öğretmen bize¸ “Çocuklar mademki yazmayı seviyorsunuz. Önce günlükten başlayın. Kendinize özel bir defter alın ve yaşadığınız ilginç hâtıralarınızı yazın. İleride bunlar işinize çok yarayacak.” demişti. Kırtasiyecilerde şatafatlı¸ pahalı hâtıra defterleri vardı ama bunlardan alamayınca bir sınıf defterini süsleyip püslemiş ve günlüklerimi oraya yazmaya başlamıştım. Aradan 45 yıl geçti. Şimdi yazma hevesimin çok doğru bir tavsiye ile iyi yerden başladığını düşünüyorum. Çünkü yazı kursumuza gelenlere ilk olarak¸ günlüklerini kaleme almalarını tavsiye ediyorum. Demek ki tecrübe edilmiş¸ yarım asırlık hakikat…


Sıcak yaz günlerinin tatlı rehaveti içinde bir güzel kitap çıkageldi Kubbealtı Neşriyatı'ndan: Sinan'ın Günlüğü. Mütefekkir Yazar Sâmiha Ayverdi'nin farklı bir eseri… Torunu Sinan için kaleme aldığı günlüklerden meydana geliyor. Sinan Uluant¸ kitabın başına yazdığı takdimde anneannesinin bu günlüklerinden bahsediyor ve diyor ki: “Üç ayrı defter hâlindeki günlüklerin ilk ikisi 1951 ve 52 yıllarına âid. Bunlar küçük banka ajandaları. Kurşun kalemle yazılmış. Söylediğim ilk kelimeler¸ saçım¸ ilk dişim¸ emeklemem¸ yürümem gibi bir bebeğin veya küçük bir çocuğun yapacağı davranışlar not edilmiş. İlk defter 1977 yılında¸ evimize giren bir hırsızın götürdükleri arasında¸ maalesef gitti. Çok şükür ki diğerleri elimizde. Üçüncü defter ise diğerlerine göre oldukça büyük ve kalın. Dolmakalemle yazılmış. 1953 yılı başından babamın vefat ettiği tarih olan 10 Kasım 1961'de son buluyor. Her biri kendi tarihinde yazılan günlükte hemen hiçbir karalama mevcut değil. Anneannemin dışında günlükte Nezihe Araz ve Dâdûmun da yazıları mevcut.”


Günlüklerin yayımlanış hikâyesini anlatan Uluant sözlerine devam ediyor: “Şüphesiz ki yetişmemdeki en önemli insan anneannemdir. Allah'ın bir lütfu olarak bu aile içinde dünyaya gelmişim. Gerek anne tarafım¸ gerek baba tarafım Kenan Rifâî Hazretleri'nin terbiye halkası içinde idiler. Rabbim beni de onların yolundan ayırmasın.”


Günlüklerin orijinal görüntüleri ve aileden fotoğrafların kitabı süslediği Sinan'ın Günlüğü'nün tasarımı Ersu Pekin'e ait. Fotoğraflar arasındaki birçok âşina sim⸠bize tebessüm ediyor. Ekrem Hakkı Ayverdi'den Safiye Erol'a¸ Nezihe Araz'dan Sofi Huri'ye¸ Ahmet Yakuboğlu'ndan Özcan Ergiydiren'e¸ Nihad Sâmi Banarlı'dan İlhan Ayverdi'ye kadar pek çok şahsiyet¸ sayfa aralarında gerek suretleriyle gerekse de hâtıralarıyla bize görünüyorlar.


Sâmiha Ayverdi'nin 1 Şubat 1953 tarihinde kaleme aldığı günlükten ilk satırları okuyoruz:


“Bu deftere başlarken¸ Sinan'dan özür diledikten sonra işe koyulmalıyım. Zira tam iki aydır mûtad notları kaydedemiyorum. Sebebi¸ bu müddet zarfında geceli gündüzlü Fatih Sultan Mehmed'e âid kitabı bitirmek gayreti ile çalışmamdır. Şu iki ay içinde¸ 100-150 kelimeyi aşmayan bilgisi¸ o derece süratle inkişaf etti ki¸ artık hemen hemen bizim gibi konuşan bir çocuk var. Şimdi onunla ben de iki yaşında bir çocuğum. İnşallah beraber büyürüz.”


Günlükler pek çok ama kısalarından teberrüken bir kaçını okuyalım. Bu notların kaleme alındığı yılda küçük Sinan'ın henüz üç yaşında olduğunu da unutmayalım:


“Penceren sokağa bakıyordu. Odada Derviş Hanım ile ben vardık. Derviş Hanım: ‘Bak Sinan otobos geçiyor.' dedi. ‘Otobos değil otobüs.” diye telâffuz yanlışını tashih etti.


Şu da hayrete şâyân ki üç yaşından sonra başlaması lâzım gelen renk tefrikini hemen bizim kadar isâbetle yapmakta. Harc-ı âlem bütün renkleri seçtikten sonra¸ nüanslarını da ayırabiliyor. Meselâ: ‘Şu lâcivert otoyu verir misiniz?' dediği zaman¸ farazâ siz mâviyi uzatırsanız¸ ‘Yok¸ o lâcivert değil mâmi.' diye istemiyor.


İskemleye basmış¸ mutfağın penceresine çıkmaya uğraşıyordu. ‘Ne yapıyorsun Sinancığım?' dedim. Gâyet ciddi: ‘Düz duvara tırmanıyorum.' dedi.


Kitapta Osmanlı terbiyesinin hâkim olduğu¸ Müslüman Türk geleneklerine göre hareket edilen Fatihli bir ailenin günlük nezih hayatına tanık oluyoruz. Günlükler¸ devrin sosyal ve kültürel hayatını da aksettiriyor. Kimi zaman neşelenerek kimi vakit de hüzünlenerek kitabı okuyup bitirdikten sonra günlük yazma ihtiyacını duyuyor¸ herkese günlük tutma tavsiyesinde bulunmak istiyorsunuz.


Kubbealtı Yayınları


Tlf: (212) 516 23 56

Sayfayı Paylaş