ANADOLUM

Somuncu Baba

"Darende'm¸ Somuncu Baba'm gönül yârim. Yüzyıllardır tüten maneviyat ocağım. Dîvân-ı Hulûsî'nin sadâsı gönül dağım. Altın Silsile'den gelen temiz nesline merbuttur gönül bağım. Bereket ve güzellik yurdum¸ Tohma Irmağı'm…"


Güzel huylum¸ selvi boylum¸ beş bin yıllık asil soylum.


Veliler¸ evliyalar yatağım¸ koç yiğitler otağım¸ analar kucağı ebet-müddet ocağım.


İçimdeki ateşim¸ damarımdaki kanım¸ şahdamarım.


İlmek ilmek dokuduğum¸ her duâmda okuduğum.


Ekmeğim¸ katığım¸ aşım. Eğilmez başım.


Yüreğimin özü¸ ocağımın közü¸ ecdat yadigârım.


Bitmeyen yolum¸ solmayan çiçeğim¸ goncam gülüm.


Sözü başka¸ gönlü başka¸ özü başka¸ gönlü aşkla çarpan gönül baharım.


Eyüp sabırlım¸ Yusuf yüzlüm¸ ahû gözlüm. Ummanım¸ canım¸ can pazarım.


Darende'm¸ Somuncu Baba'm gönül yârim. Yüzyıllardır tüten maneviyat ocağım. Dîvân-ı Hulûsî'nin sadâsı gönül dağım. Altın Silsile'den gelen temiz nesline merbuttur gönül bağım. Bereket ve güzellik yurdum¸ Tohma Irmağı'm… Âbideleşmiş vakıf hizmetleriyle medeniyet otağım. Darende'm veliler yatağım. Derdim tasam merakım… Gönül esintisinde ıstırabımı dindirecek esenlik durağım…


Tarla tarla çıplak ayaklarımla koştuğum; kerpiç damlı tandırımızda pişen ve buram buram sen kokan bazlamanın¸ bulgur pilavının tadını iliklerime kadar tattığım¸ yağmur duasında bulunup¸ gözyaşımı ekmeğime katık ettiğim¸ elvan çiçeğim.


Kınalı türküm¸ telsiz-duvaksız gelinim¸ koyungözlü papatyam.


Salkım saçlı söğüdüm¸ mavi gözlü¸ mis kokulu akasyam¸ ıtır kokulu iğdem¸ Nisan bulutum.


Zemzem sularından kana kana içtiğim¸ ırmağında çimdiğim¸ ılgıt ılgıt esen yelinle ciğerlerimi şişirip coştuğum¸ çiğdem kazıp kardelen çiçekli karını¸ altın sarısı başağının firiğini yediğim¸ kâh ağlayıp¸ kâh güldüğüm ecdat yadigârım.


Mevsimi gönül baharım¸ çiçeği çiğdemim¸ kardelenim¸ gelinciğim.


İnsanı Yunus'um¸ gönüllerin sultanı¸ gariplerin yoldaşı¸ insan sevgisinin mihenk taşı Mevlânâ'm¸ Seyid-i Burhaneddin'im¸ Hacı Bektaş-ı Veli'm¸ Şeyh Edebali'm¸ Akşemseddin'im¸ gönül gözlü Veysel'im.


Taşa kan ve can veren Sinan'ım.


Narada Köroğlu'm¸ yaylada Karacaoğlan'ım. Nüktede Nasreddin'im¸ İncili Çavuş'um.


Damarlarımda kan yerine kâh yavaş yavaş¸ kâh hızlı hızlı akan¸ Kızılırmak'ım¸ Yeşilırmak'ım. Bizden doğup da bizden kopup hicran denizinde boğulan Fırat'ım¸ Dicle'm. Yüzümüzün güldüğü¸ talihimizin döndüğü Sakarya'm.


Zirvede Erciyes'im¸ Ağrı'm¸ Süphan'ım¸ Nemrut'um.


Sularına perçin vurup çarşaf¸ yorgan ve yastık yapıp huzur içinde yattığım¸ Kara Deniz'im¸ Ak Deniz'im. Gözyaşlarımla doldurduğum¸ Eğe Deniz'im¸ Marmara'm.


Ruhları tutuşturan¸ kanları korlaştıran¸ dertlere deva¸ hastalara şifa veren¸ bir caminin taşında¸ köy yolunun başında kâh şırıl şırıl¸ kâh garip garip akan can dolu¸ can pınarım.


Gökteki güneşim¸ dolunayım¸ saman yolum¸ kutup yıldızım.


Malazgirt'te Alparslan'ım¸ Palu'da Belek Gazi'm¸ Mardin'de Artuk Beyi'm¸ İstanbul'da şehit şahin Ulubatlı Hasan'ım. Plevne'de Gazi Osman'ım¸ Edirne'de Şükrü Paşa'm¸ Medine'de Fahrettin Paşa'm. Gaziantep'te Şahin'im¸ Kahramanmaraş'ta Sütçü İmam'ım¸ İzmir'de Hasan Tahsin'im. Çanakkale'de Yahya Çavuş'um¸ Seyit Onbaşı'm¸ Asteğmen Muzaffer'im.


Çoban çeşmesi gibi kaynayıp¸ yayla pınarı gibi akan Nene Hatun'um¸ Kara Fatma'm¸ Binbaşı Ayşe'm¸ Kılavuz Hatice'm¸ Tayyar Rahime'm¸ Gördesli Makbule'm.


Gariplerin¸ mazlumların¸ bağrı yanıkların¸ kolu-kanadı kırıkların sığınağı Anadolu'm. Sen yaşanmış romanım¸ dillerden düşmeyen türküm. Aşktan da üstün¸ aşkım¸ şiirim.


Yaban seslere¸ cam gözlere¸ kem sözlere¸ kör nefeslere¸ küfre/bâtıla¸ başsız başlara kapalı¸ birliğe¸ dirliğe¸ açılan; gözü bir¸ sesi bir¸ özü bir kapım¸ mabedim. Serdengeçtim¸ Alperenim.


Sen benim toprağıyla yoğrulup¸ sıcağıyla kavrulup¸ rüzgârıyla savrulduğum¸ Çaresizler Çaresi'nin bize armağan ettiği mukaddes varlık. Tozunu yüzüme¸ gözüme sürer¸ taşını toprağını¸ ağacını¸ çiçeğini koklar¸ çiğdemini¸ firiğini¸ bazlamanı¸ meyveni yer¸ seni kucaklar milyon kere öperim…

Sayfayı Paylaş