GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARININ İSLÂM'I TEMSİL SORUNU

Somuncu Baba

" Din¸ insanın kendi hayat düzenini¸ geleceğe ilişkin beklenti tasarılarını¸ başkalarıyla olan ilişkilerini¸ kısacası insanın bütün davranışlarını etkileme gücüne sahiptir. Bu boyut¸ hayatın diğer alanları üzerinde dinin yaptığı etkiler içerisinde kendini gösterir."


Günümüzde insanların önünü kesen¸ imanlarını tehdîd eden¸ mânevî hayatı küçük gören¸ rûhî hayatı yok sayan “yol”lar ortaya çıkmıştır. Bugün mâneviyâtı kasıp kavuran¸ ruh-beden dengesini altüst eden¸ insan-tabiat ilişkilerini berbat eden yeni rüzgârlar¸ fırtınalar¸ tayfunlar¸ tsunamiler yaygınlaşmıştır. Bunlara karşı durmak ve karşı koymak için çok güçlü bir yapı ve donanıma sahip olmak¸ çok yönlü talim ve terbiye usûlleri bulmak gerekir.


Günümüz insanının ruhunu¸ gönlünü¸ aklını¸ fikrini tehdîd eden çağdaş mezhep ve tarîkatları¸ modaya uyarak kutsal değerleri terk eden günümüz insanını köleleştiren “kutsal”ları¸ günümüz insanının “gerçek iman”la tanışmasının önündeki engelleri şu şekilde sıralayabiliriz: Materyalizm¸ ateizm¸ sekülerizm¸ rasyonalizm¸ kapitalizm¸ modernizm¸ narsizm¸ nasyonelizm¸ nihilizm¸ postmodernizm¸ Froydizm ve Darvinizm.1


Mustafa Kara'nın tesbitlerinden aktardığım bu veriler¸ günümüz Müslümanlarını ciddî olarak düşündürmeli¸ Müslümanlar yeniden kendilerini muhâsebe etmeli¸ bu ve benzeri tehlikeler karşısında imanlarının salâbeti noktasında ciddî değerlendirmelere tâbi tutmalıdır.


Öncelikle bilinmesi gerekir ki¸ İslâm namaz¸ oruç¸ hacc ve zekâtın şeklen ifasından ibaret değildir. İslâm'ın öngördüğü tesettür¸ kılık kıyâfet¸ şekil ve endâma bürünmek de Müslüman kimliğin tezâhürü açısından yeterli değildir. Elbette İslâm'ın görünür çizgileri¸ şeklî unsurları¸ zarfı ve zâhirî hükümleri vardır. Ancak İslâm'ın zâhirî hükümlerini besleyen bâtınî boyutları da bulunmaktadır. İslâmî yaşam derûnhikemî¸ rûhî boyutları da kapsayan ve ömür boyu süren bir yaşam biçimidir. İslâm sadece zâhirî ve şeklî emirler vermekle yetinmez¸ aynı zamanda derûnî ve kalbî¸ sıcak ve samîmî kurallar da koyar. Zira İslâm sadece sözde ve şekilde kalırsa çıplaktır¸ onun elbisesi hay⸠zîneti vefakârlık¸ mürüvvetliliği ibadetler¸ tâat ve sâlih ameller; direği ve temeli takvâ ve verâ duygusu¸ aslı ve esası Allah'ı¸ Rasûlullah (s.a.v)'ı¸ O'nun Ehl-i Beyt'ini¸ ashâbını¸ sünnetini ve yolunu sevmektir.2


Dinî Hayatın Boyutları


Yazımızın başında ortaya koyduğumuz çağdaş problemlerle baş edebilmek için dinî hayatın tek boyutlu değil bir bütün hâlinde yaşanması gerekmektedir. Yaşanması gereken dinî hayatın boyutlarını şu şekilde sıralayabiliriz:


1. İnanç boyutu: Her dinin¸ mensuplarınca inanmaları gereken inanç ilkelerinden kurulu bir sistemi vardır. Dindar insan kendisini ilâhî varlığa bağlayan¸ O'nunla ilişkiye sokan ve O'na adanmasını sağlayan belirli inançların sahibidir. Bu boyut diğer boyutların temelini¸ nüvesini teşkîl eder ve ayrı ayrı zikredilen diğer boyutlar bu inanç boyutu etrafında birbirine eklemlenmiş hâlde bir bütünlük arz eder.


2. İbadet boyutu: Bu boyut¸ bir dine inanan insanların yerine getirdikleri¸ ya da en azından yerine getirilmesi gereğine inandıkları¸ meselâ İslâm söz konusu olduğunda namaz¸ oruç¸ hacc¸ zekât¸ kurban gibi bütün dinî pratikleri ifade eder. Dindarlık söz konusu olunduğunda bu boyut¸ dinî yaşantının somut tezâhürlerini yansıtmaktadır.


