SİZİN TARAFINIZ NEDİR?

Somuncu Baba

Kur’an-ı Kerim’de Şems Suresi 8. ayette insanın fıtratına iyilik ve kötülük duygusunun ilham edildiği haber veriliyor. İnsan fıtratında var olan bu duygulardan istekler alır. İyilikten (takva) gelen isteğe uyanlar¸ iyiliğin sesini dinleyenler güzel işler yaparlar ve Allah’ın salih kulları arasında yer alırlar. Nefsinden gelen kötülüğün (fücur) isteğine uyanlar ve kötülüğün sesini dinleyenler ise çirkin işler yaparlar ve Allah’ın günahkâr (facir) kulları arasında yer alırlar. İnsanın istikamet üzere hayatını devam ettirebilmesi için¸ imanın hayatın merkezinde olduğu ve her şeyi

Her insanın inanç ve dünya görüşüne göre bir yaşam tarzı¸ bir kişiliği ve bir duruşu vardır. Kişilik ve duruş¸ bireyin tercih ettiği paradigma/düşünce mekanizmasına göre şekillenir. Paradigma; bilim felsefecisi Thomas Kuhn’a göre belli bir zaman dilimi içerisinde bir grubun ya da topluluğun düşünme biçimi¸ davranışlarını belirleyen bir dünya görüşü¸ perspektif¸ algılama ve değerlendirme sistemidir. Türk Dil Kurumu paradigma kavramına “değerler dizisi” anlamını verir. Model¸ perspektif¸ algılama sistemi ve düşünce biçimini tek kelime ile ifade ettiği için biz de bu yazıda düşünce sistemi anlamında paradigma kavramını sıklıkla kullanmayı tercih ettik. İnanç ve dünya görüşünü besleyen parametreler¸ yaşam tarzının dini değerler açısından niteliğini ve niceliğini tayin eder. Günümüz dünyasında iki temel paradigmadan ve bu paradigmaların oluşturduğu kişilik ve duruştan söz edebiliriz.

a)  Dini¸ hayatın merkezine yerleştiren dünya görüşü¸

b)  Sekülarizmi hayatın merkezine koyan popüler kültürün dünya görüşü¸ 

Şekil 1: Din ve İman Merkezli Paradigma

Bu düşünce sisteminde din ve iman¸ düşüncenin ve hayatın merkezinde yer alır. Sosyal hayatla ilgili her şey dine göre şekillenir¸ yönlendirilir ve hayat aşağıdaki parametrelere göre değer kazanır. 

 

İman merkezli paradigmanın parametreleri şunlardır:

·  Kaynak: Kitap¸ sünnet¸ temel kaynaklar¸ örf¸ gelenek¸ güncel makul yorumlar ve fıtrat

·  Tercih Sebebi: Kalpte oluşan iman ve akılda oluşan bilgi ve bilinç

·  Değer Ölçüsü: Allah’ın rızasına¸ dinime uygun mu? Caiz mi?

·  Hayat Felsefesi ve Amacı: Salih bir kul olmak ve dünyada yaralı bir insan olmak¸

·  Hayati etken/ Saik (Motivasyon): Bu gün Allah için ne yaptın?   İki günü eşit olan ziyandadır. İman¸ amel etmeyi ve güzel işler yapmayı gerektirir.

·  Söz ve Davranış Kontrolü: İman¸ vicdan¸ hesap verme bilinci¸

 

 

Mü’minin varlıklarla münasebeti:

a) İnsan-Allah münasebeti: Allah en büyüktür¸ yaratıcıdır¸ yegâne ma’buddur¸ her şeyin sahibi ve maliki Allah’tır. Kulun var oluşu ilahi bir lütuftur. Kul her halükârda Yaratıcısına muhtaçtır.

b) İnsan-insan münasebeti: İnsanlar¸ Allah’ın eseri olduğu için sevilir¸ sayılır¸ hakkaniyet ölçüsüne göre ilişki kurulur. Kul hakkına riayet¸ en önemli hassasiyetlerdendir.

c)  İnsan-eşya münasebeti: Eşya hayatı kolaylaştıran bir araçtır¸ emanettir. Sahibi Allah’tır¸ dilediğine lütfeder. Dünya malı¸ meşru yollardan kazanılır ve meşru yollarda kâfi miktarda harcanır. Zekât¸ fitre¸ sadaka¸ kurban¸ hac vb mâlî ibadetleri ifa etmeye yarayan bir araçtır.

