YILDIZIMIZ PARLAMALI

Somuncu Baba

“Üstün zekâlı çocuklarımız için ileri düzeyde eğitim sınıfları oluşturulmalı¸ bu sınıflara uygun ileri düzeyde eğitim programları hazırlanmalıdır. “Bazen bir kafa bütün umumi efkârdır¸ bazen bütün umumi efkâr bir kafa bile olamaz.” sözünü yabana atmadan düşünmemiz gerekmektedir.”


Hayal¸


Hakikat¸


Ve yıldız olmak…


Bazı insanları dinlerken¸ konuştukları nasihat gibi algılansa da¸ işin içinde hakikat payını ararsınız. Bu durum¸ düşünen ve muhakeme edebilen insanlar için normal bir durumdur. Ancak; bilgi¸ belge ve veriye dayanmayan ve hesaba sığmayan sözlerin pek bir anlamı olmadığı görülecektir. Anadolu'da bir söz vardır: “Tilkinin bildiği kırk türkü vardır¸ kırkı da tavuk üstünedir.” Bu darb-ı meselden hareketle¸ birileri kırk türlü laf söylese de hepsi Türk milleti ve Türkiye üzerinedir.


Amerika'nın en tanınmış strateji uzmanı Brezinski¸ kendisi Polonya kökenli¸ şu anda Ukrayna'da kalan coğrafyadan Amerika Birleşik Devleti'ne göç etmiş siyaset bilimcidir. Birçok eseri bulunmakla birlikte “Büyük Satranç Tahtası” ve “Jeostratejik Üçlü” önemli eserlerindendir. Şunu söylemektedir: “Avrasya'ya hâkim olan¸ dünyaya hâkim olur. Bugün tek süper güç olan ABD¸ karşısında çetin bir rakip görmek istemiyorsa¸ bu gücün başını daha ortaya çıkmadan ezmelidir. Amerika'nın bugünkü ekonomik refah düzeyini sürdürebilmesi için¸ dünyanın başlıca enerji kaynaklarını ve ekonomik faaliyet merkezlerini denetlemesi gerek.”


Avrasya'nın merkezinin Türkiye olduğunu bilmeyen biri çıkmayacağına göre¸ bu hususta engel olarak görülen ülkenin de Türkiye olduğu aşikârdır. Yaşadığımız coğrafyanın risk altında bir bölge olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Bu coğrafyada bağımsız ve güçlü bir devlet olarak ayakta kalmak bir büyük ülkü ise¸ bu hedefe götürecek stratejileri şimdiden geliştirmek gerekmektedir.


Kalkınmamızın eğitimle mümkün olduğunu herkes söylemektedir. Bu durum gün gibi aşikâr olmasına rağmen¸ sistemli ve uzun bir yolu kısa deparlarla koşmamız mümkün görülmemektedir. Uzun soluklu ama sürekli iyileştirmeyi hedefleyen bir yolculuk Türkiye'nin kurtuluş reçetesi olacaktır.


Dünyadaki gelişmeler Birinci Sanayi Devrimi'yle başlamış¸ biz bu gelişmeye uzak kalmışız. İkinci Dünya Savaşı sonrasında teknolojide görülen insanlığı şaşırtan buluşlar¸ bir gerçeğin de altını çizmektedir; insan meydana gelen durumlara ve olgulara karşı seyirci kalmamakta¸ bizzat müdahaleci olarak¸ çevresini değiştirip geliştirmektedir. Bu değişim karşısında teknolojik değişimi göz ardı edemeyiz. Gelişme penceresinden bakınca kayda değer “Muhteşem” noktadayız denebilir. Ancak sürecin beraberinde getirdiği olumsuzlukları da görmezden gelemeyiz. Çünkü bunlar¸ insanlığın bedel ödemesine de yol açacaktır. Bu bedelin başında¸ sanal âleme tutsak/esir olmak gelmektedir. Hem gelişmeyi sağlamak hem de bedel ödeme riskini azaltmak için¸ Türkiye'nin sahip olduğu 2 milyona yakın dâhi potansiyelini şimdiden¸ milli menfaatleri düşünebilecek yapıda¸ yetiştirmek zorundayız. Genç¸ dinamik nüfusu¸ (şimdilik) zengin madenleri¸ stratejik konumu ve tarihî değerleriyle ülkemiz her zaman cazibe merkezi ve sahip olunması gerekli bölge konumundadır. Bor¸ toryum¸ uranyum¸ osminyum vb. madenlerin dünyada en fazla bulunduğu coğrafyada yer almaktayız. Üzülerek ifade etmeliyim ki¸ ekilebilen topraklar da dâhil olmak üzere¸ sahil bölgelerindeki yabancı yığılması ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Yabancı şirketlerin Türk şirketlerinden daha fazla ve önemli stratejik alanlarda faaliyet göstermesi¸ kaygı kat sayımızı arttırmaktadır. Bu kaygılarımızı yenecek¸ Türk milletini aydınlık ufuklara götürecek yeni yollara ve daha üst hamleler yapabilecek toplum mühendislerine ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu mühendisler sokakta yetişmediğine göre¸ okullarımıza yeni yol yordam getirmek zorundayız. Üstün zekâlı çocuklarımız için ileri düzeyde eğitim sınıfları oluşturulmalı¸ bu sınıflara uygun ileri düzeyde eğitim programları hazırlanmalıdır. “Bazen bir kafa bütün umumi efkârdır¸ bazen bütün umumi efkâr bir kafa bile olamaz.” sözünü yabana atmadan düşünmemiz gerekmektedir. Şu anda dünyada gelişmiş 10 ülkeden 4'ünün Asya ülkesi olduğu ifade edilmekte¸ 2020 yılında ise bunlardan 7'sinin Asya ülkesi olacağı öngörülmektedir. Genç ve dinamik nüfusumuzla bu yedi ülkenin biri biz olabiliriz. Bu hayaldir ve bize uzaktır diye düşünenlere şunu hatırlatmalıyım ki; Japonya¸ ABD'li bilim adamı Deming'in tavsiyesiyle¸ iki bin lise mezunu zeki Japon gencini önemli alanlarda kaliteli eğitim almak üzere Amerika'ya göndermiştir. Onların geri dönüşleriyle kalkınmaları ivme kazanır. Bu imkân günümüzde bizim için hiç de zor değildir. Zira ülkemizde¸ yetişmiş insan gücü mevcut bulunmaktadır. Sadece doğru yönlendirilmesi gerekmektedir. Küçük bir hamle ile Avrasya'nın da dünyanın da yıldızı biz olabiliriz. Artık yıldızımız parlamalı…

Sayfayı Paylaş