DARENDE'DE BİR KUTUP YILDIZI OSMAN HULÛSİ EFENDİ HAZRETLERİ (K.S.)

Somuncu Baba

İlim ve irfan ehli¸ kutup yıldızına benzer. Malumdur ki “şimal yıldızı”¸ “kuzey yıldızı” olarak da bilinen bu yıldız¸ dünyanın ekseni ile hemen hemen aynı doğrultuda olduğundan¸ diğer gökcisimlerinin aksine gün boyunca yer değiştirmez ve hep kuzeyi gösterir. İşte bu özelliği sebebiyle istikamet tayininde çok önemli bir fonksiyona sahiptir.


İlim ve irfan ehli¸ kutup yıldızına benzer. Malumdur ki “şimal yıldızı”¸ “kuzey yıldızı” olarak da bilinen bu yıldız¸ dünyanın ekseni ile hemen hemen aynı doğrultuda olduğundan¸ diğer gökcisimlerinin aksine gün boyunca yer değiştirmez ve hep kuzeyi gösterir. İşte bu özelliği sebebiyle istikamet tayininde çok önemli bir fonksiyona sahiptir.


İlim ve irfan ehline kutup yıldızı dememiz de işte bu yüzdendir. Zira onlar da toplumların karanlık dönemlerinde insanlara ışık olurlar ve istikametlerini tayin konusunda kılavuzluk yaparlar. Gösterdikleri istikamet hiç değişmez. Bu istikamet¸ Hak'tır ve doğru olandır.


Tarihimizin karanlık dönemlerinde bizi hep böylesi insanlar aydınlattılar. 13. yüzyılda Moğol ve Haçlı saldırılarıyla¸ diğer yandan bu iki hadiseye bağlı olarak ortaya çıkan iç isyanlarla istikametini yitirmiş kitleler¸ o çağın kutup yıldızları olan Hazreti Mevlân⸠Hazreti Yunus gibi isimlerle yeniden rotalarını Hakk'a çevirdiler.


Cenab-ı Hak¸ kullarını terbiye için¸ böyle durumlarda hem “celal” hem de “cemal” esmasıyla tecelli eder. İşte böylesi insanlar¸ cemal tecellileridir. Her celal tecellisinin ardından bir nimet-i ilahî olarak böyle cemal tecellilerine tanık oldu insanlık. Bu ikram¸ her dönemde var oldu. Işığı görenler¸ pervane misali¸ ona koştular. Anadolu'yu Hak adına mayalayan bu yıldızlar¸ Osmanlı'nın yıkılışının ardından istikametini yitiren topluluklara ışık olmaya devam ettiler. Bu topraklarda hâlâ var isek işte bu ışıkların sayesindedir. Yarın da var olacaksak yine aynı şekilde onlar sayesinde var olacağız.


Önce Somuncu Baba


Necip Fazıl böylesi isimler için “altın halka” tabirini kullanır. Kaynağı Hazreti Peygamber (s.a.v.)'e kadar uzanan bu halkaya her devirde yenileri eklenir. Konumuz Darendeli Osman Hulûsi Efendi olacaktır ama onu ve misyonunu anlayabilmek için bir önceki halkaya (halkalara) da bakmak gerekir. Bu halka Somuncu Baba olarak da bilinen Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri'dir. Osmanlı'nın kuruluş döneminde Bursa'da hem ilim hem de irfan büyüğü olarak tanınan Somunca Baba¸ önce Hacı Bayram-ı Veli'yi yetiştirir ve onu Ankara merkezli Anadolu aydınlanmasının yıldızı yapar. Onunla da kalmaz ve Şeyh Şücâüddin Karamânî¸ Şeyh Muzaffer Lârendevî¸ Molla Fenari¸ Şeyh Bedreddin¸ Hâlil Taybî¸ Yusuf Hâkikî gibi başka yıldızlara da ışık verir. Daha sonra¸ bugün Hulûsi Efendi'nin toprağı olan Darende'ye gelir ve orada sırlanır. Bu sebeple¸ Hulûsi Efendi Hazretleri'nden söz etmek öncelikle Somuncu Baba Hazretleri'nden söz etmeyi gerekli kılar.


