AZAMET VE KEREM SAHİBİ ZÜ'L-CELÂLİ VE'L-İKRÂM

Somuncu Baba

Yüce Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan “Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm'ın “ism-i a'zam”la da yakından ilişkisi vardır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.)'dan gelen hadislerde “ism-i a'zam”dan bahsedilmektedir. İsm-i a'zam sözlükte “en büyük isim” anlamına gelmektedir. Terim olarak¸ Allah'ın en güzel isimleri içerisinde yer alan bazı isimleri için kullanılmıştır. İslâm âlimleri¸ Allah'ın isimlerinin hepsinin eşit derecede büyük ve üstün olduğunu söylemiş¸ birini diğerlerinden ayırmamışlardır. Ayrıca¸ bu konuyla ilgili bütün hadisler göz önünde bulundurular


Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm¸ “azamet sahibi¸ yüce ve noksan sıfatlardan münezzeh ve kemâl sıfatlarıyla muttasıf olmak” anlamında “azamet ve kerem sahibi” demektir. El-Celâl¸ Allah'a nisbet edildiğinde¸ “hiçbir kayıt ve kıyas kabul etmeksizin azamet sahibi¸ kadr ü kıymeti ve mertebesi en yüce olan” gibi anlamlar taşır.1 Kerem ise¸ iyilik¸ cömertlik¸ şerefli olmak¸ üstünlük¸ bağış¸ beklenti ve karşılık olmadan kolaylıkla vermek gibi çok yönlü anlamlar ihtivâ eder. Günahkârı bağışlayan¸ söz verdiği zaman yerine getiren¸ verdiği zaman umulandan daha fazlasını veren ve ne kadar verdiğine bakmayan… İşte bütün bu vasıfları kendisinde toplayan¸ mutlak mânâda el-İkrâm sahibi olan Yüce Allah'tır. O'nun hazinesi güçlü olup¸ kullarına lütufları karşılıksızdır.2 Çünkü O; “büyüklük ve ikrâm sahibidir.”3 Bu sıfat¸ O'nun varlıkta tezâhür eden ihsânının bir ismidir. Allah¸ yücelik ve en geniş ikrâm sahibidir.4 Bu bağlamda en cömert¸ en şerefli ve en değerli gibi bütün güzel hasletleri kendisinde taşıyan O'dur.5 Yüce Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan el-Celâl ve el-İkrâm¸ Kur'an-ı Kerîm'de¸ aynı muhtevâda olmak üzere¸ Zü'l-Celâl terkîbiyle iki âyette yer almıştır:


“Ancak azamet ve ikrâm sahibi (Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm) Rabb'inin zâtı bâkî kalacaktır.”6


“Azamet ve ikrâm sahibi (Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm) Rabb'inin adı yücedir.”7


Bu Zü'l-Celâli ve'l-İkram sıfatı Allah'a mahsus olan ve O'ndan başkası için kullanılmayan sıfatlardandır. Bu ikisi Allahu Teâlâ'nın en husûsî vasıflarından olup bu iki vasıf üzerinde tefekkür etmek insana derin ufukların açılmasını sağlar.


Celâl sahibi oluş¸ Yüce Allah'ı tenzîh ve ta'zîm etmeyi gerektirir. Tenzîh¸ her türlü yaratılmışlık sıfatlarından ve her türlü noksanlıklardan soyutlama demektir. Çünkü O'nun bir benzeri¸ eşi ve emsâli yoktur. O¸ hiçbir şeye benzemez. Bu akîde bütün mü'minler tarafından korunmalıdır.


