KALB-İ SELİM KALB-İ MARİZ

Somuncu Baba

Kalb-i selim; temiz vicdan¸ bozulmamış saf kalp ve sağduyu anlamlarına gelir.

Kalb-i selim¸ iman ve ihlasla süslenmiş ve tevbe ile temizlenmiş mü'minlerin kalbidir.

Kalb-i mariz ise kin¸ nefret¸ kibir¸ haset¸ inkâr vb. duyguların yer aldığı manen hastalıklı kalptir. Fasık¸ münafık¸ facir ve kâfirlerin kalpleri böyledir. Allahu Teâl⸠münafıklar hakkında¸ “Kalbinde hastalık (maraz) bulunanlar…”1 buyurmuştur.


Kalb-i selim; temiz vicdan¸ bozulmamış saf kalp ve sağduyu anlamlarına gelir.


Kalb-i selim¸ iman ve ihlasla süslenmiş ve tevbe ile temizlenmiş mü'minlerin kalbidir.


Kalb-i mariz ise kin¸ nefret¸ kibir¸ haset¸ inkâr vb. duyguların yer aldığı manen hastalıklı kalptir. Fasık¸ münafık¸ facir ve kâfirlerin kalpleri böyledir. Allahu Teâl⸠münafıklar hakkında¸ “Kalbinde hastalık (maraz) bulunanlar…”1 buyurmuştur.


Kalb-i selim ifadesinin geçtiği ayette de mealen şöyle buyruluyor:


“O gün ne mal ne evlat fayda verir¸ ancak Allah'a kalb-i selim (temiz kalp) ile gelenler (fayda bulur).”2 Allahu Teâlâ'nın biz mü'minlerden istediği kalp¸ kalb-i selimdir ve bizi dünyada onur ve izzet sahibi yapacak¸ ahirette de sıratı geçmemizi temin edecek olan kalp böyle bir kalptir.


Gönlün iki dinamiği ve istikameti vardır: Takva ve fücur. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyruluyor:


“Biz ona iyiliği ve kötülüğü ilham ettik.” 3Gönül kapımızı ya da penceremizi hangi esintilere açmışsak¸ onun akımı kalbimize dolmaya başlar. Gönül ibremizi hangi yöne doğrultmuşsak istikametimiz de o güzergâhta olur.


Peygamberimiz (s.a.v.); “Haberiniz olsun¸ bedende bir et parçası vardır¸ eğer o sağlıklı olursa bütün beden sağlıklı olur. O bozulursa bütün beden bozulur. Biliniz ki o et parçası kalptir.”4 buyurmuştur. İnsanı bir ülkeye benzetirsek¸ kalp bu ülkenin başkentidir. Eğer bu başkente iman hâkim olursa bütün bedeni iyilikler ve güzellikler sarar¸ nifak hâkim olursa orada kötülükler ve çirkinlikler hüküm sürer.


Ebu Hureyre'nin rivayetine göre¸ Allah Rasûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:


“Kul bir günah işlediğinde kalbinde kara bir leke oluşur. Eğer o hatasından döner ve Allah'tan af dilerse kalbi temizlenir. Ama hataya devam ederse kalpteki lekeler artar ve bütün kalbi kaplar. İşte bu şu ayetin açıklamasıdır: “Hayır¸ doğrusu onların kazandıkları şeyler kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.”5


Tevbe¸ dua¸ ibadet¸ meşru olan her türlü duygu ve gerçek sevgi kalbin temel besin kaynağıdır. Bu manevî gıdalarla beslenen kalbin meyli de doğal olarak daima iyilik¸ güzellik ve doğrudan yana olacaktır. Yüce Rabb'imiz¸ “Dikkat edin¸ kalpler ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur.”6 buyuruyor. Hakiki sevginin¸ mahallini temizleme niteliği vardır. Sevgi¸ kalbi temiz tutarak imana zemin hazırlar.


Kıskançlık¸ kin¸ nefret¸ şehvet ve ihtiras gibi kötü duygular ise kalbi kirletir ve gönül gözü olan basireti kör eder. Bu duruma duçar olanın kalbi ise daima kötülükten yana olacaktır. Esaslı bir ahlakî terbiye ile kalbî marazlardan kurtulmak ve tevbe ile kalbi manevî kirlerden arındırmak mümkündür. Kur'an-ı Kerim'de¸ “Temizlenen ve Rabb'inin adını anıp O'na kulluk eden kimse mutlaka kurtuluşa ermiştir.”7 buyrulmaktadır.


