SERHEND VELİLERİ

Somuncu Baba

Abdülehad Serhendî Hazretleri iki defa hacca gitti. Birinci gidişinde babası Muhammed Sa'îd ve amcası Muhammed Ma'sum Hazretleri ile beraberdi ve on sekiz yaşında idi. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in kabr-i saadetlerini ziyaretleri esnasında kabr-i şerifin yanında Efendimiz'in husûsî iltifatlarına mazhar oldu. Bu mazhariyeti Abdülehad Serhendî Hazretleri şöyle anlattılar: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in kabr-i saadetlerini edeple ziyaret ederken üzerime güzel bir hil'at/elbise giydirildi ve ‘Seni kardeşin ile kuvvetlendireceğiz.' buyruldu.”


Abdülehad Serhendî


Hindistan'da yetişmiş ve orada yaşamış büyük velilerdendir. Silsile-i aliyyenin 23. halkası olan büyük imam İmam-ı Rabbânî Hazretleri'nin torunu olup oğlu Muhammed Sa'id'in oğludur. Abdülehad Serhendî Hazretleri 1635 yılında dünyaya geldi. Lakabı Hazret-i Vahdet'tir. Dünyaya gelince dedesi İmam-ı Rabbânî Hazretleri bu torununa¸ kendi mübarek babasının ismini koydu.


Abdülehad Serhendî Hazretleri¸ ilk tahsilini babasından aldı. Onun terbiye ve sohbetinde manevî feyizlere kavuştu. Daha sonra yine altın silsileden olan amcası büyük velî Muhammed Ma'sum Hazretleri'nin teveccüh ve sohbetleriyle olgunlaşıp hem zahirî hem de tasavvufî ilimlerde pek yüksek derecelere ulaştı ve tefsir¸ hadis¸ fıkıh gibi dinî ilimler ile fen ilimlerinde büyük âlim oldu.


Abdülehad Serhendî Hazretleri iki defa hacca gitti. Birinci gidişinde babası Muhammed Sa'îd ve amcası Muhammed Ma'sum Hazretleri ile beraberdi ve on sekiz yaşında idi. Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in kabr-i saadetlerini ziyaretleri esnasında kabr-i şerifin yanında Efendimiz'in husûsî iltifatlarına mazhar oldu. Bu mazhariyeti Abdülehad Serhendî Hazretleri şöyle anlattılar: “Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in kabr-i saadetlerini edeple ziyaret ederken üzerime güzel bir hil'at/elbise giydirildi ve ‘Seni kardeşin ile kuvvetlendireceğiz.' buyruldu.”


Hacdan döndükten sonra babasının ve amcasının hizmetine devam Abdülehad Serhendî Hazretleri önce amcası Muhammed Ma'sum Hazretleri'ni daha sonra da babasını kaybetti. Babasının vefatıyla onun yerine geçip talebelere ders verdi. Bereketli sohbetleriyle onlara ilim ve feyiz vererek tasavvuf yolunda ilerlemelerine vesile oldu.


Abdülehad Hazretleri'nin tasavvufî yolda daha yüksek derecelere ulaşabilmesi için amcası Muhammed Ma'sum Hazretleri¸ kendisine kırk defa teveccühte yani manevî olarak yardımda bulunacağına dair söz vermişti. Fakat Muhammed Ma'sum Hazretleri otuz dört defa teveccüh ettikten sonra vefat etti. Sayının kırka tamamlanması için Abdülehad Hazretleri her gün amcasının yanına gitti ve Allahu Teâlâ'nın izni ile kabirden kalkan amcasının teveccühlerine mazhar oldu¸ yüksek manevî derecelere kavuştu. Bu şekilde teveccüh adedi kırka tamamlandıktan sonra Muhammed Ma'sum Hazretleri yaptıklarını da bir kâğıda yazıp onun eline verdi. Böylece Hazret¸ yeğenine verdiği sözü de yerine getirmiş oldu.


Abdülehad Hazretleri¸ bu olayı Muhammed Ma'sum Hazretleri'nin oğullarına anlattı ve elindeki yazıyı da gösterdi. Onlar babalarının bizzat kendi el yazısını görünce; “Bu büyük keramet ancak ona yakışır¸ el-hak doğrudur.” dediler.


Abdülehad Hazretleri birçok eser kalem almıştır. Özellikle babasının güzel ahlâkı ile yüksek hâllerini güzel bir lisan ile yazıp ismini “Letâif-i Medine” koyduğu eseri meşhurdur. Yine içerisinde¸ talebelerine ve sevdiklerine yazdığı yüz on dokuz mektubun bulunduğu ve halifelerinden Muhammed Murat Keşmirî'nin toplayıp Mevlânâ Abdullah Can Farukî'nin tertip ettiği bir de Mektubat'ı vardır.


