ERTUĞRUL GAZİ VE OSMANLI'NIN KURULUŞU

Somuncu Baba

"Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya dikkat¸ din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan¸ itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen¸ büyük günahlardan kaçınmayan¸ helale-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma¸ devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira Yaratandan korkmayan¸ yaratılandan hiç korkmaz."


Küçük bir beylik iken hızlı bir büyüme ve güçlenmeyle devletleşme sürecine geçmesi¸ oradan üç kıtaya yayılan ve çok renkli bir milletler ve dinler mozaiğine insanlık¸ adalet ve hoşgörüyle hükmedip cihanın en kudretli ve uzun ömürlü devleti mevkiine yükselmesinin temelinde yatan sırları çözmek için araştırmacılar¸ tüm dünya çapında olağanüstü bir gayret ve merakla¸ Osmanlı'nın geride bıraktığı miras üzerinde¸ sanki yeni bir kıta keşfetmişçesine çok yönlü keşifler yapmaktadırlar. Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla ilgili şaşkınlığını gizleyemeyen Batılı tarihçi Fernard Grenard bunu şu ifadelerle dile getirmiştir: “Bu yeni imparatorluğun kuruluşu¸ insanlık tarihinin en büyük ve en şaşılacak vakalarından biridir. Onların kaderlerindeki en büyük fevkaladelik başlangıçları oldu; böylesine büyük bir netice için pek küçük olarak işe başladılar. Ama bir defa iktidarları yayılıp sağlamlaştıktan sonra¸ girdabın içinde tek sabit nokta oldular. Onlar¸ yarımadada rüzgârın tesiriyle oradan oraya dalgalanan muhtelif unsurları etraflarında toplayan bir cazibe merkeziydiler.”


Bütün bunları tarihî gerçekliğe uygun bir açıklık ve sıhhat içerisinde anlamanın can alıcı noktalarından biri de; Osmanlı'nın doğuşunda etkili olan alametleri¸ dinî-tasavvufî cereyanların/dinamiklerin muazzam rolünü ve hâsılı temellerin sağlam atılmasında fevkalade tesirli olan tasavvufî ruh ve mayayı dikkatli bir biçimde araştırmak¸ incelemek ve idrak etmekten geçmektedir.


Manevî İşaret


Horasan'dan çıkıp Ön Asya'ya doğru yol alan Kayı Boyu¸ 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya girmiş; 1230 Yassıçemen Savaşı'nda Anadolu Selçuklu Devleti'nin harbi kazanmasındaki üstün gayretlerinin bir sonucu olarak¸ değişik yerlere yerleşmiş¸ sonra da Bizans sınırındaki Söğüt ve Domaniç'e gelip konaklamıştır. Başlarında Ertuğrul Gazi'nin bulunduğu yaklaşık 400 çadırdan oluşan Kayı Aşireti¸ bu devrede uç beyliğinden devletleşme mertebesine geçişe gebe bir vaziyette¸ Bizans'a karşı sürekli “gazâ” etmekle meşguldü. Ertuğrul Gazi¸ daha oğlu Osman'ın dünyaya gelmesine aylar varken bir rüya görmüş ve Osmanlı Devleti'nin doğumunun ilk manevî işaretlerine şahitlik etmişti. Rüyasında¸ aş ocağında bir suyun kaynamaya başladığına¸ kaynadıkça çoğaldığına ve nihayet bir deniz hâline gelerek yeryüzünü kapladığına şahit olmuştu. Rüyasını¸ Selçuklu Sultanı III. Alaaddin'in aynı zamanda kâtibi olan¸ âlim zatlardan Abdülaziz Müstevfi'ye anlatacak; o da şöyle tabir edecekti: “Bir erkek çocuğun olacak ve onun soyundan gelenler yeryüzüne hükmedecekler.” Buradan hareketle diyebiliriz ki¸ Ertuğrul Gazi bile¸ gelecekte kendi neslinden geleceklerin bir “ulu devlet” kurarak dünyaya adalet ve insanlığı hâkim kılacaklarına inanarak ebedî âleme göç etmişti.


Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri ve Osmanlı


Muhyiddin-i Arabî Hazretleri (1165-1240)¸ Osmanlı'nın kuruluşundan ve Osman Gazi'nin doğumundan 18 yıl önce yaşamış olmasına rağmen¸ Edirne Kütüphanesi'nde bulunan ve Efrani tarafından tercümesi yapılan “Ed-Dâiretü'n-Numaniyye fi'd-Devleti'l-Osmaniyye” adlı eserinde¸ Osmanlıların kuruluşuyla ilgili bazı çarpıcı manevî müjdelere yer vermiştir.


Henüz ortada Osman Gazi ve Osmanlı Devleti'nin ismi ve nişanı dâhi yokken; Şeyh-i Ekber¸ onun yakın bir zamanda geleceğini müjdelemiştir. Muhyiddin-i Arabî Hazretleri eserinde¸ sadece Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan bahsetmemiş¸ Osmanlılar devrinde meydana gelecek pek çok olayı asırlar öncesinden aynen haber vermiştir. Şam ile Mısır'ın fethedilip Yavuz Sultan Selim'in Şam'a girmesiyle kendi kabrinin ortaya çıkarılacağını¸ Hafız Paşa'nın¸ dokuz ay boyunca kuşatmasına rağmen¸ Bağdat'ı alamayıp fethin 40 gün içinde IV. Murad'a nasip olacağı¸ Sultan Abdülaziz'in katledileceği gibi daha birçok hâdiseyi rumuzlu (gizli işaretler) bir biçimde bildirmiştir.


Ertuğrul Gazi'nin Osman Gazi'ye Vasiyeti


“Ey oğul! Her işten önce din işlerine dikkat et. Zira farizaya dikkat¸ din ve devletin güçlenmesine sebeptir. Din işlerini; dikkatli olmayan¸ itikadı bozuk ve doğru yoldan ayrılmaya yönelen¸ büyük günahlardan kaçınmayan¸ helale-harama dikkat etmeyen sefihlere ve ayrıca tecrübesiz kişilere bırakma¸ devlet idaresinde bu gibi kişilere iş verme!.. Zira Yaratandan korkmayan¸ yaratılandan hiç korkmaz. Büyük günah işleyen ve bunu devam ettiren kimsede sadakat olmaz. Böyle kişilerin sadakati olsa ümmeti olduğu Peygamber-i Zişan'ın sadık tebligatı üzere hareket eder de şer'i şerifin dışına çıkmazdı. Zulümden¸ bid'atten sakın. Zulme ve bid'ate teşvik edenleri devletinden uzaklaştır. Çünkü böyleleri seni zevale uğratmış olurlar.


Daima mücadele ile devletini genişletmeye çalış. Çünkü uzun zaman sefer olunmazsa askerin şecaatine; reislerin ve kumandanların bilgi¸ tedbir ve malumatına ağırlık ve noksanlık gelir. Böyle sefer işlerini bilenler ölür gider de yerine tecrübesiz kimseler gelir¸ bu yüzden de birçok hatalar meydana gelir ki¸ bundan da devlet büyük zararlar görür. Beytü'l-malı koru! Devletin servetini çoğaltmaya çalış!


Şer'i şerifin ölçüsüne göre sana ait olanı kanaatle¸ ihtiyaçlarından ve gerekli olanlardan başka lüzumsuz yere telef etme¸ israftan kaçın. Askerinle¸ malınla gururlanma. Zira onlar Allah yolunda mücadele için milletin işlerinin yerli yerinde görülmesi ve cihana adalet ve fazileti yayman için vasıtadırlar. Sadakatle Allah rızası için çalışan devlet erkânını koru!.. Vefatlarından sonra böyle kimselerin çoluk-çocuğuna bak¸ ihtiyaçlarını karşıla!


Halkından hiç kimsenin malına tecavüz etme! Hak edenlere yardım ile iltifat elini uzat¸ böylelerinin yakınlarını sıkıntıdan kurtar. Askerî erkânı iyi koru!.. Âlimler¸ fazıllar¸ sanatkârlar¸ edipler; devletin bedeninin gücüdür. Bunlara iltifat ve ikramda bulun. Bir kemal sahibi işitince onunla yakınlık kur¸ dirlikler ver ve ihsan eyle! Hükümetinde ulema¸ fazıl kimseler¸ erbab-ı maarif çoğalsın¸ siyaset ve din işleri nizam bulsun!


