GENÇLER VE TUZAKLAR

Somuncu Baba

“Milleti anlamayan¸ kültürel değerlerine uzak¸ gençlerini aşağılayan¸ insanlarına hürmeti ve saygıyı esirgeyen aydın(!) takımına gönül koyuyoruz. Sayıları her gün artan radyo¸ gazete ve TV'lerin çok seslilik adına mikro oluşumlara zemin hazırlaması sinsi ve planlı bir faaliyetin sürdürüldüğünü göstermektedir.”


Gençler heyecanlıdır.


Gençler duyguludur.


Gençler duygulara bulaşmış¸ karışık heyecanlar taşırlar.


Onlar herkesten daha çok idealisttir.


Durun ve dinlenin… Maziye yolculuk yapın. Bulunduğunuz yere ulaşıncaya kadar¸ çektiğiniz acıları¸ zorlu yolculuğu hatırlayın. Zihin haritanızda silinmiş öğeleri hatırlamaya çalışın. Karanlıkta kalan bölümler varsa aydınlatmaya çalışın. Mutlaka hatıralar demet demettir. Onları tek tek açın. Aklınıza gelmese de beyninize emir verin; beynim¸ benim unuttuklarımı bul ve getir bana diye kararlı davranın. Çok kısa zaman sonra hayal pencereniz açılıp¸ yaşadıklarınız sizinle sohbete başlayacaktır. Şimdiki durumunuza gelinceye kadar çektikleriniz sizin tecrübe mührünüz olacaktır. Ne kadar çok şey öğrenmişsiniz. Onları küçüklerle paylaşın. Unutmayın paylaştıklarınız birilerinin işine yarayacak¸ sizi hürmetle yâd edeceklerdir.


Düşünce Sahibi Bir Gençlik


Gençler¸ duygulara bulaşmış düşünceler taşırlar. Zihin atlaslarının renkleri içinde duygular daha belirgin ve düşüncelerine hükmederler. Zihin hayatı ile duygu hayatı arasındaki müthiş dayanışmanın ürünleri¸ heyecanlarına yansımıştır. Onlar¸ olaylar ve durumlar karşısında fazla düşünmezler. Görür ve gösterirler. Biz yetişkinler ise durur¸ düşünür ve işimize gelirse gösteririz. Bu yüzden onların gözünde bizler ağır¸ kaba ve hantal görünürüz. Onlar daha idealist¸ biz daha realistiz.


Gençlerin bu güzel taraflarını bilen insan mühendisleri de boş durmamaktadır. Güçlü propagandanın gençler üzerindeki etkisini bilenler¸ her gün yeni bir yöntemle onları etki alanından çıkarmamak için büyük gayret sarf etmekteler. Gençlerin aceleci tavırlarını hoş karşılamak gerekir. Onların duygulu halleri¸ ruhlarını çevreleyen bu dünyayı “tutukevi” gibi algılayıp¸ kendilerini de hırçın bir tutuklu gibi görmekteler. Biz geçlerimizin yüreklerinde sonsuzluk hasreti olduğunu biliyoruz. Onlar asla ülkesine ihanet içinde olmazlar. Gümrah bir nehir gibi coşkulu akmalarını gençlik heyecanı olarak görmekteyiz. Davranışlarına heyecanlarını katmaları delikanlı olduklarındandır. Zaman ve mekâna sığdıramadıkları dalgalı davranışları¸ asla kötü olduklarından değil¸ boşluktan kurtulmak ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Gençler¸ duygularınıza saygı gösterilmeyen¸ ciddiye alınmayan¸ küçük görülen¸ horlanan ya da önemsenmeyen ortamlardan uzaklaşmalısınız. Bu durumda olanların sanat¸ kültür ve sosyal bir aktivitenin içinde yer almaları ile olumlu bir yol bulacağına inanmaktayız. Bütün dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de ekonomik büyümenin ve gelişmenin sürekliliği teknoloji üretimine bağlıdır. Eğitimli gençlerimizin yetenekleri doğrultusunda bilime yönlendirilmesi kaçınılmaz görülmektedir. Gençlerimizin farklılaşan beklentileri ve tercihleri asla göz ardı edilmemeli. Farklı beklentiler iş hayatına yeni bir dinamizm kazandıracaktır.


