SARHOŞLUK VEREN MADDELERİN VE UYUŞTURUCULARIN YASAKLANMASININ HİKMETİ

Somuncu Baba

Şarap içene cezâ verilmesinin sebebi¸ şarap denilen ve sarhoş edici özellik taşıyan sıvının gönüllü olarak ve kişinin kendi tercihiyle içilmesidir. Sarhoşluk cezâsı verilmesinin sebebi de¸ herhangi bir sarhoş edici sıvı veya maddenin gönüllü olarak içilmesinden meydana gelen veya gelebilecek olan sarhoşluk halidir.


Bugün insanları ve toplumları tehdit eden en büyük belâlardan biri¸ içki ve uyuşturucu madde kullanımıdır. Bazı toplumlar kötülüğünü bile bile içki ve uyuşturucu üretim ve tüketimini serbest bırakmaktadırlar. Müslümanlar yasak olduğuna inansa ve üretip kullanmasa da¸ ulaşım şartları onları da kısa sürede etkilemektedir. Yani komşu devletlerin zararı kısa sürede bize de bulaşmaktadır. Allah'ın yasaklama kanununa aykırı davranıp alkollü içkileri serbest bırakanlar uyuşturucuya da geçit vermek zorunda kaldılar. Çünkü normal içki aklını uyuşturmak isteyenler için yetmemeye başladı. Nesilleri yok etmek isteyen kötü niyetliler bunun kısa yolunun uyuşturucu bağımlısı oluşturmak olduğunu keşfettiler. Bugün dünya insanları bu yüzden acınacak haller yaşamaktadır.


İslâm ise¸ bütün sarhoş edicileri ve uyuşturucuları yasaklayarak insanın en kıymetli varlığı olan aklı korumak istedi. Çünkü akıl korunmazsa diğer şeyleri koruma imkânı yoktur. Bunun için İslâm hukuku içki ve uyuşturucu kullanılmasını büyük günah saydı ve maddî cezâlarla da cezâlandırdı.


Fertlerden Oluşan Cemiyetlerin Selâmetini Korumak


İslâm'ın düzenlediği bütün şer'î cezâların hedefi¸ kamu menfaatlerini ve maslahatlarını korumaktır. Bu sayede hem fertlerin¸ hem de fertlerden oluşan cemiyetlerin selâmetini¸ nezâhetini¸ refah ve saâdetini koruma hikmeti gerçekleşebilir. Nitekim bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Yeryüzünde uygulanan bir şer'î/dînî cez⸠yer ehli için otuz sabah yağmur yağmasından daha hayırlıdır.”


Binâenaleyh şarap içme cezâsı ile sarhoş olana uygulanacak olan cezânın meşruiyeti de hem fertlerin¸ hem de cemiyetlerin hakikî menfaatlerini koruma hikmet ve maslahatına dayanmaktadır.


Şarap içene cezâ verilmesinin sebebi¸ şarap denilen ve sarhoş edici özellik taşıyan sıvının gönüllü olarak ve kişinin kendi tercihiyle içilmesidir. Sarhoşluk cezâsı verilmesinin sebebi de¸ herhangi bir sarhoş edici sıvı veya maddenin gönüllü olarak içilmesinden meydana gelen veya gelebilecek olan sarhoşluk halidir.


Sarhoşluk veren ve uyuşturucu özelliği taşıyan maddelerin kullanılması¸ ilk bakışta maddî bir fayda ve geçici bir neşe sağlasa bile onun mânevi ve maddî zararları¸ dâimî ızdırap ve sıkıntıları kat kat fazladır. Zararı menfaatine gâlip olan bir şeyin yasaklanması ise hikmetin bir gereğidir.


Gerçek şu ki¸ sarhoşluk veren ve uyuşturucu özellik taşıyarak aklı devre dışı bırakan maddelerin gerek ferdî ve gerek içtimâî birçok zararları ve sakıncaları vardır. Nitekim bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Sarhoşluk veren şeyden kaçınınız¸ çünkü o¸ her şerrin anahtarıdır.” İşte bundan dolayı insanları bu gibi zararlı maddelerden ve onların sebep olacağı kötü sonuçlardan korumak için Hz. Peygamber (s.a.v.) içki içenler için maddî cezâ da vermiştir.


Uyuşturucu Özellik Taşıyan Maddelerin Zararları


Sarhoşluk veren ve uyuşturucu özellik taşıyan maddeleri kullanmanın bir kısım sakıncaları şu şekilde özetlenebilir:


1. Sarhoşluk veren ve uyuşturucu özellik taşıyan maddeleri kullanmak¸ onu kullanan şahıs hakkında zararlıdır. Şöyle ki: İçki kullananlar¸ ilk evvel kendi şahıslarının zararlarına çalışmış olurlar. Çünkü bu yüzden vücutları erir¸ sağlıkları bozulur¸ servetleri ellerinden çıkar¸ kendileri için en büyük bir nimet olan kıymetli akılları geçici bir zaman için de olsa devre dışı kalır.