Öte yandan her türlü ta'zîm¸ hürmet ve yüceltme konusunda da gerekli hassasiyet gösterilmelidir. Her şeyin yaratıcısı olan Yüce Allah¸ hakkıyla tenzîh ve ta'zîm edilmelidir. Her ne kadar el-Celâl ismi O'nun azamet ve ululuğunu sembolize ediyorsa da el-İkrâm yönü de şefkatini¸ merhametini ve tüm mahlûkâta sevgisini ifade eder. Bu ikrâmın türlü türlü tezâhürleri vardır. Kendisine itâat eden kullarına yerine göre bol rızık¸ zamanlarına bereket¸ yerine göre öte dünyada makamlarını âlî etme¸ cennetlere eriştirme ve cemâliyle müşerref kılma gibi tecellîler şeklinde cereyân eder. Allah'ın mahlûkatına olan ihsân ve ikrâmı sayıya gelmeyecek kadar çoktur. Şanı Yüce olan Rabb'imizin şu kelamı bu hususu açıklar:


“And olsun¸ biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.”8


İnsan bu âyette anılan vasıflara lâyık olmak için çaba sarf etmeli¸ Cenâb-ı Hakk'a olan sorumluluklarını tam olarak yerine getirmelidir.


İsm-i a'zam Ne Demektir?


Kaldı ki¸ Yüce Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan “Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm'ın “ism-i a'zam”la da yakından ilişkisi vardır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.)'dan gelen hadislerde “ism-i a'zam”dan bahsedilmektedir. İsm-i a'zam sözlükte “en büyük isim” anlamına gelmektedir. Terim olarak¸ Allah'ın en güzel isimleri içerisinde yer alan bazı isimleri için kullanılmıştır. İslâm âlimleri¸ Allah'ın isimlerinin hepsinin eşit derecede büyük ve üstün olduğunu söylemiş¸ birini diğerlerinden ayırmamışlardır. Ayrıca¸ bu konuyla ilgili bütün hadisler göz önünde bulundurularak¸ bazı isimlerin diğerlerinden daha büyük ve faziletli olduğu görüşü de benimsenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bazı hadislerinde ism-i a'zamdan bahsedilmekte¸ bu isimle duâ edildiği zaman¸ duânın mutlaka kabul edileceği bildirilmektedir: “İsm-i a'zam¸ Allah'a aittir. Kim o isimle duâ ederse¸ kabul edilir. Kim onunla istekte bulunursa¸ verilir.”9 Peygamber Efendimiz'in bu ismi bildiği hâlde ümmetine bildirmemesi¸ mü'minlerin sadece Allah'ın bu ismine yoğunlaşıp diğer isimlerini ihmâl etmeleri endişesinden dolayıdır. Hangi ismin ism-i a'zam olduğu konusunda birçok hadis vardır. Fakat Allah'ın en büyük isminin hangisi olduğunu kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Çünkü bu hadislerin bir kısmında “Allah” ismi¸ bir kısmında ise “Rahmân¸ Rahîm” (esirgeyen¸ bağışlayan)¸ “el-Hayyü'l-Kayyûm” (diri ve her şeyi ayakta tutan)¸ “Zü''-Celâli ve'l-İkrâm” (ululuk ve ikrâm sahibi) isimleri Allah'ın en büyük ismi olarak belirtilmektedir. Öte yandan Hz. Ali'nin ism-i a'zam olarak şu altı ismi saydığı zikredilmektedir: “Ferd¸ Hayy¸ Kayyûm¸ Hakem¸ Adl¸ Kuddûs”.


İsm-i a'zamla ilgili olarak rivâyet edilen hadislerden bazıları şöyledir: “Rasûlullah (s.a.v.) bir kişinin şöyle duâ ettiğini işitti: “Allah'ım¸ şehâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen¸ kendisinden başka ilâh olmayan Allah'sın¸ birsin¸ Samed'sin (hiçbir şeye ihtiyacın yok¸ her şey sana muhtaç)¸ doğurmadın¸ doğmadın¸ bir eşin ve benzerin yoktur.” Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Nefsimi kudreti elinde tutan Zat'a yemin olsun¸ bu kimse¸ Allah'tan ism-i a'zamı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki¸ kim ism-i a'zamla duâ ederse Allah ona icâbet eder¸ kim onunla talepte bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir.”10


