KIBRIS VE KARS İÇİN ÖNEMLİ BİR SİMA; LALA MUSTAFA PAŞA

Somuncu Baba

Lala Mustafa Paşa¸ Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566)¸ II. Selim (1566-1574) ve III. Murad (1574-1594) dönemlerinde Osmanlı Devleti'nin üst kademelerinde önemli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır. Lala Mustafa Paşa'nın Şam'da bulunduğu tarihlerde Kanuni Sultan Süleyman hayata gözlerini kapamış ve Şehzâde Selim yegâne varis olarak Osmanlı tahtına cülus etmişti. Lala'nın beklediği gün gelmiş gibi idi. Kendisine “taht müyesser” olduğu takdirde “Vezir-i a'zamlık bin baş hakkındır.” diye va'dde bulunan hamisi Selim tahta müyesser olduğuna göre Lala Mustafa


Lala Mustafa Paşa¸ Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566)¸ II. Selim (1566-1574) ve III. Murad (1574-1594) dönemlerinde Osmanlı Devleti'nin üst kademelerinde önemli görevlerde bulunmuş bir devlet adamıdır.Lala Mustafa Paşa'nın Şam'da bulunduğu tarihlerde Kanuni Sultan Süleyman hayata gözlerini kapamış ve Şehzâde Selim yegâne varis olarak Osmanlı tahtına cülus etmişti. Lala'nınbeklediği gün gelmiş gibi idi. Kendisine “taht müyesser” olduğu takdirde “Vezir-i a'zamlık bin baş hakkındır.” diye va'dde bulunan hamisi Selim tahta müyesser olduğuna göre Lala Mustafa için sadaret kapısı açılmış sayılabilirdi. Fakat o sırada sadr-ı a'zamlıkmakamında Sokullu Mehmed Paşa'nın bulunması¸ Lala'nın bütün emel ve ümitlerini kıracak büyük bir engel teşkil ediyordu. Bunun üzerine Lala Mustafa Paşa kendisine sadaret yolunu kapayan Sokullu Mehmed Paşa ile mücadeleye başlamıştır.


Kıbrıs'ın Fethi


II. Selim tahta çıktığı sıralarda Şam'da vali olan Lala Mustafa Paşa vaktiyle Hazreti Ömer devrinde Kıbrıs fethedildiği zaman inşa edilen caminin durumunu adanın Hrıstiyanlarından duymuş¸ İstanbul'a başvurarak adanın zaptı gerektiğini ve ‘Sefer Serdarlığı'nı üzerine almaya hazır olduğu bildirmişti. Lala Mustafa Paşa kubbe veziri olduğu zaman Kıbrıs meselesini tekrar ortaya koymuş ve bu suretle adanın Osmanlı topraklarına katılmasının birçok yönden gerektiği Divan'da tartışılmıştır. Kıbrıs seferine karar verildikten sonra bu amaçla hazırlanan kuvvetlerin serdarlığı Lala Mustafa Paşa'ya verilmiştir. Osmanlı Devleti Suriye ve Mısır'ı alıp Kuzey Afrika'nın en mamur kısmına sahip olduktan sonra yol üzerinde bulunan ve korsan gemilerinin yolu olan Girit adasıyla Suriye ve Anadolu sahillerine pek yakın bulunan tüccar ve gemilere rahat vermeyen Kıbrıs adasının elde edilmesi zaruret halini almıştı.


Sefer hazırlıkları tamamlandıktan sonra Osmanlı donanması 3 grup halinde İstanbul'dan hareket etti. 1570 Mart ayında Murad Reis ve Nisan ayında Piyale Paşa kumandasındaki filolar denize açıldılar. 17 Mayıs'ta Yedi Kule önlerinden ayrılan donanma ertesi günü Gelibolu'ya¸ ayın 22'sinde Bozcaada'ya¸ 23'ünde Midilli'ye¸ 25'inde Sakız'a varmış ve 3 Haziran'da İstanköy'de¸ İstanbul'dan daha önce hareket etmiş olan Murad Reis kumandasındaki 25 kadırgaya¸ 5 Haziran'da Rodos adasına Piyale Paşa emrindeki filoya dâhil olunmuştu. Antalya'dan Fenike'ye gelmiş ve oradan hareketle 1570'de Limasol limanına demir atılarak Kıbrıs'ın fethine başlanmıştı.


Boğazdan çıktıktan sonra yüz kadar levent donanmaya katıldı. Karadan sevk edilen Anadolu tımarlı sipahileri¸ tahsis edilen gemilerle Fenike limanından Kıbrıs şehirlerini almak için harekete geçtiler. Bu sırda adanın en mühim ve müstahkem şehri olan Magosa muhasaraedildi. Magosa denizden de abluka olundu¸ kışın gelmesi üzerine Piyale Paşa¸ Rodos Beyi Arap Ahmet Bey komutasında kırk kadar kadırgayı bıraktıktan sonra Magosa limanından ayrıldı; adada yalnız Serdar Lala Mustafa Paşa kaldı. Lala Mustafa Paşa 1571'de Kıbrıs'ı fethederek “Kıbrıs Fatihi” unvanına aldı. Kıbrıs'ın fethi Osmanlı Devleti açısından çok önem arz etmektedir. Çünkü Kıbrıs¸ Doğu Akdeniz'deki üstünlük ve denetim için elzemdir.


