AŞK VAR, MUTLULUK VAR! MEVLÂNA DÜŞÜNCESİNDE MUTLULUK

Somuncu Baba

Mevlâna düşüncesinde insan; bedenini ve aklını¸ kendi aslî yönünü ortaya çıkarmaya yönelttiğinde mutluluk yoluna doğru bir şekilde yürümeye başlıyor demektir. Çünkü ona göre insan kendini gerçek anlamda görmeye ve bilmeye başladığı anda¸ sûretleri değil hakikati görmeye ve bilmeye başlamıştır. Hakikati gördükçe ve idrak ettikçe mutluluk yoluna girmiş olur. Çünkü kendi özünü ve aslî görevini gerçekleştirmektedir.

Mevlâna'nın mutluluk tezine göre¸ sevinç olarak algıladığımız dünyevî tatminler yerine¸ keder ve üzüntü¸ mutluluk kaynağı olmaktadır. Çünkü amaç ha


Mevlâna düşüncesinde insan; bedenini ve aklını¸ kendi aslî yönünü ortaya çıkarmaya yönelttiğinde mutluluk yoluna doğru bir şekilde yürümeye başlıyor demektir. Çünkü ona göre insan kendini gerçek anlamda görmeye ve bilmeye başladığı anda¸ sûretleri değil hakikati görmeye ve bilmeye başlamıştır. Hakikati gördükçe ve idrak ettikçe mutluluk yoluna girmiş olur. Çünkü kendi özünü ve aslî görevini gerçekleştirmektedir.


Mevlâna'nın mutluluk tezine göre¸ sevinç olarak algıladığımız dünyevî tatminler yerine¸ keder ve üzüntü¸ mutluluk kaynağı olmaktadır. Çünkü amaç hakikate ulaşmaksa¸ ona ulaştıracak şeyler iyi¸ ondan uzaklaştıracak şeyler kötüdür. Hatta bize kötülük eden kimseler veya kötü sonuçlar doğurduğunu düşündüğümüz olaylar bile¸ aynı amaca hizmet ettiğinde¸ Mevlâna düşüncesinde iyi olarak görülüp mutluluk kaynağı olabilmektedir.


Mevlâna'ya göre insan olumsuz olarak nitelenen sıkıntı ve belalardan değil¸ olumsuz ahlakî davranışlardan uzak durmalıdır. Bunun yolu yahut en güçlü motivasyonu da Allah aşkıdır. Allah'a kul olmaya çalıştıkça ve bunu aşkla besledikçe¸ her sıkıntı ve bel⸠bir mutluluk vesilesi olabilecektir. Çünkü Allah'ı bilmeye dayalı bir aşk¸ insanı her türlü olumsuz sıfatlardan da koruyacaktır.


Mevlâna düşüncesinde aşk¸ kuru ve sıradan dünyevî bir sevda değildir. Allah'tan başka her şeyi aşan ve yalnız Rabb'e odaklanan bir sevgidir.


İşte bu bağlamda Mevlâna'ya göre¸ başa gelen her türlü bela¸ sıkıntı ve musibetler¸ insan için sevinç ve mutluluk kaynakları; kötü olaylar ise olgunlaşma vesileleri olabilmektedirler. Başa gelen musibetin Allah'ın emriyle olduğunu bilen insan¸ imtihan sürecinin bilincinde olarak bu durumu kendi isteğiyle mutluluk ve özgürlüğe çevirebilir. Nitekim bu düşüncelerini Mevlâna şu sözleriyle ifade eder:


“Allah isterse bizzat gam¸ neşe; bizzat ayak bağı¸ azatlık ve hürriyet olur.”


“Gam görünce istiğfar et. Çünkü gam¸ Halik emriyle tesir eder.”


Yine o¸ olumsuzlukların insanı olgunlaştıracağına inanır. Mevlâna'ya göre insan cahil ve sonunu göremediği içindir ki başına gelen şeylere üzülür. Ona göre¸ üzüntü ve keder¸ değerini bilen kişiler için birer hazinedir. Bu yüzden kederle mutlu olunması gerekir. Çünkü bunlar ahlakî olgunlaşma sürecinde sevindirici şeylerdir. Bu konudaki düşüncelerini de Mevlâna şöyle dile getirir:


“Allah faydasıyla faydalanın. Şüphe yok¸ Rabbim¸ sevinen¸ öğünen kişileri sevmez.