 Bu paradigmanın neticesi güzel ahlaktır. Güzel ahlak; sağlam inanç¸ İslamî bir dünya görüşü ve mazbut bir yaşam tarzıyla elde edilir. Hayatın temel gayesi de zaten¸ iman ve ibadetlerle ahlaklı ve erdemli bir insan olabilmektir.

 

Bu parametrelere göre oluşan kişilik ve insani duruş:

İç huzur sahibi¸ tutarlı¸ yararlı¸ yeterli¸ dünya ve ahret için yaşayan¸ yaratılış hakkında bilinçli¸ çevreye ve sorumluluklarına karşı duyarlı olgun ve saygın bir kişilik.

Şekil 2:  Popüler kültürün paradigması

Bu düşünce sisteminde din etkin değildir¸ sosyal hayatla ilgili her şey¸ yararlanma¸  eğlenme ve haz alma güdüsü ile yapılır. Sosyal hayat¸ popüler kültür tarafından yönlendirilir.

 

Modern hayatta yaygın olan bu düşünce ve yaşam tarzının parametreleri şunlardır:

· Kaynak:  TV¸ internet¸ eğitim sistemi¸ çevre kültürü ve nefisten gelen içgüdüler.

· Tercih Sebebi:  Beyin ve kalpte oluşan arzular¸

· Değer Ölçüsü: Kaç para eder¸ insanlar beğenir mi?

· Hayat Felsefesi ve Amacı:  İşini bilen ve çıkar sağlayan bir insan olmak¸ gemisini yürüten kaptan zihniyeti¸

· Hayati etken/ Saik (Motivasyon): Nefsanî tatmin¸ eğlence¸ felekten bir gün çalma¸ kafana göre takıl¸ hayatını yaşa¸

 Söz ve Davranış Kontrolü:  Caydırıcı kanuni cezalar ve mahalle baskısı¸

 

Seküler insanın varlıklarla münasebeti:

a)  İnsan-Allah münasebeti:  Allah’ın hayatındaki yeri belirsizdir¸ ya inanmaz¸ eğer inanıyorsa işi düşünce Müslüman olduğunu hatırlar ve dua eder.

b)  İnsan-insan münasebeti:  İnsanlarla olan münasebetinde hep bencildir¸ kendi çıkarını düşünür¸ işine yarayan insanlar değerlidir ve arkadaşlık yapılmaya layıktır.

c)  İnsan-eşya münasebeti:  Para her şeydir¸ hayat para ile idame ettirilir¸ ne kadar malın varsa o kadar değerlisin¸ “malın kadar konuş” zihniyeti¸

Bu parametrelere göre oluşan kişilik ve beşeri duruş:

Ardı arkası kesilmeyen istekleri vardır¸ elindekilerin kaybolmasından endişe eder¸ mecbur kalırsa tutarlıdır ve kurallara mecburen uyar. Günü birlik yaşar¸ ne kadar çok para kazanır ve harcarsa ve eğlenirse o kadar mutlu olacağını düşünür. Çıkarı için her ortama uyum sağlar.

Kur’an-ı Kerim’de Şems Suresi 8. ayette insanın fıtratına iyilik ve kötülük duygusunun ilham edildiği haber veriliyor. İnsan fıtratında var olan bu duygulardan istekler alır. İyilikten (takva) gelen isteğe uyanlar¸ iyiliğin sesini dinleyenler güzel işler yaparlar ve Allah’ın salih kulları arasında yer alırlar. Nefsinden gelen kötülüğün (fücur) isteğine uyanlar ve kötülüğün sesini dinleyenler ise çirkin işler yaparlar ve Allah’ın günahkâr (facir)  kulları arasında yer alırlar. İnsanın istikamet üzere hayatını devam ettirebilmesi için¸ imanın hayatın merkezinde olduğu ve her şeyi belirlediği bir dünya görüşüne sahip olması gerekir. Düşünce sisteminin merkezine çıkar¸ oyun ve eğlenceyi yerleştirenler ise ömrünü geçici heveslerle zayi eder ve kendine yazık etmiş olur.

Yukarıda şekillerle ifade etmeye çalıştığımız düşünce sistemleri konusunda iki arada bir derede kalmak¸ tarafsız olmak ve ikisini de idare etmek söz konusu olamaz. İslami bir duyarlılığı olanların tercihlerini mutlaka birinci paradigmadan yana yapmaları gerekir.

Çeşitli dünya görüşleri arasında daha farklı paradigmalardan da bahsedilebilir. Biz Şems Suresi 8. ayetin ışığında iki paradigmaya işaret etmiş olduk.

Sayfayı Paylaş