İdealist Gençlik


Yaptığımız gözlemlere göre¸ insan olaylar ve durumlar karşısında müdahaleci bir tavır sergilemekte¸ iyi ile kötü¸ doğru ile yanlış¸ helal ile haram arasında gidip gelmektedir. Sükûnet içinde olduğu zamanlarda ise monoton bir hayat içinde olduğunu¸ bunun durağan bir seyir izlediğini bu durumun zihnen ve bedenen kendisini yorduğunu varsaymaktadır. Dünya mı yetersiz¸ eşya mı kusurlu¸ sosyal çevre mi eksik? Bütün bu sorular kendini “mükemmelleştirmeye” inat etmiş idealist insanı yormaktadır.


Yorulduğunuz zamanlarda dinlenme için neler yaptığınızı hatırlayın; içinizden sayı mı sayarsınız¸ uzanıp yatar mısınız¸ yoksa başka bir faaliyetle zihninizi mi dinlendirmek istersiniz… Tercih sizin… Ancak dinlenmek yan gelip yatmak değildir¸ yorulan beden ve zihninizi başka bir faaliyetle nefeslendirmektir. Aynı dili konuşmayan insanlar içinde misin?. Anlaşmanız zor mu? O halde aynı dil ile olmasa bile¸ aynı duyguları paylaşmayı deneyin… Bakın nasıl anlaştığınızı hayretle göreceksiniz.


Hatıralarınızı gözden geçirin… Yüreğinizin sessizlik içinde beyninizi dinlediğini düşünün. Yorucu bir gün bitmiş¸ güneşin ufka dayandığı saatlerde zihnimizi senli ve benli duyguların sardığını düşünün. Zaman su gibi akmış¸ su damlacıklarının göl yerine yığıldığı gibi¸ duygularınızda gönlünüze yığılmış ve siz¸ sessiz bir okyanusun içinde gecenin ağlarına takılmış kalmışsınız. Karanlık bir denizin içinde bir umut ışığınız var¸ o da gönlünüzün en dip¸ en derin noktasında sizi terk etmeden bekliyor. Şehrin yanmış lambaları en gümrah ışıklarını ortalığa saçmış ve tam tersine siz sönmüşsünüz. Gözlerinizin feri bile şehrin lambaları kadar aydınlık değil… O gözler benim karanlığımı aydınlatan ışıktı.


Bereketli Bir Ülkenin Gençleri


Onlar herkesten daha çok idealisttir. Bu cennet ülke bin dokuz yüzlü yıllarda değildir; Yokluk içinde kıvranan insanların¸ her zorluğa rağmen bizlere taşıdıkları bereketli bir ülkedir. Bu ülkenin insanı çoğalmakta¸ eğitim seviyesi yükselmektedir.


Ancak; eğitimli olmak vicdanlı olmanın kesin bir hükmü değildir. Eğitim ahlakî temellere dayanmadıkça¸ etik değerlerle doldurulmadıkça çalkantılar devam edecektir. Esefle belirtelim ki¸ birçok yüksek öğrenim görmüş insanların¸ gelenekten gelen ve bir terbiye eğitiminden geçmiş¸ ama fazla bir akademik tahsili olmayan insanlar karşısında ezildiklerini¸ bu olumsuz durumu söz üstünlüğü ile bastırdıklarını biliyorum. Artık bu milleti anlamayan¸ kültürel değerlerine uzak¸ gençlerini aşağılayan¸ insanlarına hürmeti ve saygıyı esirgeyen aydın(!) takımına gönül koyuyoruz. Sayıları her gün artan radyo¸ gazete ve TV'lerin çok seslilik adına mikro oluşumlara zemin hazırlaması sinsi ve planlı bir faaliyetin sürdürüldüğünü göstermektedir. Kültürün “çoklukta birlik” ilkesine bölünmüşlük¸ parçalanmışlık olarak ivme kazandırılmaya çalışılmaktadır. Türk gençleri bu kurnazca planlanmış tuzaklara asla düşmeyecekler.

Sayfayı Paylaş