Kars Kalesi


Evliya Çelebi¸ Kars Kalesi'nin III. Murad devrinde Lala Mustafa Paşa tarafından tamir edildiğini anlatırken bir askerin Paşa'ya aktardığı rüyasını nakleder. Asker¸ rüyasında gördüğü yaşlı bir zâtın¸ kendisinin Ebu'l-Hasan el-Harakânî olduğunu ve makamının burada bulunduğunu söylediğini¸ kendisinden ayağını bastığı yeri kazmasını istediğini anlatmıştır. Bunun üzerine yüz işçi yeri kazmaya başlamış ve üzerinde “Menem şehîd ü saîd Harakânî” ibaresi yazılı dört köşe bir somaki mermer bulunmuştur. Gaziler mermeri tekbir ve tevhidle kaldırınca kabir ortaya çıkmıştır. Yaralı pazusuna sarılı makrame ile sırtındaki hırkasının bile henüz çürümediği görülmüş; vücudunun sağ tarafındaki yarasının hâlâ kanamakta olduğu görülmüştür. Gaziler yine tekbirlerle kabri kapamışlar. Kalenin içine ilk olarak Lala Mustafa Paşa tarafından Ebu'l-Hasan Harakânî adına bir tekke ile cami inşa ettirilmiştir. Evliya Çelebi'nin anlattığı bu olay¸ daha sonra yayılarak Kars ve çevresinde Harakânî Hazretleri'nin Kars'ın fethine katıldığı ve burada şehit olduğu şeklinde bir inancın doğmasına yol açmıştır.


Kale içinde ilk defa Lala Mustafa Paşa hayratı olarak Harakanî Hazretleri adına bir tekke ve bir cami inşa edilmiştir. Bu ifadelere dayanarak Harakanî Hazretleri'nin kabrinin Kars'ta olduğunu söyleyebiliriz. Kars ve yöresinin yüzyılları aşan bir zamandan beri ona sahip çıkması¸ Ebu'l-Hasan Harakânî Hazretleri'ni Karslılaştırmış¸ Karslıları onunla aynîleştirmiştir. Bölge halkının sevgi ve muhabbeti günümüzde açıkça görülmektedir. Halkımızın¸ sahâbîler¸ gönül erleri ve büyük insanlara gösterdikleri saygı sebebiyle pek çok kabir ve makam isnâd etmesi¸ önemli bir özelliktir.


Lala Mustafa Paşa'nın Ölümü 


Lala Mustafa Paşa¸ 17 Ağustos 1580'de yakalandığı hastalıktan vefat etmiştir.  Ölümünden 17 gün önce Ebu Eyyûb-i Ensarî'nin türbesini ziyarete gitmiş ve makberinin ayakucunda kendisi için mezar yeri satın alarak adamlarınaöldükten sonra buraya defedilmesini vasiyet etmişti. “17 gün ömrümüz kaldı.” diye öleceği günü haber vermişti. Hakikaten de 17 gün sonra ölmüş ve vasiyeti gereğince Eyub Camii haziresine defnedilmiştir. 


Lala Mustafa Paşa gerçekten 16. yy Osmanlı tarihinin en dikkate değer simalarından biridir. Adı bu yüzyılın ikinci yarısındaki belli başlı olaylara sıkı sıkıya bağlı bulunmaktadır. Lala Mustafa Paşa Osmanlı tarihinin en zekî adamlarından biridir. Büyük kumandan¸ iyi devlet adamı¸ Kanuni devrinde yetişmiş¸ 16. yüzyıla layık bir vezirdi. Damat Rüstem Paşa ve Sokullu Mehmet Paşa gibi iki büyük rakibinin ölümünü görmüş. Osmanlı Devleti'ne önemli hizmetlerde bulunmuştur.


Lala Mustafa Paşa¸ Kanuni Sultan Süleyman devrinde Şehzade Selim ile Beyazıd arasındaki saltanat mücadelesine karışarak önemli bir rol oynamıştır. Vezaret amacıyla Yemen Serdarlığı'na tayin edilmişken¸ verilen vazifeyi yerine getiremediği için vezareti reddedilirken serdarlıktan azledilmiştir. Bütün bunlara rağmen İkinci Selim devrinde Kıbrıs'ı anavatana bağlayarak Kıbrıs Fatihi unvanını almıştır. III. Murad döneminde ise Safevilere karşı Çıldır zaferini kazanıp¸ Tiflis ve Şirvan'ı zapt etmiştir. Yine III. Murad döneminde Büyük veli Ebu'l-Hasan Harakânî Hazretleri'nin kabri şerifini bularak düzenlemesi adına bir tekke ve bir cami inşa ettirmesi çok önemlidir. Eyub Camii Haziresi'ne defnedilmesi ise manevî kimliğini göstermeğe kâfidir.


 


Kaynaklar


Evliya Çelebi Seyahatnamesi¸ ( Haz.: Seyit Ali Kahraman¸ Yücel Dağlı)¸ İstanbul 2012.2/167-168.; Diyanet İslâm Ansiklopedisi 16/93-94 ¸ İstanbul 1994.


Joseph Van Hammer¸ Büyük Osmanlı Tarihi4. c.7 Gündoğdu Matbaası İstanbul 1990.


Joseph Van Hammer; Büyük Osmanlı Tarihi4. c.2 Milli eğitim Bakanlığı Yayınları İstanbul 1990.


İsmail Hakkı Uzunçarşılı; Osmanlı Tarihi c.3 TTK Basımevi Ankara 1988.


Mehmet Özkarcı; Gaziantep Lala Mustafa Paşa Külliyesi Vakıflar Dergisi¸ S.25Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları Ankara 1995.


Mücteba İlgürül; Zirveden Dönüş¸ II. Selimden III. Mehmed'e¸ Türkler Ansiklopedisi c.9 Yeni Türkiye Yayınları¸ Ankara 1999.


Süleyman Uluda𸠓Ebu'l-Hasan Harakân DİA¸ XVI¸ 93-94¸ İstanbul 1994.


Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi Osmanlı Devri Genel Kurmay Basımevi¸ Ankara 1981.

Sayfayı Paylaş