EL-MÜTEÂLÎ

Somuncu Baba

İZZET¸ ŞEREF¸ MERTEBE VE HÜKÜMRANLIK BAKIMINDAN EN YÜCE¸ AŞKIN OLAN


El-Müteâlî; şan¸ şeref¸ kudret ve kuvvet sahibi olmak mânâsındaki alâ kökünden türemiş bir sıfat olup¸ “izzet¸ şeref¸ mertebe ve hükümranlık bakımından en yüce” anlamına gelir.1 El-Müteâlî¸ yaratılmışların niteliklerinden ve her türlü benzetme ve zihinsel tasavvurlardan uzak¸ her türlü kusurlardan münezzeh olan mânâsını taşıyan ve Yüce Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan bu isim¸ Kur'an-ı Kerim'de şöyle geçer:


“O¸ gaybı da görülen âlemi de bilendir¸ çok büyüktür çok yücedir (el-Müteâl).2


Cenâb-ı Hâk¸ duyularla algılanamayanı da beş duyu organıyla bilineni de bilir. O'na hiçbir şey gizli değildir. Bununla birlikte O¸ her şey kendisinden daha küçük olan ve hiçbir şekilde¸ hiçbir çerçeveye sığdırılamayan tek ve biricik büyüktür. Aynı zamanda Yüce Allah¸ her şeyden üstün¸ mikdar ve sınırlılık gibi yaratılmışlara özgü olan nitelik ve özelliklerden münezzeh ve yücedir. Yücelerin yücesidir. Bundan dolayı hidâyet O'na aittir. O'nun ilim ve kudreti dışında kalacak ve huzuruna çıkıp hesap veremeyecek hiçbir şey yoktur.


Bu esmâ-i celîle¸ yücelikte kemâlin¸ mutlak anlamda Allah'a ait olduğuna birçok yönden delâlet eder:


Zât-ı İlâhî Bakımından Yücedir


Zât-ı ilâhi bakımından yücelik: Allah'a iman etmek¸ O'nun zâtı hakkında vâcip olan yetkin sıfatlarını bilip öylece inanmak ve O'nun yüce zâtını noksan sıfatlardan münezzeh kılmak demektir. Ulûhiyet düşüncesi bir sıfat düşüncesidir. Zihinlerimizin İlâhî Zât'a yönelimine neden olan ve bizde O'na dair bir bilgi yönü ifade etmek üzere bir takım zihnî tasavvurlar meydana getiren bütün sıfatlar¸ beşerî terminolojiye girerek bize Allâhu Teâlâ'yı tanıtır. İşte Allah'ı tanımanın yollarından birisi¸ O'nun ne olmadığını bildiren selbî sıfatlardır. Sözlükte “nefy ve inkâr etmek” anlamlarına gelen “selb” Allah'ta bulunmaması gereken niteliklerin O'ndan soyutlanması ve uzaklaştırılması için kullanılan bir sözcüktür. Yüce Allah'ın ne olmadığını anlatan selbî sıfatlar¸ O'nun bizâtihî Kur'an'da ya da Hz. Peygamber (s.a.v.)'in diliyle kendisinden soyutladığı ölüm¸ uyku¸ cehâlet¸ unutmak¸ âciz ve yorgunluk gibi tüm noksan sıfatlardır. İnsana düşen görev¸ Allah'ın kendisinden nefyettiği sıfatları O'ndan nefyetmektir. Kur'an'ın Hâlık'ta bulunmadığını açıkladığı ve mahlûkatta bulunan bu sıfatlar eksik ve kusurlu sıfatlardır. Bu sıfatların Kur'an'da birçok örnekleri vardır. Onlardan bazıları şunlardır:


Ölüm: “Sen ölümsüz ve daima diri olan (Allah'a) güven.”3 âyetinde ölüm¸ Allah'tan nefyedilerek¸ hayat sıfatının kendinden ayrılmayan bir yetkinlik sıfatı olduğu ifade edilir.