3. Tecrübe boyutu: İnanç boyutunda varlığı kesin bir inanç ile kabul edilen muteâl otorite ile iletişimi içermesi bakımından hissedilmiş ya da bir şekilde tanımlanmış bütün duygu¸ algı¸ sezgi ve duyumları kapsar. Her din mensubu¸ Yüce Kudret'in varlığını vasıtasız olarak içinde duyar ve bundan etkilenir. Kısacası bu boyut dinî tecrübeyi nitelendiren ve onu diğer her bir beşerî tecrübeden ayıran temel unsuru ifade eder.


4. Bilgi boyutu: Bütün dinler¸ mensuplarından inançları hakkında bilgi sahibi olmalarını bekler. Dindar insan¸ inandığı şeylerin muhtevâsı¸ kutsal metinler ve diğer dinî literatürde zikredilen temel esasların oluşturduğu bilgiler manzûmesi hakkında az çok bilgi sahibidir.


5. Etki boyutu: Din¸ insanın kendi hayat düzenini¸ geleceğe ilişkin beklenti tasarılarını¸ başkalarıyla olan ilişkilerini¸ kısacası insanın bütün davranışlarını etkileme gücüne sahiptir. Bu boyut¸ hayatın diğer alanları üzerinde dinin yaptığı etkiler içerisinde kendini gösterir. Dolayısıyla bu boyut¸ dinî bağlılığın bir sonucu ve etkisi olarak bütün hayatın bütün alanlarında yapılması gerekene ilişkin beklentileri kapsar.3


Müslümanlığımızı Güzel Kılmak


Müslüman¸ dinini bilgi¸ duygu¸ tefekkür¸ eylem ve temsil boyutlarıyla bir bütün hâlinde yaşadığı zaman¸ inancın içsel ve dışsal tezâhürlerine sahip olabilmektedir. Geleneksel benliğini aşıp evrensel kişilik kazandığı zaman inancın erdirici ve oldurucu nefesine nâil olabilmektedir. İnanç¸ inananda bir güzellik ve kalite algısı oluşturmaktadır. Zira “Müslümanlardanım.” demek¸ ilâhî kelâmda “en güzel söz” olarak vasıflandırılmıştır.4 Allah (c.c.) “kâinatın¸ hayatın ve ölümün yaratılış sırrını insanlardan hangisinin daha güzel bir hayat yaşayacağı¸ daha güzel ameller ortaya koyacağı imtihanı”na bağlamıştır.5 Yine Rabb'imiz Kur'ân-ı Kerim'de insana¸ “dünyada da âhirette de iyilik ve güzellik talep etmeyi” öğretmiştir.6


“Hep iyiliği şiâr edinmiş olarak¸ Allah'ı görüyormuş gibi bir kulluk duygusu içinde¸ yüzünü ve özünü Allah'a teslim edip bir de İbrâhim'in tevhîd dinine tâbi olan kimseden daha güzel din mensubu var mı?” diye soran Allah (c.c.)¸ önümüze “güzel bir din çerçevesi” koymuştur.7 Kullarının yaptığı infakı¸ Zât'ına verilen “güzel borç” diye niteleyen8 Rabb'imiz Kur'ân-ı Mubîn'de¸ “kötülüğün bile en güzel tarzda uzaklaştırılmasını” öğütlemiş¸9 “Allah'ın yoluna hikmet ve güzel öğütle çağırmamızı¸ mücâdele gerekirse en güzel şekilde mücâdele etmemizi” istemiştir.10



İslâm'ı Güzel Yaşamanın Uygulama Prensibi


Dinin duygu ve eylem boyutundan bahsetmiştik. İslâm'ın güzel bir şekilde yaşanması gönül dürüstlüğü¸ niyet bütünlüğü¸ ihlâs ve samimiyeti gerektirmektedir. İslâm'ı güzel yaşamak için onu samimiyetle benimsemiş olmanın yanında doğru anlamış olmak da lazımdır. Yanlış veya eksik bir bilgi ve anlayış üzerine tam ve mükemmel bir hayat binâ etmek mümkün değildir. Diğer yandan din¸ pratiğe¸ amele ve eyleme dönüşmek zorundadır. “Duyduk ve uyduk” âyetinde ifade buyurulan tereddütsüz bir teslimiyetin olması gerekmektedir. İslâm'ın güzel yaşanması uygulanıyor olmasıyla doğru orantılıdır.11


Müslüman'ın inandığı değerlerle barışık yaşaması¸ inancıyla yüzleşmesini gerektirmektedir. Muhammed Sûresi'nde¸ iman edenlere¸ tekrar iman etmeleri¸ kendilerini bir inanç sorgulamasına tâbi tutmaları emredilmektedir. Günümüz Müslüman'ının en büyük sorunu dini temsil sorunudur. İslâm'ın ana kaynaklarından öğrenilmeyişi¸ yüzeysel dinî bilgiler¸ dinin hükümlerini gereğince öğrenememek İslâm'ın ters düz edilmesine yol açmaktadır. Zira İslâm¸ öğrenildikçe idrâk edilen bir dindir. Dindarlık algımızın birinci sorunu¸ mârifetten uzak kalışımızdır.


