EMPATİ

Somuncu Baba

Empati; iletişimi kolaylaştıran¸ güçlendiren ve iletişimin etkili olmasını sağlayan bir öge olarak¸ kişiler arası ilişkilerde önemli bir kavram durumundadır. İletişim her yerde vardır ve süreklidir. Geçmişten geleceğe doğru süregider ve nerede başlayıp nerede biteceği tam olarak bilinmez.


Empati; iletişimi kolaylaştıran¸ güçlendiren ve iletişimin etkili olmasını sağlayan bir öge olarak¸ kişiler arası ilişkilerde önemli bir kavram durumundadır. İletişim her yerde vardır ve süreklidir. Geçmişten geleceğe doğru süregider ve nerede başlayıp nerede biteceği tam olarak bilinmez.


Rogers'a göre empati; hem kişiliğin dinamiğini anlamada hem de davranışları ve kişiliği değiştirmede etkili bir öge konumundadır. Empatiyle ilgili araştırmaların yapılmasının en önemli nedenlerinden biri¸ sosyal uyumun büyük ölçüde empatik anlayışa dayanmasıdır. Sosyal uyumda bir problem yaşandığında kişi toplumla çatışmaya girer ve bu noktada suç davranışı ortaya çıkabilir.


“Suç” birçok farklı disiplinde tanımlanmaya¸ ölçülmeye çalışılmıştır; bu sebeple her alan kendi ölçülerine göre suçu yorumlamıştır. Oysa dışarıdaki sıradan bir kişinin zihninde “suç” kelimesinin anlamı gayet açıktır¸ kanunla belirlenen çerçevenin dışında kalan her şey “suç” olarak kabul edilmektedir.


Suç¸ tarihin ilk çağlarından itibaren¸ yüzyıllar boyunca toplumların korku ile karışık ilgilerini yönelttikleri¸ nedenleri üzerinde durdukları ve karşı önlemler aldıkları toplumsal bir sorun olmuştur. Suç farklı dönemlerde farklı bölgeler tarafından değişik şekillerde tanımlandığından suçun evrensel bir tanımını yapmak zorlaşmıştır.


Bir sosyoloğa göre¸ suç sosyal bir davranıştır. Bir psikoloğa göre¸ suç bireysel bir özelliktir. Bir biyoloğa göre¸ suç kalıtımsal karakteristiğin açığa vurulmasıdır. Bir iktisatçıya göre¸ suç mantık çerçevesinde gelişen bir davranıştır. Suçun tanımı farklı disiplinlere göre gelişmekte ve genişlemektedir.


Durkheim'e göre suç¸ kolektif bilincin kuvvetli ve belirmiş tutumlarını ihlal eden fiillerdir.


Dönmezer'e göre suç¸ problemli bir kimse tarafından¸ müspet veya menfi bir hareketle meydana getirilen¸ ceza tehdidi taşıyan¸ bir kanunda yazılmış tarife uygun ve hukuka aykırı bir fiil olarak tanımlanır.


Modern ceza hukukunun temel kavramlarından olan suç kavramı¸ suçun tanımındaki zorluk nedeniyle pek çok ülke tarafından yasalarda tanımlanmamaktadır. Ceza hukukunda¸ “Kanunsuz suç olmaz.” ilkesi geçerlidir.


Tüm hukuk kurallarının amacı¸ toplumsal düzeni sağlamaktır. Hukuk düzeninin ayrılmaz bir parçası olan ceza hukuku¸ suç teşkil eden fiilin ögelerini belirler ve bunlara uygulanacak ceza ve güvenlik önlemlerinin neler olduğunu gösterir.


Farklı yazar ve kuramcılar empatiye yönelik farklı bakış açıları geliştirmiş ve böylece konuyla ilgili yapılan tanımlamalar çoğalmıştır.


Freud¸ empatiyi “özne ve nesne arasındaki bazı benzerliklerden temel alan bir özdeşim şekli” olarak tanımlamıştır.


Karen Horney¸ Bütüncül Yaklaşım'ında empati kavramını doğrudan doğruya kullanmakla birlikte kuramında empatiye¸ bireyin karşısındaki kişinin kendine özgü dünyasını imgeleme yoluyla hissedebilmesi olduğunu söyleyerek yer vermiştir.