Bu bahis çerçevesinde¸ yine Osman Hulûsi Efendi Hazretleri'nin misyonunu anlamak açısından¸ bir noktaya daha temas etmek gerekir. O da şudur: Somuncu Baba¸ Bursa'da çilehanesinin yanında yaptırdığı ekmek fırınında somun pişirip sokak sokak dolaşarak insanlara ekmek dağıtan bir ulu kişidir. “Somuncu Baba” veya “Ekmekçi Koca” olarak da tanınması bu yüzdendir. Burada ekmek motifi hayli önem taşımaktadır. Bu motif¸ bir taraftan ekmeğin buğday hâlinden ekmek hâline gelene kadar geçirdiği serüvenin sufilikteki “seyr-i süluk” hadisesinin bütün aşamalarını anlatır. Hamlıktan olgunluğa geçişin hikâyesidir bu. Diğer yandan¸ ekmek dağıtmak halka¸ tabiatıyla¸ Hakk'a hizmetin de bir nişanesi olarak önemli bir semboldür. Bir önemli husus da şudur: Somuncu Baba Hazretleri'nin müktesebatı ve manevî derecesi önceden sır hâlinde iken Bursa Ulu Cami'de Fatiha Suresi'ni yedi farklı şekilde tefsir etmesiyle aşikâr hâle gelmiştir. O da bu sebeple oradan uzaklaşmış¸ Aksaray'a giderek bir anlamda yeniden sır olmayı tercih etmiştir. Fakat bu durum¸ onun bilinmesine¸ tanınmasına engel oluşturmamış; ilim ve irfan sofrasından pek çok isim burada da ondan istifade etmiştir.


Somuncu Baba'dan Osman Hulûsi Efendi'ye


İşte Hulûsi Efendi Hazretleri¸ Aksaray yıllarından sonra dünya değiştirip Darende'de sırlanan Somuncu Baba'nın manevî irşad yolunun Cumhuriyet devrindeki devamkârı olan bir ilim ve irfan ışığı¸ zamanının kutup yıldızıdır. Hikmet-i Hüda¸ kendisine hizmet alanı olacak olan Darende'de doğmuş¸ Sivaslı İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi Hazretleri'nin halkasında ilim ve irfan eğitimi görerek hizmetine başlamıştır.


Onun hizmet anlayışı ve alanına baktığımızda Somuncu Baba'nın ekmekle müşahhaslaşan irşad faaliyetinin devrin özelliklerine göre şekillenmiş biçimi olduğu görülecektir. Onun da hizmet mekânı camidir öncelikle. Bu sebeple¸ daha önce babasının görev yaptığı Somuncu Baba Camii'nde emekli olduğu 1987 yılına kadar¸ 42 sene imam-hatip olarak hizmet vermiştir. Şüphesiz ki o¸ bu görev süresinde camiyi merkeze alarak¸ buraya gelen cemaate bir taraftan imam ve hatip olarak hizmet verirken bir taraftan da onları camiden hayata çıkarmış¸ her birini birer hizmet insanı hâline getirecek olan irfanî eğitimden geçirmiştir. Bu hayata çıkmak şeklinde ifade ettiğimiz husus ise halka hizmet prensibidir. Sağlığında¸ daha sonra da adına kurulan “Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı” bünyesinde eğitimden sağlığa¸ sosyal yardımlardan kültürel çalışmalara kadar pek çok alanda hizmet vermiş¸ verilmesine vesile olmuştur. Bütün bu hizmetleri Hak adına halk için (burada yaratılmışlar manasında) yapmıştır. Bu geniş ufka zamanın şartları da dikkate alınarak yapılan hizmet faaliyetleri ile Darende bir merkez olmuş¸ buradaki hizmet ışığı daha sonra bütün Türkiye'ye yayılmıştır.