İnsan için akıl¸ hürriyet¸ vakar ve temkin en büyük birer nimettir. İnsan bu sâyede hukûkunu muhâfaza eder¸ herkesin saygı göstermesine mazhar olur ve her türlü tasarrufa ehil bulunur. Hiçbir insan¸ biran için bile olsa bu nimetlerden mahrum kalmaya tahammül edemez. Hâlbuki bir sarhoş¸ aklını gerektiği gibi kullanamaz. İnsanların kendisini hafife almasına sebep ve hedef olur¸ birçok medenî tasarruftan engellenir. Aleyhine olan bazı tasarrufları da sırf kendisine bir cezâ olmak üzere geçerli olur. Yani sarhoş olan kimsenin aklı ve irâdesi bulunmadığı için aslında mesel⸠alış-veriş boşama gibi tasarrufları geçerli olmaması gerekir. Sırf haram yolla sarhoş olup bu tasarrufları yaptığı için bunlar geçerli olur. Şâyet bu tasarruflar neticesinde zarara uğramışsa haram bir şeyi içmenin cezâsı olarak bunlara katlanması istenir. Fakat Osmanlı döneminde bu konuda bazı istisnâlar yapılmıştır. Mesel⸠sarhoşların hanımlarını boşamaları¸ onları cezâlandırmak için geçerli sayılmıştır. Fakat sarhoşu cezâlandırırken bu arada hanımları da zarar görmüştür. Çünkü boşanmak kadınların aleyhine olmuştur. Bunun sonucu Hukûk-ı Âile Kararnâmesi'nde sarhoşun boşaması geçersiz sayılmıştır. Sarhoşa belli bir cezâ verilmekle birlikte âhiretteki sorumluluğunun büyük olacağı kendisine hatırlatılmıştır. Esasen bir günahın en büyük cezâsı âhirette verilecektir.


İçki Yüzünden Aile Hayatındaki Zorluklar


2. Sarhoşluk veren maddeyi kullanıp sarhoş olmak¸ aile hayatı için de çok zararlıdır. Şöyle ki; içki yüzünden aile hayatında bir takım geçimsizlik yüz gösterir. Ailenin refahına sarf edilmesi lâzım gelen servetler¸ vakitler çoğu kere içki yolunda mahvolur. İçki yüzünden birtakım müzmin hastalıklar meydana gelir. Aile efrâdının hayatına ve dünyaya gelecek çocuklarının vücutlarına tesir eder¸ nesil cılız yetişir¸ aile saâdeti söner gider.


3. Sarhoş edici maddeleri kullanmak¸ cemiyet hayatı için de zararlıdır. Çünkü ferdler¸ mensup oldukları cemiyetlerin gücünü oluşturur. Fertlerin serveti¸ cemiyetlerin yaşamasına hizmet eden mâlî kuvveti meydana getirir. İçki ile hayatını mahveden¸ servetini elinden çıkaran bir kimse ise üyesi bulunduğu cemiyetin mâlî ve bünyevî kuvvetine zarar vermiş olur.


Bununla birlikte¸ cemiyet arasında sosyal âdâb ve ahlâkın¸ medenî kanun ve nizamların hiçbir kimse tarafından ihlâl edilmemesi bir prensiptir. İçkiye mübtelâ olan bir kişi ise cemiyetin bu prensibine aykırı hareket ederek cemiyet arasında kötü bir örnek meydana getirmiş¸ memleketin kanunlarına ve nizamlarına aykırı hâdiselerin oluşmasına sebebiyet vermiş olabilir.


4. Aslında sarhoşluk veren maddeler her bakımdan zararlıdır. Özetle ifade etmek gerekirse içki¸ öldürücü bir zehirdir¸ insanı tedrîcî bir şekilde zehirler ve mahveder. Bu-nu kullananlar¸ tedrîcî bir intihâra karar vermiş kimseler durumundadırlar. İntihar ise dînen ve aklen yasaktır. İnsanları bundan engellemeye çalışmak lâzımdır.


Gerçek şu ki¸ intihâr hâdisesi meydana geldikten sonra onu engellemeye çalışma imkânı kalmaz. Artık bundan dolayı intihâr eden hakkında cezâ düzenlenmez. İntihâr edenin vârislerini verâset hakkından mahrum bırakmak isteyen bazı milletler var ise de böyle bir cezâ doğru değildir. Zira böyle bir cez⸠intihâr eden hakkında değil¸ belki onun bu hareketiyle alâkası olmayan vârisleri hakkında tatbîk edilmiş olur. Bundan dolayı da bu cezâ nısfet ve adalete uygun düşmez. Fakat tedrîcî intihâr böyle değildir. Böyle bir intihâra cür'et eden kimse hakkında bir cezâ düzenlenmesi¸ bu gibi intihârların azalmasına pek iyi yardım edebilir.


Başkasının hayatına¸ malına¸ şerefine tecâvüz eden bir kimse hakkında cezâ verilmesi¸ hikmet ve maslahat icaplarındandır. Aynı şekilde Allah'ın emâneti olan hayatına¸ malına¸ şerefine tecâvüz eden bir kimseye cezâ verilmesi de hikmet ve maslahata uygun bulunmuştur. Zira sonuçta bu kimse kendi aile efradının refah ve saâdetine ve mensup olduğu cemiyetin nizam ve intizâmına zarar veren bir kimse olmuştur.


Sonuç olarak¸ insan¸ mensup olduğu cemiyetin bir parçasıdır. O cemiyete karşı birtakım vazifeleri yerine getirmekle mükelleftir. Binâenaleyh vücûdunu zehirlemek¸ servetini ve kıymetli vakitlerini yok yere zâyi etmek sûretiyle bağlı olduğu cemiyetin zararına meydan veren ve uhdesine düşen vazifelerden kaçınan herhangi bir mükellef insan hakkında bir cezâ verilmesi¸ hem ferdin hem de kamunun menfaati icabıdır.


İşte bu gibi hikmetlere dayanarak¸ uyuşturucu ve sarhoş edici madde kullanan Müslümanlar hakkında da ilâhî hukuktan kamu maslahatını korumak amacıyla şer'an bir cezâ düzenlenmiştir. Bu cezânın amacı¸ insanın malını¸ canını¸ aklını¸ ailesini ve toplumunu mahveden bu maddeden ve kötü sonuçlarından insanları korumaktır. 1. Bk. Ömer N. Bilmen¸ Hukuk-u İslâmiyye.

Sayfayı Paylaş