Empati ile ilgili konularda öne çıkan belki de en önemli isimlerden biri olan Heinz Kohut¸ kuramı Kendilik Psikolojisi'nde empatiye geniş bir yer ayırmış ve empatiyi “aracılı içgözlem” olarak tanımlayarak¸ bu kavramı kuramına dâhil etmiştir.


Kısacası; empati¸ bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması¸ o kişinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlaması/hissetmesi ve bu durumu ona aktarması sürecidir.


Empatide üç öge vardır:


1. Empati kuracak kişi¸ kendisini karşısındakinin yerine koymalı¸ olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır.


2. Karşımızdaki kişinin duygu ve düşünceleri doğru anlaşılmalıdır.


3. Empati kuran kişi¸ zihninde oluşan empatik anlayışı¸ karşıdaki kişiye iletebilmelidir.


Özdeşim¸ bir kişinin birçok yönü ile karşısındaki kişiye benzemesi yoluyla gerçekleşen¸ otomatik¸ bilinçdışı işleyen bir süreçtir. Özdeşleşmede birinci kişinin benliği silinerek yerine diğer kimsenin benliği yerleştirilmelidir. Böylece iki kişi aynı benliği paylaşmaktadır. Empatide ise aynı benlik birlikte var olmaktadır.


Sempatide¸ karşımızdaki kişinin sahip olduğu duygu ve düşüncelerin aynısına sahip olmak esastır. Diğer bir tanım ise¸ “birisiyle birlikte acı çekmek”tir. “Ortak duygu” anlamı da vardır.


Empatide karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak esastır.


Empati ve içtenlik birbiriyle ilişkili kavramlardır. Empati¸ bireyin kendi içinde yaşamasıdır. İçtenlik ise bunu yaparken kendi hayatını algılamak için çaba göstermesidir.


Sezgisel tanı¸ bir başkasının ihtiyaç ve yönelimlerini ortaya çıkarma¸ çözümleme ve formüle etme yeteneği ile ilgilidir.


Empatide ise her türlü değerlendirmeden kaçınılmaktadır.


Bir teoriye göre¸ “sosyal ortam ve bilgi seviyeleri değişse de¸ bireyin suç işlemeye yatkınlığı ve eğilimi sabit kalmaktadır.” “Empati eksikliği”¸ agresif bireylerin davranışlarını açıklamakta kullanılabilir.


Empati kurma ve suç işleme arasındaki teorik ilişkinin temellerini destekleyecek ampirik çalışmalar eksiktir. Suçlularla suç işlememiş grup arasında yapılan araştırmalar tek bir sonuca varmamış ve düzenli olarak suç işleyenlerin düşük empati seviyesine sahip olduğunu göstermemiştir.


Kişilere empati eğitimi vermenin yollarından biri¸ onlara¸ başkalarına ait duygusal yüz ifadelerini teşhis etme konusunda eğitim vermektir. Bazı araştırmacılar¸ duygusal yüz ifadelerini teşhis becerisini genel empatik becerinin bir parçası olarak kabul etmektedirler. Bu durumda¸ deneklere duygusal yüz ifadeleri konusunda eğitim verildiğinde¸ bu eğitim¸ bir anlamda da “empati eğitimi” niteliği taşıyacaktır.


Empati¸ insanları anlamamıza yarayan bir yetenektir. Bu yeteneğin geliştirilmesi eğitimle gerçekleşir. Bu sayede çevremizdeki kişileri daha iyi anlarız.


Sonuç: “Empati¸ çevremizi anlamamız ve mutluluğumuz için gereklidir.”


 


Dipnot



* Prof. Dr. İbrahim BALCIOĞLU


1. İmam Gazali¸ Kimyâ-yı Saâdet¸ Çev. Ali Arslan¸ C. 1¸ s. 32


2. İmam Gazali¸ İhyau Ulûmud-din¸ Çev. Abdullah Aydın¸ İstanbul¸ c. 3¸ ss. 2169-1270.


3. Kemal Sayar-Mehmet Dinç¸ Psikolojiye Giriş¸ DEM Yay¸ İstanbul¸ 2014.

Sayfayı Paylaş