Kalb-i selim ile kalb-i marizin tarihte ve günümüzde ortaya çıkan hâllerini şöyle zikredebiliriz:


Kalb-i selim olan¸ Habil meşrep bir âdemoğludur; kalb-i mariz olan ise Kabil meşrep bir beşerdir.


Kalb-i selim olana ateş serin ve selamet olur¸ kalb-i mariz olan da bir sivrisineğe mağlup olur.


Kalb-i selim olan¸ Allah'ına kurban olur; kalb-i mariz olan da şeytanına teslim olur.


Kalb-i selim olan¸ iffetiyle Mısır'a sultan olur; kalb-i mariz olanlar da âleme rezil olur.


Kalb-i selim olan¸ Tur-i Sina'da huzur-ı ilahiye erişir; kalb-i mariz olanları Allah denizin dibine geçirir.


Kalb-i selim olanın bedeni marazlı olsa da sabırla selamete kavuşur¸ kalb-i mariz olan müstahakkına erişir.


Kalb-i selim olan sultan¸ Malik'inin kuludur; kalb-i mariz olan sultan¸ saltanatın malıdır.


Kalb-i selim olanın babasız çocuğu neseb-i sahih ve salihtir¸ kalb-i mariz olanların meşru nesebi bile fasittir.


Kalb-i selim olan¸ ins ve cinne efendi olur; kalb-i mariz olanlar da nefsine bende olur.


Kalb-i selim olanın kararı hep adildir¸ kalb-i mariz olan her yönüyle zalimdir.


Kalb-i selim olanın basireti açıktır¸ kalb-i mariz olanların hakikatte gözü kör¸ kulağı sağır ve dili ahrazdır.


Kalb-i selim olanı Allah iki cihanda aziz eder¸ kalb-i mariz olanı her yerde zelil eder.


Kalb-i selim olanın sözü doğru¸ ameli salihtir; kalb-i mariz olanın özü eğri¸ ameli fasittir.


Kalb-i selim olanın gıdası zikir ve şükürdür¸ kalb-i mariz olanın gözü doymaz¸ nankördür.


Kalb-i selim olanın edebindendir hilmi¸ kalb-i mariz olanın fesadındandır zulmü.


Kalb-i selim olanlar daima meşru olana meyleder¸ kalb-i mariz olanlar da nefsanî işleri meşk eder.


Kalb-i selim olanların ilahi istikamettir yolu¸ kalb-i mariz olanların karmaşıktır yönü.


Kalb-i selim olanlar Rabb-i Rahim'in emanındadır¸ kalb-i mariz olanlar ise Rahman'ın gazabındadır.


Kalb-i selim olanlara Allah cennet vaat ediyor¸ kalb-i mariz olanları ise yakıcı cehennem bekliyor.


Kalb-i selim olanlara gönül dolusu selam olsun¸ kalb-i mariz olanların şerrinden Allah korusun.


Her doğan¸ İslâm fıtratı üzere doğar. Buna göre her doğan¸ kalb-i selim sahibidir. Nefsin ve şeytanın telkinleriyle kalp kötülüğe meylettiğinde kalbin ayarı bozulur. Kalbin ayarı bozulduğunda¸ gönül ibresi kıblesini şaşırır. Kalp güvensiz ortamlarda dolaştıkça çeşitli hastalıklara müptela olur. Şeytan¸ kalbin hastalıklı hâlini nefse güzel gösterir. Düştüğü badirenin farkında olmayanların manevî hastalığı kronikleşir¸ marazlı hâl¸ sahibine normal hatta olması gereken hâl gibi görünür. Kur'an bu durumu¸ kalbin mühürlenmesi şeklinde ifade eder. Günümüzde buna şartlanma ya da kör taassup deniliyor.


Kalb-i selim¸ en büyük hazinedir; kalb-i mariz sahibine ağır bir yüktür.


Mehmet Akif Ersoy bu durumu şöyle ifade eder:


İmandır o cevher ki ilâhî ne büyüktür.


İmansız olan paslı yürek¸ sinede yüktür.


 


Dipnot


1. 2/Bakara¸ 10.


2. 26/Şuara¸ 88-89.


3. 91/Şems¸8.


4. Müslim¸ Müsakat¸107.


5. Mutaffifin; 83/14¸ Tirmizi¸ Tefsir¸75.


6. 13/Rad¸28.


7. 87/A'la¸14-15.

Sayfayı Paylaş