Sözün Gücü ve Hikmeti


Osman Hulûsi Efendi (k.s.)¸ sufi gelenekteki diğer bütün büyükler gibi¸ aynı zamanda şiirle de meşgul olmuştur. Onun bu vasfı da çok önemlidir. Bu yönüyle hem geleneğin ihyası söz konusu edilmiş hem de gerek zamanındaki gerekse sonraki zamanlarda yaşayan insanların bu şiirler vasıtasıyla onun ilim ve irfan dünyasıyla temas kurmaları mümkün hâle gelmiştir. Onun şairliği hakkında söylenecek çok söz vardır. Bunları ayrı bir yazıya bırakırken sadece şunu söylemek isterim: Şiirleri¸ sanatsal özellikleri itibariyle bir hayli yüksek seviyededir. Onun şiirleri¸ bir anlamda¸ Divan ve Halk şiirimizin 20. yüzyıldaki örnekleri olarak görülebilir.


Onun bu yönü¸ sadece şiirle de sınırlı değildir. Bir önemli tarafı da mektuplarıdır. Malum¸ gelenekte pek çok sufiye ait “Mektubat” adı verilen eserler mevcuttur. Bu tür eserler de bir sufinin en az şiirleri kadar önemlidir. Sonraki yıllarda verdiği hutbelerin kitaplaşması da aynı öneme sahiptir. Bu durumu önemli görmemizin bir sebebi de şudur: Böylesi zatların gerek şiir gerekse nesir tarzında olsun¸ yazılı ve basılı eserlerinin bulunması¸ bize onların duygu ve düşünce dünyalarını birinci elden öğrenme imkânı verir. Böylece¸ o isim etrafında yapılma ihtimali olan manipülasyonların önüne geçilmiş olur. Tabii daha da önemlisi¸ bu eserlerle her çağdan insanlara hitap etme¸ onları aydınlatma imkânı da ortaya çıkar. Nitekim öyle de olmuş¸ adına kurulan vakfın yetkilileri de bunu önemli gördükleri için bu eserleri gayet güzel bir baskıyla okuyuculara sunmuşlardır.


Hizmette Devamlılık Esastır


Bir önemli husus da şudur: Hulûsi Efendi gibi büyük zatlar¸ eserleriyle birlikte her devirde yeni incelemelere¸ araştırmalara konu olmalıdır. Adına kurulan vakıf¸ bu durumu da ihmal etmeyerek zaman zaman düzenlediği sempozyumlarla¸ konferans ve panellerle Osman Hulûsi Efendi'yi ve eserlerini hem gündemde tutmakta hem de tabir caizse güncellemektedir. Özellikle¸ adına çıkarılan Somuncu Baba Dergisi¸ düzenli yayını ile her ay binlerce kişiye ulaşan bir ekmek (somun) değerindedir. Nasıl buğdaydan yapılan ekmek mideyi doyuruyorsa bu dergideki yazılar da gönülleri doyurmaktadır. Böylece Osman Hulûsi Efendi¸ bütün bu hizmetler sayesinde¸ kutup yıldızlığı misyonunu sırlanmasından sonra da sürdürmüş olmaktadır.


Sonuç Yerine


Anadolu¸ nasıl 13. asırda “dervişan-ı Rum” denilen Hazreti Mevlân⸠Hazreti Yunus gibi irfan ehli olan Anadolu erenleri ile mayalanmış¸ aydınlanmışsa bu mayalanma ve aydınlanma bugün için de devam etmektedir. “Altın Zincir”e her devirde yeni halkalar eklenmekte ve onlar birer kutup yıldızı olarak bu misyonlarını devam ettirmektedirler. İşte Osman Hulûsi Efendi(k.s.)'de bu misyonun çağımızdaki en önemli ilim¸ irfan ve hizmet büyüklerindendir.

Sayfayı Paylaş