Ömrü İslâm'ı öğrenmek¸ öğretmek ve kıymetli eserler yazmakla geçen Abdülehad Serhendî Hazretleri 1710 yılında Serhend'de vefat etti ve orada defnedildi.


Gulâm Muhammed Ma'sum


Gulâm Muhammed Ma'sum Hazretleri de İmam-ı Rabbânî Hazretleri'nin soyundan olup oğlu Muhammed Ma'sum Farukî Hazretleri'nin torunlarından Şeyh Muhammed İsmail'in oğludur. Büyük bir velidir ve Kutbü'l-aktab ismi ile meşhur olmuştur.


Henüz dünyaya gelmeden¸ silsile-i saadattan olan büyük dedeleri Muhammed Ma'sum Hazretleri büyük oğlu Muhammed Sıbgatullah'a buyurmuştur:


“Senin neslinden çok yüksek bir oğul dünyaya gelecektir. İster oğlun¸ ister torunun olsun. O dünyaya gelince¸ onu beni temsil eden kimse biliniz ve benim ismimi veriniz. Çünkü Müceddidî ve Ma'sumî yolunun asaleten vârisi o olacaktır. Onun feyiz ve bereketi kıyamete kadar evlat ve müntesiplerinde/onun yolunda bulunanlarda devam edecektir. Bu yolumuzu o kuvvetlendirecek¸ yolumuza başka bir itibar verecektir.”


İlk tahsilini babasından alan Muhammed Ma'sum Hazretleri'nin hem aklî hem de naklî ilimlerde akranları arasında fark edilir bir üstünlüğü vardı. Yirmi dört yaşlarında¸ dedesi Kayyûm-ı zaman Muhammed Sıbgatullah Hazretleri'nin sohbetlerinde kalbî nurları elde etmeye başladı ve onun feyiz ve bereketli teveccühleriyle kısa zamanda kemâl derecelerine ulaştı. Yüksek dedeleri İmam-ı Rabbânî Hazretleri'nden mutlak hilâfet aldı ve bu nurlu yolu bütün insanlara ulaştırabilmek için gayret gösterdi. Sohbet ve meclislerinde¸ binlerce talebe toplanırdı. Mirza Ömer Han¸ Hâce Nizam¸ Hâce Hudrî ve Hâce Habîbullah gibi çok kimse onun eliyle yüksek manevî derecelere kavuştu.


Pek çok hikmetli sözleri bulunan Gulâm Muhammed Ma'sum Hazretleri¸ bir seferinde şöyle buyurmuştur:


“Eğer sizde şu üç şey varsa ne güzel! Şayet bu üç şey sizde yoksa hâliniz gerçekten çok kötü¸ çaresiz cehennem azabına müstahak olursunuz. Birincisi¸ elinizden kaçmış olan geçmiş günlerinizin hasreti içinde olmayın. Onları düşünmeyin. Çünkü geçmiş günlerinizde yapmış olduğunuz ibadetlere ne ilâvede bulunabilirsiniz ne de günahlar için bir bahane ve mazeret bulabilirsiniz. Şayet bugün geçmiş günlerinizde işlediğiniz günahlarınız için mazeret ve bahane aramakla meşgul olursanız içinde bulunduğunuz günün hakkını ne zaman ödeyeceksiniz. Bugün dünü düşünmek¸ dünü zayi etmek olmaz mı?


İkincisi; bugünü ganimet bilip çalışmak¸ mümkün olduğu kadar taat ve ibadet yapmak¸ haksızlık yapılmış olan hasımları hoşnut etmek gerekmez mi? Üçüncüsü; acaba yarın kurtulacak mıyım yoksa mahv mı olacağım diye korkup endişelenmek…”


Yine şöyle buyurmuştur: “Şu üç hâlde iken seni ölümün yakalamasından sakın! Kibir¸ hırs ve böbürlenme hâlleri… Çünkü Allahu Teâlâ kibirlenen kimseyi en miskin kimseden gelen bir zillete düşürmeden¸ gururlanan kimseyi aç ve susuz bırakmadan¸ yemek istediği bir şeyin boğazından geçmesine mâni olmadan¸ hırslı kimseyi de necasetin içinde bırakmadan bu dünyadan ayırmaz.”


Gulâm Muhammed Ma'sum Hazretleri¸ 1748 yılında¸ doksan yaşını geçmiş olduğu hâlde¸ ramazan-ı şerif bayramı gecesi vefat etti.

Sayfayı Paylaş