Allah'ın size ihsan ediverdiği şeylere sevinin¸ neşelenin. Sizi işgal eden şey¸ sizi Hak'tan alıkoyar¸ aldatır.


Gamdan neşelen¸ ondan başka bir şeyden neşelenme¸ sevinme. Dert ve gam bahardır¸ başka şeyler kış!


Ondan başka her şey¸ seni yavaş yavaş helâke doğru götüren düşüncelerindir. İsterse sana taç¸ taht¸ mal¸ mülk olsun!


Gamdan sevin. Gam vuslat tuzağıdır. Bu yolda aşağıya düşüş¸ hakikatte yükseliştir.


Gam bir hazinedir. Senin zahmet ve meşakkat çekişine rağmen. Fakat bu söz¸ çocuklara nerden tesir edecek?


Çocuklar¸ oyun adını duydular mı hepsi de yaban eşeğiyle yarışa girişirler.


Ey yaban eşekleri¸ bu yanda tuzaklar var. Bu yandaki tuzaklarda kan içiciler var.


Oklar uçuşup durmakta¸ yay¸ gayb âleminde gizli. Gençlere yüzlerce ihtiyarlık oku erişmekte.


Gönül ovasına adım atmak gerek. Çünkü bu ovada ferahlık¸ genişlik¸ neşe olamaz.”


Mevlâna başka beyitlerinde bela ve sıkıntılar hakkında şunları söyler:


“Her zahmete¸ her meşakkate kızar¸ kinlenirsen cilâlanmadan nasıl ayna olacaksın?”


“Bedenin hasta oldu mu sana ilaç aratır¸ kuvvetlendi mi seni şeytanlaştırır¸ bir put haline sokar.


Şu sitemlerle dopdolu olan bedeni bir zırh bil; ne kışa yarar ne yaza.


Sabredersen kötü arkadaş iyidir. Sabır¸ insanın göğsünü açar¸ insanı genişletir.


Ayın gece sabretmesi¸ onu apaydın bir hale kor. Gülün dikene sabrı¸ onu güzel kokulu bir hale getirir.


Aslanın pislik ve kan içinde kalıp sabretmesi¸ onu deve yavrularıyla doyurur.”


“Gam fikri¸ neşe yolunu vurursa gam yeme. O¸ hakikatte başka neşeler hazırlamadadır.


O¸ hayrın aslından yeni bir sevinç¸ yeni bir neşe gelsin diye evi¸ başkalarından sıkıca süpürür.


Gönül dalındaki sararmış¸ kurumuş yaprakları ayırır¸ daldan yeni ve yeşil yapraklar bitmesine yardım eder.


Bu âlemden öte bir âleme yeni bir zevk gelsin diye eski sevinci¸ kökünden çeker¸ çıkarır.


Gam¸ üstü dallarla yapraklarla örtülü yeni kökü bitirsin diye çürümüş¸ porsumuş olan eski kökü yerinden söküp çıkarır.


Gam¸ gönülden neyi döker yahut koparırsa karşılık olarak mutlaka daha iyisini verir.


Hele derdin¸ gamın¸ yakın ehline kul olduğunu iyice bilene daha fazla lütuflarda bulunur.”


Sonuç olarak Mevlâna'ya göre¸ Allah aşkı diğer tüm acı¸ keder¸ gam ve sıkıntıları sıradanlaştıran¸ onlarla mücadeleyi kolaylaştıran ve insanın mutluluğunu engellemelerine izin vermeyen güçlü bir mutluluk kaynağı ve hayat ilacıdır. Mutluluk aşksız olmayacağına göre¸ aşka düşmek gerekir. Bu düşüş¸ gerçekte eşrefi mahlûkat olmanın sırrına yükselişten başkası değildir. O halde Mevlâna'yı ve onun mutluluk tezini başlıkta belirttiğimiz şu ifade en net olarak ortaya koymaktadır: Aşk var¸ mutluluk var.

Sayfayı Paylaş