Zulüm: “Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.”4 âyetinde geçen ve haksızlık mânâsı taşıyan “zulüm”¸ Allah'tan soyutlanarak mefhûm-ı muhâlifi olan “adâlet” sıfatının kendinden asl⸠hiç ayrılmayan bir kemal sıfatı olduğu vurgulanmak istenir.


Dalgınlık ve Uyuklama: “O'nu ne dalgınlık ve ne de uyuklama tutar.”5 âyetinde ise söz konusu edilen dalgınlık ve uyuklama¸ gâfil olmayı¸ yani sehiv halinde bulunmayı gerektiren ve hâdis olan varlıklara ait birer eksiklik sıfatlarıdır. Aklî çıkarımlar yoluyla ifade edecek olursak¸ Allah her türlü noksanlık sıfatı olan gaflet ve uyku gibi niteliklerden münezzehtir.


Unutma ve Hata: “O'na ait ilim¸ Rabb'inin nezdinde bir kitaptadır. Rabb'in ne şaşar ve ne de unutur.”6 Eksikliğe ve kusura delâlet eden unutma ve hatâ etme sıfatlarının Allah'ta olmadığına¸ tenzîhi aklîleştirerek zarûrî ve bedîhî bilgiler yoluyla da ulaşmak mümkündür. Ayrıca İlâhî Zat'ta yüceliği ifade etmede; ezelî olmak¸ varlığının bir başlangıcı bulunmamak anlamına gelen “kıdem”; varlığının sonu olmamak¸ ebedî olmak demek olan “bekâ”; sonradan olanlara benzememek anlamını taşıyan “muhâlefetün li'l-havâdis”; varlığı¸ zâtının gereği olan¸ bir başka zata ve mekâna muhtaç olmayan anlamındaki “kıyâm binefsih zâtında¸ fiillerinde ve sıfatlarında bir olma mânâsını kapsayan “vahdâniyet” gibi sıfatlar selbî sıfatlar arasında yer alır.


Sıfatlar Bakımından Yücedir


Sıfatlar bakımından yücelik: Yüce sıfatlar¸ Mevlâ-yı Müteâl'â aittir. Allah'ın kendisini¸ Kur'an'da ve Elçi'sinin diliyle “ne olduğunu” nitelendirdiği yetkinlik ve övgü sıfatlarına sübûtî sıfatlar denir. İlâhî sıfatların sübûtî kısmını oluşturan bu sıfatlar¸ mü'minin ubûdiyyeti ile Yüce Yaratıcı'nın rubûbiyyeti arasındaki ilgiyi belirleyen ve Allah-insan münâsebetini açıklığa kavuşturan kavramlardır. Bunlar arasında; hayat¸ ilim¸ semi'¸ basar¸ irâde¸ kelâm¸ kudret ve tekvîn sayılabilir.


Sonuç olarak; her Müslüman Cenâb-ı Hak'ın el-Müteâlî isiminden hisselenmelidir. O¸ her şey üzerine egemen ve gâlibtir. O¸ mağlup olmayan¸ mağlup edendir. Varlıkta her şey isteyerek ya da istemeyerek O'na boyun eğmek zorundadır. O¸ her türlü noksanlıktan ve kusurdan¸ her türlü benzerlik ve ortağı olmaktan uzaktır. O'nun benzeri ve ortağı yoktur: “Allah¸ her türlü eksiklikten uzaktır¸ onların söylediklerinin ötesindedir¸ yücedir.”7


 


Dipnot


1. Beydâvî¸ Şerhu Esmâiullahi'l-Hüsn⸠s. 250.


2. 13/Ra'd¸ 9.


3. 25/Furkân¸ 58


4. 3/Âl-i İmrân¸ 108.


5. 2/Bakara¸ 55.


6. 20/Tâh⸠51.


7. 17/İsr⸠43.

Sayfayı Paylaş