NİTELİKLİ İNSAN POTANSİYELİ

Somuncu Baba

Mâna çoktur¸ bir kısmıdır sayılan
Cüz' ilimdir yere göğe yayılan
Der kapıdır¸ ğar mağara¸ mar yılan
Mîr'de¸ mor'da¸ tîr'de¸ yer'de mâna var. Ekrem YALBUZ


Hür¸ Özgün¸ Millî…


Millî olmadan özgün kalmak mümkün olmadığı gibi¸ evrensel olmak da mümkün değildir. Millî kültürün gelenekselliği¸ tarihî kökleri ve hatta izleri dikkate alınmadan günümüzün anlaşılmasının mümkün olmadığı da aşikârdır.


Aziz milletimizin potansiyel varlığı¸ Türkiye haritasını aşmış¸ dünya coğrafyasına taşmıştır. Buna yetişen kuşaklara verilecek millî mefkûrenin müthiş gücünü de eklerseniz¸ kalpleri aynı gaye için atan milyonların okyanuslardan daha derin hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü anlarsınız. Ruh dünyamızda ezelden vatan yapılmış bu aziz topraklar¸ ancak her alanda nitelikli insan potansiyeliyle ayakta kalabilir. Dünyamızda sanki az devlet varmış gibi¸ her farklı görüneni yeni bir devlet görerek¸ gücü kırma¸ büyüğü küçültme¸ kuvvetliyi zayıflatma çalışmaları artarak devam etmektedir. Yetişen kuşaklara yön birliği düşüncesi vermezseniz bu kuşakların küresel güçlerin zayıf bir piyonu olarak elden ele dolaşmasının önüne geçemezseniz. Çok sevdiğim şu güzel cümleyi birlikte tekrar edelim: “Bazen bir kafa bütün umumi efkârdır¸ bazen bütün umumi efkâr bir kafa bile olamaz.” Emperyalist emel besleyen gayri millî unsurlar¸ gençliğin muhteşem potansiyelini kırmak için onları küresel bir kargaşalığın içine atarak ve insanî değerlerini basitleştirerek¸ millî değerlere karşı bir kopuş ve onun getirdiği çöküşü iştahla izlemektedir. Necip milletimiz¸ kopuşun içine itilmiş gençlerini değerler eğitimine tâbi tutarak kazanmak zorundadır. Bunun için öncelikli adres okullar ve orada verilecek olan nitelikli eğitimdir.


Okullar nicel olarak büyüdü. Öğretmen sayıları arttı. Sınıf ve şube sayıları çoğaldı. Normal programı takip eden sınıfların yanında bir de İleri Düzeyde Eğitim Programı (İDEP) takip eden İleri Düzeyde Eğitim Sınıfları (İDES) olmalıdır. Bu sınıflar en nitelikli öğretmenlerle desteklenmelidir. Bu satırları okuyan bazı arkadaşlar buna karşı çıkarak¸ pedagojik kaygılar ileri sürebilir. Fikirlerine saygı duymakla birlikte¸ katılmadığımı ifade etmek isterim. Asıl pedagojik adaletsizlik; ileri düzeyde olan bir çocuğu vasat biri ile aynı ortamda kıyaslamaktır. İyilerin en iyisi ortaya çıkacaksa¸ eşitler arasındaki yarış daha mükemmel sonuçlar verecektir. Bir taraf ilgisizlik ve basitlikten kurtulurken¸ diğer kısım iyiler içinde ezilmekten kurtulacaktır. Küresel güçler¸ kendi memleketlerine bu uygulamayı yapmakta¸ dershaneler seviye oluşturmakta¸ özel okullar bunu uygulamakta ama her nedense büyük çoğunluğu oluşturan ve Anadolu insanının çocuklarını gönderdiği devlet okullarında bu iş pedagojik kurallara takılmaktadır. İşte gerçek kötülük burada yatmaktadır.


Bizim milletimiz asla köle olmamıştır. İster kendi içinde isterse kendi dışında olsun¸ hiçbir zaman köle yaratmamıştır. Bugünün ve yarının daha kolay¸ sorunsuz¸ Türk milleti lehine realist ve pragmatik düşüncelerini dikkate alarak¸ gerçek anlamda millî bir eğitim uygulaması ile birçok sorunu aşabiliriz. Bunun nasıl olması gerektiğini bundan sonraki yazılarda okuyabilirsiniz.

Sayfayı Paylaş