Benden ibret al ki¸ bu diyarlara zayıf bir bey olarak gelip hak etmediğim halde bunca inayet-i celile-i Rabbaniye'ye mazhar oldum. Sen de benim yolumdan git ve bu din-i Muhammedî'yi ve ashabını¸ başka sana tabi olanları koru. Allah'ın hakkını ve kulların hukukunu gözet! Ve senden sonrakilere böyle nasihat etmekten geri durma. Ve adalet ve insafa riayet ile zulmü kaldırmaya devam ile her bir işe teşebbüste Allah'ın yardımına güven.


Halkını düşman istilasından ve zulme uğratılmaktan koru! Haksız yere hiçbir ferde¸ layık olmayan muamelede bulunma! Halkı taltif et¸ hepsinin rızasını kazan.”


Bak oğul! Beni kır¸ Şeyh Edebali'yi kırma. O bizim boyumuzun ışığıdır. Terazisi dirhem şaşmaz. Bana karşı gel¸ ona karşı gelme. Bana karşı gelirsen üzülür¸ incinirim ona karşı gelirsen gözlerim sana bakmaz¸ baksa da görmez olur. Sözümüz Edebali için değil¸ senceğiz içindir. Bu dediklerimi vasiyetim say.” Bu vasiyetin¸ özellikle son bölümü Şeyh Edebali Hazretleri ile Ertuğrul Gazi arasındaki ilişkinin mükemmelliğini ve yakınlığını ortaya koyarken¸ yeni kurulan Osmanlı Devleti'nde¸ Şeyh Edebali'nin rolünü ve önemini bizlere kavratmaya yeterlidir.


Hayme Ana'nın Ertuğrul Gazi'ye Nasihatleri


“Oğul¸ Anayurt'tan ayrılalı yıllar geçti. Deli rüzgârlar önünde oradan oraya savrulduk. Beylik otağını kurduğumuz şu yaylalar artık son durağımız¸ son konağımız. Oğuz'un yurtlarına diktiğimiz ağaçların kökleri kara yerin derinliklerine¸ dalları gökyüzünün yüceliklerine uzansın. Ak-boz atlara binip yağı üstüne yel gibi vardıkta Cenab-ı Hak gözü pek yiğitlerimizi korusun. Göğsü kaba yerli kara dağlar gibi duran erlerimiz ile kır çiçekleri gibi saf ve temiz¸ ak yüzlü¸ ala gözlü kızlarımız Kutlu Kayı Boyu'muza gürbüz evlatlar versinler. Altın başla otağlarımız Çarşamba Yaylası'nı bürüsün. Kayı'nın ve diğer bütün boyların oğullarını Ertuğrul'umla bir tutarım. Onların hepsini soyumuz için Hakk'ın kutsal birer emaneti bilirim.


Oğul¸ Boyundan¸ soyundan olsun olmasın insanlara âdil davran. Adaletten ayrılma ki¸ insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda¸ obanda herkes gezsin. Ululuk isteyen töreden ayrılmasın. Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerde insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur. Yüreğinden inancı¸ ağzından duayı¸ davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de; sabırlı ol oğul¸ ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.


Oğul¸ beylik dermekle¸ ağalık vermekle olur. Sofranı ve keseni yoksullara açık tut.”


Osman Bey ve Şeyh Edebali İlişkisi


Ertuğrul Gazi'nin vefatı (1281) ile beylik işlerinin yürütülmesi Osman Bey'e verilmiştir. Tüm gaziler ona tâbi olmuş¸ Osman Bey¸ beyliği hakkıyla yapmaya başlamıştır. Gaza meydanındaki hareketleriyle takdir toplamış¸ kısa sürede kendini kabullendirmiştir. Âlimlere ve şeyhlere karşı çok saygılı ve itikatlı biriydi. O dönemin yüce makam sahibi¸ hâl ehli¸ Şeyh Edebali Hazretleri'ne devam ederek onun dua ve himmetini alır¸ hürmette kusur etmezdi.