Kuru dinî bilgiler de hakikat arayışımızda yetersiz kalmaktadır. Bilginin eyleme dönüşmesi¸ ilmin amelle bütünleşmesi¸ öğrenilen dinî hakikatlerin uygulanması¸ dinî bilginin içselleştirilmesi dinin hayatiyeti için elzemdir. Yaşanmayan din¸ kör ve topaldır. Hayata aksetmeyen¸ inananı yönlendirmeyen din anlamlı sonuçlar vermeyecektir. Yapılan sosyolojik araştırmalarda¸ Türkiye Müslümanlarının kâhir ekseriyetinin Kur'ân meâlini bir kez de olsa okuyamamış olmaları¸ inandıkları Kutsal Kitab'ın farkında olamayışları¸ insanlığa rahmet olarak gönderilen İslâm'ın rahmet atmosferine bürünemeyişlerine sebep olmaktadır.


Dinin bilgi ve amel boyutu yerine gelse de¸ eğer o din duygu derinliği¸ vecd atmosferi¸ mânevî heyecan ve candanlık hissiyle yaşanmıyorsa aksiyoner bir kimlik kazandırmaz. Arayış motorunun çalışması her şeyden önce iştiyâk ruhunun canlanmasına bağlıdır. İnananların içli¸ duygulu¸ hisli ve candan tabiatları dinin diriltici ruhuna bürünmeyi sağlayacaktır. İslâm adanmış ruhlar ister; hesâbî değil hasbî canlar arzular. Allah'ı gereğince tanımaya çalışanlar Allah'ın kudretine teslim¸ irâdesine râm¸ hakikatine müştâk¸ rahmetine susamış ve vuslatına hayrân mü'minlerdir. Din bilgi¸ eylem ve duygu derinliğidir.


Yaşanan¸ bilinen ve sevdâlanılan din hayatiyet kazanmak ister. Aksiyona bürünmek ister. İslâm kendi bütünlüğü içerisinde varlık serüvenini devam ettirmek ister. Müntesiplerinden kendisini gereğince temsil etmelerini ister; inanan ve adanmış ruhların iyiliğe motor¸ kötülüğe fren olmalarını şart koşar. Çünkü Müslümanlar insanlık için gönderilmiş en hayırlı ümmettir. Müslümanlar insanlığın yüz akıdır. Rahmet ekini¸ diriliş muştusu¸ hakikatin adresi¸ insanlığın sâhil-i selâmeti olması gereken Müslümanların İslâm'ı teblîğ görevi dinin bir diğer boyutudur. İ'lâ-yı kelimetullah davası¸ inananların içlerinde taşıdıkları aşk tûfânını bir volkan misâli bütün dünyaya yansıtmalarını gerekli kılar. İslâm cemaat dinidir. Bu din bütün insanlığın kurtuluş iksîridir. İslâm'la insanlık arasında oluşturulan buz dağlarını eritmek ancak aşk yangınına tutuşmuş müntesiplerinin sıcak nefesleriyle sağlanacaktır. Kin¸ nefret¸ bağnazlık¸ taassup¸ cehâlet¸ atâlet¸ düşmanlık ve kabalıktan uzak bir şekilde dinin salâhiyetine bürünmek günümüz Müslümanlarının çıkış noktasıdır.


Yazımızın başında sıraladığımız inanç savrulması¸ ideolojik kasırgalar¸ anlayış bozuklukları ve sahte inançlar karşısında sağlam inanç¸ güçlü irade¸ güçlü iman kültürü¸ kesintisiz İslâmî yaşantı¸ yılgınlık göstermeyen İslâmî teblîğ ve temsîl faaliyetleri yegâne çıkış noktamızdır. Müslümanların ahlâk seferberliğini başlatması¸ birlik ve beraberlik ruhunu canlandırması¸ parçalanmış din anlayışını değil bütüncül bir din anlayışını benimsemesi esastır. O hâlde hepimizin üzerine düşen yegâne görev¸ İslâm'ı bütün incelikleriyle öğrenmek¸ eksik bilgilerimizi gidermek¸ İslâm'ı aşkla yaşamak¸ İslâmî heyecana derinden sarılmak ve İslâm'ın nesilden nesle aktarılmasında gayretli davranmaktır.


 


Dipnot


1. Kara¸ Züleyhâ'ya Mektuplar¸ s. 153-154.


2. Coşan¸ Başmakaleler 2¸ s. 187.


3. Çakmaklıoğlu¸ “Mevlânâ'ya Göre İnanç ve İbadet Boyutlarıyla Dindarlıkta Sûretten Mânâya Yöneliş”¸ Marife¸ c. VII¸ Sy. 3¸ s. 8-9.


4. 41/Fussilet¸ 33.


5. 11/Hûd¸ 7; 67/Mülk¸ 2.


6. 2/Bakara¸ 201.


7. 4/Nis⸠125.


8. 2/Bakara¸ 245; 57/Hadîd¸ 11¸18; 64/Teğâbün¸ 17; 7. 3/Müzzemmil¸ 20.


9. 23/Mü'minun¸ 96; 41/Fussılet¸ 34.


10. 16/Nahl¸ 125.


11. Çakan¸ “İslâm'ı Güzel Yaşamak”¸ Altınoluk¸ Sayı: 300¸ s. 7.

Sayfayı Paylaş