İsm-i A'zam ile Duâ


İsm-i a'zamla ilgili bir başka hadis de şöyledir: Bir adam şöyle duâ etmiştir: “Ey Allah'ım¸ hamdlerim sanadır¸ nimetleri veren sensin¸ senden başka ilah yoktur. Sen semâvât ve arzın celâl ve ikrâm sahibi yaratıcısısın¸ Hayy ve Kayyum'sun (kâinatı ayakta tutan hayat sahibisin). Bu isimlerini şefâatçi yaparak senden istiyorum!” (Bu duâyı işiten) Rasûlullah (s.a.v.) sordu: “Bu adam neyi vesîle kılarak duâ ediyor¸ biliyor musunuz?” “Allah ve Rasulü daha iyi bilir.” “Nefsimi kudreti elinde tutan Zat'a yemin ederim ki¸ o¸ Allah'a¸ ism-i a'zamı ile duâ etti. O ism-i a'zam ki¸ onunla duâ edilirse Allah icabet eder¸ onunla istenirse verir.”11


Gerek Kur'an'da ve gerekse Hz. Peygamber (s.a.v.)'in hadislerinde geçen Allah'ın Celâl ismi¸ O'nun bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna¸ İkrâm ismi ise¸ bütün kemâl sıfatlarla muttasıf bulunduğuna işaret eder. Bu sebeple¸ duâlarımızdan bu iki güzel ismi hiç eksik etmemeliyiz. Onun için “yâ Ze'l-Celâli ve'l-İkrâm”¸ zikrimiz ve virdimiz olmalı¸ dilimiz ve gönlümüzden bu isimleri hiç düşürmemeliyiz.


Evet¸ Yüce Allah Celâl ve İkrâm sahibidir. Karşısında hiçbir varlık kendi kendine tutunamaz. O¸ azamet ve celâliyle her şeyi yok eder. Yegâne ulu ve yüce O'dur. O¸ hiç kimseye muhtaç değildir¸ her şey O'na muhtaçtır. O¸ dilediği kimselere hayat verir¸ dilediği kimselerin de hayatına son verir. O¸ dilediği şekilde hükmetme iradesine sahiptir. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v.) duâlarından Yüce Allah'ın Celâl ve İkrâm isimlerini hiç eksik etmemiştir. Onun bu isimlerin geçtiği duâlarından birisi şöyledir:


“Allahümme entesselâmü ve minkesselâm tebârekte ya Ze'l-Celâli ve'l-İkrâm”/ “Ey Allah'ım! Selam sensin¸ selâmet sendendir. Ey Celâl ve İkrâm sahibi Rabb'im! Sen yücesin.”12 Zaten beş vakit namazın farzlarından sonra bu duâyı okuyoruz.


Ben inanıyorum ki¸ Yüce Allah'ın el-Celâl oluşu karşısında her mü'min O'na karşı tenzîh ve ta'zîmde kusûr etmez. El-İkrâm ismi sayesinde de O'na karşı olan sevgi ve saygısından bir şey eksiltmez. Bu iki isim mü'mine mânevi anlamda güç ve umut vermekle birlikte havf ve recâ arasında mu'tedil bir dindarlık yaşamasının da ölçüsünü verir.


 


Dipnot


1. El-İsfehânî¸ el-Müfredât¸ s. 133; Topaloğlu¸ Bekir¸ “Celîl”¸ DİA¸ İstanbul 1993¸ VII¸ 267.


2. El-Cürcânî¸ Seyyid Şerîf¸ et-Ta'rîfât¸ Beyrut 1987¸ s. 234.


3. 55/Rahmân¸ 78¸ 27.


4. 55/Rahmân¸ 27¸ 58.


5. 96/Alak¸ 3.


6. 55/Rahmân¸ 27.


7. 55/Rahmân¸ 78.


8. 17/İsr⸠70.


9. Tirmizî¸ “Da'avât”¸ 65; Ebû Davud¸ “Salât”¸ 358.


10. Tirmizî¸ “Da'avât”¸ 65.


11. Ebû Dâvud¸ “Salât”¸ 368.


12. Müslim¸ “Mesâcid”¸ 135-136.

Sayfayı Paylaş