ANA GİBİ YAR OLMAZ

Somuncu Baba

Çocuk doğru ve yanlışı¸ ilk olarak anneden öğrenir. Kendisini gözetmeyi¸ âdâb-ı muâşereti de anneden öğrenir. Bu yüzden anneler¸ çocuklarının elbiselerine ve beden sağlığına gösterdikleri özeni ruh sağlığına ve ahlakî gelişimine de göstermelidir.


Ana deyince akla varlığın aslı¸ esası¸ hayatın başlangıcı¸ kökeni ve temeli geliyor.


Analık¸ fıtrî bir duygudur¸ babalık değildir.


Allah¸ başlangıçta beden ve ruhu âciz ve muhtaç bir hâlde yaratıyor; insan¸ annenin şefkatli kolları arasında yetişiyor¸ temiz olan fıtratı anne gergef gergef işliyor.


Annenin ilgi¸ sevgi ve şefkati çocuk için aldığı diğer vitaminler kadar gereklidir. Annesiz büyüyen çocukların bedensel gerilik yanında psikolojik bozukluklar da taşıdığı görülmüştür.


Din eğitiminde de annenin yeri çok önemlidir. Çocuk doğru ve yanlışı¸ ilk olarak anneden öğrenir. Kendisini gözetmeyi¸ âdâb-ı muâşereti de anneden öğrenir. Bu yüzden anneler¸ çocuklarının elbiselerine ve beden sağlığına gösterdikleri özeni ruh sağlığına ve ahlakî gelişimine de göstermelidir.


Çocuk anneden¸ sevgi¸ şefkat¸ merhamet¸ yardım¸ paylaşma¸ iyimserlik¸ hoşgörü vb. duyguları ve nitelikleri öğrenir. Babadan ise¸ cesaret¸ dirayet ve liyakati¸ sosyal ilişkileri¸ sahip olma¸ koruma ve savunma duygusunu¸ temsil yeteneğini vb. nitelikleri öğrenir.


Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)¸ kızı Hz. Fatıma'nın çeyizi serildiği zaman çok duygulanmış¸ müteessir olmuş¸ ağlamış. Bu durum¸ Hz. Fatıma'yı da etkilemiş¸ o da ağlamış: “Canım babacığım! Bu mutlu günümüzde sevinmen gerekirken niçin ağlıyorsun?” diye sormuş. Peygamberimiz (s.a.v.) de yaşlı gözlerle şu cevabı vermiş: “Anneciğini¸ Hatice'yi hatırladım. Senin gelin olduğunu¸ serilen çeyizini görmeyi ne kadar arzu ederdi¸ bu gününü görmeyi çok istiyordu.”


Allah yaratılış sebebimiz¸ anne babamız da yaratılış vesilemizdir. Bu sebeple onlara nankörlük edemeyiz. Annesine saygısızlık yapmış ve onu üzmüş bir sahabi annesi ile helalleşebilmek için ona hac yaptırmış. Yaşlı annesini sırtında Arafat'a götürmüş. Tavaf yaptırmış¸ sa'y yaptırmış sırtında. Sonra Efendimiz (s.a.v.)'e gelip¸ “Ya Rasûlallah! Acaba annemin benim üzerimdeki hakkını ödeyebildim mi?” diye sormuş. Peygamberimiz cevap vermiş: “Senin bu yaptığın¸ annenin seni doğururken çektiği sancının bile karşılığı değil.”


Kurgu ama anlamlı bir hikâye:


Çocuk dünyaya gelmeden önce Allah ile konuşur. Allah der ki: “Yakında dünya denilen yerde senin için yeni bir hayat başlayacak.” Çocuk: “Allah'ım¸ ben orada ne yer içerim?” der. Allah der ki:


“Ben senin için bir melek görevlendirdim. O melek senin ihtiyaçlarını karşılayacak.” Çocuk der ki: “Allah'ım¸ ben onlarla nasıl anlaşacağım?” Allah der ki: “Görevlendireceğim melek sana konuşmayı öğretecek. Sana dünyanın en güzel ninnilerini söyleyecek.” Bebek der ki: “Allah'ım¸ ben seninle orada da konuşabilecek miyim?” Allah: “Senin meleğin sana dua etmeyi öğretecek. Bu dualarla benimle konuşabileceksin.” Bebek: “Allah'ım¸ orada kötü insanlar olduğunu da duydum. Kendimi nasıl koruyacağım?” Allah: “Senin meleğin her türlü zarara karşı sana kol kanat gerecek.” Bebek: “Allah'ım! Benim için bu kadar önemli olan meleğin adı nedir? Ben onu nasıl tanıyacağım?” Allah: “Onun adının önemi yok; ancak¸ sen ona anne diyeceksin.”


Herkesin annesi biriciktir. Annemizin pişirdiği yemekler¸ yaptığı pastalar da en usta aşçıların yaptıklarından daha lezzetlidir. Çünkü annemiz¸ pişirdiğine gözünün nurundan ve kalbinin sevgisinden de bir şeyler ekliyor.


Büyük adamları büyük kalpli¸ engin yürekli analar yetiştirir.


“Ağlarsa anam ağlar¸ gerisi yalan ağlar.” Anne¸ oğlu okula gider¸ ağlar; oğlu askere gider¸ ağlar; kızı gelin olur¸ ağlar. Belki bunlar hasret ve sevinç gözyaşlarıdır. Allah analarımızı¸ başımıza gelebilecek musibetlerden dolayı ağlatmasın.

Sayfayı Paylaş