GAZALİ DÜŞÜNCESİNDE KALBİN MAHİYETİ

Somuncu Baba

Gazâlî'nin kalp kavramını¸ ruhsal süreçlerle bağlantılı bir anlamda kullanması bizlere modern psikolojideki ruh kavramını çağrıştırmaktadır. Kelime anlamı olarak “ruh bilim” şeklinde kullanılan psikolojideki “ruh” kavramı da¸ işlevleri ve görüngüleriyle psikolojide yer bulur.


Gazâlî¸ insan kişiliğinde biri zâhirî¸ biri bâtınî olmak üzere iki yön olduğundan söz eder. Ona göre kişiliğimizin zâhirî olan yanı dış gözlemle algılanabilir. Bu zâhirî yan¸ somut varlığımız olup¸ tüm fiziksel yapımız bu yanımızla ilgilidir. Eller¸ ayaklar¸ diğer bedensel özellikler¸ yani bir insana baktığımızda gördüğümüz ne varsa hepsi onun zâhirî yönüdür. Diğer yandan insanın görülemeyen¸ somut olarak tecrübe edemediğimiz bir de bâtınî yönü vardır. Gazâlî¸ insandaki kişiliğin bu yönünün ruh¸ kalp veya nefis kavramlarıyla açıklanan çeşitli özellikleri içerdiğini belirtir. Aslında ona göre¸ insanın gerçek insan yönü bu bâtınî yönün askeri ve hizmetçisidir. Gazâlî bu bâtınî yöne kalp adını vererek¸ “İnsanın hakikatı budur.” der.


Gazâlî'ye göre kalbin iki anlamı vardır: Birinci anlamı¸ kozalak büyüklüğündeki bir et parçasıdır. İnsana canlılık vermesi hasebiyle ruhun kaynağı olan bu maddî kalp¸ tüm insanlarda hatta diğer canlılarda var olan¸ ölülerde bile bulunan bir cisimdir. Gazâlî'nin ifadesiyle¸ “hayvanlarda¸ hatta ölülerde bile var olup¸ somut(zâhir) bir gözle görülebilir.”1 Oysa insanın bâtınî yönünü anlatan kalp¸ soyut ve psikolojik işlevleri olan bir şeydir. Gazâlî'nin kişilik ve davranışlar üzerinde etkili olduğunu belirttiği kalp¸ önceki anlatılan biyolojik kalp değil¸ tam da budur. Dolayısıyla ona göre kalbin bir anlamı daha vardır. Diğer bir deyişle o¸ bu görülebilen kalbin dışında¸ bir de görülemeyen ama yaşantılanan bir ruhsal varlık olarak ikinci bir kalpten söz etmektedir. İnsan davranışları açısından asıl önemli görevi gören bu kalp olup¸ biyolojik değil ruhsal süreçlere kaynaklık eder ve Gazâlî'nin ifadesiyle “Allah'ın latif bir ruhu” olan bir varlıktır. Bu anlamıyla tanımlanan kalbin¸ maddî kalp ile doğrudan bir ilgisi söz konusu değildir. Ayrıca ruhsal süreçlerle bağlantılı bir anlam içeren kalbin ne olduğu¸ maddî kalp ile ilgisi gibi konular üzerinde durmayı Gazâlî gereksiz ve asıl konudan uzaklaştırıcı görür. Ona göre¸ asıl olan ruhsal süreçlerin merkezi olan kalbin ne olduğu değil¸ sıfatları ve ona bağlı yaşantı süreçleridir. Çünkü bunlar¸ herkesin anlayacağı ve yaralanabileceği şekilde daha kolay algılanabilir ve insan psikolojisini çözümlemeye yardımcı olur. Soyut bir felsefi iknâ ve açıklama olmayıp¸ insanın kendi iç dünyasını anlamasına katkı sağlar.2


Gazâlî'nin kalp kavramını¸ ruhsal süreçlerle bağlantılı bir anlamda kullanması bizlere modern psikolojideki ruh kavramını çağrıştırmaktadır. Kelime anlamı olarak “ruh bilim” şeklinde kullanılan psikolojideki “ruh” kavramı da¸ işlevleri ve görüngüleriyle psikolojide yer bulur. Yâni ruh kavramının ne olduğu¸ nasıl var olduğu v.b. konuları¸ insanı tanıma ve anlama çabasında gereksiz bulan modern psikoloji¸ ruh kavramı üzerinde durmaz. Ama ruha adfedilen duygu¸ düşünce¸ tutum¸ algı v.b. hususları çalışma konusu yapar. Hatta ruh kavramının yol açtığı zihin karmaşıklığı karşısında¸ ruh yerine zihin¸ ruhsal süreçler yerine de zihinsel süreçler ifadelerini sıklıkla kullanır.3 Gazâlî'nin kalp kavramına psikolojik olarak yüklediği anlam da¸ daha çok onun işlevleriyle ilgilidir. İnsanların günlük hayatlarındaki yaşantı ve ilişkilerinde işlevsel olan çeşitli ruhsal süreçler¸ ona göre kişiliğin özündeki kalbin durumuyla doğrudan ilgili olacaktır.


Gazâlî¸ kalbin mahiyetini anlayabilme noktasında mükâşefe konusuna girmek gerekeceğini belirtir. Mükâşefe¸ yani hakikati kavrayabilmiş olanlara¸ ilâhi sırların görünmesi gibi bir gücün verilmesi olup¸ nitekim kalbin temel niteliği de Hakk'ın cemâlini görmektir. Bu nedenle¸ bireysel ve sosyal süreçleri çözümleyebilmek için¸ kalbin ne olduğu değil¸ nasıl işlev gördüğünü bilebilmek ve anlayabilmek gerekir.

Sayfayı Paylaş