Osmanlı Devleti'nin manevî kurucusu olan Şeyh Edebali'nin önemli bir Ahi şeyhi ve büyüğü olduğu bu konuda yazılmış bütün temel kaynaklarda zikredilmektedir. Hayatının büyük bir kısmını Kayı Boyu'nun¸ Osman Gazi'nin yanında ve yakınında Bilecik'te¸ İtburnu mevkiindeki zaviyesinde geçirmiştir. Osman Gazi'nin bir taraftan Sâdat-ı Kiram'dan olan Ahi Meşayıhı Şeyh Edebali ile yakın münasebeti devam ettirip ondan destek alıyor¸ diğer taraftan tüm gazi ve Türkmenleri tek bayrak altında topluyordu. Bu dönemde şeyhlerin ve dergâhların ümit ve huzur veren telkinleriyle halk rahatlıyor¸ büyüklerin yönlendirmeleriyle Osman Bey etrafında tek bayrak altında toplanıyordu. Devletin kurucusu Osman Bey'in manevî konulara ne kadar önem verdiğini¸ bilginlere ve din büyüklerine çok fazla hürmet ettiğini şu sözlerde görmek mümkündür. “Bilginlere¸ din ulularına bütün benliği ile inanmakta¸ bu üstün kişiler topluluğundan yardım dilemeyi de âdet edinmiş bulunmaktaydı. Bu yüzden her an zamanın söz ehli¸ yüce makam sahibi Şeyh Edebali'nin hizmetinde bulunur¸ ondan destek ve dua beklerdi.” Bu manevî etki Osmanlı'nın yücelmesini sağlıyordu. Gerçekten Bizans'ın çökmesi ve Türkmenlerin hayatiyet içinde bulunmaları¸ Osmanlı Beyliği'ne parlak bir istikbâl hazırlamakta idi. İslâm'ın gaza ruhu¸ Bizans'ın karşısında ve Osmanlı Hanedanı'nın etrafında toplanıyordu. Türk âlim¸ şeyh ve dervişleri¸ Türkmen babaları Osmanlı gazileri ile yeni bir kudret ve hayatiyet oluşturuyorlardı.


Şeyh Edebali Hazretleri hakkında Tacü't-Tevarih'deki şu bilgiler de onun Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki yerini¸ önemini ve hizmetlerini ortaya koyması bakımından çok önemlidir: “Yüce makam sahibi¸ bilimi ve bilgeliği özünde toplayan bilgelerden biri idi… Şeriat konularında ve güncel sorunlarda kendisine müracaat edilen bir kişi oldu. Gizli¸ açık her işin başında o vardı. Dindarlığı ve kötülüklerden sakınması ile tanınmış ve duasının Tanrı katında kabul olması ile ün yapmıştı. Varlıklı bir kimse olup¸ herkese cömertçe yardım ederdi. Osmanlı toprakları üzerinde bir tekke yaptırmıştı. Osman Gazi zaman zaman gelip burada kalırdı.” Öyle ki¸ Şeyh Edebali Hazretleri¸ Osmanlı Devleti'nin manevî kurucusu rolünü üstlenmiş¸ Osman Bey'in her hususta danıştığı¸ istişare ettiği¸ sonsuz hürmet gösterdiği en yakın danışmanı ve yardımcısı olmuştur.


 


Kaynaklar


Ahmet Cevdet¸ Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa¸ C. III¸ Kısım II¸ (Hazırlayan; Mahir İz)¸ Ankara 1985.


Bayram Sakallı¸ “Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Yıllarında Şeyh Edebali” Türk Yurdu¸ Ankara 2000.


Hoca Sadeddin Efendi¸ Tacü't-Tevarih¸ (Sadeleştiren¸ İsmail Parmaksızoğlu)¸ Ankara. 1992¸ C. I.


İ. Hakkı Uzunçarşılı¸ Osmanlı Tarihi¸ C. I¸ Ankara 1972.


Mehmet Hemdemi¸ Solakzade Tarihi¸ Haz.¸ Vahid Çabuk¸ C. II¸ Ankara 1989. C. I.


M. Fuat Köprülü¸ Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu¸ Ankara 2004.


Osman Turan¸ Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi¸ C. II¸ İstanbul¸ 1979.


https://www.somuncubaba.net/detay.asp?HID=2962&k=27


http://www.gulistandergisi.com/dergi_oku.php?id=143


http://www.gulistandergisi.com/dergi_oku.php?id=143


http://www.osmanli700.gen.tr/sectik/sectik6.html



Hayme Ana (Devlet Ana)

Sayfayı Paylaş